Sayfalar
Şubat 2010
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Oca   Mar »
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728

Archive for Şubat, 2010

Ayrılığın İyi Taraflarını Görmek!

Çarşamba, Şubat 24th, 2010

Balzac der ki: “ İki kez sevilir. Birincisi gerçekte, ikincisi anılarda!” Bu cümle üstünde biraz düşününce, değeri anlaşılıyor.

Ayrılığın İyi Taraflarını Görmek!

Ayrılığın İyi Taraflarını Görmek!

İnsanlar ayrılık acısı çekerken, bir kez daha severler aynı kişiyi. Çünkü kaybedilen kişinin anıları henüz tazedir. Onu düşünürken hafıza tazelenir ve aşk yeniden başlar.

Hepimiz sahip olmadığımız şeylere özlem duyarız. Elimizdekinin değerini çoğumuz bilmeyiz. Kaybetmek duygusu, tek başına içimizi kemirmez. Peşinden pek çok kötücül hissi de sürükler. Düşündükçe, hasretimizle beraber büyür acımız.

Geçmişin külleri üstümüzde uçtukça, kendi karanlığımızda boğuluruz. Geleceğe dair umutlarımız da aynı karanlığın içinde kirlenmeye başlar. Oysa her ikisini de rahat bırakmak gerekir.

Geçmişi unutup, geleceğin taze nefesinde yol almalıdır insan çünkü geçmiş üstünde bir yaptırımımız yoktur. Ne yaparsak yapalım, dün hep dünde kalacaktır. Üstünde düşünerek, sadece kalbimizi biraz daha fazla yormuş oluruz.

Aklın kıvrımları arasında o kadar çok sır vardır ki! Bilim de henüz beynin gizemini tam anlamıyla çözebilmiş değildir. Düşüncenin geçmişe tutunmaya, sürekli onun üzerinde yoğunlaşmaya eğilimi vardır.

Acıların içinde boğulup, çıkmaz bir sokakta olduğunuzu hissettiğinizde, dönüp bir kendinize bakın; geçmişin ağında takılı kaldığınızı göreceksiniz.

Ayrılığın etkisini başarıyla atlatmanın yollarından birisi, bu düşünce sisteminden kurtulmaktır. Bunu becerebilmenin yolu da kendini terbiye etmekten ve eğitmekten geçer. Geçmişin sisi arasında dolaştığınızı fark ettiğinizde, aklınıza buradan çıkma emri vermelisiniz.

Ayrılık acısını yaşamak da keyiflidir ancak sınırını koruyabildiğiniz sürece. Kalp, acı çektikçe olgunlaşır. Ruhun büyümesi de yaşadığı acılarla mümkündür. Fakat dozunu aşarsanız, sürekli acı içinde kıvranan ve kendi hayatını geçmişin ellerine bırakmış bir bedbahta dönersiniz.

Yas tutma süresini aşmadan, yaşadıklarınıza olgun gözlerle bakmayı öğrenmelisiniz. Haklısınız, ayrılığın en koyu anında gönül söz dinlemez. Ancak bu durum hayatınıza sekte vurmaya başladıysa, tehlike çanları da çalmaya başlamış demektir.

İnsanın en büyük manevi yüklerinden birisi, geçmiştir. Geçmişi sürekli sırtınızda taşıyarak, sadece yavaşlar ve güçsüzleşirsiniz. Bütün yaşadıklarınızın içinde, çıkarmanız gereken dersler saklıdır. Yas dönemi biraz da bunu anlayabilmek için yaşanır.

Bütün kötü anlara rağmen, ayrılık acısını kendinize bir şans olarak görmeyi becerebilirsiniz. Yaşadıklarınızdan mutlaka elinizde bir tohum kalmıştır. Geleceğiniz için, yürüdüğünüz yollara bu tohumlardan ekin. Çiçekli bir hayat doğru yürüyün. Yeni aşklar, belki de çiçek bahçenizin o güzel kokusuna ve renklerinin coşkusuna gelecektir…

Çekirdekli Kek

Çarşamba, Şubat 24th, 2010

Ay çekirdeği, susam, kuru üzümle lezzeti artırılmış; özel davet günlerinizde misafirlerinize ikram edebileceğiniz çekirdekli kek tarifi

Çekirdekli Kek

Çekirdekli Kek

Malzemeler,

4 adet yumurta

1 su bardağı toz şeker

1 su bardağı süt

1 çay bardağı sıvıyağ

1 paket kabartma tozu

1 paket vanilya

1 yemek kaşığı portakal kabuğu rendesi

Yarım su bardağı tuzsuz ay çekirdeği

Yarım su bardağı susam

Yarım su bardağı kuru üzüm

Yeteri kadar un

Hazırlanışı,

Derin bir kaba yumurta ve toz şekeri alın.

