Sayfalar
Mayıs 2012
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Nis    
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031  

Archive for the ‘Blog’ Category

Bu bakteri akıl sağlığını bozuyor

Salı, Nisan 3rd, 2012

anjin ve diş çürüğüne neden olan streptokok adlı bakterinin akıl sağlığını kötü yönde etkilediğini ortaya çıkardı.

streptokok adlı bakterinin kişide obsesif kompülsif bozukluğa (OCD) benzer PANS adlı hastalığa veya anoreksiyaya yol açabileceği görüldü.

Buna göre anjin ve diş çürüğüne neden olan bakteriye çocukken maruz kalınması durumunda OCD benzeri takıntılı davranışların ortaya çıktığı PANS meydana gelebiliyor. Kontrol edilemeyen ancak sürekli tekrar edilen mantıksız alışkanlıklar çerçevesinde gelişen OCD benzeri davranışlar bakterilere karşı savunmaya geçen antikorlar nedeniyle meydana geliyor.

vücudu savunmak isteyenbağışıklık sisteminin ürettiği antikorlar bakterilere saldırdıklarında bazı durumlarda yanlışlıkla beyin ve kalp gibi organları da etkiliyor. Beyne gerçekleşen saldırı sonucunda sinirler enfeksiyon  kapıyor. Bu da çocuklarda OCD benzeri takıntılı davranışlara yol açan PANS’a veya yeme bozuklukları meydana getiren anoreksiya gibi rahatsızlıklara yol açıyor.

Uzmanlar çocukların okul  hayatlarındaki başarılarının da tüm bu rahatsızlıklar nedeniyle tehdit  altına girdiğini söylüyor…

Bu bakteri akıl sağlığını bozuyor

 

Teknoloji çalısan kadının hizmetinde

Pazar, Mart 25th, 2012

Hayat, çalışan insanlar için daha da zor. Sadece hayat mı? Genç, güzel, bakımlı ve sağlıklı olmak da kolay değil. Neyse ki teknoloji çok ilerledi de özellikle çalışan kadınlar kısa sürede pek çok sorundan kurtulmaya başladı.

Mesela 1-2 saatte gözaltı morluklarına veda edebilirsiniz.. . 15 dakikada taze ve genç bir cilde kavuşabilirsiniz. Terleme sorununuz için de 20 dakikanızı vermeniz yeterli. Dedik ya; teknoloji, kısa süreli ve kolay çözümlerle çalışan kadının hizmetinde…

Yaşlanma, güneşe uzun süre maruz kalma, kalıtım,beslenme, dogum kontrol  hapları gibi nedenlerle ciltte izler, kırışıklıklar ve kahverengi lekeler oluşabiliyor. Bunlardan, hatta yoğun ve stresli iş hayatının ciltte yarattığı olumsuz etkilerden ufak müdahaleler ile kurtulmak mümkün. Hem de iş hayatından ve sosyal yaşamdan uzak kalmadan…

Bu ufak müdahalelerden kastettiğimiz, cilt yenileme teknikleri. Op. Dr. Nuri Battal cilt yenilemedeki başarılı yöntemlerden birinin Jetpeel olduğunu belirtiyor. Jetpeel, cildi mekanik olarak soyma işlemi. Geliştirilmiş özel başlığı ile birlikte cilde jet akımla yapılan mekanik peeling uygulaması. Cildi yeniliyor, tazeliyor, onarıyor.

Hızlı bir tedavi yöntemi olan Jetpeel, sorunlu deriyi yavaşça soyuyor ve çizgilerin jet akımla giderilmesini sağlıyor. Aynı zamanda vitamin ve onarıcı maddelerin, cildin alt katmanlarına kadar ulaşmasını sağlayarak buradaki atıkların dışarı kolayca çıkmasına yardımcı oluyor. Bu yöntem; yara izleri, güneş ve yaşlılık lekeleri, kırışıklıklar, akne izleri, cilt detoksu için kullanılabiliyor.

Leke ve aknelerden kurtulun

Bir de Jetclean de var. Bu da kan dolaşımını düzenliyor, cildin gözeneklerini derinlemesine temizliyor, her zaman taze ve temiz görünmeyi sağlıyor. Sadece 15 dakika süren bir bakım uygulaması. Jetcare ise çok özel bir bakım uygulaması. B5 vitamini ile cilt rengini düzenliyor. Hassas ciltler için uygun olan bu bakımla cildiniz sağlıklı hale geliyor.

