Sayfalar
Şubat 2012
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Oca   Mar »
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829  

Archive for Şubat, 2012

Yeni iPad küçülüyor

Çarşamba, Şubat 29th, 2012

Apple şirketinin piyasaya sürmeye hazırlandığı yeni iPad modeliyle ilgili söylentiler çoğalmaya başladı.  Apple, Asyalı tedarikçileriyle yeni iPad üzerinde çalışmalar yapıyor. Öyle ki, yeni iPad’in ekran boyutunun 8 inç olması için testler sürdürüldüğü de iddialar arasında yer alıyor. Apple’ın geçtiğimiz yıl piyasaya sürdüğü iPad 2 modelinin ekran boyutu 9.2 inçti. Gazete haberinde, Apple’ın dünyanın önde gelen ekran üreticileri Tayvanlı AU Optronics ve Güney Koreli LG Display ile daha küçük bir iPad ekranı üzerinde çalıştıklarını belirtti. Uzmanlar da, Apple’ın iPad’in ekran boyutunu küçültme girişimlerini olumlu buluyor…

<a href="/index/yeni_ipad" target="_blank" class="tkktLnk" rel="tag">Yeni iPad</a> küçülüyor

Kilo vermenin sırrını çözdüler

Çarşamba, Şubat 29th, 2012

Büyük bir istekle başlanılan diyetlerde kısa süre içerisinde kilo verme hızının düşerek kaybolması yüzünden bir türlü istenilen forma kavuşulamamasının nedeni bulundu. Milliyet’in haberine göre Amerikan Bilim İlerleme Derneği’nin (AAAS) Kanada’nın Vancouver şehrinde yaptığı panelde şimdiye kadar uygulanan diyetlerde büyük bir matematiksel hesaplama hatası yapıldığı ve kilo vermenin sanılanın iki katı daha zor olduğu açıklandı. Zira, kilo vermenin en doğru yolu alınan kaloriyle yakılanın dengesini bilmekten geçiyor. Fakat, halihazırdaki hiçbir kalori ve kilo verme hesaplaması gerçeği yansıtmıyor. Bu durumda, 450 gram yağın 3 bin 500 kaloriye bedel olduğunu veya günde 500 kalori azaltarak haftada 450 gram verilebileceğini doğru kabul etmek mümkün değil. Çünkü insan metabolizması, vücut kilo vermeye başladıktan bir süre sonra sabit bir kiloya kavuşana kadar yavaşlıyor. alınan kalorinin doğrudan insan vücudunda kilo değerinden bir karşılığı olamayacağını açıkladı. Uzmanlar bunun sebebini insan bedeninin kilo vermesinde birçok karmaşık etkenin rol oynamasına bağladı.

Kalori farklı hesaplanıyor

İki uzman, içeriğine kilo-yağ oranı, cinsiyet, fiziksel hareket oranı ve diğer faktörleri de ekleyerek her kişinin istediği kiloya ulaşması için bir hesaplama modeli geliştirdi. Yeni modelde, kişilere kısa dönemde ulaşmak istedikleri kilo için almaları gereken kalori ve yapmaları gereken egzersiz ile kalıcı bir kilo kaybı için almaları gereken kalori miktarı farklı şekillerde hesaplanarak veriliyor. Model, şimdiye kadar beslenme düzeni çok sıkı kontrol altında tutulan bir grup yetişkin üzerinde denendi. Buna göre, kilo vermek için günlük kalori miktarında sanıldığı kadar büyük bir azaltma yapmak gerekmiyor. Örneğin, günde sadece 150 kalori daha az tüketerek yılda yaklaşık 7 kilo verilebiliyor. Toplamda 4 buçuk kilo vermek isteyen birinin günde 100 kalori daha az tüketeceği bir beslenme düzeni izlemesi gerekiyor. Bu sayede, bir yıl içerisinde vermek istediği kilonun yarısından, üç yıl içerisinde de toplam 4 buçuk kilodan kalıcı olarak kurtulmuş oluyor. Yeni modeli destekleyen Avustralyalı obezite uzmanı Dr. Body Swinburn, “Kimse, haftada yaklaşık 200 gramdan fazla kilo verebileceğine inandırılmamalı” diye konuştu. Araştırmayı yürüten Hall ve Chow, obeziteyle mücadelede yağlı gıdalara uygulanması düşünülen fazla vergi kadar yapılan umut ticaretinin de bitirilmesini, yeni düzenlemelere gidilmesini önerdi.

