Sayfalar
Haziran 2010
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« May   Tem »
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
282930  

Archive for Haziran, 2010

Bu Son Teklifim!

Çarşamba, Haziran 16th, 2010

Bir bestenin orta yerinde geliyoruz göz göze. Ben şarkı söylüyorum, manzarası adalar olan bir meyhanede.

Bu Son Teklifim!

Bu Son Teklifim!

Her gece daha uzak bir masaya oturuyorsun. Biliyorum, geçmişin ağırlığı var omuzlarında, görülmeyeceğin bir yerden seyretmek istiyorsun.

İstesem, sana ulaşan yolları da bulurum aslında. Ben ne seyahatler yaptım aşk uğruna, bilemezsin. Verdiğim tüm savaşlardan galip çıkmışlığım da varken üstelik, bunca uğraş vermeye gücüm yok.

Sendeki sokakları gezdim ben, sen farkına varmadan. Köşeleri de döndüm ama gördüm ki, tüm yolların birbirine bağlı senin labirent gibi; vazgeçtim.

Şimdi senin sıran geldi. Sen adım atacaksın bulunduğun o kafesten. Bir adım atıp dışarı çıkacaksın. Sen hele bir cesaret et, merak etme kapıda beni bulacaksın.

Geçmişin isi eline, yüzüne bulaşır insanın. Bakmayı bilen gözler görür ne kadar incindiğini. Belki ondandır bunca kaçışın, ben senin içini görüyorum.

Herkes kadar korkuyorsun yeni bir darbe almaktan, haklısın! Hangimiz korkmuyoruz ki? Ancak aşk dediğin yürek ister, adı laf olmayan! Her yenilişin ardından kaçarsak savaş meydanından, topraklarımız gibi kaybederiz kalbimizi.

Herkes kendi seçimlerini yaşar hayat yolculuğunda. Senin bir seçimin yok korkarım. En çok da bu, boşluk yaratır. Hiçbir şeysizlik boğar adamı gece yarılarında.

Aşka inanmayabilirsin, sevgiye, dostluğa, dürüstlüğe inanmayabilirsin. Unutma ki; gün gelir tüm inanmayanlar gibi, inançsızlığı inanç edinirsin.

Sen de vakti gelince, düşmemek için tutunmak zorunda kalacaksın birine. İşte asıl o zaman yanlış elleri tutacaksın, o zaman dokunduğun her şey elinde kalacak ve sen yine kendine küskün, başladığı yere dönmüş bir inançsız olacaksın.

Bu sana son teklifim. Ya uzatacaksın elini, korkmadan geçeceksin bu güvensizlik köprüsünün üstünden; ya düşeceksin, kendini onaylamak istercesine. O zaman düştün çukurun derinliğinden korkacak herkes, kimse bir dal bile uzatmayacak. Daha çok döneceksin kendine, daha çok küseceksin. Yalnızlık duvarlardan kalın bir zırh örecek etrafına, bağırsan sesin yukarı gitmeyecek.

O vakit, bir umut arayacaksın yaşamı güzel kılacak, “tamam, ben de varım” diyeceksin hayata, gülümseyeceksin yeni doğan güneşe ama tüm şehir o saatte uyuyor olacak; hatta ben bile!….

Diyette Başarılı Olmanın Yolları!

Çarşamba, Haziran 16th, 2010

Diyetinizin istediğiniz sonuçları vermesini istiyorsanız, dikkat etmeniz gereken bazı noktalar var.

Diyette Başarılı Olmanın Yolları!

Diyette Başarılı Olmanın Yolları!

Diyete başlayacağınız zaman çok önemlidir. Diyet yapmak strese sokar. İnsanın kendini bir haz objesine doğru kısıtlaması, psikolojik çatışmaya neden olur. Bu yüzden,hayatınızın yoğun stresli dönemlerinde diyete başlamayın.

