Sayfalar
Eylül 2009
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Tem   Eki »
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
282930  

Archive for Eylül, 2009

Merhaba Kalbim

Pazartesi, Eylül 14th, 2009
Merhaba kalbim kızgınsın bana biliyorum üzgünsün seni çok iyi anlıyorum seni kırıp geçirdim değil mi?
Farkındayım herşeyin ağlıyorsun kırık halinle

Özür dilerim seni incittiğim için.

Garip değilmi sana çektirdiklerim şimdi bana sitem ediyorsun biliyorum
Özür dilerim kalbim seni böyle bir sevdaya kaptırdığım sana sahip çıkamadığım için.
Biliyorum seni başkalarına ulaştırmadan önce ben ulaşmalıydım sana bu kadar kırılmazdın değil mi o zaman.

Olan oldu ne yapalım diyorsun çünkü beni seviyorsun ama bense seni bu hale soktuğum için üzülüyorum.
Biliyorum seni çok acıttım sen anlayabiliyormusun beni. Anlıyorsun biliyorum çünkü sen benim kalbimsin.
Söylesene suçlu kim?
Biliyorum sende cevap vermek istemiyorsun bu soruya zaten bende artık sormuyorum biliyorum ki tek suçlu BEN.

BEN’den oldu herşey ne olduysa sorumlusu BEN

BEN ETTİM HERŞEYİ SANA BİLİYORUM KALBİM
Şimdi seni bu kırgın halinle terkedermiyim sanıyorsun
Korkma bundan sonra olmaz bir daha böylesi bir sevda.

Artık dostlarım var benim dost olabildiklerim seni vermeden seni paylaşıyorum onlarla

Ama sen hep benimlesin korkma incitmeyeceğim seni bir daha
Çünkü sokmayacağım seni böylesi sevdalara
Merak etme konuşuruz artık uzun uzun seninle zamanımız çok olacak birbirimizle dertleşmeye.
Seni terk etmedim sende beni terketme sakın olur mu kalbim.

Anıları anlatırız birbirimize bazen güzel anılarla güleriz bazense bazense ağlarız!

Kalbim tek birşey diyebiliyorum sana beni affet çünkü seni kırdım üzdüm belki de seni ayaklar altına aldırdım.
Sen saf duygular beslemiştin ona bende öyle ama!Ah benim yaralı yüreğim! Yine canın acıdı değil mi? Nasıl acımaz ki? yine hatırladın onu….seninle ne de çok dertlesirim degilmi??Sakince dinlersin benibazende firtinaya tutulursun.

Kolay degil be kalbim benim tufanlarima tutulmak…Ask olsun diyorum bazen kalbime! Ask olsun kalbim sana Ilahi Ask olsun!…Beni bir tek sen anlıyorsun..Artık seni dinlemek istiyorum yüreğim artık senin sesini seçiyorum. Artık seninle olmak istiyorum. Seni susturup dışarıyı dinlediğim yeter diyorum. Haksız mıyım yüreğim söyle bana?

Başkalarından önce seni dinleseydim şuan sen bu kadar yaralı olmazdın.Ben seni dinlemeyi seçtim ama çok geç yaptım değil mi bu tercihi? ve senin artık sesin çıkmıyor konuşacak mecalin yok ya da bana küssün. Bazen varlığını tamamen unuttuğum anlar bile oldu yüreğim. Haklısın seni çok yalnız bıraktım aslında kendimi. Ama pişmanım. Seni tamir etmek için uğraşıyorum ne olur bana yardım et. Yeniden dirilelim yeniden dost olalım. Bundan sonra seni dinleyeceğim. Çünkü sen hep benden yanasın biliyorum.

Bana yine doğruyu fısılda ne olur yaralarını tamir edebilmek için ne yapmalıyım? Bana söyle….(n.a.z.l.i.m.m)

Benim kırgınlığım aşk’a.. Sen üstüne alındın..

