Sayfalar
Mart 2010
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Şub   Nis »
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031  

Archive for Mart, 2010

İlişkide Sorunlar Nasıl Düzeltilir?

Cumartesi, Mart 27th, 2010

Aşkı yakalar ve karşılık görürseniz, artık bir ilişkinin içindesiniz demektir. Ancak sıkıntı şu ki; aşk, ilişkilerde ortaya çıkan sorunları çözmüyor!

İlişkide Sorunlar Nasıl Düzeltilir?

İlişkide Sorunlar Nasıl Düzeltilir?

Ortada bir problem varsa, öncelikle bunu her iki tarafında kabul etmesi gerekiyor. Bu ilk adım önemli çünkü bazen bir tarafın gördüğünü, diğer taraf reddediyor. O zaman ilişkinin pimi çekilmiş oluyor.

Zaman geçtikçe içinden çıkılmaz bir hal alan ve çiftleri ayrılığa sürükleyen sorunların çoğu, varlıklarının reddedilmesi sebebiyle büyüyor.

Sorunu kabul ettikten sonra irdelenmesi gereken konu ise, değiştirilebilir olup olmadığıdır. Bu, genellikle çiftlerin atladığı bir durumdur. Bazıları, kendilerinde, eşlerinde veya ilişkilerinde her şeyi değiştirebileceklerini düşünmektedirler. Kimileri ise, en baştan hiçbir şeyin değiştirilemeyeceği inancına sahiptirler. Onlar zaten herhangi bir gayret içine girmezler.

Esas olan şudur ki, iki tarafında karakteristik özelliklerinin temel olanlarının değişimi çok zor ve neredeyse imkansızdır. Belirli davranışlar ve alışkanlıklar, biraz çabalayarak değişim gösterebilir. Ancak temel özelliklerin değişimi maalesef çok zor ve yorucu bir uğraştır.

Çiftin burada dikkat etmesi gereken, gerçekten değişime müsait bir konu üzerinde mi yoğunlaştıklarıdır. Bu kısım aydınlığa kavuşmadan, bir ilerleme sağlanamaz.

Sorunu belirledikten ve çaba sarf etmeye değer olduğuna karar verdikten sonraki aşama ise, sorunun özünü anlayabilmektir. Bu problemin altında yatan nedenleri dürüstlükle paylaşmak gerekir. Olayı geçiştirmek için veya daha büyük bir tartışmaya yol açacağını düşündüğünüz için yanlış cevaplar vermek, zaman içinde bu sorunun tüm ilişkinize bir virüs gibi yayılmasına sebep olur.

Bundan sonra ise, nasıl başa çıkacağınızı bulmanız gerekir. İkinizin ortak bir yöntem üstünde karar verip, o yolda ilerlemeniz gerekir. Durumdaki rolünüzü değerlendirip, bunun altından kalkmanın bir yolunu bulmalısınız.

İlişkinizin ve kendinizin farkına varmadan, sorunlarla devam etmek veya üstünü örtmek, birlikteliğinizde kapanamaz yaraların açılmasından başka bir işe yaramaz. Haklısınız, bazen duymamak ve görmemek gerekir ancak bunlar anlık yapılabilecek hareketlerdir. Eşinizin çok kötü bir ruh hali içinde olduğunu ya da aşırı sinirli bir anında olduğunuzu fark etiğinizde, alttan almak doğru bir çözümdür. Ancak o sırada canınızı sıkan olayı, birkaç gün sonra ve ikinizin de keyifli olduğu bir zamanda konuşmak gerekir.

İlişkilerin en büyük sorunu iletişim ve algı hatalarıdır. Aklınızdan geçeni açık ve net biçimde söylemeden, karşınızdakinin onu bileceğini farz etmek, sizi kırılacağınız ve gittikçe büyüyecek olayların tam ortasına sürükler. Konuşmak, derdini anlamak ve karşındakinin gerçekte ne dediğini anlamaya çalışmak, pek çok ilişkiyi dağılmaktan kurtarır. Sorun, konuşun, anlayın!

Spor Yapmayı Sevmeyenlere!