Jetage; özellikle yaşlılık lekeleri ve vücudun çeşitli bölgelerinde çıkan kahverengi lekeler için en ideal bakımı yapıyor. Derin peeling yöntemiyle ve kullanılan ürünlerle birlikte, lekeleri kolayca temizliyor. Ayrıca lifting etkisi yaratarak cildin elastikiyetini geri kazandırıyor. A ve E vitaminleriyle birlikte dokular onarılıyor, cilt taze ve berrak bir görünüme sahip oluyor. Jetakne de adı üstünde; ergenlik döneminde oluşan akne problemleri için birebir. C vitamini ve meyve asitleriyle, akne sorunu tamamen ortadan kalkıyor, gözenekler temizleniyor, komedon oluşumu önleniyor.

Lazerle varis tedavisi

İç yapısı bozulan yüzeysel toplardamarlar, uzar ve büklümlü, genişlemiş hale gelir. Damarlardaki kan birikir, bu da varisin ta kendisidir. Kadınlarda, erkeklere oranla 4 kez daha fazla rastlanan varis ağrı,kramp, kaşıntı, şişkinlik gibi şikayetlere yol açabilir. Mesleği gereği çok uzun süre ayakta kalanları hedef alan bu sorun, ND YAG lazer teknolojisi ile tedavi ediliyor.

Cildin dışından verilen lazer ışınları ile çapı 1 mm’nin altında olan toplardamar genişlemeleri yok oluyor. Kolay olan ve özel bakım istemeyen lazer işleminin hemen ardından hasta günlük hayatını sürdürebilir.

Kötü kokuya OPERASYON

Terleme vücudun su, tuz, ısı dengesini sağlayan fizyolojik ve normal bir olay. Ancak koltuk altında aşırı terleme ve sonucunda oluşan kötü koku, günümüz modern insanının hem iş hem de sosyal hayatını olumsuz etkiler.

Kadınlarda daha sık yaşanan bu sıkıntıya da cerrahi yöntem öneriliyor. Lokal anestezi altında basitçe yapılan uygulamada; koltuk altından yapılan küçük kesilerden girilerek kötü kokuya neden olan bezler çıkarılır. Deri sağlam kalır. İşlem kolay, ağrısız ve etkilidir. Uygulama süresi 20-40 dakikadır. İz çok belli olmaz ve hasta 3-5 günde normal hayatına dönebilir.

Acısız, kanamasız dikişsiz meme protezi

Memelerin yeterli gelişmediği ya da asimetrik olduğu veya hastanın daha dolgun meme istediği durumlarda protezler imdada yetişiyor. Kansernedeniyle memesini kaybeden kadınlar da protezi tercih ediyor. Meme büyütmenin tek ve gerçek yönteminin halk arasında ‘silikon ameliyatı’ diye bilinen protez uygulaması olduğunu belirten Op. Dr. Battal şu bilgileri veriyor:

“Protez; meme ucundan, meme altından, koltuk altından ya da göbek deliğinden girilerek göğüs kası altına ya da üzerine yerleştiriliyor. Koltuk altından yapılan kesi kanamasız, dikişsiz ve daha acısız olması açısından tercih sebebi. Genel anesteziyle deri altında ilerlenerek kasın arkasına ulaşılır. Kas kesilmez, aralanır. Protez yerleştirilir. Meme dokusu kesilmediği için iyileşme daha hızlı olur. 30-120 dakika kadar süren ameliyat hastanede yatmayı gerektirmez.”

Gözaltı morluklarına veda

Çalışan kadın için gözaltı morlukları da büyük sorun. Çünkü gözaltı morlukları kişinin yorgun, uykusuz, yaşlı ve depresif görünmesine yol açıyor. Düzensiz uyku,stres,alkol ve uzun süre ekran karşısında kalma gibi aşırı yüklenmeler sonrası oluşan bu sorunun temelinde genetik yatkınlık da olabiliyor. Göz çevresindeki kan damarlarının cilde yakın olması ya da yağ torbalanması yüzünden bu damarlarda dolaşımın iyi olmaması gibi nedenlerle kan toplanması meydana gelebiliyor.

Torbalanmaya neden olan yağları besleyen damarlar sıkışınca ‘kan göllenmesi’ oluşur. İşte gözaltı morluğu da bu bölgedeki damarlarda biriken kan. Tek kalıcı çözümü, göz çukurundan fırlamış yağın lazerle çıkarılması veya yerine itilmesi. Op. Dr. Nuri Battal şöyle diyor; “Genel ya da lokal anestezi altında, CO2 lazer yardımı ile kanamasız ve ağrısız olarak yapılan ameliyatlarda, fazla deri sarkmaları ve göz altındaki torbaları almanın yanı sıra sarkmış kaslar da düzeltiliyor. Süresi 1-2 saat süren ameliyatın ertesi günü ayağa kalkılıyor, 4 gün sonra da normal hayata dönülüyor. Kısa sürede iyileşebilmek için 2-3 hafta aşırı hareket etmekten, öne eğilmekten kaçınmak, gözleri rüzgar ve güneşten korumak gerekiyor.”

