Boyun ağrısını ciddiye alın
Boyun ağrısının, fıtık, omurlarda kireçlenme, disklerde bozulma, tümör ve enfeksiyon belirtisi olabileceğini söyleyen uzmanlar uyarıyor.
Boyun ağrısından korunmak için bir çok yöntemin uygulanabileceğini vurgulayan Müslümanoğlu, şunları söyledi:
”Uzun süre aynı pozisyonu koruyan işler yapıyorsanız, saat başı işinize mola verip, ayağa kalkıp biraz dolaşın, boyun ve sırt egzersizlerinizi yapmaya çalışın. Sırtınızı destekleyen büro sandalyesi kullanın, dik oturmaya çalışın, omuzlarınızla kalçalarınız aynı hizada olacak şekilde oturun. Bilgisayar kullanıyorsanız monitörün göz hizasında olmasına dikkat edin. Gece yatarken boyundaki kavisi destekleyecek orta sertlikte bir yastık kullanın. Dinlenirken ve televizyon izlerken boyun ve sırt bölgenizin düzgün pozisyonda olmasına dikkat edin. Telefonu boynunuzla omzunuz arasında sıkıştırarak konuşma yapmayın. Haftada en az 2 gün 1 saate yakın yürüyün veya yüzün.”
Kablosuz internetin en güçlü kalesi çöktü
Kablosuz ağların güvenliğini sağlamak için kullanılan ve üst düzey bir güvenlik çözümü olan WPA protokolünde güvenlik açığı olduğu ortaya çıktı.
WPA2 gibi kablosuz ağlarda kullanılan en güçlü güvenlik protokolünde dahi açık bulunması, kullanıcıların güvenliğinin de sorgulanmasına yol açtı. bu açık nedeniyle kablosuz ağ trafiğine girmeyi başaran kişi, veri trafiği üzerinde söz sahibi olarak zararlı paketleri kullanıcılara yollayabiliyor.
Hole 196 olarak isimlendiren güvenlik açığını keşfeden isim ise AirTight Networks isimli bir şirket…
Uzmanlar, WPA2′de ortaya çıkan söz konusu güvenlik açığının kolayca kapatılamayacağı konusunda ise hemfikir…
Bu güvenlik açığından olumsuz yönde etkilenmek istemeyen kullanıcıların ise sık sık kablosuz ağ trafiğini kontrol etmesi ve sıradışı bir durumda bir uzmandan yardım alması gerekiyor…
Sigara kalbi yaşlandırıyor
sigara çok önemli bir risk faktörüdür. Sadece kalp damar hastalıklarına neden olmaz, birçok hastalığın da birincil nedenleri arasında yer alır. sigara kalp damar hastalıklarını gelişme riskini artıran 4 büyük faktörden biridir.
Diğerleri kolestrol yüksekliği, şeker hastalığı ve tansiyon yüksekliğidir.sigara içen ve başka risk faktörleri bakımından eşit durumda olan bir şahısta, sigara içmeyene göre kalple ilgili önem li olaylarını (yani kalp krizi geçirme, kalp krizi nedeniyle ölme, hastaneye yatma) ortaya çıkma ihtimali yüzde 120 artar. Yani diğer tüm risk fak törleri eşit eşit olan bir şahısta bu risk 1 ise gün de bir paket içende aynı risk 2.2. olur. Başka bir deyişle kalp damarlarının ya da genel anlamda kalbin yaşlanma hızı iki katından daha fazla ar tar. sigara yalnızca kalp damarlarını değil, tüm organların damarlarında benzer değişikliklere neden olur. Felç, böbrek yetersizliği, bacak da marlarında tıkanmalar meydana gelme riski sigara ile artar. Birçok kanser türünün ortaya çık ma riskini 20-30 kata varacak dereceler artırır. Ampfizem, kronik bronşit gibi ağır akciger has talıklarını er ya da geç mutlaka ortaya çıkacak tır.
