Sayfalar
Nisan 2010
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Mar   May »
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
2627282930  

Archive for Nisan, 2010

Dinlenme Zamanı!

Cuma, Nisan 30th, 2010

Sabah erkenden uyandınız, günlük işlerinizi yetiştirmek için telaşlı bir tempoda çalıştınız ve akşam oldu. Kendinizi bitkin ve yorgun hissediyorsunuz. Peki, bitkisel yağlarla dinlenebileceğinizi biliyor musunuz?

Dinlenme Zamanı!

Dinlenme Zamanı!

Bitkisel banyo yağları hem cildinizi besler hem de gün boyunca üzerinize biriken, sizi yoran stresten uzaklaşmanızı sağlar. Kendi evinizde, ekonomik bütçelerle SPA keyfi yaşamak istiyorsanız; aromaterapi yağlarıyla hazırlayacağınız şımartan bitkisel banyo kürü tarifi tam size göre!

Badem yağı, sızma zeytinyağı, avokado yağı gibi E vitamini içeren bitkisel yağlarla hazırlanan bakım kürü; cildinizi besler ve ruhunuzu dinlendirir.

Malzemeler,

1 yemek kaşığı badem yağı

1 yemek kaşığı sızma zeytinyağı

1 yemek kaşığı avokado yağı

1 yemek kaşığı jojoba yağı

1 yemek kaşığı kayısı yağı

1 yemek kaşığı üzüm çekirdeği yağı

Hazırlanışı ve Uygulaması,

Tüm malzemeleri cam bir şişede karıştırın.

Malzemeler birbiriyle özleşene kadar çalkalayın.

Küveti sıcak suyla doldurup bitkisel karışımdan 2 çay kaşığı ekleyin.

Dinlenmenin keyfini çıkarın!

Notlar,

Besleyici banyo yağı kürünü ihtiyaç duydukça kullanabilirsiniz.

Güneş ışığından uzak, serin bir ortamda saklamaya özen gösterin.

İsterseniz masaj yağı olarak da kullanabilirsiniz…

Denizleri Aşan Trend: Marine!

Cuma, Nisan 30th, 2010

2010 kış sezonu boyunca sinyallerini veren marine trendi yaz modasını etkisi altına alıyor. Kırmızı, lacivert, beyaz tonlarının hâkim olduğu marine konsepti denizleri aşıp geliyor!

Denizleri Aşan Trend: Marine!

Denizleri Aşan Trend: Marine!

Esmer, sarışın, kumral… Hangi ten rengine sahip olursanız olun, marine trendini tarzınıza kolaylıkla uygulayabilirsiniz. Renk kombinlerini doğru seçmek, harika görünmeniz için ilk ve tek adımdır.

Sarışın ya da kumralsanız; marine kombinlerde üst kıyafetlerinizi lacivert ya da kırmızı olarak belirleyebilirsiniz. Teninizle kontrast oluşturacak renkler; güzelliğinizi vurgular. Marine modasının temel renklerinden beyazı; pantolon ya da ayakkabılarınızda tercih edebilirsiniz. Yeterince bronz olmadığınızı düşünüyorsanız üst kıyafetlerde beyaz kullanmaktan kaçınmalısınız. Özellikle beyaz tenli kadınlarda beyaz renkli üstler solgun bir görünüme neden olur.

Esmer tenliyseniz; marine kombinlerinizde üst kıyafetlerinizde kırmızı ve beyaz renkleri tercih edebilirsiniz. Koyu ve açık renklerin bir arada kullanımı ten renginizin güzelliğini ortaya çıkarır. Ayakkabı ve pantolon, etek, şort gibi alt kıyafetlerinizde lacivert tonlarını kullanabilirsiniz. Esmer tenli kadınlarda üst kıyafetlerde lacivert renk tercih etmek, yorgun ve soluk bir görünüme neden olur.

Marine trendinde öne çıkan başka bir detay ise çizgilerdir. Elbise, ayakkabı, şort, etek, tulum, pantolon ve ceketlerde sıklıkla kullanılan çizgiler görüntünüze şıklık kattığı kadar risklidir. Enine çizgiler sizi olduğunuzdan daha geniş gösterebilir, bu nedenle yeterince ince olmadığınızı düşünüyorsanız enine çizgili kıyafetlerden kaçınmalısınız. Aynı şekilde çok aralıklı çizgili kıyafetler de geniş görünmenize neden olabilir. Sizin için en ideali sık ve dikey çizgili kıyafetlerdir. Lacivert-beyaz, kırmızı-beyaz kombinlerinin kullanıldığı çizgili parçalar istediğiniz etkiyi yaratmanıza yardımcı olur.