Teknoloji çalısan kadının hizmetinde

İlaç kullanırken greyfurt, nar ve lahanaya dikkat

Pazar, Mart 25th, 2012

Acil servislerdeki ölüm sıralamalarında ilaç yan etkilerinin 4. sırada olduğunu belirten uzmanlar, bu riski azaltmak için ilaç kullanılan dönemde fazla nar, greyfurt ve lahana suyu tüketilmemesini önerdi.

ölüm sıralamalarında ilaç  yan etkilerinin dördüncü sırada olduğunu, özellikle yeni ilaçlara karşı dikkatli olmak gerektiğini söyledi.

Her şeyin yenisinin iyi olduğu anlayışının ilaçlarda geçerli olmadığını ifade eden Usta, uzun araştırmalar ve bütçeler ayrılan ilaçların belirli sayıda insan üzerinde denenerek geliştirilebildiğini belirtti.

Bu nedenle piyasaya çıkan ilaçların satışa sunuldukları ilk 5 yıl içinde yeni sayıldıklarını bildiren Usta, özellikle yan etkilerinin bu dönemde saptanabildiğine işaret etti. İlaçların piyasaya çıktıklarında çok geniş kitleler tarafından kullanıldıklarını belirten Usta, ”İlacın asıl yan etkileri ve gerçek kimliği asıl bu aşamada ortaya çıkar. En az 5 yıldır piyasada olan ilaç ise huyunu suyunu bildiğimiz ilaçtır ve biraz daha güvenilirdir’ dedi.

UYANIK OLUNMASI GEREKEN BİR DÖNEM

Bir ilacın etki oluşturmasının yan etki yapacağı anlamına da geldiğini belirten Usta, yan etkilerden korkmamak gerektiğini vurguladı. İlaç kullanılan dönemlerin özel dönemler olduğunu ifade eden Usta, ”O dönem, uyanık olmamız gereken bir dönem. Sıradan bir dönem değil. Zaten uzun dönemde ilaç kullananlar ilaç yan etkilerini bilirler. Bu konuda uyanık olurlar” diye konuştu.

Etkisizliğin de yan etki olduğunu dile getiren Usta, ilaçların yan etkilerinin saptanarak bunlara karşı bilinç geliştirilmesinin önemli olduğunu söyledi.

Yan etkileri bilinen ilaçların daha güvenilir olduğuna dikkati çeken Usta, şöyle konuştu: ”İlaç aldığınız süre içinde vücudunuzu dinleyeceksiniz. Hastaların ilacın yan etkilerine bakarak ‘bu ilacı kullanmayayım’ gibi bir mantığa kesinlikle kapılmamaları gerekiyor. Biz ilaçların yan etki yapabileceğinin kesinlikle farkında olacağız ama bu nedenle ilacı kullanmamak gibi bir eğilime girmeyeceğiz. Yeni ilaçlarda mümkün olduğu kadar daha dikkatli olacağız. Her zaman yeni ilaç iyi ilaç değildir. Bunun bilincinde olacağız. Bunun dışında besinlerle etkileşim söz konusu olabileceği için bazı tip besinlerden uzak duracağız”

KARACİGER  ENZİMLERİNİ ETKİLEYEBİLİR

İlaç kullanılan dönemin özel bir dönem olarak algılanması gerektiğini, bu dönemde fazla greyfurt, nar suyu, lahana suyu tüketmemek gerektiğini belirten Usta, şu bilgileri verdi: ”Bunlar karaciğerdeki enzimleri etkileyebiliyor. Lahana suyu diyetlerde çok verilir ve karaciğer enzimleriyle etkileşir. Karaciğerle ve buna bağlı olarak ilaçlarla etkileşim yapabilir. İlaç normal metabolizmadaki kan düzeyi için hazırlanmıştır. Sen bu gıdaları sürekli tüketip karaciğer enzimlerini etkilersen ilacın etkisi değişebilir. Bir ilaç toksik etki yapabilir. Bazen de ilacın yan etkisini artar. Nar suyunun içindeki bir molekülün de tansiyon  ilaçlarıyla olumsuz etkileşimleri olabilir. İlaç kullanılan dönemde bir maddeyi çok tüketmemek lazım.”