Cumartesi, Eylül 12th, 2009

Biliyorum konuşacak birşeyimiz kalmadı, paylaşacak hiç bir şeyimiz yok.
Yine de yüreğimden gücümün yettiği yere kadar sana sesleniyorum,
seninle konuşuyorum… Bugün sana olan kırgınlığımı rafa kaldırdım,
sevgimi aldım avuçlarımın arasına, ona sığınıyorum… Cümlelerimi kısalttım,
kelimelerim buruk, gülüşlerim istenmeyen dudaklarımda…

Bir ihtimal gelişine sığındığımı farkettiysem de, engel olamadım gurursuz
ama umutlu hasretine… Bugün gönlümü hoş tutmak istiyorum,
imkansız olan her rüyaya inanasım geliyor… Bir çocuk gibi
isteklerimi bastıramıyorum… Çalmayan telefonuma elim gidiyor,
sana halen bende olduğunu ısrarla yazmaya çalışıyorum… Bende olan seni,
hiç kırmadım, değiştirmedim ve hep korudum desem de, sendeki benin
nasıl olduğunu, gülüp gülmediğini anlamsız bir sıkıntıyla merak ediyorum…

İçimdeki güzelliğine inanıp inanmamanı artık umursamıyorum!
Üşüyorum, bu üşüme yalnızlığımdan geliyor ve sarıyor her tarafımı…
Tutunabileceğim hiçbir güzellik yok, hatırlamaktan usanmayacağım
anılarım dışında… Isınabilmek için onlara sarılıyorum…
Anlamsız ve cevapsız sorular hınzırca sırıtıyor, ben görmemeye
çalışıyorum… Düşler uzak gibi görünüyordu ama yakındı…

Belki de görmeyi istemek gerekiyordu… Gözlerini aç desem kapatacaksın
ama kapatma gözlerini! Kendime bir demet papatya aldım ama bakmadım
falıma… Gözlerimi gelişlere verdim, gözlerimdeki hüzün bile seni özlemiş
itiraf etti sonunda… Düşüncelerim gururlu, hayallerim ve sevdam değil…
Gelseydin, kendimi unutup sana koşacaktım, susturacaktım içimdeki isyanı,
kavgaların ortasında bir güneş gibi doğup ısıtacaktım yüreğini,
sevinçten ağlayacaktım bu defa, mutluyken hemen sarhoş olmuşum gibi,
dokunacaktım, sarılacaktım. Ama gelmedin, gelemezdin belki de gelmeye de
hiç niyetin yoktu aslında… Kendimi kandırdığımı anladığımda ağlıyordum…

Eskiden kimi şarkıların ne kadar anlamlı olduğunu düşünürken, şimdi
ayrılığın ardından çalınan her şarkı umutsuzluğumu ve sevgimi anlatıyormuş
gibi geliyor… Sevdiğim ne çok şarkı varmış, bunu senin gidişin gösterdi bana…
Her şarkıda sen varsın, her yerde, her gördüğüm insanda, denizde,
gecede, uykumda… Nasıl beceriyorsun her yerde olabilmeyi…
Bu bir marifetse eğer, neden benim yanımda degilsin ki?
Gözyaşlarım asilliğini yitiriyor ve yenik düşüyorum sevdana…

Gittin! Belki de hiç gelmemiştin ben, geldiğini sandım… Ayak uyduramadım
yorgunluğuna… Dudaklarına düşlerindeki öpüşü konduramadım…

Kimi zaman bir çocuk oldum gülüşlerinde şımaran, kimi zaman bir sevgili;
dokunuşlarında kendini bulan… Ama! En çok da imkânsızın oldum…

Her gelişimde bir kez daha gönderdiğin oldum… İnanamadığın, Yenemediğin,
üzerinden atlayamadığın korkuların oldum… Ağladığın, bağırdığın ya da
sustuğun isyanın oldum, sessizce boşalan gözyaşların, birikmişliğin oldum…
Yüreğindeki kadın ben olmak isterken yüreğine sığınan ve tozlanacak olan
bir anı oldum… Haketmediklerin, artık yeter dediklerin ve herşeyin olmak isterken
belki de hiçbir şeyin oldum… Söylesene ben gerçekten senin neyin oldum?
Sesin hep uzakları çağırıyordu, ben üstüme alındım, sana geldim…
Bilseydim, bana ait olmayan bir seslenişi sahiplenir miydim?

