Sayfalar
Ekim 2009
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Eyl   Kas »
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Archive for Ekim 30th, 2009

Anladım…

Cuma, Ekim 30th, 2009

Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,kendimi bulduğumda anladım. Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,kendi yolumu çizdiğimde anladım. Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak,dinleyerek değil.. Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım.. Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış, Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım.. Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden, Neden hiç ağlamadığını anladım.. Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş, Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım.. Bir insanı herhangi biri kırabilir,ama bir tek en çok sevdiği, acıtabilirmiş, Çok acıttığında anladım.. Fakat,hak edermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını, Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım.. Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet, Yüreğini elime koyduğunda anladım.. ”Sana ihtiyacım var, gel ! ” diyebilmekmiş güçlü olmak, Sana ”git” dediğimde anladım.. Biri sana ”git” dediğinde, ”kalmak istiyorum” diyebilmekmiş sevmek, Git dediklerinde gittiğimde anladım.. Sana sevgim şımarık bir çocukmuş,her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan, Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım.. Özür dilemek değil, ”affet beni” diye haykırmak istemekmiş pişman olmak, Gerçekten pişman olduğumda anladım.. Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş, Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış, Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım.. Ölürcesine isteyen,beklemez,sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi, Beni af etmeni ölürcesine istediğimde anladım.. Sevgi emekmiş, Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş…&n.a.z.l.i.m&

&Çekil git&

Cuma, Ekim 30th, 2009


Çekil git artık düşlerimden,
Bıkıp usanmadın mı benden artık? ..
Gözlerimden, yüreğimden, içimden,
…ve varolan her şeyimden, git artık…

Dokunma, kirletirsin beyazları,
Konuşma, tüketirsin satırları,
Mehtabı bırak, doğan ayrılık,
Çekil git, şafak gelen aralık…

Kanıyorum zaten, uzak dur benden,
Sebebin olurum, yakanın olurum,
Çekil git yolumdan, ölümün olurum,
…ve git artık, ne olursun git benden…

Konuşma, nefesini al benliğimden,
Ben soluğunu kesmeden,
Sus demeden, sus ne olur, söylemeden,
Git, bir daha Allah aşkına, hiç dönmeden…

Yıkıl git artık hayallerimden,
Kumdan evlerin, yıkıldı artık,
Taşlarımdan, oyuncaklarımdan, beynimden,
…ve yaşayan, her şeyimden, git artık…

Uzanma, karaya çalarsın günlerimi,
Söylenme, devrik tümcelerim olursun,
Ne öznesini, ne yüklemini kurtarabilirsin
Çekil git, bırak, bütün düşüncelerimi…

Yaralıyım zaten, şöyle dur gönlümden,
Derdin olurum, korun olurum,
Çekil git, harın değil, külün olurum,
…ve git artık, ne olursun git, git gözlerimden…

Kal yerinde öylece, ses etme,
Mevsimler solsun senelerce,
Mümkünse çıkmasın, o iki hece,
Öldü de, bitsin bu işkence…

Ya da bir sonbahardı, sarardı de,
Düşen her bir yaprakta, uzaklaştı de,
De ki, gövdeden dal kırıldı,
Kopan candı, yıkıldı de, de ki öldü, öldü de…

Yaşamaz de, olsun de, de ki bitti, bitti de…
Kardı yağdı, yağmurdu aktı,
Sonra toprağa karıştı, kurudu de, soldu de…
Ne bileyim işte, kısaca öldü de…

…Ve çekil git artık, gölge etme,
Alın yazısı gibi görme,
Değilim bir şeyin, olmadım hiçbir şeyin,
Çekil git artık, ne olur çekil git, kötü söyletme…

Yaşamaz de, olsun de, de ki bitti, bitti de…
Kardı yağdı, yağmurdu aktı, kurudu de…
Sonra toprağa karıştı, soldu de…
Ne bileyim işte, kısaca öldü de…
Ne dersen de…

Gül Bakışlım…

Cuma, Ekim 30th, 2009


Yalnızca yazdım… Hesabıma düşen bir kara kaderi, alnımın tam ortasından çekerken usulca, kanadının ıslaklığıyla yazdım… Sana yazdım seni. En kuytusunda anladım, en vazgeçilmezinde tuttum, en köründen tutuldum, ama seni sana yazdım. Kanımın rengiyle sana adandım.”