DOKTORLAR YAN ETKİLERİ BİLDİRMELİ

İlaç yan etkileriyle ilgili doktorlara da büyük sorumluluk düştüğünü vurgulayan Usta, yan etkilerin Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü türkiye  Farmakovijilans Merkezi’ne (TÜFAM) bildirilmesini istedi.

Binlerce ilaç kullanılmasına rağmen yan etki bildiriminin çok az olduğunu belirten Usta, ”Hekimlerin tek görevi hastaları tedavi etmek değildir. Koruyucu hekimlik de çok önemlidir. Hekimlerin bir görevi de ilacın yan etkilerini saptamak ve bildirmektir. Hekimler özellikle yatan hastalarda yan etkiyi net şekilde görürler” dedi.

Vatandaşlardan da yan etkileri bildirmelerini isteyen Usta, baş ağrısının bile yan etki olarak ciddiye alınmasını istedi. Usta, ilaç yan etkisinin, sakatlığa ve hastanede kalış süresinin uzamasına da neden olabileceğini kaydetti…

İlaç kullanırken greyfurt, nar ve lahanaya dikkat!

 

Düğün hazırlıklarında yapılması gereken ilk 10..

Perşembe, Mart 22nd, 2012

Rahat ve keyifli bir hazırlık  süreci geçirmek için siz de  10 maddelik önerilerine kulak verin!

Düğününüzü planlamaya çalışırken panik yapmanıza gerek yok! Gelin ve damat adaylarının başvuru portalı  evlenecek çiftlerin öncelikli olarak yapması gerekenleri sıraladı. Mükemmel bir düğün için ihtiyacınız olan her şey işte bu 10 maddelik listede.

Düğün mekanınıza karar verin ve organizasyon şirketiyle görüşün: Özellikle yaz sezonunda evlenmeyi planlıyorsanız hayalini kurduğunuz mekanlar şimdiden dolmuş olabilir. Bu nedenle tedbirli ve hızlı davranarak düğün mekanına hemen karar vermek yararınıza olacaktır. Bununla beraber organizasyon şirketiyle de görüşmelere başlarsanız düğününüzü en ince ayrıntısına kadar planlamış olursunuz.

Gelinlik ve damatlığı seçin: Terzinizin yapacağı provaları göz önüne alırsak bu da ilk olarak düşünülmesi gereken işler arasına giriyor. Unutmayın, bulaşık makinesi veya çamaşır makinesi olmadan evlenilebilir, ama gelinlik ve damatlık olmadan asla!

Balayı mekanı aramaya başlayın: Yorucu bir hazırlık süreci geçirdiğinizde ihtiyacınız olan tek şey uzun bir tatil olacaktır. Bu yüzden destinasyona karar vermek ve erken rezarvasyon yaptırmak; hem ekonomik olarak sizi sarsmaz, hem de bir işi daha sonuçlandırmanın keyfini yaşarsınız.

Davetiyenizi oluşturun:
Davetiyede içinize sinen bir model bulmak kolay değil. Vaktiniz varken, farklı tasarımları inceleyerek istediğiniz gibi bir davetiye oluşturabilirsiniz.

Nikah şekerinizi seçin: Nikah şekeri için birçok ilginç alternatif var ve seçim yapmak uzun bir zaman alıyor. Şimdiden ne istediğinize karar verirseniz, şekerleriniz hazırlanırken siz de rahat bir şekilde diğer işlerle ilgilenebilirsiniz.

Fotoğrafçınıza rezervasyon yaptırın
: Düğün sezonunda fotoğrafçıların ajandası genelde yoğun olur. Bu durumdan etkilenmemek için fotoğrafçınızı vaktinde haberdar etmelisiniz.

Kuaför ve makyözden randevu alın: Gelin saç ve makyajı için birkaç farklı kuaför ve makyöz denemek, hayallerinizdeki gibi bir gelin olmanıza yardımcı olacaktır. Bu arada gelin çiçeğiniz için çiçekçinize uğramayı da unutmayın.

Düğün pastanızı tasarlayın: Profesyonel bir pasta ustasıyla kafanızdaki düğün konseptine uygun bir planlama yapın. Unutmayın, düğünlerde bu senenin modası olan tekli pastalar çok şık!

Düğün müziklerinizi seçin: Gece boyunca müzik konusunda aksaklık yaşamamak için bunu da yapılacak işler listenizin ilk sıralarına yazmanız gerekiyor. Özellikle ilk dans ve pasta kesilirken çalacak olan şarkılar hayatınız boyunca unutamayacağınız türden olmalı.