Şimdi bir mevsimlik aşk kaldı avuçlarımda sadece bir mevsim yaşanan
ama bir ömür gibi gelen aşk… Kalbime henüz söyleyemedim gittiğini,
öğrenirse onun da acı çekmesinden korkuyorum… Seni halen
benimle biliyor ve seviyor ama ben kalbime ilk defa yalan söylüyorum…
Gittin! Sevdamın yokluğuna alışabilirim belki ama sesinin uzak yolların
sonunda olması acıtıyor içimi… Suskunluğun en büyük silahındı,
suskunluğunla vurdun beni asıl acı olan, canımı acıtan unutulmak…

Söylesene unutulmak kime yakışıyor?
Unutan sen olsan da sana bile yakışmıyor …

Merak etme, üstüne giydirmedim bu duyguyu, unutulmayan olmak
sende daha güzel duruyor… Görüyorsun işte, aşk’a ve sana ihanet etmiyorum
benim kırgınlığım aşk’a… Sen üstüne alındın…(n….)

Geçinemeyen iki sevgili..

Cumartesi, Eylül 12th, 2009
Günlerden bir gün aşk meleği oklarını yanlışlıkla iki kişiye fırlatır.
“Bu ne biçim melek” demeyin olmuş bir kere..
Dünyada en son aşık olması gereken iki zıt karakterdir kahramanlarımız.
Bir arada olmaması gereken bu iki karakter aslında ömürleri boyunca acı çekmişlerdir ta ki meleğimiz hayatının en büyük hatasını yapana kadar..

Oklar isimlerinin başharfi D ve M olan iki şanssız karakterimizi yaralamıştır.

O büyük buluşma gününde yarım olan karakterlerimiz D ve M diğer yarısını bulmuştur ancak ortada çok büyük bir problem vardır.

D ve M daha önce hiç hissetmedikleri ve belki başka hiçbir zaman hissedemeyecekleri güzel şeyler hissetmişlerdir ama bunun sonu olmadığından yakınıp durmuşlar bir süre..

İki karakterimizde işini gücünü bırakmışdünyadan ve sorumlu oldukları insanlardan bihaber inzivaya çekilmişler.

Ancak bu sırada dünya birbirine girmiştirinsanlar çıldırmışdünya sanki tersine dönmüştür sadece D ve M’nin değil tüm insanların hayatı alt üst olmuştur.

Tabii aşkın gözü kördür D ve M’nin bunun farkına varması uzun zaman almıştır bu süre içinde küçük kıyametler kopmuş D ve M ancak dostlarının uyarmasıyla durumun farkına varmışlardır.

Kahramanlarımızdan M’nin gözünün önündeki perdeler kalkıp olayın ciddiyetini fark edince D’ye artık ayrılmaları gerektiğini yoksa sadece ikisinin mutlu olması uğruna birçok insanın hayatının kararacağını anlatmıştır.

Ancak D kabullenememiş bunun mümkün olmayacağını onsuz hayatın zindanda yaşamaktan farklı olmayacağını anlatmış durmuştur fakat M kafasına koymuştur bir kere ayrılmalarının en doğru karar olacağını söylemişbırakıp gitmiştir D’yi..

O günden sonra D ve M hiç aramamış sormamışlar birbirlerini..

Ama ne D mutludur ne de M..

İkiside kendilerini görevlerine adamış hep başkaları için çalışmıştırne bir başkasına gönül verebilmişler ne de yaşadıkları o güzel günleri unutabilmişlerdir.

D hiçbir zaman yedirememiştiranlamamamıştır sevdiğini..

Ama gururunu yenipte gidememiştir M’ye..

M hep bu kararın en doğru karar olduğunu düşünmüş ama yürekten inanamamıştır buna sadece öyle yapması gerektiği için yapmıştırmutsuzdur ama yapılabilecek başka bir şey yoktur.

O günden sonra D ve M aynı yerde bulunmamak için çok çabalamışlardır.

Aslında çoğu zaman buluşmuşlar mecburiyetten her buluşmada küçük kıyametler kopmuşinsanlar üzülmüşağlamıştır hatta kimi insanın canına mal olmuştur bu buluşma…

Merak ettiniz değilmi bu iki bahtsızın gerçek adını daha fazla meraklandırmayayım sizi.

Duygu ve Mantıktır asıl isimleri..

Dünyada en son bir araya gelmesi gereken iki geçinemeyen sevgili….(n.a.z.l.i.m.m)