Yokluğun bir bıçak sırtı, sana boyanarak aydınlandım.
….
Ağrıyor elim şimdi, gözümün yolunda karabasanlar var, avucumda sıkışan yazım var. Gel ve sil yeniden gölgelerini, gel ve üçüncü gününden başla sana yazılanlara.

Kimsem olmadı benim, kimse sen olmadı hiç,
Kimse ellerim değildi, kimse gözüm kalmadı kanlı kınında. Kimse bilmedi, kimse sana yazdım olmadı, kimse sen demedi, kimse uyutmadı yüreğinin yastığınsa, kimse biz demedi, kimse vazgeçersen kendinden ben olamamki demedi… Kimse ben değildi senin kadar.
Sana yazdım işte, gözümün kimyasında duran nefesi, kanatlarına vurgun yemiş sevdalar akıtan sana anlattım,

Sana adandım… Sen’e, ben’e, biz’e…
Sıfıra bölünce beni, sana eşitleniyordum, birle çarpınca ellerimi seni anlatıyordum, ikiye toplayınca gözümü seni görüyordum, üçten çıkarınca yüreğimi; sensiz hiç kalıyordum…
Kentler buluyordum hep, sen olunca aşkın sonsuza akacağını biliyordum. Kimbilir, bilmediğim bir şarkıyı söylerken seninle, dudaklarının ses tonunu ezberliyordum sensiz kalınca senin gibi okumak için bir daha… Benim için martı kanadıydı ellerin, dokunduğum her an denizden esen rüzgarları hatırlatan. Gözlerindi, gözlerime baktığında gözlerimin çocuk hayalini gördüğüm, sendin öldükten sonra tanrının katına gülümseyerek beni götürecek olan melek, sendin sonsuza açılan kapının güzel bekçisi… Anlatılamayan kelimeydin hiçbir kitapta bulmayacağımı bildiğim halde hala aradığım. Sendin o, senindi bana getirdiğin akında denizin gözlerini hissettiğim,
Gözlerindi.
….

Sana yazdım,
sıcacık hayatlar kokuyor kelimelerim seni buldukça. Ki nereye baksam, kimi görsem, kimi duysam sensin… Sen kalıyorsun gözlerimin en yüksek dağında… Ve sana yürüyüp dokunuyorum göğün yıldızlarına, umut veren ağaçlarına yaslanıp bulutların ardından bakıyorum güneşe. Sana uzandığım toprağa her yüzümü sürdüğümde, papatyalar kokuyor tenim…
Senden önceydi suflörsüz bir sahnede kör adam rolüm. Ve senden öncelere denk geldi intihar mektuplarım. Sorgusu bitmiyordu düşlerimin, isyan çok sesli bir koro gibi sahnesinden vuruyordu yüreğimi. Senden önceydi sarmaşıklarla dolu umut yolları, seni bilmeden yürüdüğüm Ankara sokaklarıydı acıyı katık yaptığım sancılar… Her karartı, senden önceydi ellerimde yaşayan.

Geldin, sana yazdım ben… Hasır altı düşlerimin kırmızı kalemle altı çizili kelimeleriydin. Sendin vurguna uğramış nefes alışlarımı kaybeden, sesindi dilimin teğet geçtiği her umudu bana anlatan…
İzlerimden geçen her bakış, sana dönen gün gibi çevreledi karanlığımı ve seninle gitti plastik kokum, seninle kurudu kanayan yanım. Sendin her şey, sendin seninle gelen gözyaşı hediyem…
….

Sana yazdım, düşünmeden, gözlerimi kapatarak… Kelimeler seni anlattıkları için mutlular artık, bakışlarım da öyle.
Az önce fark ettim yüzümü yıkarken; aynaya bakan gözbebeklerimde uyuyorsun hala o eski sıcaklığınla… Uyanacaksın birazdan, biliyorum, ve sarılacaksın yine, sesinden akacak, senden duyulacak her şey…
Senim artık, tenim, dilim, bütün bildiğim.”