Yeni eviniz için gerekli olan eşyaları listeleyin: İşin en zevkli taraflarından biri de kuşkusuz yeni evinizi dekore etmek olacak. Farklı mağazaları gezip ilham almak, sonunda istediğiniz gibi bir eve sahip olmanızı sağlayacaktır…

Düğün hazırlıklarında yapılması gereken ilk 10!

Tüp bebekte başarıyı artıran faktörler

Çarşamba, Mart 21st, 2012

Tıp teknolojilerindeki gelişmelere paralel olarak tüp bebek tedavisinde de yüz güldürücü sonuçlar alınıyor.

Günümüzde artık tüp bebek tedavisinin tamamen hastaya özel uygulandığını söyleyen Eurofertil Tüp Bebek Merkezi Medikal Direktörü Dr. Hakan Özörnek, “Bazı hastalarda ‘Konforlu Tüp Bebek’, bazı hastalarda da “Doğal Tüp Bebek’, ‘İlaçsız Tüp Bebek’ veya ‘Hapla Tüp Bebek’ yöntemlerini uygulayabiliyoruz. Tüm tedavilerde uygulama süresi 15 gün gibi kısa bir zaman diliminde gerçekleşebiliyor. Bu nedenle günümüzde artık uzun süren, çok ilaç kullanılan ve dolayısıyla pek çok yan etki görülebilen klasik tüp bebek tedavisi neredeyse terk edilmiş durumda” dedi.

Stresin tüp bebek tedavisini olumsuz etkilediğini belirten Özörnek, ”En büyük mücadeleyi stres konusunda veriyoruz. Hastalarımıza stresle mücadele etme yöntemlerini öğretiyoruz” diye konuştu.

TEKNOLOJİK İMKÂNLAR TEDAVİ BAŞARISINDA ETKİLİ

Gelişen tıp teknolojilerinden faydalanmanın gebelik şansını artıran önemli faktörler arasında yer aldığını vurgulayan Dr. Özörnek, şunları söyledi: “Özellikle tekrarlayan tüp bebek başarısızlıklarında şansı arttıran 24 sure genetik testi, bir yıldır Türkiye’de de yapılabilmektedir. Embryoscope ise döllenmiş yumurtaları 24 saat sürekli izleyebilen yeni bir cihazdır. Bu cihaz sayesinde embriyo gelişiminin daha yakından takip edilmesi sağlanmış, özellikle tek embriyo transfer edilen hastalarımızda başarı şansı daha da artmıştır.”

Tüp bebekte başarıyı artıran faktörler

 

Tarihi bir maç olacağının bilincindeyiz

Perşembe, Mart 8th, 2012

Beşiktaş Teknik Direktörü Carlos Carvalhal, UEFA Avrupa Ligi 3′ncü turda yarın Atletico Madrid deplasmanda yapacakları maç öncesi basın toplantısı düzenledi.

Vicente Calderon Stadı’nda gerçekleştirilen basın toplantısında konuşan Carvalhal, “Ben ve futbolcularım Beşiktaş  için tarihi bir maç olacağının bilincindeyiz. Rakibimiz büyük  bir takım , iki yıl önce bu kupayı kazandı. Atletico  Madrid tarih yazmış, biz ise tarih yazmak isteyen bir takımız. Yarınki maçı iyi şekilde geçirip, turu İstanbul’a bırakmak istiyoruz.İstanbul ’da kesinlikle  12 kişi oynayacağız. Hedefimiz, Beşiktaş’ı kulübün kuruluşundan bu yana tarihindeki en üst seviyeye çıkarmak. Beşiktaş’ı çalıştırmaktan, bu taraftara sahip olmaktan gururluyum. Futbolcularımızın hepsi bu takımda olmaktan gurur duyuyor ve ben de onların yaptıklarından gurur duyuyorum. Takım ile taraftar arasında değişik bir bağ var” diye konuştu.

Carvalhal, Beşiktaş’ın bu sezon UEFA’da başarılı sonuçlar elde ettiğini vurgulayarak, “Türkiye tarihinde gruplardan lider çıkmayı başaran ilk takım olduk. UEFA Avrupa Ligi kupasını iki yıl önce kazanan Atletico Madrid üzerindeki baskı, Beşiktaş’a nazaran daha fazla olacak. Sporting Lizbon’u çalıştırırken, Atletico Madrid’e karşı oynadığımızda 0-0 ve 2-2’lik skorlarla yenilgi almadan elendik. Umarım bu kez daha şanslı olurum”dedi

Portekizli teknik adam, kulüp yönetiminde yaşananların takımı nasıl etkilediğiyle ilgili bir soruya ise, “Takım içinde para veya problem konuşulmaz. Sadece motive edecek konuşmalar yapılır. En büyük motivasyonumuz da taraftarımız. Beni en çok üzen konu, Beşiktaş’ın ligde bulunduğu konumdur. Ama bu kadar sakatlığa ve fazla maç oynamamıza rağmen bulunduğumuz yerin yine de iyi olduğunu düşünüyorum” yanıtını verdi.