Cumartesi, Mart 27th, 2010

Egzersiz yapmanın çok sıkıcı olduğunu mu düşünüyorsunuz? Ancak diyet yapıyorsanız, mutlaka sporla desteklemeniz gerekir. Sıkılmadan egzersiz yapmanın yolları

Spor Yapmayı Sevmeyenlere!

Spor Yapmayı Sevmeyenlere!

Spor salonuna yazılıp, birkaç hafta sonra gitmeyenlerdenseniz, biraz taktik geliştirmeniz gerekiyor demektir. Egzersiz için motivasyonu hep aynı seviyede tutmanın bazı püf noktaları var.

Öncelikle işe mutlaka doktor kontrolünde başlayın. Sağlıklı olduğunuzu ve spor yapmadan önce doktora gitmeye ihtiyacınız olmadığını düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. Her bünye farklıdır. Sizin için en uygun sporu seçmek, başladığınızda başınıza gelecek pek çok sakatlanma ve rahatsızlığı önleyecektir.

Sadece efor sarf etmek spor yapmak değildir. Egzersizi doğru yapmak son derece önemlidir. Spor salonunda saatler geçirebilirsiniz ama hareketleri doğru yapmıyorsanız, sonuç alamazsınız.

En seveceğiniz egzersizi seçmek önemlidir. Açık havada olmaktan hoşlanıyorsanız, orada yapacağınız bir spor türünü tercih edin. Takım sporları ve rekabetten hoşlanıyorsanız, birlikte yapılan sporları tercih edin.

Çocukluğunuzdan beri alıştığınız en iyi yöntem ödüllendirmektir. Bu da bir çeşit eğitimdir. İradenizi ve bedeninizi terbiye ederken, ödüllendirme yöntemini kullanabilirsiniz. Böylece motivasyonunuz artacaktır. O zaman içinde istediğiniz bir şeyi, örneğin bir elbiseyi alma sözünü verin kendinize ve bir zaman belirleyin. O süre içinde düzenli olarak spor yaparsanız, gidip kendinize o elbiseyi hediye alın.

Ne zaman egzersiz yaptığınız önemlidir. Çoğu insan bu ayrıntıyı atlar ancak bilmelisiniz ki, herkesin vücudu spora farklı zamanlarda tepki verir. Günün en enerjik olduğunuz zaman dilimini belirleyin. Hormonlarınız o saatte spor yapmaya uygun olacaktır.

Egzersizin sürekliliği elbette önemli bir konudur ancak uzun saatler ayırıp egzersiz yapma fırsatı bulamıyorsanız, bilin ki beş dakikalık bir çalışma da, yarım saat yapılan bir egzersiz kadar etkilidir. Günlük egzersiz planınızı bir kerede yapmak zorunda değilsiniz. Gün içinde bölerek yapabilirsiniz.

Egzersiz planınızı yaparken bir anda çok yüklenmeyin. Vücudunuzun hamlığı bir günde gitmeyecektir. Vücudunuzun bu çalışmaya alışması için, yavaş yavaş yükseltin. İlk haftada çok zorlu bir programla başlarsanız, hem hevesiniz kırılır, hem spordan soğursunuz. Seviyeyi zaman içinde yükseltirseniz, başardıklarınızı gördükçe, daha mutlu olacaksınız…

Uzun Elbiseler Sahnede!

Cuma, Mart 26th, 2010

2009 yaz döneminde sezon sonu indirimden uzun elbiseler aldıysanız çok şanslısınız. Çünkü uzun elbiseler; 2010 yaz modasında sahnenin başrolünde! Yeni sezon için dolabınız hazır sayılır.

Uzun Elbiseler Sahnede!

Uzun Elbiseler Sahnede!

Rahat, trendi, şık, ilgi çekici görünmeyi garanti eden uzun elbiseleri bir kere giyen vazgeçemiyor, tıpkı moda dünyasının yeni modeller sunmaktan vazgeçemediği gibi. Uzun elbise giymekten çekiniyorsanız, bugün sizin gününüz! Çünkü elbise seçim tüyoları

Boyum Uzun Değil!