Her insanın fizyolojik yapısı farklıdır. Bu yüzden kilo verme süreleri de birbirinden farklıdır. Diyet esnasında kendinizi başkaları ile kıyaslamanız doğru olmayacaktır. Kendinize, uygun ve ulaşılabilir hedefler seçmelisiniz. Haftada 5 kilo vermek gibi hedefler, gerçekçi değildir.

Sorunların arttığı, çözümsüzlük içinde hissettiğiniz zamanlarda, stresiniz artacaktır. Böyle zamanlarda, yaptığınız diyete tehlikeye girer. Böyle süreçlerde, diyeti biraz esnetmeye çalışın. Ancak tamamen vazgeçmeyin. Gerekirse 1 gün ara verin ancak ertesi gün tekrar başlayın.

Hepimizin sahip olduğu  hatalı ama kalıplaşmış düşünceler vardır. Bu düşünceler, yaşamdaki zorluklarla baş etmemizi zorlaştırırlar. Bu kalıp düşüncelerin farkına varmalı ve değiştirmelisiniz.

Bu kalıp düşüncelerin başında, ya hep, ya hiç şekli gelir. Ya diyetteyimdir, ya değilimdir fikriyle hareket edilir. Bu yüzden, yapılan programda esnekliğe yer yoktur. Bir gün için diyetten çıkınca, diyetin tamamından vazgeçilir. Çünkü bu kişiler, yarım iş yaptıklarını düşünürler.

Bazıları da, mükemmeliyetçidir. Kusursuz iş yapmak takıntısındadırlar. Diyete başlamak için şartların olgunlaşmasını beklerler. Aybaşında, pazartesi gününde diyete girerler. Eğer düşündükleri tarihte başlayamazlarsa, hiç başlamazlar.

Diyet kararlılık isteyen bir süreçtir. Motivasyonun düştüğü, sabrın azaldığı anlarda diyeti bırakma riski artar. Motivasyonunuzu yüksek ve sürekli tutmak için, diyetisyeninizle sürekli iletişim içinde olun.

Diyet yaparken, hayır demeyi öğrenmelisiniz. İnsanları kırmamak için, teklifleri kabul etmemelisiniz. Sonradan kendinize kızabilirsiniz…

Ekonomik Saç Bakım Maskeleri

Çarşamba, Haziran 16th, 2010

Parlaklığını yitirmiş, yıpranmış, güçsüzleşmiş saçlarınızı yenileyecek ekonomik ve etkili saç bakım maskeleri tarifi

Saç Bakım Maskeleri

Saç Bakım Maskeleri

Parlak Saçlar

Açık renkli saçlara sahipseniz; elma sirkesi ya da limon suyu yardımınıza koşuyor.

Açık renkli saçlara sahipseniz;

Malzemeler,

1 limonun suyu

Yarım litre ılık su

Hazırlanışı ve Uygulaması,

Limon suyu ve ılık suyu karıştırın.

Saç uçlarına ve diplerine sürün.

10 dakika bekletip durulayın.

Koyu renkli saçlara sahipseniz;

Malzemeler,

1 yemek kaşığı elma sirkesi

Yarım litre ılık su

Hazırlanışı ve Uygulaması,

Elma sirkesi ve ılık suyu karıştırın.

Saç uçlarına ve diplerine sürün.

10 dakika bekletip durulayın.

Güçlü Saçlar

Saçlarınızı güçlendirmek istiyorsanız; besleyici özelliğe sahip zeytinyağı ve avokadonun gücünden faydalanabilirsiniz.

Malzemeler,

1 adet avokado

1 yemek kaşığı zeytinyağı

Hazırlanışı ve Uygulaması,

Avokadonun içini kaşıkla oyup kâseye alın.

İçine zeytinyağını ekleyip karıştırın.

Karışımı kuru saçlara sürün.

30 dakika bekleyin.

Ilık suyla durulayın.