Carvalhal ayrıca, Atletico Madrid’e karşı ilk maçta gol yemeden gol atmayı hedeflediklerini belirterek, “Topu kalemizden uzak tutmalıyız. Atletico Madrid, bizi şaşırtmayacak bir takım. Onları iyi tanıyoruz. İyi noktaları fazla. Biz ise Atletico’nun az olan zaaflarından yararlanmak istiyoruz. Bir iki sürprizimiz olabilir. Eğer yapabilirsek yarın Simeone’yi şaşırtmaya çalışacağız” şeklinde konuştu.

Atletico Madrid formasını 4 yıl giydikten sonra Beşiktaş’a transfer olan Portekizli futbolcu Simao ise, “İki takımın da kazanmak isteyeceği, çok önemli, zor bir maç olacak. Süper önemli bir maçta gol atmak tabii ki beni çok mutlu eder. Bu maçlarda profesyonellik her şeyin üstündedir, umarım gol atarım. Simeone ile daha güçlü bir Atletico var, zor bir maç olacak” dedi.

Atletico Madrid ile kazandıkları UEFA Kupası’na da atıfta bulunan Simao, “Atletico ile ilk yola çıktığımızda kimse bize inanmıyordu, ama maç maç giderek, sonucu herkes gördü” diyerek, Beşiktaş’ın da aynı düşüncelerle hareket ettiğini ve benzer başarıyı arzuladığını kaydetti. ’Sana göre Atletico ile Beşiktaş arasındaki fark ne? sorusunu ise Simao, “Aslında benzerlikler daha fazla. Mücadeleci, kazanmayı isteyen, tarihleri başarılarla dolu iki kulüp” diye yanıtladı…

Tarihi bir maç olacağının bilincindeyiz

Mama anne sütünün yerini tutmaz

Salı, Mart 6th, 2012

Anne sütünün önemini vurgulayan uzmanlar, mamaların anne sütündeki tüm maddeleri içermesinin imkânsız olduğunu söylüyor.

Anne sütünün yararları araştırmalarla kanıtlanmış durumda. Bunların bazılarını;

• Anne sütüyle beslenen bebekler mamayla beslenenlere göre bebeklik çağında enfeksiyonlara karşı daha dirençlidirler.

• Anne sütüyle beslenen bebeklerin daha sonraki yıllarda diyabet , multiple skleroz, kalp hastalıkları , çocukluk çağı kanserleri gibi bazı hastalıklara yakalanma olasılığı daha düşüktür.

• Emziren annelerde ileride kemik  erimesi, meme, rahim, yumurtalık kanseri gibi hastalıklar daha az görülür.

• Emziren anneler hamilelikte alınan kiloları daha kolay verirler, şeklinde özetlemek mümkün.

Anne sütünün ekonomik avantajlarını, bedava olması, hastalıkları azalttığı için sağlık  masraflarını azaltması, her an hazır ve taze olması olarak sıralayan Pediatri Doktoru Gülsemin Güloğlu, anne sütünün yararları hakkında şunları söyledi:

İLK YILDA ANNE SÜTÜNÜN YARARLARI

“Bebeklerin ilk 6 ayda sadece anne sütü almaları, en az bir yıl boyunca da anne sütü almaya devam etmeleri önerilmektedir. İlk 6 ay sadece anne sütü vermek, yiyeceklerle enfeksiyon bulaşmasını önler. Alerjen olabilecek maddelerle karşılaşmasını geciktirir. Anne sütünün enfeksiyonları ve bağışıklık sistemi hastalıklarını azalttığı çok sayıda çalışmada gösterilmiştir.

• Anne sütündeki antikorlar bebeğe geçerek bebekleri enfeksiyonlara karşı korur.

• Solunum sistemi hastalıkları mama ile beslenen beklerde daha sık görülmektedir.

• Mama ile beslenen beklerde 3-4 kez daha fazla oranda ishal  görülür.

• Anne sütü alan bebeklerde kulak enfeksiyonlarının daha az ortaya çıktığı gösterilmiştir.