Boyunuzun yeterince uzun olmadığını düşünüyorsanız, uzun elbiseler tam size göre! Tek renk, düz kesimli ya da küçük desenli uzun elbiseler boyunuzun daha uzun görünmesine yardımcı olur.

Elbisenizin etek uçları yere kadar değil ayak bileğinizin hemen altında olursa istediğiniz etkiyi sağlayabilirsiniz.

Zayıf Değilim!

38 beden olmamak uzun elbise giymemek için geçerli bir sebep değil. Çünkü koyu ve ten renk uzun elbiseler topuklu ayakkabılarla birlikte giyildiğinde daha ince görünmenizi sağlıyor.

Büyük desenli, ikiden fazla rengin bir arada kullanıldığı uzun elbiselerden uzak durmalısınız. Deneme kabininden çıkıp boy aynasına baktığınızda gördüğünüz kişinin siz olduğuna inanamayabilirsiniz. Çünkü büyük desenli elbiseler göz yanıltır ve olduğunuzdan daha kilolu gösterir.

Nasıl Kombinleyebilirim?

Uzun elbiseler dolabınızdaki diğer parçalarla kombin yapmak için sınırsız seçenek sunuyor. Sandalet, babet, topuklu ayakkabılar, dolgu topuk terliklerle birlikte renkli takılar, kot ceketler, kısa hırkalarla birlikte kombinleyebilirsiniz.

Sezonun en yeni trendi ise uzun elbise üzerine kemer takmak! Eğer düz kesimli, bel kısmı detaysız bir elbiseniz varsa ayakkabınızla aynı renkte kemer takarak trendi görünebilirsiniz.

Uzun Elbiseler Sahnede!

 

Uzun Elbiseler Sahnede!

 

Uzun Elbiseler Sahnede!

 

Cilt Temizliği Önerileri!

Cuma, Mart 26th, 2010

Cildinizde bakteri oluşumunu önlemek, sağlık ve güzelliğini korumak için düzenli temizleme yapmak cilt bakımının altın kuralıdır.

Cilt Temizliği Önerileri!

Cilt Temizliği Önerileri!

Sabah ve akşam cilt tipinize uygun ürünlerle temizlik yapmak; cilt gözeneklerinin temizlenmesi, gün boyunca cildinizde biriken toz, ter, makyaj kalıntıları gibi cilde zarar veren maddelerden arındırılmasını sağlar.

Sabun Kullanmak

Sabun; cilde esneklik ve parlaklık kazandıran yağı tamamen emerek kurutur. Cildin PH dengesini düzenleştiren sabun yağlı ciltler tarafından tercih edilmelidir. Özellikle kuru ve normal ciltlerde sabun kullanımından kaçınılması gerekir.

Hassas Cilt

Hassas ciltlerin temizliğinde alkol içerikleri yüz tonikleri kullanmak cildi tahriş edebilmektedir. Özellikle hassas ciltler için üretilmiş alkolsüz tonikler ya da termal su spreyleri cildin PH dengesini bozmadan nemlendirir, kaşıntı ve kızarıklığın giderilmesine yardımcı olur.

Kozmetik Ürünler

Gıda ve ilaçlarda olduğu gibi kozmetik ürünlerin de son kullanma tarihi vardır. Krem, ruj, fondöten gibi kozmetik ürünlerinizin son kullanma tarihini kontrol ederek kullanmalısınız. Son kullanım tarihi geçmiş kozmetik ürünler cildinizin tahriş olmasına, sivilce gibi cilt sorunlarının yaşanmasına zemin hazırlar.

Cilt Maskeleri

Cilt bakım maskeleri anında etki gösteren hızlı güzellik kaynaklarıdır. Cilt tipinize uygun bakım maskesi uyguladığınızda cildinizin parladığını, gerildiğini ve pürüzsüzleştiğini ilk kullanımdan itibaren görebilirsiniz. Papatya, melisa özlü maskeler cildinizin rahatlamasını, kızarıklık ve tahrişin iyileşmesini sağlar.