Sigarayı bıraktıktan sonra kalp hastalığı riski devam eder mi?
Kalp damar hastalığında sigaraya bağlı hızlan manın ortadan kalkması sigarayı bıraktıktan bir yıl sonra azalır, tamamen kaybolması 2-3 yıl içinde gelişir. Ancak yeni bozuklukların ortaya çıkmasında bir rol oynamaktan çıkması, daha önce meydana getirmiş olduğu zararların kay bolmasını sağlamaz. Sigarayı bırakmak için kalp damar hastalığının belirti vermesini beklemek, yangına bacayı sardıktan sonra müdaheye et meye karar vermek gibidir. Çünkü koroner kalp hastalarında damarlar genellikle yüzde 70′e ka dar daralmadıkça belirti vermezler.
Sigarayı bırakmak istenlerin aşırı kilo alması sonucu kalp krizi vakaları var. Sigarayı bırakmak kalp krizi nedeni mi?
Sigarayı bırakmanın hissettirdiği boşluk duy gusu ve tatmin eksikliğini gidermek için bir şey ler yemek bir kötü alışkanlığın yerine başka bir kötü alışkanlığın gelmesidir. Bunun yerine dü zenli egzersiz yapılması son derece uygun bir çö züm olur.
Çünkü yeterli miktar ve sürede egzersiz hem sigara ya da yemek yemenin sağladığı tatmin benzer bir tatmin duygusu, psikolojik rahatlık verir hem de sigaradan sonra kilo artışının kont rolünde yardımcı olur. Ayrıca metobolizma da marlar, kalp üzerine de başka olumlu etkilen de olur. Sigarayı bırakırken bunun bir yandan egzer siz programlarıyla birleştirilmesi hem farklı bir anlayışa, yaşam biçimine girmeyi sağlar hem de kişinin sağlığı açısından çok yararlı olur…
Hangi vitamin hangi besinde bulunur

Vücudumuzun önemli hatta olmazsa olmazı diyebileceğimiz ihtiyacıdır vitaminler. Doğada binbir besinde her türlü ihtiyacı karşılayacak vitamin vardır. Eğer tüm besinlerden ölçülü tüketilirse bedeninizin sağlıklı olması için gerekli olan ihtiyaç karşılanır. Öğünlerinizde besin çeşitliliğine önem vermelisiniz. Hangi vitaminlerin hangi besinlerde bulunduğuna bir göz atalım.
A Vitamini: Öncelikle göz sağlığı için önemlidir A vitamini ayrıca büyüme-gelişmede de aynı öneme sahiptir. Daha çok yeşil, kırmızı,turuncu yapraklı sebzelerle süt ve süt ürünlerinde bulunur. balıkyağı ve karaciğer olmak üzere, böbrek, süt, yumurta sarısı, buğday, havuç, mantar, baklagiller, fıstık, ceviz ve domates A Vitamini içeren besinler arasındadır.
B Gurubu Vitaminleri:
B Vitamini
B-1, B-2, B-6 ve B-12 vitaminlerini içine alan gruptur. Iştah, sindirim ve sinir sistemi için gereklidir.
B grubu vitaminler; tahıllar, yağsız et, böbrek, yürek, beyin, karaciğer, yerfıstığı, tavuk, ceviz, yumurta, kepek ekmeği ve yağlı tohumlarda bulunur.
B-1 Vitamini
Buğday, pirinç, mısır, yulaf, darı, çavdar ve bunlarla yapılan besinlerde, kepek ekmeğinde, mantar ve bira mayasında bulunur.
B-2 Vitamini
Süt, peynir, yoğurt ve koyu yeşil yapraklı sebzelerde vardır
B-12 Vitamini
B12 vitamini folik asit ile birlikte alınmalıdır. Karaciğerde, sütte, yumurta akında, peynirde, balıkta, ette ve karideste bol miktarda , bitkilerde ise son derece az miktarda bulunur. Dana eti, dana karaciğeri, böbrek, midye, dil balığı, ringa balığı, uskumru, sardalya B12 vitamini içeren yiyeceklerdir. Sebzelerde ise B12 vitamini bulunmaz.