• Özellikle gelişmekte olan ülkelerde anne sütüyle beslenmenin bebek ölümlerini azalttığı saptanmıştır.

• Ani bebek ölümü sendromu anne sütü ile beslenen bebeklerde daha az görülmektedir.

• Anne sütüyle beslenmemin bebeklerde alerji gelişimini azalttığı bildirilmektedir.

İLK YILDAN SONRA ANNE SÜTÜNÜN YARARLARI

• Anne sütü almış çocuklarda diş çürükleri daha az görülmektedir.

• Anne sütü alan bebeklerde, çocukluk çağında obezite görülme olasılığı azalmaktadır. Mama ile beslenen bebeklerde yüzde 20-30 daha fazla obezite görülmektedir.

• 15 yaş altı kanserleri anne sütü almış çocuklarda daha az görülmektedir. Mama ile beslenmiş çocuklarda bu kanserler 8 kat daha fazla görülmektedir.

• Anne sütü ile beslenen bebekler erişkin olduklarında tansiyon  yüksekliğinin daha az görüldüğü, kalp hastalığı olasılığının azaldığı belirtilmektedir.

• Anne sütü ile beslenen bebeklerde ileride psikolojik sorunlar, davranış sorunları öğrenme güçlüğü gibi problemlerin daha az görüldüğü bildirilmektedir.

• Anne sütü alan bebeklerin ileride daha olgun ve kendine güvenli olduğu diğer bir çalışmada gösterilmiştir.

EMZİRMENİN ANNEYE YARARLARI

• Doğum sonrası kilo vermeyi kolaylaştırır.

• Emzirme sırasında oksitosin denen bir hormon salgılanır ve bu da rahmin küçülmesini ve eski haline dönmesini sağlar.

• Emziren annede ileride ostoeporoz  gelişme olasılığı azalır.

• Emziren diyabetik annelerde insülin ihtiyacı azalır.

• Emziren annelerde ileride meme, rahim, yumurtalık kanseri gelişme olasılığı azalır.

• Emzirme anne ile bebek arasındaki iletişimi arttırır, annenin stresini azaltır…

Mama anne sütünün yerini tutmaz

 

Kalp krizi geçirenlere kök hücre tedavisi

Çarşamba, Şubat 15th, 2012

kalp krizi geçiren hastaların kalbinde oluşan hasarı hastaların kendi kalbinden aldıkları kök hücreleri kullanarak iyileştirmeyi başardı.

hasarlı dokunun yüzde 50 oranında azaldığı ve yeni kalp hücrelerinin sayısında beklenmeyen bir artış gözlendiği belirtildi.

Cedars-Sinai Kalp Enstitüsü’nde yapılan araştırmaya kalp krizi geçiren 25 hasta katıldı. Kalp krizinden bir ay sonra hastaların boyunlarındaki damarlardan kalplerine gönderilen boru yardımıyla kalp dokusundan örnek alındı. Laboratuvar ortamında her bir örnekten elde edilen yaklaşık 25 milyon kök hücre, kalbi çevreleyen atardamarlara nakledildi. Sol karıncıktaki hasarlı dokunun oranı, tedaviden altı ay sonra yüzde 24’ten yüzde 16’ya, bir yıl sonra ise yüzde 12’ye azaldı.

Hastalarda hasarlı dokunun yerine beklenmeyen bir biçimde sağlıklı kalp dokusunun oluştuğu tespit edildi.

Daha önce de Louisville Üniversite’sinde kalp yetmezliği teşhisi konmuş hastalar, kendi kalplerinden alınan kök hücrelerle tedavi edilmişti. Kalp krizi, kan akışını engelleyen bir pıhtının kalbi oksijensiz bırakması durumunda görülüyor. İyileşme sürecinde kalp krizi sonucu ölen kalp kasının yerine oluşan doku, yeterince güçlü olmadığı için kalbin kan pompalama yeteneği önemli oranda azalıyor…

Kalp krizi geçirenlere kök hücre tedavisi

 

Parkinson tedavisinde yeni umut

Çarşamba, Şubat 8th, 2012

Parkinson hastalığına neden olan genlerin birebir kopyasını taşıyan insan beyin hücrelerini laboratuvar ortamında üretmeyi başardı.

Bilim dünyasında çığır açan bir gelişme olarak tanımlanan çalışma, bilimadamlarına her on Parkinson hastasından birinde parkin genindeki mutasyonların hastalığa nasıl yol açtığını görme olanağı tanıyacak ve Parkinson hastalığı için yeni tedavilerin test edilmesinde gerçekçi bir model sağlayacak.

