Ayrılığın İyi Taraflarını Görmek!
Çarşamba, Şubat 24th, 2010Balzac der ki: “ İki kez sevilir. Birincisi gerçekte, ikincisi anılarda!” Bu cümle üstünde biraz düşününce, değeri anlaşılıyor.

Ayrılığın İyi Taraflarını Görmek!
İnsanlar ayrılık acısı çekerken, bir kez daha severler aynı kişiyi. Çünkü kaybedilen kişinin anıları henüz tazedir. Onu düşünürken hafıza tazelenir ve aşk yeniden başlar.
Hepimiz sahip olmadığımız şeylere özlem duyarız. Elimizdekinin değerini çoğumuz bilmeyiz. Kaybetmek duygusu, tek başına içimizi kemirmez. Peşinden pek çok kötücül hissi de sürükler. Düşündükçe, hasretimizle beraber büyür acımız.
Geçmişin külleri üstümüzde uçtukça, kendi karanlığımızda boğuluruz. Geleceğe dair umutlarımız da aynı karanlığın içinde kirlenmeye başlar. Oysa her ikisini de rahat bırakmak gerekir.
Geçmişi unutup, geleceğin taze nefesinde yol almalıdır insan çünkü geçmiş üstünde bir yaptırımımız yoktur. Ne yaparsak yapalım, dün hep dünde kalacaktır. Üstünde düşünerek, sadece kalbimizi biraz daha fazla yormuş oluruz.
Aklın kıvrımları arasında o kadar çok sır vardır ki! Bilim de henüz beynin gizemini tam anlamıyla çözebilmiş değildir. Düşüncenin geçmişe tutunmaya, sürekli onun üzerinde yoğunlaşmaya eğilimi vardır.
Acıların içinde boğulup, çıkmaz bir sokakta olduğunuzu hissettiğinizde, dönüp bir kendinize bakın; geçmişin ağında takılı kaldığınızı göreceksiniz.
Ayrılığın etkisini başarıyla atlatmanın yollarından birisi, bu düşünce sisteminden kurtulmaktır. Bunu becerebilmenin yolu da kendini terbiye etmekten ve eğitmekten geçer. Geçmişin sisi arasında dolaştığınızı fark ettiğinizde, aklınıza buradan çıkma emri vermelisiniz.
Ayrılık acısını yaşamak da keyiflidir ancak sınırını koruyabildiğiniz sürece. Kalp, acı çektikçe olgunlaşır. Ruhun büyümesi de yaşadığı acılarla mümkündür. Fakat dozunu aşarsanız, sürekli acı içinde kıvranan ve kendi hayatını geçmişin ellerine bırakmış bir bedbahta dönersiniz.
Yas tutma süresini aşmadan, yaşadıklarınıza olgun gözlerle bakmayı öğrenmelisiniz. Haklısınız, ayrılığın en koyu anında gönül söz dinlemez. Ancak bu durum hayatınıza sekte vurmaya başladıysa, tehlike çanları da çalmaya başlamış demektir.
İnsanın en büyük manevi yüklerinden birisi, geçmiştir. Geçmişi sürekli sırtınızda taşıyarak, sadece yavaşlar ve güçsüzleşirsiniz. Bütün yaşadıklarınızın içinde, çıkarmanız gereken dersler saklıdır. Yas dönemi biraz da bunu anlayabilmek için yaşanır.
Bütün kötü anlara rağmen, ayrılık acısını kendinize bir şans olarak görmeyi becerebilirsiniz. Yaşadıklarınızdan mutlaka elinizde bir tohum kalmıştır. Geleceğiniz için, yürüdüğünüz yollara bu tohumlardan ekin. Çiçekli bir hayat doğru yürüyün. Yeni aşklar, belki de çiçek bahçenizin o güzel kokusuna ve renklerinin coşkusuna gelecektir…

Gıdalardan aldığımız günlük tuz miktarı 6 gr.ı (bir tatlı kaşığı) geçmemelidir. Bu miktara yemeklerden, ekmekten, içeceklerden aldığımız tuz miktarı dahildir. Tuz tüketimi ile yüksek tansiyon arasında ilişki bulunmaktadır. Yüksek tansiyonu olanlar doktorlarının tavsiyesine göre ya hiç tuz kullanmamalı yada miktarını azaltmalıdır.
Zihinsel faaliyetlerin gerektirdiği enerji kaynaklarının en önemlilerinden biride meyvelerdir. Beynin oksijen dışındaki tek enerjisi glikozdur. Glikoz meyvelerde hazır halde bulunur. Diğer gıdalarla alınan şeker midede yakılarak glikoza çevrilir. Bu nedenle meyveleri aç karnına yemeliyiz.Meyveler yemeklerden 30 dakika önce veya 3 saat sonra alınmalıdır.Mide doluyken alınan meyveler midede kalıp besin değeri kaybolup orada mayalanacağı için bütün sindirim sistemimizi yorar.