Uzun boylu ve ince bir vücut yapısına sahipseniz yatay çizgiler tam size göredir. Vücudunuzun uzunluğunu orantılı gösterip, daha fit bir görünüm sergilemenize yardımcı olur.

Çizgili kıyafetlerde genel kuralımız; desenli kıyafetlere benzer. Yani, bir kombinde en fazla 2 parçada çizgili kullanmanız gerekir. Fazla çizgili kıyafet kullanımı göz yorar ve ortaya karmaşık bir görüntü çıkarır.

2010 yaz modasının en sevilen trendi marineye yavaş bir geçiş yapmak istiyorsanız; aksesuarlarınızda kullanabilirsiniz. Beyaz tonlarının hakim olduğu bir kombinde kırmızı ve lacivert takılar ya da fular tercih edebilirsiniz. Bu sayede hem modaya uygun giyinmiş hem de yeni moda için kendinizi hazırlayabilirsiniz…

Nokia’nın amiral gemisi mi?

Perşembe, Nisan 29th, 2010

N8, 12 megapiksel kamerası ve HD video çekim ve edit özellikleriyle çok iddialı geliyor.

Akıllı telefon pazarında uzun süredir rekabet güçlüğü yaşayan Nokia, açık kaynaklı olarak yayınlayacağı işletim sistemi Symbian^3’ü kullanan ilk modeliyle şeytanın bacağını kırmaya çalışacak. Nokia’nın hedefinde, beklendiği üzere, bilhassa hızlı işlem gücü ve aksaksız dokunmatik ekran tecrübesiyle iPhone ve akıllı telefon ustalarından Blackberry var.kurumsal blogunda bilgileri yayınlanan N8, 12 meg apiksel çözünürlükte, Carl Zeiss lensli, Xenon flaşlı kamerası ve HD video çekebilme yeteneğiyle şimdiden merak uyandırdı.

Cihaz açık kaynak kodlu Symbian^3 işletim sistemiyle, iPhone ve Android sistemlerinin uygulama çeşitliliğinden kaynaklı kullanım avantajlarına cevap vermeyi planlıyor. Kasası 5 farklı renkte üretilecek olan N8’in 3.5 inç boyutundaki ekranı da yüksek çözünürlüklü ve kapasitif çoklu dokunma özelliğini destekliyor.N8’in şimdilik görünürdeki en büyük avantajlarından bir diğeri de 720p çözünürlükte HD çekim yapabilmesi ve çekilen görüntülerin HDMI çıkışı aracılığıyla HD televizyonlarda, üstelik Dolby Surround Sound Plus ses kalitesiyle, izletebilmesi.

Kullanıcı cihaza yüklü gelen edit yazılımıyla, çekilen HD görüntüleri istediği gibi kesip biçebilecek. Cihaza indirilecek WebTV uygulamasıyla özel yayın sunucusuna bağlanıp HD kalitesinde televizyon yayınlarını izlemek de mümkün. N8, diğer firmalar elini çabuk tutmazsa, tüm bu HD multimedya özelliklerine sahip tek telefon olarak piyasada yer alacak.

Cihazla ilgili olarak en merak edilen konulardan biri de işlemci hızı. Henüz ‘resmen’ açıklanmış değil ama ‘GSM Arena’ adlı internet sitesindeki spesifikasyon listesine göre cihazda 680 MHz hızlı ARM 11 işlemci bulunuyormuş…

Daha Çok Sevmeliyim!

Perşembe, Nisan 29th, 2010

Bugün efkarlıyım, sebebi yok, öyleyim. Yine gece avutuyor gönlümü. Karanlığa sığınmış, bütün sevdaların ötesinde bir yüreğim.

Daha Çok Sevmeliyim!

Daha Çok Sevmeliyim!

Kaç sigara içmişsem bugüne kadar, kaç dostun omzunda ağlamışsam, kaç kahkaha savurmuşsam, kaç anı biriktirmişsem cebimde, kaç bedel ödemişsem, o kadarım.