Ölü Hücreler

Cilt yüzeyinde birikmiş ölü hücreler; cildin cansız ve mat görünmesine neden olur. 15 günde bir kez uygulayabileceğiniz peeling sayesinde cildiniz derinlemesine temizlenirken, ölü hücreler arındırılır. Nane özlü peelingler cildin rahatlamasına yardımcı olur.

Büyük Aşklar Sonsuza Kadar Sürer mi?

Perşembe, Mart 25th, 2010

Genel kanı, büyük aşk denilen alın yazısının, bir gün mutlaka gelip sizi bulacağı ve şiddetli bir iniş çıkış izleyen duygu seline sokacağı yönündedir.

Büyük Aşklar Sonsuza Kadar Sürer mi?

Büyük Aşklar Sonsuza Kadar Sürer mi?

Bunun doğruluğu elbette tartışmaya açıktır ancak atlanmaması gereken en önemli nokta şudur: Her duygu, sahibinin sorumluluğu altındadır. Birine aşık olduğunuzda, bu öncelikle sizi bağlar, aşık olduğunuz kişiyi değil!

Büyüklüğü ve yoğunluğu ne olursa olsun, sevgi kısa sürebilir. Bazı ilişkiler kendi içinde tükenmiş olsa bile, evlilik kurumunu yürütebilmek ve sosyal ahlaka uyum sağlayabilmek gibi sebeplerden dolayı devam ettirilebilir.

Peki, büyük aşklar sonsuza dek sürer mi? Bu soru pek çok insanın kafasını karıştırıyor. Bu soruya cevabı bir açıdan yakalayarak verebiliriz.

Evlilik kurumu, insan davranışlarının incelenmesinden çok önce ortaya çıkmış ve hala varlığını sürdüren bir kurumdur. Evlilik kararı alan insanlar, bu töreni gerçekleştirirken, ölüm onları ayırıncaya kadar, hastalık ve sağlıkta, iyi ve kötü günde birlikte yaşayacaklarına söz verirler. Bu demektir ki, aşkın varlığını ölene dek sürdürebileceğimize inancımız yüksektir. Geçmişe oranla, günümüzde ilişkilerin ve evliliklerin kısa sürmesinin sebebi nedir?

Sevgi, tam olarak dürüst ve açıksa, gelişen olaylara karşı ruhen ve bedenin duyarlıysa, algıları duyumsamaya hazırsa, o zaman adı tam olarak sevgidir. Sevdiğimiz kişiyi sürekli yanımızda bulundurmak ve tamamen sahiplenme isteği, anlaşılır olsa da, mülkiyetçiliktir.

Diğer taraftan, sevgi sahiplenilmesi mümkün olmayan bir olgudur. Mülkiyet kavramı işin içine girdiğinde, sevgi de büyük bir tehlikeye girmiş demektir. Sahiplenme içgüdüsü, bizi zaman içinde olaylara karşı gerginleştirecektir. Algılarımız değişim gösterecek ve özgürlükçü yanımız kaybolacaktır.

Eğer ilişkimizde gerçekçi ve olgun olmayan bir tavır sergilersek, üstelik aynı tavır karşı taraf için de geçerliyse, iki insanın arasındaki sevgi tükenmeye mahkum demektir.

Sevgi, her doğan günde kendini tekrar eder. Saf sevgi, içinde sahiplenme, korku, güvenlik gibi ihtiyaçlar barındırmaz. Sürekli geçmişiyle yaşayan kişiler, bugünü kaçırırlar. Kaygılara bulanan insanlar, sevginin etrafına farklı ihtiyaçlarla duvar örerler.

Her gün birbirinden farklıdır. Her yeni günde, yeni olaylarla karşılaşırız. Eğer aşkınız, her sabah uyandığınızda kendini yeniden var edebiliyorsa, bu büyük bir aşktır ve saflığını koruyabilirseniz, sonsuza kadar sürebilir. Sizce koruyabilir misiniz?

Kibrit Kutusu Kadar!