Yenilenmiş Saçlar

Boya ve fön gibi işlemlerden dolayı yıpranan saçlarınızı yenilemek istiyorsanız; badem yağı ve muzun mucizevi etkisinden faydalanabilirsiniz.

Malzemeler,

1 yemek kaşığı badem yağı

1 adet büyük boy muz

Hazırlanışı ve Uygulaması,

Muzu ezippüre haline getirin.

Badem yağı ve muz püresini karıştırın.

Karışımı saç uçlarına ve diplerine yedirin.

Saçınıza bone takıp 15 dakika bekletin.

Ilık suyla durulayın…

Yerli sanal gerçeklik makinesi

Salı, Haziran 15th, 2010

Dünyada az sayıda örneği bulunan sanal gerçeklik cihazının geliştirilmesi için Milli Savunma Bakanlığı talebi ve Tübitak desteğiyle çalışma başlatıldı.

 

Deneme amacıyla üretilen ve dünyada az sayıda örneği bulunan ”sanal gerçeklik” cihazı, Milli Savunma Bakanlığı ve bir otomobil firmasından ilgi gördü. Firma cihazın kullanım alanlarını genişletmek ve fonksiyonlarını geliştirmek için TÜBİTAK’tan destek aldı.

2 Adam Yazılım ve Teknoloji Firması ortağı bilgisayar yüksek mühendisi Osman Tekin, yaklaşık 2 yıl önce ortağı Taha Cananer ile o dönemde ABD ve Japonya gibi sayılı ülkelerde bulunan ”sanal gerçeklik” cihazının bir örneğini üretmek amacıyla, ar-ge çalışmaları yaptıklarını kaydetti.

Başarılı olup olmayacaklarını bilmeden ilk prototipi ürettiklerini belirten Tekin, ”Çok zor bir dönemdi. Ancak sonuçta dünyadaki benzerleriyle eşdeğer, hatta fonksiyonel anlamda bazı konularda daha iyi bir cihaz ürettik. Daha sonra, Türkiye’de ar-ge konusunda eskiden var olan umutsuz tablonun üstümüze sinmeye başladığını fark ettik. Çünkü cihazı daha fazla geliştirmek için maddi ve manevi destek yoktu. Bu sırada cihaz hakkında haber yapıldı ve sonraki gelişmeler, tahminimizin de ötesinde gerçekleşti” dedi.

Türkiye’de fabrikası bulunan dünyanın önde gelen otomobil firmalarından birisinin kendilerini cihazı tanıtmaları için davet ettiğini belirten Tekin, ”Gittik ve tanıttık. Cihazın daha gelişmiş modeliyle ilgili bir çalışma yapma konusunda onlarla anlaştık. Bu konuda halen çalışmalarımız sürüyor” diye konuştu.

MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞINDAN TALEP
Bu gelişmeler olurken, Milli Savunma Bakanlığından da talep geldiğini ifade eden Tekin, şöyle devam etti:
”Bir brifingle cihazı tanıttık. Komutanlarımız, cihazın daha iyi hale getirilmesi dileğinde bulundular ve destek için TÜBİTAK’a başvurmamızı önerdiler. Adana’ya dönünce Çukurova Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü Başkanı Mehmet Tümay ile irtibata geçtik. Kendisi de elimizden tuttu ve cihazı TÜBİTAK Projesi haline getirdik.

TÜBİTAK projeyi kabul etti ve bu cihazın dünyadaki rakiplerinden daha iyi olması adına bize 370 bin TL maddi destek sağladı. Bütün bu gelişmeler ar-ge’ye bakış açımızı değiştirdi. Türkiye’deki şirketlerin, ülke için yararlı bir ürün üretiyorlarsa ar-ge konusunda destek bulacaklarına eminim. Bizim Adana’dan 3 yıllık mazisi olan bir yazılım şirketi olarak böylesine destek görmemiz, bunu gösteriyor.”