Köpürene dek mikserle çırpın.

Süt, sıvıyağ, kabartma tozu, vanilyayı ekleyip çırpmaya devam edin.

Ay çekirdeğinden bir yemek kaşığı ayırın.

Kalan kuru yemişleri ve portakal kabuğu rendesini kek karışımına ilave edin.

Boza kıvamında hamur elde edene kadar un ekleyip karıştırın.

Yağlanmış kalıplara kek karışımını pay edin.

Ayırdığınız ay çekirdeğinin keklerin üzerine serpiştirin.

Önceden ısıtılmış 175 derece fırında yaklaşık 25 dakika pişirin.

Pişen kekleri fırından çıkarıp oda sıcaklığında ılınmaya bırakın.

Kalıplardan çıkarıp kekleri servis tabağına alın.

Kahve ya da çayla birlikte servis yapabilirsiniz.

Püf Noktaları,

Kek kabarana kadar fırının kapağını açmayın.

Kekin piştiğini anlamak için kürdanı kek batırın. Temiz çıkıyorsa kek pişmiş demektir.

Kekleri kalıptan düzgün çıkarabilmek için ılınmasını bekleyin.

Afiyet olsun

Dengeli Beslenme Önerileri

Salı, Şubat 23rd, 2010

Doymuş yağ (tere yağ, kuyruk yağı) oranı yüksek besinleri daha az tüketin.Yeterli miktarda doymamış yağ (ay çiçek, mısırözü, soya, fındık, zeytin yağı) almaya dikkat edin. Yarım yağlı süt, yağsız yoğurt tüketin.Yağlı kırmızı et yerine yağsız et, kuru baklagiller (nohut, mercimek, fasulye gibi) balık ve tavuk tercih edin. Süt ve süt ürünleri de (yoğurt, peynir vb.) tüketilmeli fakat bunlarında az yağlı olmalarına dikkat edilmeli.Yemeklerinizi haşlama, fırında pişirme veya ızgarada pişirme yöntemleriyle pişirirseniz yemeğe eklenecek yağıda azaltmış olursunuz.

Aşırı şekerli gıdalardan kaçınmalı ve hatta çay, kahve gibi içecekler şekersiz içilmeli veya şeker miktarı azaltılmalıdır.

Gıdalardan aldığımız günlük tuz miktarı 6 gr.ı (bir tatlı kaşığı)  geçmemelidir. Bu miktara yemeklerden, ekmekten, içeceklerden aldığımız tuz miktarı dahildir. Tuz tüketimi ile yüksek tansiyon arasında ilişki bulunmaktadır. Yüksek tansiyonu olanlar doktorlarının tavsiyesine göre ya hiç tuz kullanmamalı yada miktarını azaltmalıdır.

Güne kahvaltınızı yaparak başlayın. Gece boyu gıda alımı olmadığından beyninizin sabah kalkınca enerjiye ihtiyacı vardır. Daha sonra gıda alımınızı kahvaltıdan başlayarak gün içine yaymanız daha etkin kalori yakmanıza neden olur.Öğünlerinizi önceden belirleyiniz.Mümkünse yediklerinizi 3 ana öğün, 3ara öğüne bölün az ve sık beslenin.Bol su için, yiyecekleri iyice çiğneyin. Her yemek yediğinizde midenin 1/3’ünü boş bırakın. Tam olarak dolu mide sağlığımızın zaman içinde bozulmasına ,erken yaşlanmaya neden olur.Midenizi katı gıdalarla doldurmayın .Katı gıdalarla dolu mide içeriğinin gerekli öz suyu her tarafa dengeli ulaştırması güçleşir ve sindirim zorlaşır. Düzenli yemek yiyenler daha dengeli ve sağlıklı beslenmekte ve ideal kilolarını korumaktadırlar.

Zihinsel faaliyetlerin gerektirdiği enerji kaynaklarının en önemlilerinden biride meyvelerdir. Beynin oksijen dışındaki tek enerjisi glikozdur. Glikoz meyvelerde hazır halde bulunur. Diğer gıdalarla alınan şeker midede yakılarak glikoza çevrilir. Bu nedenle meyveleri aç karnına yemeliyiz.Meyveler yemeklerden 30 dakika önce veya 3 saat sonra alınmalıdır.Mide doluyken alınan meyveler midede kalıp besin değeri kaybolup orada mayalanacağı için bütün sindirim sistemimizi yorar.