İDEAL KİLOYA NASIL ULAŞILIR?

Örneğin, 25 yaşında, 160 santimetre boyunda ve 70 kilogram ağırlığında günlük fiziksel egzersiz oranı çok sınırlı bir kadının, günde aldığı kalori miktarı 1981, vücut kitle indeksi yani kilo ve boy oranı 27.3, yağ oranı ise 33.7 çıkıyor. Öyleyse, 180 gün (6 ay) içerisinde 63 kiloya düşebilmesi için fiziksel egzersiz oranını yüzde 40 artırarak günlük 223 kalori daha az tüketmesi gerekiyor. Bu kiloya ulaştıktan sonra ise, normal beslenme düzeninden 43 kalori daha az tüketerek ve günlük aktivitelerini yüzde 20 artırarak aynı kiloda kalması kalıcı olarak mümkün hale geliyor. Bu sayede vücut kitle indeksi sınır kabul edilen 25 değerinin altına düşerek 24.7 oranına ulaşırken yağ oranı da 30.2′ye geriliyor…

<a href="/index/kilo_haber_etiketleri" target="_blank" class="tkktLnk" rel="tag">Kilo</a> vermenin sırrını çözdüler

Uyku hapına dikkat

Çarşamba, Şubat 29th, 2012

uyku hapı kullanımı, kanser ve ölüm riskini artırıyor.

Bilim adamları, 10 bin 500 denek üzerinde yaptıkları araştırmada, 23 bin 500 kişiyi de karşılaştırmada kullandı. Deneklerin cinsiyeti, yaşı, yaşam tarzı ve muhtemel sağlık sorunları da araştırmada göz önünde bulunduruldu.

Uyku hapı kullanımının ölüm riskini artırdığını belirten bilim adamları, ilacın dozu ile ölüm riski arasında doğru orantı bulunduğunu kaydetti.

Yılda 18 doz uyku hapı içenlerin, hiç uyku hapı almayanlara oranla ölüm riski 3,5 kat fazla çıktı. Yılda 18 ile 132 kez uyku hapı içenlerde bu oran 4 katına, 132′nin üzerinde bu ilacı alanlarda 5 katına yükseldi.

Sonuçların tüm yaş gruplarında geçerli olduğunu ifade eden bilim adamları, ancak özellikle 18 ile 55 yaş arasındakilerde tam olarak bu verilere ulaşıldığını bildirdi.

Bilim adamları, sık sık uyku hapı alanların kanser olma ihtimalinin de bu ilaçları hiç kullanmayanlara oranla yüzde 35 arttığını ifade etti.

Araştırma sonuçlarının kesin olarak neden sonuç ilişkisi doğurmayabileceğini belirten bilim adamları, ancak uyku ilaçlarının ölüm riskini artırdığına dair daha önce alınan bilimsel sonuçları teyit ettiğini kaydetti…

Uyku hapına dikkat!

 

 

Beyin kanamasında zamanla yarışılıyor

Salı, Şubat 28th, 2012

Beyin kanamasında erken müdahale hayat kurtarıyor. Kanamada dakikaların bile önemli olduğunu belirten uzmanlara göre birçok hasta, zamanında müdahale edilmediği için hayatını kaybediyor.

anevrizmanın halk deyimi ile beynin damarlarında oluşan baloncuk olduğunu, baloncuğun patlamasının beyin kanamasına yol açtığını ifade etti.

beyin kanaması geçiren hastaların çoğunun, zamanında ve doğru merkezlere gitmediği için yaşamını yitirdiğini vurguladı. Kanama derecesinin hastanın hayatta kalıp kalmaması ile doğru orantılı olduğunu vurgulayan Prof. Kuday, anevrizma hastalarına yaklaşımın çoğu zaman doğru olmadığını söyledi.

Kuday, ”Beyin kanaması geçiren hastalar her zaman uygun hastaneye değil, en yakın hastaneye götürülüyor. Oysa bu müdahaleyi yapabilecek hastaneye gidilmesi gerek. Diyelim ki gidilemedi ve uygun olmayan hastanenin yoğun bakımına gidildi. Hastane çoğu zaman (yerinden kımıldatılmasın zararlı olur) der. Böyle bir şey yok. O hasta anjiyo  ya da MR çekilmesi için yerinden zaten kımıldatılıyor. Bu müdahalenin yapılabildiği hastanelere nakledilmeli. Uygun şartlar sağlanırsa nakledilirken hastaya bir şey olmaz” diye konuştu.