Rüzgarda aralık kalmış pencere gibi kendime çarpıyorum. Kendime ne kadar zalimsem, dışarıya o kadar yumuşağım.

Bu bedene hapsolmuş, başka yerlere ait bir ruhum. Dünyanın tepesinden durmalıydım aslında, kuşlar gibi uçabilmeliydim. Oradan seyretmeliydim alemi, orada öğrenmeliydim benliği.

Gönlümün sevebildiği kadar insanım. Aşkı sonuna kadar, tutkusu, vahşeti, asaletiyle yaşayabildiğim kadar varım. Sevginin orta yerine uyuyakalırım. Rüyalarım bile sevdaya çıkar benim, ancak o zaman bu dünyayı anlarım.

Namerde muhtaç olmadan yaşamak derdindeyim. Paranın, pulun ötesindeyim. Ne kadar param olsa, yine iki tabakla doyacak karnım, biliyorum. Ben kendimi terbiye etme peşindeyim.

Ölümden korkmam. Ne olacak? En fazla aslıma rücu ederim. Zaten koca evrende bir hiçtim, geldiğim yere geri dönerim. Bütün mesele, elimde kaç sevgi tutacağımdır; ben bir tek o hesabı bilirim.Gereksiz yere gurur yapmam ama onurlu bir yaşamı becerebilmeliyim. Dik duran kafamı, kendi yanlışlarımla eğmemeliyim. Duvarlara çarparak öğreniyor insan fakat çarptığımın duvar olduğunu bilmeliyim.

Boş, yüreksiz, kötü insanlara ayıracak enerjim yok. Ben yaşamın acemisiyim. Öğrenecek öyle çok şey, gidilecek öyle çok yer, sevilecek o kadar çok canlı var ki; zamanımı iyi değerlendirmeliyim.

Akreple yelkovanın hışmına uğruyor hayat. Bazen biz önde görünsek de, hep ileride duruyor zaman. Değişiyoruz. Tenimiz, aklımız, ruhumuz değişiyor. Vakte yetişmek zor!

Vefadan yana bonkörüm de, daha çok affetmeyi öğrenmeliyim. Kulun kula ettiğine dayanmıyor yürek ama kendimi eğitmeliyim. İnzivaya çekilip yükselmek marifet değil, asıl bu kargaşanın ortasında sakin kalmayı becerebilmeliyim. Daha çok sevmeliyim, daha koyu aşık olmalıyım. Daha büyük özlemeliyim çiçeğin kokusu, dostun omzunu, annemin gülüşünü, sevdanın büyüsünü. Sevdikçe büyürüm ben, daha fazla sevmeliyim…

Bölgesel Fazlalıklara Çözüm!

Perşembe, Nisan 29th, 2010

Vücudunuzun bir bölgesinde yoğunlaşan yağlar, gözünüze batar. Vücudunuzun farklı bölgelerinde yağ yakma yöntemleri

Bölgesel Fazlalıklara Çözüm!

Bölgesel Fazlalıklara Çözüm!

Biçimli kalçalar:

Öncelikle vücudunuz üzerinde yapacağınız tüm çalışmaların zaman gerektirdiğini, sabır ve istikrarın önemli olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Kalça kaslarını her gün çalıştırın. Sonunda istediğiniz duruma geldiğini göreceksiniz.

Bu konuda en garantili yöntem merdiven çıkmaktır. Asansörleri ve yürüyen merdivenleri unutun. Step yapmak da aynı derecede başarılı sonuç verecektir. Merdiven aralıkları az olduğunda ikişer ikişer çıkmak daha faydalıdır. Bunu yaparken, kalçanızdan kuvvet alın.

Çoğunlukla çocukların ayağında gördüğünüz patenlerin, sizin için muhteşem olacağını biliyor muydunuz? Paten kayarak sadece kilo vermez, bacak ve karın kaslarını da çalıştırırsınız.

Televizyon seyrederken bile kalçalarınızı çalıştırabilirsiniz. Bunun için oturduğunuz veya uzandığınız yerde, poponuzu sıkıp gevşetin. Bu sırada karnınız içeride, omuzlarınız geride olsun.