 Vücudumuzda dakikada 10 milyon hücre ölür ve bir o kadarı da yenilenir. Ortalama 100 günde (beyin ve sinir hücreleri hariç) bütün vücudumuz yenilenir.Düzensiz kötü beslenme yenileme sistemini aksatır. Cildiniz canlılığını, tazeliğini kaybeder ve en önemlisi hastalıklara açık olursunuz. Yorgunluk, çabuk yorulma, baş ağrısı olabilir. Düşünce ve hafıza sistemi bulanıklaşır.Bu nedenlerden dolayı düzenli ve sağlıklı beslenmeye dikkat etmeli ve yemek için yaşamamalı sadece yaşamak için yemeli görüşünü benimsemeliyiz…

YÖK´ün katsayıya formül arayışı sürüyor

Salı, Şubat 23rd, 2010

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, Danıştayın YÖK´ün farklı katsayı kararını durdurmasının ardından ´´Alanları değiştirmeyeceğiz, sistemin hesaplamasını değiştirmeye çalışıyoruz. Alanında giderse mesela 10 puan, gitmezse 0. Burada toplama işlemi yapıyorsunuz, çarpma işlemi yok´´ dedi.
Gazikent Üniversitesi´nin davetlisi olarak Gaziantep´te bulunan YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, Danıştayın YÖK´ün itirazını reddetmesine ilişkin gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Yaptıkları ön çalışmanın daha basit bir sistem olacağını belirten Özcan, ´´Ağırlıklı ortaöğretim başarı puanı budur. Alanındaysa şu kadar ek puan alıyor, test puanları da şudur. Toplarsanız öğrencinin puanı çıkar´´ dedi.
Bir gazetecinin ´´Farklı katsayı mı? Tek katsayı mı olacak?´´ sorusu üzerine Özcan, ´´Alanında gidene bir şey eklenecek, gitmeyene eklenmeyecek. Daha basite indirgenecek´´ diye konuştu. Özcan, ´´Alanları değiştirmeyeceğiz. Sistemin hesaplamasını değiştirmeye çalışıyoruz. Alanında giderse mesela 10 puan, gitmezse 0. Burada toplama işlemi yapıyorsunuz, çarpma işlemi yok´´ dedi.
´Yanlış anlaşılma olmasın´
Bir soru üzerine Özcan, yeni sistemi ortaya koyarken teknik detayı ile birlikte vereceklerini belirterek, ´´Yanlış anlaşılma olmasın. Tatminkar bilgi verince insanların ikna edilmesi daha kolay oluyor. 14 gibi bir rakama çıkmaları da ondandır zaten´´ dedi. Gerekçeyi henüz görmediklerini belirten Özcan, ´´Türkiye´nin böyle hukuk alanında bu kadar sorun yaşadığı zamanda 14-15 oyla tabii hoş bir şey´´ diye konuştu. Özcan, YÖK Genel Kurulunun 4 Martta toplanacağını hatırlatarak, 18 Mart´ta da bir toplantı yapacaklarını, bu toplantıda bu konunun yanı sıra disiplin dosyalarını görüşeceklerini söyledi.
Bir gazetecinin ´´Toplantı olağanüstü mü olacak?´´ sorusu üzerine Özcan, ´´Hayır. 18´inde kesin bir sonuç çıkacak´´ dedi. Özcan, ´´Katsayılarda bindelik sisteme mi, yüzdelik sisteme mi devam edilecek?´´ sorusuna karşılık olarak, ´´Hayır, çok detay söyleyemem. Ama daha basit bir şey olacak´´ yanıtını verdi. Bu konuda üç başlık olduğunu ifade eden Özcan, bunlardan birinin ağırlıklı ortaöğretim başarı puanı (AOBP), diğerinin testlerden alınan skor, bir diğerinin ise katsayı olduğunu belirtti.
Bunları herkesin daha iyi anlayacağı, basit bir hale getirmeye çalıştıklarını anlatan Özcan, şunları kaydetti: ´´Onun için bir çalışma grubu kurup, onlardan çalışma isteyeceğiz. Ön çalışmamız da var. Ana hatları da belli. Yapacağımız şey daha basit bir sistem olacak. AOBP budur. Alanındaysa şu kadar ek puan alıyor. Test puanları da şudur. Toplarsanız öğrencinin puanı çıkar. Biliyorsunuz istatistikte öğrenci notlarını arttırmak istediğinizde mesela 1.2 katsayısı ile çarparsınız ya da belli bir katsayı eklersiniz. İşte 10 puan gibi mesela. Ama çarptığınızda öğrenciler arasındaki eşitlik bozulur. Türkiye´de yıllardan beri yapılan budur. Onun daha düzgünü eğer öğrencilere puan vermek gerekiyorsa ilave katsayıdan dolayı, bir rakamı bir sabite eklemek daha iyidir. İstatistiki olarak daha doğru sonuçlar verir.´´