B Gurubu vitaminleri enerji üretimi, iştah, sinir sistemi ile metabolizmanın düzgün çalışmasını sağlar. Tahıllar, et, süt ve süt ürünleri B gurubu vitaminlerince zengindir
C Vitamini: Hücre hasarını önler, bağışıklık sistemini güçlendirir ve yaraları iyileştirir, bu sebeple C vitamini hergün mutlaka alınmalıdır. Vücudun direncini artırır, mikrobik hastalıklardan korur, dokuların ve diş etlerinin sağlığı için lazımdır. En çok sigara içenlere gereklidir.
Portakal, mandalina, greyfurt, limon, havuç, çilek, kavun, taze kırmızı ve yeşil biber, beyaz ve kırmızı lahana, maydanoz, kuşburnu ve yeşil sebzelerde bulunur. Sebze ve meyveler, ve turunçgiller zengin C vitamini kaynaklarıdır.
D Vitamini: Kalsiyum ve fosforun emilerek vücuda faydalı bir hale gelmesi, kemiklerin gelişmesi için lazımdır. Kemikleri ve dişleri güçlendirir. En önemli kaynak güneştir elbette, yağlı balıklarda da az miktarda olsa bulunur. karaciğer, yumurta sarısı, peynir, tereyağı, süt ve mantarda bulunur.
D vitamini (Kalsiferol)
Kalsiyum ve fosfor metabolizmasını düzenler, kalsiyumla birlikte kemik ve dişleri güçlendirir. Hücrelerin büyümesinde ve kas ile sinir sistemlerinin düzenli işlevinde önemli rol oynar. Yüksek tansiyonu düşürür. Son yıllardaki araştırmalar, D vitaminin kalın bağırsak, kemik, deri, kolon ve meme kanserinden koruyucu etkisi olduğu ve vereme karşı bağışıklığı artırdığı ortaya çıkmıştır.
Eksik alınırsa nelere yol açar?
Çocuklarda raşitizm, yetişkinlerde ve menopoz dönemindeki kadınlarda osteoporoz ve osteomalasia denilen kemik hastalıkları, akciğer, kolon ve prostat kanseri riski artar. Bebeklerde dişler düzensiz ve geç çıkar, bıngıldak geç kapanır.
D vitaminli besinler nasıl korunmalı?
# Işığa ve ısıya duyarlıdır.
# Pişme esnasında
# D vitamini aktivitesinde yüzde 20 oranında kayıp olur.
E Vitamini: Antioksidan özelliği vardır, hücre yenilenmesini sağlar. Üreme hücrelerinin oluşumuna ve sinir sistemi sağlığının korunmasına yardımcı olur. Yağlı tohumlar ve bitkisel yağlar E vitamini kaynağıdırlar.
E vitamini bulunan besinler
Ayçekirdeği, 1/4 fincan, 26,8 mg
Badem, 1/4 fincan, 12,7 mg
Buğday, 1/4 fincan, 12,8 mg
Çiçek yağı, 1 servis kaşığı, 7,9 mg
Yer fıstığı, 1/4 fincan, 4,9 mg
Mısırözü yağı, 1 sevis kaşığı, 4,8 mg
Soya yağı, 1 sevis kaşığı, 3,5 mg
Balık yağı, 1 sevis kaşığı, 3 mg
Istakoz, 6 gr, 2,3 mg
Salmon filet, 6 gr, 0,6 mg
K Vitamini: Kanın pıhtılaşmasına yardımcı olur. Yeşil yapraklı sebzeler ve brokolide bol miktarda bulunur.
Bazı mineral kaynakları
İyot: Tiroit bezi fonksiyonları için günlük yeterince alınmalıdır. Deniz mahsulleri ve iyotlu tuz kullanımına önem verilmelidir. Günlük ihtiyacınız için bir çay kaşığının dörtte biri ölçüsünde ki iyot yeterli miktardır.