Sarkık Kollar:

Kollarınızı eski gergin günlerine döndürmek istiyorsanız, biseps ve triseps kaslarını çalıştırmalısınız. İki elinize su dolu şişeleri alın. Kollarınızı önde birleştirin. Ellerinizin üstü yere baksın. Kolunuzu yavaş yavaş kaldırın ve indirin.

Diğer bir egzersiz için, ağırlığı bir elinize alın. Bu elinizi önce yukarı doğru gerin, sonra başınızın arkasına, ensenize doğru uzatın. Bunu günde 12 defa yapın.

Kelebek ve kurbağalama yüzmek, orantılı kollara ve kol kaslarına sahip olmanızı sağlar. Ayrıca, evde duvarın karşısına geçip, iki elinizle duvarı itmeye çalışın. Böylece kol kaslarınız fazlasıyla çalışacaktır.

Bacaklar:

Bacaklarınızı inceltmenin en pratik yollarından biri bisiklete binmektir. Bisiklete binmek, aynı zamanda yağ yakmak ve kalp kaslarını çalıştırmak için de önemlidir. Düz bir parkur yerine, eğimli yolları tercih ederseniz, daha fazla yakarsınız.

Eğer sokakta bisiklete binme şansınız yoksa, evde binilen bisikletlerden alabilir veya yakınınızda bir spor salonunda bu egzersizi yapabilirsiniz…

Burası Çok Karışık!

Çarşamba, Nisan 28th, 2010

Kız arkadaşlarımın yarısı boşandı. Diğer yarısı evlenmedi. O yarının yarısı, hiç evlenmeyi istemiyor. İstemeyenlerin yarısı da sadece çocuk sahibi olmak istediği için evliliği tercih edeceğini söylüyor. Ortalık karışık anlayacağınız!

Burası Çok Karışık!

Burası Çok Karışık!

Erkek arkadaşlarımın yarısından çoğu boşandı. Evli olanların yarısı mutsuz olduğunu ancak çocuklar için devam ettirdiğini söylüyor. Diğer yarısı zaten evli gibi değil. Bu gece barda, gönlüm hovarda dolaşıyor. Hiç evlenmemiş olan azınlıktaki erkek arkadaşlarım ise, daha önce evlenmiş olan hemcinslerinin anlattıklarından korkuyor. Kör kütük aşık olmazlarsa, evlenmeyi akıllarına bile getirmeyeceklerini söylüyorlar. Burası daha da karışık!

Boşananların neredeyse hepsinin çocukları var. Bazısı ikinci evliliğini yapıp, ondan da bir çocuk sahibi olduktan sonra, evliliğin kendisine uygun olmadığını söyleyecek kadar geniş. Bunu ilkinde anlayamayacak kadar düşük seviyede bir zekaya mı sahip olduğunu sorduğumda, pişkince gülümsüyorlar. Demek ki, bu kısımda karışıklıktan çok yüzsüzlük var.

Herkes aynı şeyin derdinde, adam gibi adam; kadın gibi kadın arayışı hala sürüyor. Ben bu tabirlere çok sıcak bakmadığım için, duyduğumda da yüzümde garip bir ifade oluşuyor. Herkesin sevdiği ve istediği nitelikler bu kadar farklıyken, nasıl oluyor da herkes aynı şeyi ister gibi davranabiliyor, anlayamıyorum! Bu konu da karışık!

Gelip bizi kurtaracak prens hayalini rafa kaldıramadık. Erkeklerde, hayallerindeki kadının aslında yaşamadığını anlayamadılar. Arayış tüm hızlıyla ilerliyor. Saklanmayan hala ebe oluyor!

İlişkisinde çok mutlu olduğunu söyleyen çiftlerin sayısı elin parmağını geçmiyor. Platonik aşk, yaralı aşık, hiç sevmemiş olanlar, bu gece birlikte olalım yarın unuturuz diyenler, bekleyenler, gelmeyenler, zaten aşk yok diyenler, inanalar, inanamayanlar, ilişkisindeki sorunları görmemekte ısrar edenler, ayrılmaya cesareti olmayanlar, eziyet çekenler, gününü gün edenler, -mış gibi yapanlar, sevdiğini zannedenler, acemiler, tecrübeliler, ilişkileri para kaynağı olarak görenler, kendini tanımayanlar, kendini sevmeyenler, hep sorunlu ilişkilere mıknatıs gibi çekilenler, sevgilisi varmış gibi duranlar, en iyisi elimdekidir diyip kaderine razı gelenler, bir daha sevmemeye yemin edenler, daha önce yemin edip sonra sözünden dönenler, vurdum çayıra Mevlam kayıra diyenler, burası cehennemden bile karışık! ( Bu arda cehennemin ne kadar karışık olduğunu bilmiyorum, o ayrı! )