ÇAPRMA YERİNE TOPLAMA
Özcan, AOBP´nin Milli Eğitim Bakanlığı´ndan geldiğini ve ÖSYM´ce hesaplandığını belirterek bu konuda kendilerinin bir şey yapmadığını belirtti. Katsayının ise bir rakamla çarpıldığını anımsatan Özcan, ´´Katsayı bir rakamla çarpılıyordu, artık yükseltmek değil buraya bir sabit koyalım. 5 puan… Alanında gidiyorsa o puanı verin, yoksa vermeyin. Ve bir de test puanı var, üçünü toplayacağız işte. Artık çarpma filan yok; sabit olacak. O sabiti ekleyeceksiniz´´ dedi.
Bir gazetecinin ´´Farklı katsayı mı olacak?´´ sorusu üzerine Özcan, ´´alanında giden öğrencilere bir puan ekleneceğini, gitmeyenlere ise eklenmeyeceğini´´ yineledi. ´´İletişim lisesini bitiren, iletişim fakültesine girebilecek mi?´´ şeklindeki bir soruya karşılık, ´´Hayır gidemeyecek. Orada bir değişiklik yok´´ diyerek yanıtladı. Alanları değiştirmeyeceklerini vurgulayan Özcan, ´´Sistemin hesaplamasını değiştirmeye çalışıyoruz. Alanında giderse mesela 10 puan, gitmezse 0. Burada toplama işlemi yapıyorsunuz, çarpma işlemi yok´´ dedi.
Bir gazetecinin ´´Peki bu karar da Danıştaya giderse ne olacak?´´ sorusuna ise Özcan, ´´Bu istatistiksel olarak daha doğru bir şey. Eğer komisyondan güzel bir şey gelirse size duyururuz´´ dedi. Özcan, komisyonda istatistikçilerin ve matematikçilerin olduğunu ifade etti. Özcan, başka bir soru üzerine, sistemdeki puan aralığının değişmeyeceğini söyledi.
Bir gazetecinin yasada ortaöğretim puanının katsayı ile çarpılmasının olduğunu söylemesi üzerine, ´´Hayır (ekleyin) diyor. (Ortaöğretim başarı puanını bir şekilde yansıtın) diyor´´ dedi. Özcan, ´´Önümüzdeki sene bir yasa değişikliği olabilir mi?´´ sorusunu ise, ´´Onu bilemiyorum. Kanun değişikliği yapmak rasyonel görünmüyor´´ yanıtını verdi.
SINAVIN ANA HATLARI DEĞİŞMEYECEK
Özcan, YÖK Yürütme Kurulu Üyeleri Prof. Dr. Muhittin Şimşek ve Prof Dr. Berrak Kurtuluş ile birlikte Gaziantep Valisi Süleyman Kamçı´yı ziyaret etti. Özcan, ziyaret sırasında gazetecilerin ´´Danıştay´ın iptal kararına´´ ilişkin sorusunu yanıtlarken, iptal kararının henüz ellerine ulaşmadığını, iptal kararının gerekçelerini henüz görmediklerini, bir değerlendirme yapmaları için erken olduğunu ifade ederek, ´´Gün içinde belki web sayfalarına da koyarlar ve bir şey söylemek mümkün olur´´ diye konuştu.
Sınava girecek öğrencilerden derslerine çalışmaya devam etmelerini isteyen Özcan, sözlerinin şöyle sürdürdü: ´´Öğrencilerimize şunu söyleyebiliriz: Sınavın ana hatları değişmeyecek, değişse değişse belki birkaç küçük rakam değişecek. Onun için onların gerçekten merak edecekleri bir şey yok. Onlar çalışmaya devam etsinler. Zaten Danıştay ile iyi bir yere geldik, 14-15 gibi bir rakamla reddedildi, 14 Sayın Danıştay üyesini ikna etmiş durumdayız. Bu sefer çok detay vermiştik. Düzenlemeyle ilgili o türden bir çalışma daha yaparsak, düzenlemeyle birlikte teknik detayları da beraberinde sunarsak belki dava açılmadan geçebilir diye düşünüyoruz.´´ Gaziantep Valisi Süleyman Kamçı da Özcan´ı Gaziantep´e görmekten mutluluk duyduklarını belirtti…

Kadın ruhuna seslenen telefon

Pazartesi, Şubat 22nd, 2010

Samsung’un yeni Diva koleksiyonu, kadınların içindeki Diva ruhunu uyandırma iddiasında.

 
İSTANBUL – En büyük cep telefonu üreticilerinden Samsung Electronics, kadınların bir hayli ilgisini çekecek Diva 2010 Koleksiyonu’nun ilk iki modeli olan S7070 ve S5150 pazara sundu.