SANAL GERÇEKLİĞİN KULLANIM ALANLARI
Geliştirdikleri sanal gerçeklik cihazının, kullanıcının hareketlerini algılayan sensörler ve elektronik devreler içeren bir kart, küçük iki ekrana sahip gözlük ve 3 boyutlu görüntüler oluşturan bilgisayar ile çalıştığını anlatan Tekin, şöyle devam etti:

”Bir konuda deneyim elde etmek için gerekli malzemeye ulaşamadığınızda ya da maddi olarak imkanlar el vermediğinde, sanal gerçeklik sorunu çözüyor. Özellikle askeri ve eğitim amaçlı kullanılıyor. ABD ordusunun da kullandığı bu cihaz sayesinde, örneğin askeri personel riskli ve tehlikeli arazilere gidecekse, oraya gitmeden önce o arazilerde üç boyutlu görüntüler eşliğinde hareket edip, orada olduğu duygusunu yaşayarak deneyim kazanabiliyor. Bu, Güneydoğu Anadolu bölgesinde araziyi tanıyan teröristlere karşı, Türk askerine avantaj sağlayabilir.”

Cihazın eğitimde kullanımına değinen Tekin, ”Coğrafya dersinde öğrenci öğrendiği dağ, nehir ya da ovaya gidip, kendi gözleriyle görme hissini yaşayacak, tarih dersinde ise bir anlaşma imzalanıyorsa, orada kimlerin olduğunu kendi gözleriyle görüp, imzalanan belgede yazanları okuyabilecek. Bu bilgiler yaşanarak öğrenildiği için unutulmayacak bir deneyim olacak ve öğrencilerin öğrenme kapasitesi artacak” dedi.

Mimaride, henüz proje aşamasında olan bir evin içerisinde gezip dolaşmayı sağlayacak cihazın, turizmde de tatile gidilmek istenen yeri görme olanağı sunabileceğini ifade eden Tekin, ”Biraz daha çalışılarak, tıp alanında da kullanılabilir. Bu beni özellikle heyecanlandıran bir konu. Örneğin, öğrenciler sanal bir kadavra üzerinde çalışabilir ya da önemli bir ameliyat öncesi, doktorlar sanal olarak ameliyatın pratiğini yapıp, operasyonun başarısı artırabilir” diye konuştu…

Bir Kadının Yüreğinden Geçenler!

Pazartesi, Haziran 14th, 2010

Bir kadının yüreğinde neler saklıdır? Bir kadın kendi yalnızlığına tutunuyorsa, yalnızlığı artık hangi renktir?

Bir Kadının Yüreğinden Geçenler!

Bir Kadının Yüreğinden Geçenler!

Bir kadının yüreğinde, genellikle saklı kalmış bir aşk vardır. Yaşanmamış, yaşanılmamış bir aşk! Tadına varılmamış veya damakta hala lezzeti duran bir tatlı gibi, hep özlenen, hep arzulanan bir aşk vardır.

Hasreti her gün giderek büyüyen, kalbinin çalışmasını yarı yarıya felce uğratmış, yaşama katkısını değiştirmiş bir aşkı saklar kadın.

Nerdeyse her kadın bir yara almıştır. Her kalbin orta yerinde durur bıçak izleri. Kimi babadan, kimi kocadan, kimi sevgiliden, kimi hiç dokunulmamış, hayalde kalmış bir erkekten…

Bir kadın, acıya hazır doğar. Annesinden alınmış bir acı hatıranın iziyle gelir dünyaya; o yüzden, yaşamdaki sıkıntılara katlanmakta daha başarılıdır.

Hani erkekler, kadınları anlayamadıklarını söyler ya; hepsi kalbin durumuyla ilgilidir. Bir kadının kalbi, aşkla ilk tanıştığında su gibidir. Bakıp içinde kendini görebilirsin.

Sonra aradan geçer zaman, kalpte o yaraları bırakanlarla tanışır kadın. Birini sever, sevgisi havada kalır. O berrak suya ilk çamur atılmıştır, bulanıklaşır.