BÜTÜN MESELE ZAMANINDA MÜDAHALE

Türkiye’de anevrizma ameliyatlarının yapılamadığı dönemde hastaların yurt dışına gittiğini belirterek, şunları kaydetti: ”Eskiden anevrizma ameliyatları Türkiye’de yapılamıyordu. Hastalar İsviçre’ye uçakla gidip, başarıyla dönüyorlardı. 1960′larda Cemal Gürsel bir kanama geçirmişti. Amerika’ya nakledilmişti. Hipertansiyondan kaynaklanan bir kanamaydı. Anevrizmadan kaynaklanan bir kanama değildi.

O zamanki uçakların iç basınçları uygun değildi. Herkes şimdi (nakledilirken hastaya bir şey olur) diyor. Bütün mesele zamanında müdahaledir. Zamanında müdahale, beyin kanaması olduğu an, dakikasında müdahale demektir. Müdahale ne kadar erken olursa o kadar önemli. Hatta beyin cerrahisi kongrelerinde bir afiş koyarlar, ‘zaman=beyin’ yazar. Beyin kanamalarında hastanın kurtulmasının sırrı zamanında, tecrübeli ellerle yapılan müdahaledir.”

CERRAHIN TECRÜBESİ DE ÖNEMLİ

Prof. Kuday, her anevrizmal kanamaya müdahaleyi her cerrahın yapamayacağını kaydederek, ”Tecrübeli cerrahlar olması lazım. Anevrizma ameliyatları her hastanede iddia edildiği gibi yapılan ameliyatlar değildir. Her beyin cerahı yapabilirim der ama bu bir tecrübe işidir. Belirli sayıda kişiler bunu başarı ile yapıyor. Başarısızlık her cerrah için söz konusu. Kanamanın derecesine göre, hastanın durumuna göre bu değişir” dedi.

BEKLETİLEN HASTALARDA ÖLÜM ORANI YÜKSEK

Zamanında müdahalenin hayat kurtardığını belirten Prof. Dr. Cengiz Kuday, “Bekletilen hastalarda ölüm oranını çok fazla. Anevrizma teşhis edildiği an ameliyat edilmeli. (Sabahı bekleyelim) diye bir şey yok. Bu ameliyatları yapan tecrübeli cerrahların olması çok önemli. Bu hastalara uygun yoğun bakım  gerekir. İstanbul’daki yoğun bakım sayısı çok gibi görünüyor ama hakiki yoğun bakım bir elin parmaklarından azdır. Bu gibi müdahalelerle uğraşan bir bölüm olması lazım. Hastalar imkânların olduğu hastaneleri iyi belirlesinler.Üniversite hastaneleri en uygun olan yerlerdir. Her devlet hastanesinde ise uygun ekip yok” diye konuştu…

Beyin kanamasında zamanla yarışılıyor

 

Sanatsal film sevmek zorunda mıyım

Salı, Şubat 28th, 2012

Önceki hafta ‘The Artist’ filmine giden ve filmi beğenmeyip parasını isteyen Demet Akalın, Twitter hesabından açıklama yaptı.

Oscar Ödülleri’nde 10 dalda aday olan ‘The Artist’ filmini izlemeye giden Demet Akalın, filmi beğenmeyince sıkılıp sinema salonunu terk etmişti.

Demet Akal’ın beğenmediği ‘The Artist’ filmi, önceki gün düzenlenen Oscar Ödül  Töreni’nde 5 dalda ödül alınca, birçok kişi Demet Akalın’ı mesaj yağmuruna tuttu.

Akalın’ın bir takipçisi, ”Beğenmediğin film, Oscar’da ‘En iyi film ödülü’ aldı yazdı. Ünlü sanatçı da cevap olarak ”Sanatsal film sevmek zorunda mıyım?” dedi…

Sanatsal film sevmek zorunda mıyım?

 

iPhone’un Apple’a zararı büyük

Pazartesi, Şubat 27th, 2012

iPhone 4S çok fazla satıyor olsa da, diğer bir taraftan Apple’a zarar veriyor.

Analist firması IHS’ye göre iPad satışları iPhone 4S nedeniyle düştü. Dolayısıyla iPhone 4S çıkmamış olsaydı, şirket daha çok iPad satacaktı. IHS, Apple’ın tabletlerdeki pazar payının 2011′in üçüncü çeyreğinde yüzde 64′ten yüzde 57′ye düştüğünü söyledi.