Firma, 2010 yılından itibaren, kadın kullanıcıların bir cep telefonundan bekledikleri özellikleri karşılamak için her sene Diva Koleksiyonu’nın yeni modellerini pazara sunmayı planlıyor.

Diva ve Diva folder modelleri özellikle moda ve trendle içiçe yaşayan kadınlara yönelik olarak tasarlanmış. İçi de dışı gibi zarif bir tasarıma sahip olan bu iki çekici model, kabartmalı kapitone arka kapakları, haute couture görünüm ve dokusıuyla dikkat çekiyor.

Telefonlar, özellikle kadın cep telefonu kullanıcılarına yönelik bir dizi özellik içeriyor. “Lomo Efekti” ve çekilen portre fotoğraflarına rötuş uygulaması “Güzellik Efekti”, bunlardan ikisi.

Diva Koleksiyonu ayrıca cep telefonuna feminen bir çekicilik kazandırmak için özel olarak tasarlanmış yazı tiplerinin yanısıra, “Dilek Listesi”, “Etiket Modu” gibi kadınlara kolaylık sağlayan özellikler ve özel güvenlik fonksiyonları da içeriyor.

3.2 megapiksel kamerası bulunan Diva, sosyal ağlara da doğrudan bağlanabiliyor ve Facebook, MySpace gibi sosyal paylaşım ağlarındaki arkadaşlar herhangi bir güncelleme yaptığında anında bilgilendiriyor.

Özellikle kadınlara yönelik olarak tasarlanmış olan diğer özellikler arasında, “SOS Mesajı” ve “Sahte Arama” gibi güvenlik özellikler de bulunuyor.

Kadınlara yönelik uygulamalara sahip Diva serisinin bar ve kapaklı iki modeli pazara sunuldu

İnsan Kendi İçin Sever!

Pazar, Şubat 21st, 2010

İlişkiler, satranç oyununa benziyor. Her hamlenin bir karşılığı var. Elinizdeki taşların hangi hamleleri yapabileceğini iyi bilmeniz şart ve elbette oyunun kurallarını!

İnsan Kendi İçin Sever!

İnsan Kendi İçin Sever!

Bütün ilişkiler alış veriş üzerine kurulu ancak en çetrefilli olanı aşk ilişkileri. Karşılıklı çıkar gütmeyen bir ilişki neredeyse yok gibi, anne-çocuk ilişkisini biraz dışarıda tutabiliriz. Herkes karşısındakinden bir beklenti içinde mutlaka! Bu beklentiyi yanlış anlayamayın, her zaman maddi bir çıkar olmak zorunda değil.

İnsan birini neden sever? Kendisine yakın bulduğu bir noktayı yakalar veya kendinde olmayan bir yönü, sevdiği kişiyle tamamlar. Bu da bir alış veriştir.

Aslında birini sevmek, kişinin kendi için yaptığı eylemdir. Biraz düşünürseniz, doğruluğunu onaylarsınız. Sevmek, başkasını mutlu etmek için yapılmaz. Kendiniz için seversiniz.

Bunu kabul edince, ayrılıkların ardından söylenen tüm sözler havada kalır. “Ben onu çok sevmiştim ama….” “Onun için şunları yapmıştım…” Gerçekten düşündünüz mü, ilişki içinde yaptığınız hareketler karşı taraf için mi yapılır?

Cevabınız muhtemelen “ evet” olacaktır. Ancak bu cevap beni pek tatmin etmez. Bunu bir örnekle daha net açıklarım. Diyelim ki, sevdiğiniz kişiye bir hediye aldınız. Bunun sebebi onu mutlu etmektir. Peki, neden onu mutlu etmek için ekstra bir çaba içine girdiniz? Çünkü o mutlu olursa, sizi de mutlu edecek ve daha çok sevecektir. Bu durumda sistem yine kendimize çalışmış olur.

Kimse kazanacağını ummadığı bir işe girişmez. Her ilişki bir çeşit yatırımdır. Bir insana emek vermek, zamanını harcamak, hayatını değiştirmek öylesine yapılacak hamleler değildir. Yaptığınız yatırımların sonunda size iyi şekilde dönmesini umarsınız. Ancak ilişkiler de biraz kumar gibidir, elinizdeki kağıt ne kadar iyi olsa da, karşı tarafın elinde daha yüksek bir kağıt olma ihtimali vardır.