O zaman yürek, kendini korumaya alır. Önce güvensizlik ve temkin gelir oturur içeriye. Bir an tekrar denemeye karar verir kadın. Cebindeki güvensizliğe rağmen, sever. Bir darbe daha alırsa, işte o yürek artık iflah olmaz. Kapanır kendi içine, belki bir daha hiç sevmez, sevemez!

Kadınların yüreğinde binlerce hikaye gizlidir. Her bıçak izi, başka bir aşkın kalıntısıdır. Aslında bütün hikayelerin temelinde, kadın saf sevgiyi arar. Güvenmek ister, hayal kurar, feda olur, sahip çıkar! Her seferinde canı yanarsa, sonunda vazgeçer kadın sevmekten; korkar, saklanır! Kendi yalnızlığına tutunur, ona sığınır. İstemese de, sevmese de, mutluluğu kendinde aramaya başlar. Kadının her duygusu bir renge bürünebilir ama acıdan kaçan yüreğin yalnızlığı, renksizdir….

Doğru Sporu Seçin! (2.Bölüm)

Pazartesi, Haziran 14th, 2010

Her sporun kendine göre bir güzelliği vardır. Önemli olan hangisinin size uygun olduğuna karar vermek!

Doğru Sporu Seçin! (2.Bölüm)

Doğru Sporu Seçin! (2.Bölüm)

Yürüyüş:

En sağlıklı egzersizlerden biridir. Üstelik formda kalmanıza yardımcı olur. Ancak yürüyüş yaparken giyiminize dikkat etmeniz gerekir. Ayrıca spor amaçlı yürüyüşlerin, çok sert olmayan zeminlerde yapılması gerekir. Beton ve asfalt zeminlerde yapılan yürüyüşler, eklemlerde ağrı ve kaslarda sertleşmeye yol açar.

Yürüyüşte, ortopedik bir spor ayakkabı giyilmelidir. Bu ayakkabılar, oluşabilecek eklem rahatsızlıklarını azaltır. Yürüyüş ayakkabıları, ayakları serin tutar ve kolayca giyilebilir olmalıdır. Suni deri veya deriden yapılır, bileği destekler. Tabanda çelik takviyesi vardır. Bu ayakkabılar, bileğin incinme ve burkulma riskini en aza indirirler.

Giyeceğiniz eşofman veya taytın sıcak tutması, az nemlenmesi ve kolayca kuruyabilmesi gerekir. Yaz aylarında şort da giyilebilir.

Yürümek, 1 saatte 200 kalori yaktırır.

Trekking:

Doğada yapılan yürüyüşlere denir.Yürüyüş sporunda dikkat edilenlere ek olarak, şapka, yağmurluk, gözlük gibi aksesuarlar eklenir. 1 saatte 430 kalori yaktırır.

Yoga:

Son yılların gözde sporlarından biridir. Hem vücudu, hem ruhu dinlendirir. Yoganın da özel kıyafetleri vardır. Ana fikri rahatlamak üzerine kurulu olan yogayı yapmak için, kıyafetlerin de rahat olması gerekir.

Üstü fazla sıkmayan kıyafetlerin giyilmesi gerekir çünkü rahat nefes almak önemlidir. Kıyafetlerin yapıldığı malzemeler terletmeyen, pamuklu kumaşlardan olmalıdır. Egzersizler sırasında vücudu serin tutmalıdır. Yoga eğer salonda yapılacaksa, esnek ayakkabılar tercih edilmelidir. Ortam müsaitse, yalın ayak olması daha iyidir.