IHS’den tablet araştırma bölümü müdürü Rhoda Alexander, IHS’nin tahminlerinin dördüncü çeyrekte tutmadığını, bunun nedeninin Apple müşterilerinin paralarını iPhone 4S’e yatırması olduğunu söyledi.

iPhone 4S’in Ekim’de piyasaya sürülmesi, iPad’in sevkiyatını kısıtlamıştı. Amazon Kindle Fire’ın piyasaya sürülmesi de ABD ve global piyasada önemlbir etki yarattı.

Ancak IHS, Apple’ın yeni  bir iPad ile rakiplerine darbeyi vuracağını düşünüyor. IHS’ye göre bu, 2012′nin ikinci çeyreğinde gerçekleşecek. Firma, yeni iPad’in 2048×1024 çözünürlüğüne sahip olacağına ve Siri ile geleceğine de inanıyor…

iPhoneun Applea zararı büyük

Gel Geceyi Süsleyelim

Pazartesi, Şubat 27th, 2012

Ne var bu karanlıkta tek başına oturacak, gel geceyi süsleyelim beraber. Sesimiz çınlatsın duvarları, kahkahamız sokaklara yayılsın.

Gel Geceyi Süsleyelim

Kapımızın önünden geçenlerin kulağına çarpsın fonda çalan Glenn Miller’ın Rhapsody in Blue melodisi… Sen gel tut ellerimi, çok sevmesen de geceyi şenlendirelim birlikte.

Ne zaman birbirimizi düşünsek, yüzümüzde bir tebessüm oluşacak kadar iyi vakit geçirelim. Sonrasında severiz belki birbirimizi. Kan bu, kaynar belki içten içe…

Sen gel geceyi süsleyelim birlikte. Selahattin Pınar’ı analım birlikte, bir duble rakı eşliğinde veya bir şişe şarap açalım meyvenin yanına. Şu sahte şöminelerde bile olsa yanan odunları seyredelim; bir şiir okuyalım Füruh Ferruhzad’dan, inanalım soğuk mevsimin başlangıcına.

Gel seninle gecede meşk edelim. Ben elime alayım udu, sen geç masanın başına, birlikte çalıp söyleyelim efkarla. Bir türkü okuyalım önce Aşık Mahsuni’den, sonra rakı kadehinde balık olalım.

Sen bana Sheakspeare’i anlat, ben sana Platon’u. Sözlerimiz sevişsin bedenimizden önce. Dudaklarımızdan çıkana aşık olalım gözlerimizden evvel, gel geceye akalım birlikte.

Ölümü konuşalım mesela ve ne kadar cahil olduğumuzu. Aklımızın ölümü kabul etmemesi yüzünden böyle rahat yaşayabildiğimizi, öteki taraf olup olmadığını, düşünce gücünü, aklın sınırlarını tartışalım. Ben Hawking diyeyim, sen Einstein, çok tartışıp aynı yere çıkalım.

Sonra istersen soğuk kalmasın diye yatağın sol yanı kalbim gibi, uzan yanıma. Sar kolumu boynuma, kulağıma yakın dursun nefesin. Hiç sevişmeyelim belki, sadece sarılıp geceyi aydınlatalım güneş uyanana kadar.

İçimiz geçsin biraz, kollarımızım birbirine kenetli başka rüyalara dalalım. Saatin o insanı çıldırtan sesine uyanalım aniden. Sen kalk işe git, ben hiç umursamadan yatayım. Sen tembel olduğumu düşün, gül halime ya da kız kendince; ben ise senin gidişine dayanamayan yüreğime bütün bir geceyi rüyaydı diye kandırmak için uykuda kalayım.

 

 

Varisten ameliyatsız kurtulun

Pazar, Şubat 26th, 2012

Varis, yaygın bir sağlık sorunu. Ameliyatla tedavisi mümkün ama neşter altına yatmak da çoğumuzu endişelendiriyor

Varisin bir tedavi yöntemi daha var. Neştersiz, anestesisiz, yarasız, dikişsiz… Yöntemin adı Lazer Ablasyon. Doppler tekniği eşliğinde yapılıyor, topu topu 40 dakika sürüyor ve kesin çözüm getiriyor.
Önce varis hastalığını tanımlar mısınız?