Sonuç itibariyle, konu aşk, sevgi ve ilişkiler olunca, herkesin kafası dağılmış. Aslında huzur ve sevgi peşindeyiz, kimi bunu cesaretle itiraf ediyor; kimi ilişkilerin oyunlarına bayılmış, öyle akıp gidiyor. Kimin eli, kimin cebinde belli değil! Yani, kim akıllı, kim deli, bu düğümü kim çözmeli?

Şipşakla yetinmeyen Nikon severler için

Salı, Nisan 27th, 2010

Yarı-profesyonel Coolpix P100 ile ‘ileri’ amatörleri hedefleyen L110, Nikon’ı pazarda sevindirebilir.

 
SLR benzeri (SLRB) tabir edilen makinelerin firma portföyündeki payı artıyor. Bol detaylı ve ayrılabilir objektifli SLR makinelerdeki pek çok şeyi yapabilen bu kompakt kameralar, öte yandan da yarı-profesyonelliğe geçmek isteyen amatörler için doğru birer bağlangıç kiti.

Önde gelen firmalardan Nikon’ın Türkiye’de piyasaya süreceği iki yeni makine, iki tarafta da ihtiyaçları karşılayacak üst sınıf örneklerden.

Coolpix P100, 26x zum, Nikkor ED cam lens, 26-678 mm çok geniş açılı objektif (35mm format eşdeğeri), ayrıca 1cm’ye (0.4 inç) kadar makro çekim becerisine sahip. Makinenin 3 inç boyutundaki yüksek çözünürlüklü LCD izleme ekranı, 90 derece yukarı ve 82 derece aşağı yönde hareket edebiliyor.

Firma açıklamasına göre HDR (High Dynamic Range) arkadan aydınlatmalı CMOS sensörün, herbir pikselin aldığı ışık miktarını artırarak geliştirilmiş bir hassasiyet ve daha az kumlanma sağladığı belirtiliyor. Azami ISO rakamı 3200, ancak elbette aydınlık olmayan ortamlarda 800’ün üstünü tavsiye etmiyoruz.

P100, Movie-record tuşuna basılarak 2 saate kadar stereo sesli Full HD (1080p) video kaydı yapabiliyor. Çekim sırasında optik zum ve otomatik odaklanma özellikleri kullanılabiliyor. Elbette fotoğraf ve video çekimlerinde oldukça başarılı sonuç veren titreşim azaltma işlevini de hatırlatalım.

Yeni başlayanlar için otomatik çekim modları, diyafram öncelikli ve enstantane öncelikli ayar seçenekleri P100′de mevcut. Portre çekimlerinde ten dokusunu yumuşatma, kırmızı göz önleme, gülümsemeye kilitlenme gibi ekstralar da bulunuyor.

NIKON COOLPIX L110
12.1 megapiksel, 15x optik zumlu, HD video çekebilen, fotoğraf çekimlerinde ‘önerilerde’ bulunan ve pili uzun giden L110, kolay kullanıma odaklanmış.

28 mm geniş açıdan 420 mm süper telefotoya uzun bir açı aralığına sahip lensin geniş odak menzili manzaradan grup çekimlerine, çok yakın close-up’lardan belli mesafeden çekilecek hareketli konulara kadar her tür çekimin üstesinden gelecek gibi. Makro çekimi 1cm mesafeden yapabiliyor.

Lityum AA kalem pillerle 840 fotoğraf yada 7 saate yakın HD film çekebilen cihazda, alternatif olarak sıradan alkalin yada Ni-MH şarjedilebilir pil de kullanılabiliyor.

Siyah ve koyu kırmızı renklerde satılan L110, 720p (1280 x 720) çözünürlükte çektiği video kayıtlarını HDMI bağlantısıyla HD-uyumlu bir televizyona gönderebiliyor. Güzel özelliklerden biri de saniyede 11.1 çekim hızı ile 20 kadar çekim yapma imkanı veren Sürekli Spor modu.