Ayrılıklarda bizi asıl yıkan, yatırımlarımızın heba olmasıdır. Kimine göre bu yatırım zamandır, yıllarını harcamıştır; kimine göre paradır; kimine göre hayat şeklidir. Her ne kadar sonuçların bizler üzerindeki etkisi değişse de, bir ilişki bittiğinde bizi asıl üzen, kaybettiğimiz o yatırımlardır.

Bir ilişkiye başlarken bunu aklınızda tutun. Yaptığınız her hareketi, kendiniz için yaptığınızın bilincinde olun. Belki o zaman pek çok şeyden vazgeçersiniz. Belki o zaman daha az çıkar üzerine kurulu, bencil olmayan ve birlikte çoğalarak büyümenin keyfini yaşayabileceğiniz bir ilişkiyi de yakalarsınız. Kim bilir?

Deko-fikirler!

Pazar, Şubat 21st, 2010

Dekorasyonda iyi fikirlere, ilham veren çözümlere hepimizin ihtiyacı var. Bazen bir ufak fikir, dekorasyonunuzu baştan sona değiştirecek muhteşem bir gelişmeye yol açar.

Deko-fikirler!

Deko-fikirler!

Eğer gardırop üzerinde ya da raflarda kreatif boya efektleri uygulamak istiyorsanız, en iyi sonuç için size bu konuda yardımcı olacak pek çok firma bulabilirsiniz. Hobi sanat evleri ve marangozların kapısını çalmaktan çekinmeyin.

Evinizi aynı zamanda işyeri gibi kullanıyorsanız, mümkün olduğunca geniş bir çalışma alanı ve büyük depolama yöntemine ihtiyacınız var demektir. Bu yüzden malzemeleri yayabileceğiniz bir masa, kaynak kitaplarınız için bir dolap, ufak tefek eşyaları koyabileceğiniz plastik kutlar ve kolay ulaşmak istediğiniz şeyler için açık raflar, son derece iyi seçenekler olacaktır.

Alanı daha akıllıca kullanmak için bazı mobilyalarınız değiştirmeyi göze alın. Derin çekmece ünitesi yerine, kağıtlarınızı istifleyebileceğiniz birkaç sığ veya dikey çekmece bölücüleri daha çok işinize yarayacaktır.

Negatif boş alanları değerlendirmenin en iyi yolu, köşelere döner dolaplar yerleştirmektir. Eğer tavanınız ekstra ağırlık kaldırabiliyorsa, çengellerle değişik eşyaları taşımak için raflar astırabilirsiniz.

Lavanta çiçeğinin hem kendisi, hem onlardan yapılan koku keseleri, hem de bu çiçeğin stilize edildiği desenlerle süslenmiş kumaşlar evinizde yer alırsa, kendinizi baharın tatlı çoksusuna kaptırabilirsiniz.

Lavanta dallarını evdeki tek kalmış cam bardaklarda sergileyebilir, taze lavantanın mis gibi kokusuyla, temizliğin ve tazeliğin ruhunuzu okşamasına izin verebilirsiniz.

Baharlık ve kışlık değişiminin yapıldığı zamanlarda dolapları yerleştirmek önemlidir. Yerleştireceğiniz eşyaları kendi içinde sınıflara ayırdıktan sonra, en az kullanacaklarınızı yukarıya, elinizin altında olmasını istediğiniz eşyaları veya sezonda kullanma ihtimalinizin olduğu kıyafetleri daha kolay ulaşacağınız yerlere koyun.

Dolabınızın bir rafını evinize gelen konukların ihtiyacı için ayırabilirsiniz. Bu rafta havlu, battaniye, nevresim takımı, terlik, yastık, gecelik gibi konuklarınızın ihtiyacı olabileceği eşyaları bulundurabilirsiniz.

Dolap kapaklarınızı değerlendirin. Akıllı düzenleyiciler ile banyo gereçlerini, dikiş setinizi ve kozmetiklerinizi kapak içlerine asarak yerden tasarruf edebilirsiniz.

Dolap raflarınızdan birini, günlük gereksinim duyduğunuz nevresim takımı, havlu, oda spreyi gibi eşyalarınıza ayırabilirsiniz. Konuklarınız ve sizin günlük kullanmakta olduğunuz ev tekstillerinizi ayırmak için, rafları etiketleyebilirsiniz…

Güzelliğin Sihirli Önerileri!

Pazar, Şubat 21st, 2010

Kışın bitmesine az zaman kaldı. Yakında bahar gelecek ve bol, kalın kıyafetler arkasına gizlenmek mümkün olmayacak. Yazın güzeli olmak için, şimdiden kendinize zaman ayırmanız gerek.

Güzelliğin Sihirli Önerileri!

Güzelliğin Sihirli Önerileri!