Yoga 50 dakikada 144 kalori yaktırır…

Doğru Sporu Seçin! (1.Bölüm)

Pazartesi, Haziran 14th, 2010

Çağımızın modern insanı, spor yapmanın ne kadar gerekli olduğunun farkına vardı. Ancak hangi sporu ve nasıl yapacağınıza karar veremiyorsanız, detaylar

Doğru Sporu Seçin! (1.Bölüm)

Doğru Sporu Seçin! (1.Bölüm)

Yüzme:

En sağlıklı sporlardan biri olan yüzme, mevsim değişikliğinden de etkilenmez. Yazın deniz ya da açık havuzlarda yapılabildiği gibi, kışın da kapalı havuzlarda rahatlıkla yapılabilen bir spordur.

Yüzmeyi spor olarak seçtiğinizde, sahip olmanız gereken kıyafeti, yüzücü mayosudur. Bunun yanı sıra bone ve gözlük de profesyonel yüzücü için gereklidir.

Yüzme sırasında seçilen mayonun rahatlığı ve vücuda uygunluğu önem taşır. Hareketleri kısıtlamamsı gerekir. Lycradan yapılan mayolar, polyestere göre daha fazla vücudu sarar. Gözlük kullanımı ise, havuzun klorundan gözleri koruyabilmek içindir.

Yüzme, saatte ortalama 500 kalori yaktırır.

Tenis:

Dünyanın en sevilen sporları arasındadır. 7’den 70’e herkesin yapabildiği bir spordur. Vücudu çok zorlamadan yapılması ve kolay uygulanabilir olması sebebiyle tercih edilir.

Tenis kıyafeti seçerken, rahat hareket edilmesi gerektiği için, erkekler atlet ve şort, kadınlar ise şort veya etek tercih ederler. Eteğin altına giyilen tayt ise, kadın sporcunun iç çamaşırının görünmesini engeller.

Tenis ayakkabısı seçerken, burnunun dar olmamasına dikkat edilir. Fileye yapılan hızlı atak sonucunda, ayak baş ve ikinci parmak, ayakkabının ön tarafında sıkışır. Bu da zorlanmaya ve kanamaya sebep olur.

Tenis ayakkabısı, her zemine göre özel olarak üretilir. İdeal bir teniz ayakkabısının ön bölümü güçlendirilmiş olmalıdır. Tabanın temas eden bölgeleri yumuşak malzemeyle desteklenmeli, topuk arka ve yanlar da yumuşak olmalıdır.

Tenis oynarken şapka takılması, güneşin sporcuyu engellemesini önlemek içindir.

Tenis, 30 dakikada 117 kalori yaktırır…

The Last Song (Son Şarkı)

Pazar, Haziran 13th, 2010
“A Walk to Remember”, “The Notebook” gibi çok satan romanların yazarı Nicholas Sparks’ın aynı adlı son romanından uyarlanan “The Last Song” sinemalarda…

Son Şarkı

Son Şarkı

Yönetmen :Julie Anne Robinson

Oyuncular : Miley Cyrus, Greg Kinnear, Bobby Coleman, Liam Hemsworth, Haluk Bilginer, Kelly Preston

Tür : Dram

Yapım : ABD, 2010

Hikaye ABD’nin güneyindeki küçük bir sahil kasabasında geçer. Kariyeri uğruna ailesini yıllar önce terk etmiş olan bir baba (Greg Kinnear), yaz tatilini ergenlik çağındaki kızı (Miley Cyrus) ve küçük oğluyla (Bobby Coleman) geçirme şansına kavuşmuştur. Ancak New York’taki evinde olmayı tercih eden kızı iletişim kurma konusunda isteksizdir. İlk aşklarla ikinci şansların kolkola gittiği bu aile, arkadaşlık, sırlar ve kurtuluş hikayesinde baba, iletişim kurmak için çareyi kızıyla tek ortak paydaları olan müzikte bulacaktır. “The Last Song”, Nicholas Sparks’ın 15. yayınlanmış kitabıdır. Yazarın aha önce “The Notebook”, “Message in a Bottle” ve “Nights in Rodanthe” gibi çalışmaları filme uyarlanmıştı. “The Last Song”un özelliği ise, yayınlandığı yıl içerisinde sinemaya uyarlanan ilk kitabı olmasıdır. Aynı zamanda da senaryosunu kendisinin yazdığı ilk uyarlamadır…

Diyet ve Psikoloji!