Makinedeki Kolay Kullanım Modu, firmanın açıkladığına göre, ortamı analiz ederek uygun sahne modunu öneriyoer. . 15 hazır mod arasında Portre, Manzara, Gece Portre, Gece Manzara, Yakın çekim, yada Tersışık gibi seçenekler var.

P100’de bulunan, 12 adede kadar yüzü otomatik olarak denetleyip ayarları kendisi yapan Akıllı Portre Modu L110’da da mevcut…

Birinci Şart Temizlik!

Salı, Nisan 27th, 2010

Bakımlı, ilgi çekici, özel bir kadın olmaya karar verdiğimizde güzelliğimize güzellik katacak önerileri dikkatle takip ederiz. Makyaj teknikleri, kozmetik ürünler… Hepsinin temelinde derinlemesine temizlik ve kaliteli cilt bakımı olduğunu görürüz.

Birinci Şart Temizlik!

Birinci Şart Temizlik!

Cilt temizliğinin bakımda özel bir yeri olmalıdır. Cilt gözeneklerinin tıkanması; cildin nefes almasını önler, akne ve sivilce oluşumuna davetiye çıkarır. Ölü derilerden arındırılmamış cilt yüzeyi solgun ve mat görünür. Cildiniz sağlıklı değilse en pahalı kozmetik ürünlerini kullanarak makyaj yapmak, aynada görmek istediğiniz güzelliği sağlamaz…

Güne başlarken; daha güzel görünebilmemiz gece boyunca hücrelerini yenileyen cildimizi ödüllendirmek, nefes almasını sağlamak, fazla yağlardan arındırmak için cilt türümüze uygun ürün ve tekniklerle cildimizi temizlemeliyiz.

Kozmetik ürün kalıntıları, kirli hava, sıcaklık değişimleri gibi olumsuz etkilere maruz kalan cildimizi arındırmak, gece boyunca kendini yenilemesini sağlamak için uygun temizleme ürünleri ve nemlendirme kremleriyle cildimize iyi bakmalı, beslemeliyiz.

Cilt temizliğini alışkanlık haline getirirken, cildinizin ihtiyaç duyduğu özelliklere sahip ürünler tercih etmelisiniz.

Kuru ve normal ciltlerde, nem oranı düşüktür. Her mevsim cilt kuruyup çatlayabilir, kızarıklık ve yanma hissine neden olabilir. Kuru ve normal ciltleri temizlerken, cildin PH dengesini koruyacak, süt formunda temizlik ürünleri tercih edilmelidir.

Günlük temizlik dışında makyaj temizleme işlemi için temizleme sütü kullanıyorsanız, cildin yüzeyinde biriken yağ tabakasını arındırmak için alkolsüz tonikler kullanabilirsiniz.

Kuru ve normal ciltlerde 2 haftada 1 kez ölü hücreleri yok etmek, cilt gözeneklerinin temizlenmesini sağlamak için peeling uygulaması yapabilirsiniz.

Yağlı ya da karma cilt yapısına sahipseniz jel ya da köpük formunda temizlik ürünleri tercih edebilirsiniz. Cilt yüzeyine kolayca yayılan, gözeneklere nüfuz eden temizleme köpükleri cildinizin yağ dengesini korurken, derinlemesine temizlik sunar.

Yağlı ciltlerde günlük temizleme bakımı dışında makyaj temizliği yapıyorsanız alkolsüz tonikleri tercih edebilirsiniz. Özellikle içeriğinde aloe vera bulunduran tonikler cildinizin rahatlamasını sağlar.

Haftada 1 kez uygulayabileceğiniz peeling cildinizdeki ölü derileri yok eder, gözenekleri temizler. Yağlı ve karma ciltlerde sıkça görülen siyah nokta ve sivilce sorununu en aza indirmek istiyorsanız peeling yapmayı alışkanlık haline getirmelisiniz…

İçinde Sevgi Olmayan Hayatlar!

Pazartesi, Nisan 26th, 2010

Kime üzülürsün en çok? Fakire, hastaya, aptala, düşküne, şanssıza? Ben, yaşamı çok pahalıya gelenlere üzülürüm!

İçinde Sevgi Olmayan Hayatlar!

İçinde Sevgi Olmayan Hayatlar!