Soğuklarda ihmal ettiğiniz vücudunuzu şımartmaya başlayın. Her banyodan sonra hoş kokulu yağlarla nemlendirin. Bu tip yağlarla cildiniz yumuşacık olur ve kendine gelir.

Kışın yıpranan ve kırılan saçların, yazın bakımlı görünmesi ve parlaması için, düzenli olarak bakım yapmaya başlayın. Canlandırıcı serumlar ve bakım kürlerine girmenin tam sırası!

Kışın kıyafetler altında belli olmayan kilolar, yazın ortaya çıkıp canınızı sıkacaktır. Önleminizi şimdi alın ve diyete başlayın.

Hala egzersiz yapmaya başlamadınız mı? Hemen kışın rehavetinden kurtulun ve spora başlayın. Açık havada yürümek, merdiven çıkmak, spor salonuna yazılmak veya evde egzersiz yapmak, birini seçin.

Su cildinizi güzelleştirir. Su sağlıktır. Her gün yeterli miktarda su için.

Tüyler şimdi görünmüyor nacak epilasyon gibi çözümler düşünüyorsanız, güneşin olmadığı bu sürede işlemi rahatlıkla yaptırabilirsiniz.

Elleriniz, sizi yansıtır. Ellerinize özen göstermelisiniz. Ellerinizi 5 dakika sıcak suda tutun. Sonra bir törpü yardımıyla tırnak kenarındaki fazlalıkları itin. Tırnak etlerinizi kendiniz kesmeyin. Yatmadan mutlaka ellerinize yumuşatıcı krem sürün.

Yaza hazırlanmanın yollarından biri de detokstur. Vücudu kuşatan toksinlerden kurtulmak için detoks uygulayın.

Bacak ve kalça bölgenize arka arkaya soğuk ve sıcak uygulayarak, kan dolaşımını hızlandırın. Ardından selülit için özel olarak üretilen kremleri selülitli bölgeye masaj yaparak sürün.

Uyku düzeninize dikkat edin. Rahat bir uyku için yatağa girmeden önce günün bütün stresinden uzaklaşın. İyi bir uyku gözünüzün ve yüzünüzün güzelliğinde önemli rol oynamaktadır.

Ayaklarınız da özen gösterilmek ister. Çoraplardan kurtulmasına az zaman kalan ayaklarınızı bakıma alın. Pedikürünü yaptırın. Gece yatmadan yumuşatıcı krem sürüp, ardından çorabınızı giyin. Sabaha kadar yumuşacık olacaklardır.

Isı değişikliği nedeniyle gerilen, kuruyan cildinizi korumak için, haftada bir peeling yapmaya başlayın. Kullanacağınız ürünler için, bir uzmandan yardım alın…

Aşka Küsülmez!

Cuma, Şubat 19th, 2010

İnsanın temel ihtiyaçlarını sıralamak gerekse, hepimiz yemek, içmek, barınmak deriz. Bunlar fiziksel olarak elbette olmazsa olmazlardır. Ancak ruhun ihtiyacı olan sevgi, ihtiyaç listemizde buzdolabından sonra gelmektedir.

Aşka Küsülmez!

Aşka Küsülmez!

İçinde sevgi bulunmayan bir beden neye yarar, bunu düşünmeyiz. Aşkın ruhumuz üzerindeki etkileri, bizi dönüştürdüğü haller gözümüze görünmez. Sevgisiz bir insan, gerçekten yaşıyor sayılmakta mıdır?

Aşk vücudumuza nasıl bir etki yapar? Bilim bunu tüm ayrıntılarıyla açıklamıştır. Hormonal dengeler, vücut salgıları, hepsi aşkın askerleri gibi çalışmaktadırlar.

Beni ilgilendiren kısmı, bu bedensel tepkinin, insanın kimliğinde, ruhunda ve görünüşünde bıraktığı etkilerdir. Bir kalp sevmeyi öğrendiğinde, onun için dünya farklı bir yer olmaya başlamıştır.

Aşık bir insanı uzaktan bakarak bile tanımak mümkündür. Hatta, etrafına neşe saçan, parlayan gözlerle bakan birini gördüğümde, aşık olup olmadığını sormak gelir içimden. Aşk, insana her kıyafetten fazla yakışır.

Seven insan yaşama değişik gözlerle bakar. Her sabah aynı yoldan, aynı saatte işe giden biri, aşık olduktan sonra o yolda bulunan kaldırım kenarı çiçeklerini görür. Denizin rengi, güneşin doğması, çocukların kahkahaları artık onun için hayatın güzelliğinin ispatı gibidir.

Aşık insan her açıdan etrafına daha farklı davranır. İş yerindeki veriminden tutun da, dostlarına, ailesine gösterdiği tavırlara kadar her şeyi değişir.  Empatiyi öğrenir. Karşısındakini daha az yargılar.