Pazar, Haziran 13th, 2010

Diyet yapmaya karar verdiğinizde, yaşınızı, boyunuzu, kilonuzu, beden ölçülerinizi, hastalık ve gelişme durumunuzu değerlendirip, gerçekçi hedefler belirlemelisiniz.

Diyet ve Psikoloji!

Diyet ve Psikoloji!

Sosyal hayatın getirileri, kilo endişesini de peşinden sürükledi. Özellikle büyük şehirlerde ve çalışan kadınların pek çoğu, kilolarıyla ilgili sıkıntı yaşıyorlar. Bunun sonucu da sürekli diyet yapmak oluyor.

Diyete başlarken pek çok kadın, kısa sürede istediği kiloya inebileceğini düşünüyor. Ancak çoğunlukla hayal edilen beden ölçüsü gerçekçi olmuyor. Özellikle genç kızların pek çoğu, ince odlukları halde zayıf görünmeyi hedefleyerek sürekli diyet yapmaktalar,Bu durum onların ileride bazı psikolojik ve fizyolojik sorunlar yaşamasına sebep olmaktadır.

Diyete ne zaman başladığınız da, diyetin içeriği kadar önem taşır. Stresli ve üzüntüleri bir süreçte diyete başlanmaması gerekir. Diyet zaten tek başına bir stres kaynağıdır, başka gerginlikler  üstüne bindiğinde, psikolojik gerilime sebep olur.

Diyet yaparken yaşanan psikolojik sorunlardan biri de, kiloların alındığı hızda ve miktarda verilememsidir. Diyet yapmak sabır ve motivasyon gerektirir. Katı ve uzun diyetler, sürekli aynada kendini kontrol etmek, aşırı fiziksel aktivite, kişinin motivasyonunu düşürür. Motivasyon düştüğünde kişinin diyeti bırakma potansiyeli yükselir.

Diyet sonrasında kadınların yaşadığı korkulardan biri de, kiloların geri alınmasıdır. Kilonun aynı sınır da tutulması da bazen psikolojik gerilime sebep olabilir.  Bu yüzden, diyet sırasında uygulanan sağlıklı beslenme ve fiziksel aktiviteyi, hayatın içine yaymak ve bunu bir yaşam biçimi haline getirmek gerekir.

Duygusal durum ile yeme alışkanlığı arasında bir bağ varsa, bu duyguların sebebini araştırmak, gerekirse psikolojik yardım almak gerekir. Yemek yemek psikolojik bir tatmin aracı değildir. Buna bağlanıyorsa, ortada bir sorun var demektir.

Diyete başlamanda önce şuna dikkat edilmelidir. Diyet kararı, şahsın kendisinin isteğiyle olmalıdır. Çünkü buna hazır olmak da motivasyondur. Makul sürede, ulaşılabilir bir hedef belirlemek gerekir.

Diyet süresince kaliteli ve yeterli uyku uyumak çok önemlidir. Uyku düzensizlikleri, kilo vermeyi etkiler.Sadece diyet yapmak yeterli değildir, bu beslenme şeklini yaşam tarzı haline getirmek gerekir.

Bilinçsiz yapılan diyetler, bedeninize ve psikolojinize zarar verir…

Her Yaşam Diğerine Benziyor!

Pazar, Haziran 13th, 2010

Yaşamdan kazandığınız her şeyi, er ya da geç, yine ona verirsiniz. Son durakta, tüm bencilliği ile sarar sizi o minicik oda!

Her Yaşam Diğerine Benziyor!

Her Yaşam Diğerine Benziyor!