Demir: Kan hücrelerinin oluşumunu sağladığından önemlidir. Et, sakatat, somon ve ton balığı, baklagiller, yumurta, kuru meyveler, kuru tahıllar, tam taneli tahıllar ve kurutulmuş tahıllar demir kaynaklarıdır.
Kalsiyum: Fosfor, D vitamini, magnezyum gibi vitamin ve minerallerle birlikte işlev görür. Kemik sağlığı ve diş gelişiminde çok önemlidir. Süt ürünleri, koyu yeşil yapraklı sebzeler, konserve balık ve kuru baklagiller önemli kaynaklarıdır….
‘Gül yağı’ depresyonda etkili mi?
![]() |
Gül yağının ferahlatıcı özelliği olduğunun bilindiğini, ancak bilimsel bir çalışma ile bu özelliğinin ortaya konulmadığını ifade eden Nazıroğlu, yapacakları araştırmaya ilişkin projenin hazırlandığını ve TÜBİTAK’tan da destek aldıklarını kaydetti. Proje sonucunun literatüre geçebileceğini anlatan Nazıroğlu, birinci sınıf öğrencileri Süleyman Kozlu ile Emre Yorgancıgil’in deney çalışmalarına başladığını belirtti.
Proje hakkında bilgi veren Süleymaz Kozlu, çalışma kapsamında önce fareleri depresyona sokacaklarını ve ardından gül yağı koklatılacağını ve karnından gül yağı verileceğini bildirdi.
Emre Yorgancıgil de, araştırmanın sonuçlarının bildiri olarak sunulacağını vurguladı. Halk arasında bilinen bir bilgiyi bilimsel olarak da kanıtlamak istediklerini ifade eden Yorgancıgil, ”Gül ve gül ürünleri geçmişte tıp dünyasında kullanılmış ve halen kullanılmaya devam ediliyor. Gül suyu ve gül yağının tıp alanındaki etkileri ile çeşitli bilimsel çalışmalar ortaya konuluyor. Biz de depresyon alanındaki etkilerini bilimselleştireceğiz” dedi…
Obeziteye ameliyatlı çözüm
Obezitenin bir hastalık olarak algılanması gerektiğini belirten Doç. Koray Tekin, aşırı şişmanlığın, yeni nesil ameliyatlarla etkin şekilde tedavi edildiğini söyledi.
| Fazla kilonun cerrahi yöntemlerle tedavisinin, başlangıçta insanlara çok cazip gelmediğini belirterek, cerrahi yöntemlerin ‘’son çare” olarak algılandığını belirten Doç. Dr. Koray Tekin, obezite tedavisiyle şeker hastalığı, tansiyon ve bunların yandaş hastalıklarından kurtulunabileceğini söyledi. |
Obezitenin bir hastalık olarak kabul edilmesi gerektiğini ifade eden Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Tekin, ”yeni nesil ameliyatlar” olarak adlandırılan, obezite sorununu tamamen çözen ”Laparoskopik gastrik bypass, Gastrik Bypass, Tüp Mide, Sleeve Gastrektomi” ameliyatları hakkında bilgiler verdi.