Perşembe, Mart 25th, 2010

Diyet yapanları sinirlendiren “kibrit kutusu kadar” tanımı, konu peynir olduğunda ciddi önem taşıyor.

Kibrit Kutusu Kadar!

Kibrit Kutusu Kadar!

Yaklaşık 30 gram, yani bir kibrit kutusu kadar peynir tüketecekseniz, bu peynirin türü çok önemlidir. İşte bir kibrit kutusu kadar peynirin içerdiği besinler:

Beyaz Peynir:75 kalori

6 gr yağ

108 mg. Kalsiyum

Yarım yağlı kaşardan daha az kalori içeriyor. Kalsiyum oranı ne çok, ne de az ve D vitamini açısından zengin!

Kaşar Peynir:

124 kalori

10 gr yağ

216 mg. Kalsiyum

En yağlı peynirlerden ancak iyi bir çinko ve kalsiyum kaynağı!

Keçi Peyniri:

59 kalori

4,7 gr yağ

57 mg kalsiyum

İnek peynirine oranla az kalorili, D vitamini açısından zengin. Ancak çinko ve kalsiyum açısından iyi olduğu söylenemez.

Parmesan Peynir:

136 kalori

9,8 gr yağ

360 mg kalsiyum

Kalsiyum deposudur. Yemeğin üzerine koyacağınız 1 çorba kaşığı parmesan, tavsiye edilen günlük kalsiyum miktarının %15’ini karşılamaktadır.

Süzme Peynir:

29 kalori

1,2 gr yağ

22 mg kalsiyum

Çok az yağ içerir ve kilo vermeye çalışanlar için idealdir. Ancak kalsiyum açısından zengin değildir…

Tırnaklarınız Değerlidir!

Perşembe, Mart 25th, 2010

Tırnaklar kadının güzelliğinde önemli unsurlardan biridir. Bakımlı ve güzel tırnaklar ise vazgeçilmezdir!

Tırnaklarınız Değerlidir!

Tırnaklarınız Değerlidir!

Tırnaklarınıza oje sürmeden parlamasını istiyorsanız, özel olarak yapılmış bir törpü ile her tarafını törpüleyin. Sonra törpü yastığı ile tekrar törpüleyin. Tırnağınızın geniş yüzeyinin pırıl pırıl parladığını göreceksiniz.

Çok yumuşak olan törpüler, sadece tırnak yüzeyine uygulanır. Bu işlem bir çeşit tırnak peelingi gibidir. Tırnak peelingini yaptığınızda kan dolaşımı hızlanır. Ölü tırnak hücreleri tırnaktan atılmış olur. Peelingin ardından, tırnak kremini tırnaklarınıza masaj yaparak yedirin. Tırnaklarınızın ışıldadığını göreceksiniz.

Oje seçiminde dikkat etmeniz gerekenler:

Elin ten rengi önemlidir.

Tırnak şekliniz süreceğiniz ojenin rengini belirler.

Uzun ve biçimli tırnaklarınız varsa, koyu ve frapan renkleri tercih edebilirsiniz.

Kısa tırnaklar için en ideali, pastel ve açık tonlardır.

Kısa ve enli tırnakların daha uzun ve ince görünmesi için, tırnağın iki kenarından birer çizgi bırakın.

Önce bir kat tırnak besleyici, kuruyunca da renkli oje sürün.

Ojeleri çıkarmak için kullandığınız asetonun kaliteli olmasına önem verin.

Tırnak batması:

Tırnak batması, genelde ayak parmaklarında rastlanan bir durumdur. Her adım atışta zonklayarak, acı vermeye sebep olur. Ancak ellerde de oluşabilen tırnak batmasının birkaç sebebi olabilir.

Tırnakların kesim hatası

Tırnak mantarı geçiren kişide tırnağın deformasyona uğrayarak kalınlaşması

Tırnağın doğal yapısı

Yumuşak tırnaklar, kemik yapısının zayıf olduğunu gösterir. Böyle durumlarda kalsiyum, flor, D vitamini ve çinko içeren besinler tüketmek yararlı olacaktır…

Yaş Farkının İlişkilere Etkisi!