Umutlarınızı, sevişlerinizi, mutluluklarınızı, ruhunuzun en temiz yanını, çocukluğunuzu alıp götürür sizden yaşam. Her ayıbınız koşarak kaçar. Tüm çıplaklığınızla orada kalırsınız.

Ben tutkularıma yenilmeyi öğrendiğimde, henüz 13 olmuştum. Aşkın yüzlerini görmüştüm sabah ezanlarında. Çiçeğe de aşık olunurmuş meğer, şiire de!

Sevdadan hiç vazgeçmeden geldim on sekizime! Artık büyüdüm, her şeyi biliyorum derken yedim ilk dost kazığını!

Yaş 25, evlendim! Kocam beni çok seviyor. Öyle mutluyum ki, dünya ne güzel bir yer, yaşamak ne güzel. Hani evlilik çok zordu? Evlenince insan değişiyordu?

Yaş 28, iki çocuğum oldu. Biri kız, biri oğlan! Özensiz, kendine bakmaya fırsat bulamayan, şişman bir kadın oldum. Kocam beni hala çok seviyor. Neden sevmesin ki? Evim hep tertemiz, gömlekleri ütülü, her zaman yemeğim ocakta, geç bile gelse kavga etmiyorum!

Yaş 32, çok bunalıyorum! Kocam beni ihmal etmeye başladı. Ama ben de biraz evham yapıyorum galiba. Yine de beni çok seviyor. Çocuklarla fazla zaman geçirdiğim için, ben de onunla fazla ilgilenmiyorum galiba!

Yaş 35, yolun yarısıymış! Henüz anlayamadım. Çocuklar okula başladı. Onları çok seviyorum. Dertleri de onlarla büyüyor.

Yaş 40, kocamı bir sarışınla yakaladım! Hem de bizim yatağımızda! ( Gerçi başka yatakta olsa ne fark eder acaba diye düşünüyorum?) Kocam beni hala çok…….

Boşandık! Kızı ben aldım. Şimdilik ikimiz mutluyuz ama oğlanı özlüyorum!

Yaş 44, özlemeyi öğrendim! Kızım artık beni sevmiyor, sürekli kavga ediyoruz. Eve geç geliyor. Babası oğlanı doldurmuş, bayramdan bayrama arıyor.

Yaş 47, yalnız yaşamak çok zor! Mahallenin gözü üzerimde, nafaka yetişmiyor. Karşı komşu, dul kadınım diye sürekli kapı deliğinden izliyor. Çalışmaya başladım, hatta İngilizce bile öğreniyorum.

Yaş 50, biriyle tanıştım! Zayıfladım, saçlarımı kestirdim, galiba aşık oldum, utanıyorum….Kızım evleniyor. Bana kalsa evlendirmem ama sürekli kavga ediyor. Kaç yaşına gelmişim, hala gözüm dışarıdaymış. Kendisi de bu yaşa gelince anlar diye umuyorum.

Yaş 52, mutluluğum için savaşmayı öğrendim. Bir torunum oldu.

Yaş 54, çocuklarım gelip benden özür dilediler. Artık her şeyi bana soruyorlar. Evlatlarımı ve torunumu çok seviyorum.

Yaş 56, arada bir kalbim sıkışıyor! Korkuyorum! Hala aynı adama aşığım. Demek gerçek aşkla insan yaşı biraz ilerleyince tanışıyor.

Yaş 60, dün gece birden her şey karardı! Biraz üşüyorum, galiba camı açık bıraktım ama yerimden kalkamıyorum.

Yaş….! Burada yaşın önemi yok. Tek bildiğim artık hayatla kavga etmiyorum. Sadece huzur ve kalbimde hala aşk var. İçimde garip bir his, adını koyamıyorum. Sesimi duyurabilseydim, boş şeyler için hayatınızı harcamayın, kavga etmeyin, kalp kırmayın derdim ama biliyorum duymayacaksınız. Neyse, geldiğinizde siz de anlarsınız, bekliyorum!