Morbit obezite saptamasını, belli bir kilonun üzerindeki insanlara ”Vücut Kitle İndeksi”ni kullanarak yaptıklarını, kiloyu boyun karesine bölerek elde edilen oranın 40′ın üzerindeçıkması halinde, kişinin aşırı kilolu olarak adlandırıldığını kaydetti. Bu kişilerde aşırı kilolara bağlı bazı hastalıkları olan şeker, yüksek tansiyon, karaciğer yağlanması, astım gibi çeşitli hastalıklar oluşabileceğini dile getiren Tekin, şunları söyledi; ”Sadece aşırı kilonun, bundan kaynaklanan rahatsızlıklarla birlikte bütün olarak bir hastalık olarak kabul edilmesini istiyoruz. Bu durumda cerrahi tedavi daha makul gelebiliyor. İlk adımımız cerrahi tedavi değil. Biz bu hastalara öncelikle spor, diyet, bazı endokrinoloji uzmanlarının kontrolünde ilaç tedavileri öneriyoruz. Yaklaşık 1-2 yıllık tedavi sürecinde sonuç alamayan arkadaşlarımız ellerinde başka bir imkan olmadığı için tedavilerle karşı karşıya kalıyorlar. Fazla kiloya ilişkin cerrahi tedaviler denince akla Türkiye’de en çok duyulan kelepçe ve gastrik bant ameliyatları geliyor. Gastrik bant ameliyatı birçok yerde olduğu gibi kolay uygulanabilir olması ve geri dönüşlü olduğunun söylenmesi nedeniyle çok yaygınlık kazandı.
Birçok cerrah bunu yapabilir haldeydi. Bu yöntem vücudunuzda yabancı bir cisim olması ve doktorunuza bağımlılık gerektirdiği için, ayarlamalar gerektiriyor. Aslında ameliyat sonrası yaşam kalitesi açısından sorgulanabilir hale geldi. Ömür boyu bir tedavi bu kilodan kurtulma geçici bir şey olamaz. Cerrahi var işin içinde. Ömür boyu olarak düşünüldüğünde ne kadar kalıcı ve güvenilir olduğu sorgulanır hale geldi. Biz Pamukkale Üniversitesinde öncelikle Amerika’da uygulanan Gastrik Bypass, Tüp Mide, Sleeve Gastrektomi dediğimiz ameliyatları yapmaya başladık. Bunlara yeni nesil ameliyatlar gözüyle bakabiliriz. Bunların oranları artmaya başladı.”
AMELİYATLARDA VÜCUTTA YABANCI CİSİM KALMIYOR
Yeni nesil ameliyatlarla vücutta yabancı cismin kalmadığını kaydeden Tekin, bu ameliyatlar sonrasında hastanın doktoruna bağımlılığı kalmadığını, etkin şekilde kilo verildiğini anlattı. Obezite şeker hastalığından, tansiyondan ve kiloya bağlı yandaş hastalıklardan kurtulunduğunu dile getiren Tekin, ”Kişinin estetik olarak da kendine güveni geliyor” dedi. Bu tür cerrahi müdahalelerde seçilecek doktorun da önemli olduğunu bildiren Tekin, son iki yılda 60′ın üzerinde hastayı ameliyat ettiklerini ifade etti. Hastaların cerrahi müdahaleden sonra normal yaşamlarına devam ettiğini, kilo verdikleri için hem sağlıklarının düzeldiğini, hem de sosyal yaşama daha fazla dahil olduklarını söyledi. Üniversitede bir obezite merkezi kurduklarını ve çeşitli illerden kendilerine hasta geldiğini kaydeden Tekin, hastalara kilo kaybo konusunda ellerinden gelen yardımı yaptıklarını bildirdi.
162 KİLODAN 107 KİLOYA DÜŞTÜ
2008 yılının Temmuz ayına kadar 162 kilo olan Erhan Sabanoğlu ise, ameliyat öncesinde aşırı karaciğer yağlanması, yüksek tansiyon ve diyabet başlangıcı gibi hastalıklarının olduğunu belirterek, ameliyattan sonra 55 kilo verdiğini ve 107 kiloya düştüğünü söyledi.
Ameliyat sonrası kendisini ameliyat olmuş gibi hissetmediğini kaydeden Sabanoğlu, ”Ameliyattan iki ay sonra tansiyon ve şeker rahatsızlığım tamamen ortadan kalktı, 4 aydan sonra da karaciğerimdeki yağlanmadan tamamen kurtuldum” dedi…
Komik karikatürler
Komik karikatürler eğlenceli karikatürler esprili karikatürler düşündüren karikatürler çok komik karikatürler