Çarşamba, Mart 24th, 2010

Kendinden büyük veya küçük birini sevmek, sıklıkla rastlanan bir durumdur. Çoğu insan toplumsal baskılar yüzünden ilişkisinin tadını çıkaramaz.

Yaş Farkının İlişkilere Etkisi!

Yaş Farkının İlişkilere Etkisi!

Bütün doğru ve yanlışlar, bize öğretilen kurallar üzerinden aklımıza yerleşmiştir. Doğduğumuz andan itibaren, bize neyin iyi ve kötü olduğu; hangisinin doğru ve yanlış olduğu gösterilmiştir. Hiçbirimiz tam olarak özgür yetiştirilmedik. Hepimizin içinde sınırlar ve yasaklar var. Farklılık gösterse de, genel geçer kurallara karşı çıkarken zorlanırız.

Bu öğretilerden biri de, kadınların kendinden büyük erkeklerle birlikte olmasının daha iyi olduğudur. Ancak seçiminizi yaparken yine de belli bir sınırı korumanız gerekir. 8-10 yaşın ideal olduğu görüşü yaygındır. Bu tez, hem toplumun genelinde, hem sosyal öğretilerde onaylandığından, bizim için de geçerli hale gelir; ta ki yaş farkının yüksek olduğu bir aşka düşene kadar!

Çocukluk ve gençlik yıllarında öğretmenlere aşık olunur. Bunun altında mutlaka psikolojik pek çok etken yatmaktadır. Bu süreci tamamladıktan sonra kendi yaşıtlarından hoşlanma bölümü gelir. Ancak bir gün, bir yerde, belki de sizden 20-30 yaş büyük bir adam görüp, ona tutulabilirsiniz.

Neden yaşı çok büyük birine aşık olduğunuz konusu, psikolojinin ilgi alanında genişçe yer almaktadır. Beni ilgilendiren konu ise, “olursanız ne olur?” kısmı! Hiçbir şey olmaz! Öncelikle şunu anlamak gerekir, yaş farkı olan birine aşık olmak ile yaşıtınız birine aşık olmak arasında, duygu yoğunluğu açısından bir fark yoktur. Ancak toplumsal baskı sizi canınızdan bezdirebilir.

Bu tarz ilişkilerde sıklıkla görülen durum, ayrılıktır. Bu ilişkinin yürümemesi için en az diğer ilişkiler kadar çok neden sayılabilir ama en baskın olan iki seçeneği masaya yatıralım. Birincisi, erkek etraftan gördüğü sözlü ve sesiz baskının altında ezilir. Aynı şey kadın için de geçerlidir. İkincisi, kadının yaşı ilerledikçe, erkek ona yetemediğini düşünür ve bazen gerçekten isteklerini karşılamakta zorluk çekebilir.

Kadınlar, erkeklerden daha erken olgunlaştıkları için, genellikle yaşıtlarında olgunluk bulamazlar. Oysa büyük yaşta bir erkek, bir kadının isteklerini daha iyi bilir ve daha tecrübelidir. Bu yüzden kadınlar kendinden büyük erkekleri sevmekte zorlanmazlar.

İster yaşı sizden büyük olsun, ister küçük; bütün ilişkiler aşağı yukarı aynı sorunlarla karşılaşırlar. Önemli olan ruhunuzun ve aklınızın olgunluğunun, birbirine denk düşmesidir. Aşk, içine yasak ve kural koyulamayacak kadar büyük bir duygudur. Üstelik yasak olan şeyler de daha cazibeli durur.

Sorunun özü yaş farkı değil; yaşam, kimlik, alışkanlık ve bakış açısı farkıdır. Sevmeyi bilmeyen biri, hangi yaşta olursa olsun mutluluğu bulamaz. Kalbine aşkı öğretmiş iki insanın ilişkisi ise, tadından yenmez. Aşka yaşla, dille, dinle veya her neyse onunla sınır koymaya çalışıldığında, hep geri tepmiştir. O yüzden bizim de toplum olarak birbirini seven insanlara, yaşına, tipine, dış güzelliğine bakarak hüküm vermemiz yanlıştır. Ayrıca şu söz hep insanın aklında kalmalıdır: “Büyük konuşma, başına gelir!”