-Sev

Cuma, Ekim 30th, 2009

Ben seni kocaman bir yürekle sevdim. Gözlerim değil, yüreğimdi seni gören. Sen damarlarımdaki kana karışıp , geldin oturdun yüreğime. Bir başka yerde olamazdın zaten. Sen, benim en değerli yerimde, yüreğimde olmalıydın, orada kalmalıydın. Çok aşka ev sahipliği yapan bu yürek, ilk kez bu kadar kolay kabullendi seni. Herhangi bir konuk değildin artık. Bu yüzden ne ağırlama faslı vardı, ne de ug***ama. O yüregin gerçek sahibiydin. Şimdi sonbahar, kışa giriyoruz ya… Ben dört mevsim baharı yaşadım seninle. Çiçek çiçek açtın yüreğimde. Gökkuşağı zayıf kaldı, senin renklerin karşısında. Taze bir yaprak gibi yeşildin. Açelyaydın pembeliğinle. Üzerine çiğ taneleri düşmüş sarı güldün. Kırmızıydın bir ateş gibi. Ve maviydin… En çok bu renkle anmayı sevdim seni. Denize tutkundum, denizi sensiz, seni de denizsiz düşünemedim. Seni severken dünyayı da sevdim ben, insanları da… Kendime bile dar gelirken, içinde herkese yer olan bir hayatın sahibiydim artık. En kızgın, en tahammülsüz olduğum anlarda bile, seni düşünmek yetti bana. İçimdeki sevinç yüzüme yansıdı, güldüm. Beni öylesine güldüren senin sevgindi ve ben kaygısız, içten gülüsün ne demek olduğunu, nasıl güzel bir şey olduğunu anladım seninle… Her şeye rağmen sevdim seni. Güçlüydüm ve asamayacağım hiçbir zorluk yoktu. Koca bir kente, koca bir ülkeye kafa tutabilirdim. Sen elimden tuttuğunda, patlamaya hazır bir volkan gibi hissederdim kendimi. Menzil sendin ve ben o menzile ulaşmak için önüme çıkan her şeyi yok edebilirdim. S ana ulaşmamı engelleyecek her şeyi eritirdim, k ül ederdim. Sana ulaştığımdaysa sakin bir göle dönüşürdüm. Ve o göle bir tek sen girebilirdin. Sevdim ve hayrandım da… Her halin çekti beni. Durusunu, uyumanı, gülmeni, kızmanı, şaşkınlığını, saflığını, kurnazlığını, çocukl uğunu, olgunluğunu sevdim. Sesini de sevdim suskunluğunu da. Küçük oyunlarını, kaprislerini, sitemlerini, korkularını sevdim. Seni ve o doyumsuz sevdanı, uçarı sevdanı anlatacak kelime bulamadım çoğ u zaman. Sığmadın cümlelere ve hiçbir cümle seni yeterince tarif edecek kadar derin olmadı. Seni severken yorulmadım. Çünkü sen yaşam kaynağıydın. Her gün yenilendim. Seninle çoğaldım, büyüdüm. Eksik kalan neyim varsa tamamladın. Ölmeyecektim çünkü sen ölmezliğin ta kendisiydin..

&_SIYAH DUNYA_&

Cuma, Ekim 30th, 2009

Bana gözlerini gönderme mektuplarinda can,

Mavilere alisik degilim ben .

Yýllar var ki siyah bir yalnlizlik büyür siirlerimde.

Her þeyim karadýr benim , kaderim gibi .

Kaç mevsim ki , zifir bir gece uzar gider ;

Hiç sabah olmaz gözlerimde…..

Bana gülüþlerini gönderme mektuplarinda can,

Yýllar var ki , bu kalem sevinçleri hiç yazmadk…

Gamzelerini anlatamam kýrýk dökük mýsralarýmda,

Dertle bütünledim ben kendimi söylemiþtim.

Ne zaman gülmeye kalksam biraz buruksu,

Tebessümler en ufak olur dudaklarýmda…

Bana sevilerini gönderme mektuplarýnda can ,

Sevmeyi unutmuþum kaç zamandýr beceremem.

Bir sevda yorgunuyum ben ezik þarkýlarda,

Iþýl Iþýl caddelerde gece yarýsýyým.

Ne zaman mavilere sarsam kendimi kýrýk bir hevesle,

Geç kalmýþlýðým çýkar hep karþýma…

Bana gözlerini gönderme mektuplarýnda can,

Göndereceksen bari saçlarýný gönder.

Siyahlara aþinayým ,yýllardýr, söylemiþtim.

Her þeyim karadýr,benim ,gözlerim gibi

Siyahlardan bir dünya kurmuþum kendime

Çiçeklerim siyahtýr, siyahtýr þiirlerim…