Bacaklarda, derinin hemen altındaki toplardamar genişlemelerine varis denir. Bacaklardaki toplardamarlar kirli kanı yerçekiminin tersi yönünde, temizlenmesi için akciğerlere ve kalbe taşıyan damarlardır.bu damarların içinde yukarı akımın sağlanmasını kolaylaştıran ve kanın aşağıya doğru toplanmasını önleyen kapaklar vardır. Bacak kaslarının çalışması ile kan, bu kapakların yardımıyla tek yönlü olarak yukarı ilerler. Kapaklarda hasar oluştuğunda yerçekimi yüzünden kan aşağı yönde basınç oluşturur, yüzeysel toplardamarlarda varis oluşur.

Kimlerde olur? Risk faktörleri nedir?

Ayakta uzun süre hareketsiz durmak, genetik  yatkınlık ve kadın hastalarda fazla kilo, risk faktörüdür. Kılcal varislerden parmak gibi çıkıntı yapan varislere kadar geniş yelpazede seyreder.

Belirtileri nasıldır?

İlerlemiş varis hastalığında genişleyen toplardamarlar gözle görülebilir.Erken evrede ise gün içinde giderek artan ağrı, bacaklarda çabuk yorulma ve ağırlık hissi olur. Tedavi edilmediğinde ilerleyerek pıhtı oluşumlarına yol açabilir. Daha ciddi seviyelerdeki hastalarda deride renk değişikliği ve yaralar oluşabilir. Bunlar mutlaka tedavi edilmelidir.

Kaç tip varis vardır?

Ciddi vakalar ameliyatsız tedavi edilir mi? Kabaca 3 tip varis vardır. 1. Büyük varis: Deriden bariz çıkıntı yapan, çapı 4-15 mm arasında değişir. 2. Orta boy varis: Deriden hafif çıkıntı yapan, yeşil renkli, çapı 2-4 mm arasındadır. 3. Kılcal varis: Deriden çıkıntı yapmayan, çapı 1-2 mm’den küçük olan kırmızı-mor renkli varislerdir. Hemen belirteyim; tüm varis tipleri tedavi edilebilir. Ameliyatsız tedavide lazer ablasyon yöntemi ile büyük ve orta boy varisler geçer. Kılcal varislerde ise skleroterapi yöntemi uygulanır.

“40 dakikada kabusa son”

Varis hastalığına nasıl teşhis konuyor?

Çıplak gözle ya da el muayenesi ile anlaşılmaz. Doppler ultrasonografi tetkiki yapılmalı. Doppler tetkikini yapacak hekimin varis konusunda deneyimli bir radyoloji uzmanı olması gerekir. Uzmanın, aynı zamanda varisin ameliyatsız tedavisini yapabiliyor olması da önemli. Doppler incelemesi hem yatarken hem ayaktayken yapılmalı.

Ameliyatsız tedavide işlem ne kadar sürüyor?

Endovenöz Lazer Ablasyon yöntemi ile ameliyatsız ve ağrısız olarak, sadece lokal anestezi ile 40 dakikada varisten kurtulabilirsiniz.Hemen günlük yaşama dönebilir, yürüyerek evinize gidebilirsiniz. Tedaviden sonra sadece 15 gün orta basınçlı varis çorabı giyilmesi gerekiyor.

Başarı oranı ne?

Teşhisi ve tedaviyi aynı hekimin Doppler görüntülemesi eşliğinde yapması sayesinde başarı oranı yüzde 97’dir.

Yöntemin avantajlarını sayar mısınız?

-İşlem 1 saatten az sürer ve semptomlarda anında iyileşme gözlenir.
-Günlük aktivitelere hemen dönüş mümkündür. Çok az bir ağrı ve morarma olabilir, bu da 10 gün içinde geçer.
-Cerrahi yara izi ya da dikiş olmaz. Çünkü cilde açılan kesi, kalem ucu kadardır.
-Cerrahiye kıyasla daha yüksek başarı ve daha az tekrarlama oranına sahiptir.
-İşlem sonrası hasta memnuniyeti çok yüksektir.

Bu yöntem kesin çözüm mü?

Evet. Bu teknikle varise ve ağrıya neden olan hasarlı damar, lazer ile içten yakılarak tam bir iyileşme sağlanır. Hastalığın tekrarlama oranı Lazer Ablasyon’da çok daha düşüktür.

Tek seanstan sonra bile formda bir bacağa kavuşmak mümkün mü?

Çok ilerlememiş varis hastalarında tek seansla tamamen eski haline dönüyor. Ancak ilerlemiş vakalarda birkaç seans gerekiyor.