Belirtisi: Kronik Ağrı!

Çarşamba, Mart 24th, 2010

Fibromyalji, kronik kas ağrılarıyla kendini gösteren, uyku bozukluğu, uzun süren yorgunluk ve psikolojik yakınmalarla kendini belli eden bir hastalıktır.

Belirtisi: Kronik Ağrı!

Belirtisi: Kronik Ağrı!

Yumuşak doku romatizması grubunda yer alan bu hastalık, yaşam kalitenizi etkiler. Sabah uyanmakta zorluk çekmek, boyun ve sırt ağrılarından şikayet, geceleri iyi uyuyamama, gün boyu kendini yorgun hissetme gibi belirtileriniz varsa, Fibromyalji için kendinizi kontrol ettirin.

Kronik ağrıya yol açan önemli nedenlerin başında gelen bu hastalık, çoğunlukla kadınlarda ortaya çıkıyor. Yaygın vücut ağrıları, uyku bozukluğu, yorgunluk, tüm vücutta tutukluk, baş ağrısı, kabızlık, ağrılı adet görme, eller ve ayaklarda karıncalanma ve şişlik gibi pek çok yakınmaya sebep oluyor.

Fibromyalji hastalığının nedeni tam olarak bilinmiyor. Hastalıktan geçirilmiş travmalardan tutun da, psikolojik bozukluklara kadar pek çok farklı etken sorumlu olabiliyor.

Kas ağrısından depresyona, tiroitten uykusuzluğa kadar geniş bir yelpazeye yayılan şikayetlerin tedavisinde mutlidisipliner bir yaklaşım gerekiyor. Bu hastalığa yakalanan kişinin, hastalığını iyi anlaması ve tedaviden çabuk beklememsi gerekiyor.

Hastalıkta uyku bozukluklarının düzeltilmesi önemli bir yer tutuyor. Tedavide kullanılan ilaçlar antidepresanlar, fizik tedavi, hipnoterapi, akupunktur, kaplıca tedavisi gibi yöntemler bulunuyor. Hepsinin içinde en önem taşıyan ise, egzersiz tedavisidir.

Yapılan araştırmalar, Fibromyalji hastalığının bir kere ortaya çıktığında, uzun süre devam ettiğini ve zaman zaman şiddetlendiğini ortaya koyuyor.

Hastada sakatlık gibi bir durum oluşmasa da, kronik olarak devam eden yorgunluk, tutukluk ve ağrılar nedeniyle ciddi iş gücü kaybı ve tedavi maliyetleri nedeniyle ekonomik yük bindiriyor. İlaç tedavisi ve egzersizle, hastalığın iyileşmesi mümkün oluyor…

Somon Buğulama

Salı, Mart 23rd, 2010

Omega-3 yağları açısından zengin somon balığı; domates, biber, maydanozun lezzetiyle buluşuyor. Sadece 15 dakika akşam yemeği için hazırlanıp, sofranızı şölene dönüştürüyor.

Somon Buğulama

Somon Buğulama

Malzemeler,

500 gram somon fileto

3 adet domates

4 adet sivri biber

5 dal maydanoz

2 yemek kaşığı zeytinyağı

Damak tadınıza göre tuz

Hazırlanışı,

Domateslerin kabuklarını soyup orta kalınlıkta halka şeklinde doğrayın.

Biberleri halka şeklinde doğrayın.

Maydanozu incecik kıyın.

Orta büyüklükte bir tavanın tabanını tamamen kaplayacak şekilde domates dilimlerini yerleştirin.

Temizlenmiş somon filetoları domateslerin üzerine dizin.

Balıkların üzerini domates, biber dilimleri ve maydanozla kaplayın.

Zeytinyağını üzerinde gezdirin.

Damak tadınıza göre tuzunu serpin.

Kısık ateşte 15 dakika suyunu çekene kadar pişirin.

Izgara sebzelerle servis yapabilirsiniz.

Afiyet olsun.