İçinde aşk olmayan yaşam pahalıdır. Yaşamak, karşılığında mutlak bedellerin ödendiği bir serüvendir. Satın aldığımız bir mal gibi, hayatın da karşılığında belli bir ödeme yaparız.

Elinizde tutuğunuz yaşamın ne kadar işlevsel olduğu sorusu gündeme gelmelidir. Şu an, dün, yarın, hepsinin toplamında ortaya çıkan ömrünüz, gerçekten ödediğiniz fiyata değdi mi?

Hayat sizin için, sonunda bol sıfırı olan bir çekle alınmış pahalı bir yattır. Sürekli limanda bağlı duran, içine girip konforunu yaşayamadığınız, hiç denize açılamadığınız bir yatın varlığının size ne katkısı olur? İçinde sevgi olmayan bir ömür, aynı demirlenmiş o yat gibidir.

Sevmeyi hiç öğrenememiş kalplar, pahalı bir ömür sürerler. Dünyevi tutkuların ortasında yok olup giderler. Hep daha fazlasına göz diken ego, sevgi durağına uğramayı akıl edemez. Etse de, o duraktan gerçek bir kalbe binemez.

Birini sevmek, kendimiz için yapılması gereken bir eylemdir. Onun hak etmesiyle, karşılık vermesiyle, doğru veya yanlış kişi olmasıyla ilgili sorunlar, ilişkinin problemleridir. Aşkı bağlamaz!

İnsan, en azından bir kere şöyle dolu dolu aşık olmalıdır. İçinde mantık olmayan, saçma bir yolda sürüklenmelidir. Aşk ateşiyle kavrulup, kendini yakmalıdır. Acı çekmelidir. Göğsünü gere gere aşık olduğunu bağırabilmelidir.

Özlemek nasıl bir duygu öğrenmelidir. Kalbinin hızla çarptığını, nefes alışlarının sıklaştığını, kendinden daha fazla birini düşünmenin ne demek olduğunu bilmelidir.

Feda etmek, vermek, beklemek, hasret çekmek, sevginin getirisidir. Bunların ağır olduğunu mu düşünüyorsunuz? Aşk, hepsine değen bir duygudur! Sonunu, önünü, ardını düşünmeden mutlu olmak, ancak içi sevgiyle dolup taşan birisi tarafından gerçekleştirilebilir.

Ben en çok, hiç sevmemişlere üzülürüm. Sevgiyle tanışmamış bir yüreğin acemiliğini ve kabalığını hemen fark edersiniz. Kalbi ıslah olmayanın, yaşamı nesneldir. Onun istekleri sadece dünya zevklerini kapsayabilir. İçine sevgi olmayan yaşam pahalıdır. Neye bedel ödediğinize dikkat edin!!!

Nokia N900 Maemo görücüye çıktı

Pazartesi, Nisan 26th, 2010

N97 modelini henüz piyasaya çıkaran Nokia, daha da gelişmiş donanıma sahip ‘mobil iletişim cihazı’ N900 Maemo’yu duyurdu.

 
 Çok yakın geçmişte N97 ile akıllı telefon pazarına iddialı giriş yapan Nokia, uzun süredir bilgileri internet sitelerine sızan yeni ‘mobil iletişim cihazı’ N900 Maemo’yu bugün duyurdu.

Oldukça çarpıcı tasarımı ve hızlı iletişime odaklı donanımıyla göz dolduran N900’de Debian Linux tabanlı Maemo işletim sistemi kullanılıyor. Firmanın iletişim blogu conversations.nokia.com’da yer alan bilgilere göre, cihazın temel özellikleri arasında basınca tepkili 3.5 inç dokunmatik ekran, kızaklı qwerty klavye, ARM Cortex 9 işlemci, 32GB dahili bellek, MicroSD bellek kartı slotu, GPS/A-GPS, FM radyo, 5 mp kamera bulunuyor.

N900’de GSM/EDGE, 900/1700/2100MHz UMTS/HSPA, Bluetooth 2.1 ve wifi bağlantı özellikleri hızlı işlemci sayesinde yüksek performans sağlayacak.

Henüz ülke bazında fiyatı açıklanmayan N900 Maemo’nun, Ekim ayında vergiler öncesi 500 Euro civarında bir fiyatla piyasaya sürülmesi bekleniyor.