Ücreti ne kadar?

Ameliyat fiyatının yaklaşık yarısı kadar. Zaten büyük ölçüde SGK tarafından karşılanıyor.

Ameliyat nasıl yapılıyor?

Modern tedavinin tam adı Endovenöz Lazer Ablasyon (EVLA). 2000’li yılların başında büyük varislere neden olan damarların tedavisinde adeta bir devrim yaşandı. 2002 yılında da Robert Min adlı bir girişimsel radyoloji uzmanı ve ekibi, ilk kez bir hasarlı kapağın tedavisini bu yöntemle yaptı. Yöntem, kaçak yapan damarın ameliyatla yolunarak dışarı alınması yerine, anjiyo gibi damar içinden girilerek lazer enerjisi ile hasarlı kapağın kapatılması esasına dayanıyor. Lazerle kapatılan damardan artık varislerin içine kaçak oluşmaz. Damar, vücut tarafından zamanla yok edilir. Toplardamar veni yakılarak kapatıldığında gözle görülen varisler de küçülerek kaybolur. Hastalıklı damar ortadan kalktığında diğer sağlıklı damarlar kanı taşıma görevini üstlenerek bacağın venöz dolaşımını sağlar. Vücutta hasar oluşturmadan bedenin kendini onarmasına yardımcı olunduğu için bu yöntemin yan etkileri çok azdır. Çok ilerlemiş varisi olan hastalarda Endovenöz Lazer Ablasyon’a tamamlayıcı tedavi olarak aynı seansta ultrason eşliğinde köpük skleroterapi tedavisi de eklenir…

Varisten ameliyatsız kurtulun

Kozmetik tehlike saçıyor

Pazar, Şubat 26th, 2012

Makyaj ürünlerini mercek altına alan bilim insanları bazı kozmetik ürünlerinde sağlığı tehdit eden nikel, civa ve arsenik buldu.

Güzelleşmek için kullanılan kozmetik  ürünler, sağlığa zarar veriyor. ‘environmental defense fund’ Çevre Koruma Vakfı”nın hazırladığı raporda bu  çarpıcı sonucuna ulaşıldı.

makyaj  ürünleriyle ilgili yapılan araştırmada aralarında dünyaca ünlü markaların da bulunduğu firmaların zehirli kimyasal maddeler kullandığı belirlendi.

Aralarında pudra, allık, rimel, far,göz, kalemi, parlatıcı ve rujun da bulunduğu 49 ürün testten geçirildi. Ürünlerde sağlık  riski oluşturan arsenik , kadmiyum, kurşun, civa nikel ve selenyumun maddelerinin oranları araştırıldı.

Sonuçta kozmetik ürünlerinde cıva dışındaki tüm diğer maddelerin bulunduğu tespit edildi. Tüm ürünlerde nikele rastlanırken kurşun ikinci sırada yer aldı.

Kozmetiklerde rastlanılan kimyasal ürünlerin saç dökülmesi, baş ağrısı, kusma, böbrek veya hafıza sorunları gibi pek çok ciddi rahatsızlığa yol açabileceğine dikkat çekiliyor..

Kozmetik tehlike saçıyor

 

Nokia yeni işletim sistemi ile geliyor

Cumartesi, Şubat 25th, 2012

Nokia’nın yeni işletim sistemi Carla’nın 2012 yılının üçüncü çeyreğinde kullanıcılarla buluşması bekleniyor.

Nokia’nın eskiden Symbian olarak adlandırılan işletim sistemi, 2012 yılının üçüncü çeyreğinden itibaren Nokia Carla olarak adlandırılacak. Çünkü Carla güncellemesi, Carla işletim sistemini kullanan Nokia telefonlar piyasaya sürülmeye başlandığı anda kullanıcılarla buluşacak.

Nokia Carla platformlu telefonların satışa sunulmasının ardından da dördüncü çeyreğe girmemizle birlikte Nokia Belle kullanan cihazlar için de güncelleme yayımlanacak. Güncellemenin N8,C7,E7,X7,E6 ve C6-01 modellerini kapsayacağını duyuran Nokia’nın, 1 GHz’lik işlemciye sahip cihazlarda bazı kırpıntılara gideceği ve olası performans sorunlarını ortadan kaldıracağı da ortaya çıktı. Bakalım Nokia, Carla işletim sistemi ile birlikte Android ve iOS platformlarının karşısında istediği konuma gelebilecek mi..

Nokia yeni işletim sistemi ile geliyor