Aşkın her hali güzeldir ancak bir insanın değiştiğini görmek ve buna tanık olmak, aşkın ispatı gibidir. Her konuya kötümser yaklaşan biri, aşık olduğunda daha keyifli ve mutlu biri haline gelir. Aşkın hastalıkları iyileştirdiği bir rivayet değildir.

Yalnız burada şu önemli noktaya dikkatinizi çekmek isterim. Sevginin ve aşkın adını kötüye çıkaran insanlardır. İlişkilerin karışık ve çözülemez oluşu, sevginin ya da aşkın suçu değildir. İnsanlar, bir ilişkiye başladıklarında, beklenti ve çıkarı da o birlikteliğin içine sokarlar. Sevgi, kötü niyetin yaşadığı yerde nefes alamaz.

Aşk, insana verilmiş en değerli hediyedir. Herkesin onu boynunda pırlanta bir kolye gibi taşıması gerekir. Aşka küsenler ve inanamayanlar, sevgiye değil, kendilerine ve seçimlerine kızgın olmalıdırlar. Hayat bizim seçimlerimizden oluşur. Yaşam derslerini öğrenmemiz için karşımıza çıkan kişiler, bize mutlaka bir şey anlatmışlardır. Önemli olan bunun farkına varıp varmadığınızdır. Aşka küsmeyin, bizler ne kadar kirlenmiş olsak da, aşk bir umutla hala aramızda gezmektedir. Belki de yarın sizin karşınıza çıkar, belli mi olur?

Hızlı Güzellik Yöntemleri

Cuma, Şubat 19th, 2010

İşe gitmek, ailemize ve sevdiklerimize zaman ayırmak, yemek ve temizlik yapmak… Günümüzün büyük bir bölümü koşturmaca halinde geçiyor ve kendimizle ilgilenecek vakit bulamıyoruz. Zamanla yarışan kadınlar için hazırladığımız hızlı güzellik yöntemleri hay

Hızlı Güzellik Yöntemleri

Hızlı Güzellik Yöntemleri

Akmış makyajınızı toparlamak için temiz bir kulak çubuğunu nemlendirici kreme batırıp çıkarın.

Yüzünüzde makyaj akan bölgeleri kremli çubukla silin. Anında temizlendiğini göreceksiniz.

Dudak parlatıcınız kısa bir süre içinde akıp gidiyorsa kalıcı olmasını sağlamak için dudak parlatıcınızı sürmeden önce aynı renk ruj ile dudaklarınızı boyayın. Üzerinden dudak parlatıcısı ile geçin.

Rujunuzun kalıcı olmasını istiyorsanız; ruj sürmeden önce dudaklarınıza pudra uygulayın. Tamamen kuruduktan sonra rujunuzu sürün.

Kaşlarınızın altındaki deri kuruyup pul pul oluyorsa güzelliğinize gölge düşürür. Bu sorunu ortadan kaldırmak için temiz bir diş fırçasının üzerine birkaç damla zeytinyağı damlatın. Kaşlarınızı diş fırçasıyla tarayın. Cildinizin nemlendiğini ve kaşlarınızdaki kepeklenme sorununun ortadan kalktığını göreceksiniz.

Kaşlarınızı gereğinden fazla incelttiğinizde daha kalın göstermek istiyorsanız kaşlarınızla aynı renkte ya da bir ton açık göz kalemiyle kaşlarınızı aralık bırakarak kaşlarınızın çıkış yönüne doğru boyayın. Üzerinden temiz ve kuru bir diş fırçasıyla geçerek kaşlarınızı düzeltin.

Oje sürerken tırnak dışına taşırıp parmaklara gelen ojeyi temizlemek için temiz bir kulak çubuğunu asetona batırıp lekeli bölgeleri silin.

Cilt bakım maskesi yapmak için yeterli vaktiniz yoksa bir kâse çileği mutfak robotundan geçirip püre haline getirin. Yüz ve boyun bölgenize yedirerek sürün. 10 dakika bekletin. Sürenin sonunda önce ılık sonra soğuk suyla yıkayın. Çileğin içindeki meyve asitleri cildinizdeki hücreleri harekete geçirir ve ölü derilerin temizlenmesine yardımcı olur.

Parfümüzün daha kalıcı olması için; bilek, boyun, diz arkası ve saçlarınıza sıkın.

Cildiniz kuruduğunda pul pul olup dökülebilir. Böyle bir durum karşısında cildinize nazik hareketlerle kese yapabilir ya da temiz, nemli bir bezin üzerine bir miktar yulaf ezmesi dökerek cildinizi ovabilirsiniz…