“Nature Communications” adlı dergide yayımlanan araştırmayı yöneten Jian Feng, ilk kez parkin mutasyonları sonucu Parkinson hastası olan kişilerde idopamin nöronlarının üretildiğini söyledi.

Feng, “Hayvan beyninde Parkinson hastalığına neden olan parkin geni bulunmuyor. Bu nedenle Parkinson hastalığına çare bulmak için insan nöronlarının incelenmesi gerekiyor. Ancak beyin öylesine farklı bir yapıya sahip ki araştırmada kullanmak için canlı bir insan nöronu almak imkansız” dedi.

Bilimadamları, insan nöronlarını üretmek amacıyla daha önce deri hücrelerini beyin dokusuna çevirmek için kullanılan tekniği kullandı. California’daki Stanford Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden bilimadamları, farelerden aldıkları deri hücrelerini kök hücre kullanmadan doğrudan beyin hücrelerine dönüştürmeyi başarmıştı.

Buffalo Üniversitesi’nde yapılan çalışmada ise iki sağlıklı ve iki Parkinson hastası dört gönüllüden alınan deri örnekleri kullanıldı. Parkin geninin nasıl çalıştığını gözleme olanağı bulan bilimadamları, aslında parkin geninin MAO (monamin oksidaz) adlı bir enzimin salgılanmasını kontrol ettiğini ve bu enzimin de dopamin adlı kimyasalın üretimini sağladığını söyledi.

Barkin geni mutasyona uğradığında MAO salgılanımının arttığını ve bu artışın dopamin üreten beyin hücrelerine büyük zarar verdiğini ifade eden bilimadamları, laboratuvar ortamında elde edilen nöronları kullanarak parkin geninin mutasyona uğramasının engellenebileceğini ya da hasar görmüş nöronların normal parkin genleri değiştirilebileceğini, böylece Parkinson hastalığı için yeni tedaviler geliştirilebileceğini kaydetti…

Parkinson tedavisinde yeni umut

 

Saracoğlu’nda gol yağmuru

Pazar, Ocak 22nd, 2012

Spor Toto Süper Lig’de Fenerbahçe, kendi sahasında Kayserispor’u konuk etti. Sarı lacivertli ekip sahasında konuk ettiği Kayserispor’u ilk yarıda bir, ikinci yarıda ise üç gol bularak 4-0 mağlup etti ve kendi evinde kaybetmeme istatistiğini 33 maça çıkardı.

Spor Toto Süper Lig’de yapılan maçta Fenerbahçe, KayseriSpor karşısında 11. dakikada kaptan Alex’in attığı golle ilk yarıyı 1-0 önde tamamladı.

5. dakikada Mehmet Topuz’un sağdan ortasında, ceza alanı içinde savunmada Hasan Ali’nin ters kafa vuruşu sonrası top az farkla direğin üstünden kornere çıktı.

11. dakikada Fenerbahçe, kaleci Navarro’nun hatasından bulduğu golle 1-0 öne geçti. Bu dakikada çalımlarla ceza yayına kadar gelen Alex’in önündeki topa Khizanishvili müdahale ederken, ceza alanı içinde topu kontrol eden Pekarik, meşin yuvarlağı kaleci Navarro’ya verdi. Navarro topu ayağından çıkarmakta gecikince kaleciye pres yapan Alex, uzanarak Navarro’nun önündeki topa dokunup, meşin yuvarlağı filelere gönderdi: 1-0.

12. dakikada savunmanın hatasında ceza sahası içinde sağ çaprazda topla buluşan Mehmet Topuz’un şutunda, kaleci Navarro uzanarak topu kontrol etti.

14. dakikada soldan Stoch’un ortasında, arka direkte Yobo’nun kafayla penaltı noktasına doğru gönderdiği topa Bilica’nın kafa vuruşunda, kaleci Navarro son anda dokunarak topu üstten kornere attı.

19. dakikada ceza alanı dışından Emre’nin vuruşunda, top yandan auta çıktı.

25. dakikada sağdan ceza alanına giren Gökhan Gönül’ün yerden ortasında, Alex’in üzerinden atladığı topu penaltı noktasına yakın yerde kontrol eden Cristian’ın vuruşunda, kaleci Navarro uzanarak meşin yuvarlağı kornere çeldi.

31. dakikada sağdan ceza alanına giren Furkan’ın pasında, ceza alanı içinde topla buluşan Abdullah’ın vuruşunda kaleci Volkan Demirel’den dönen meşin yuvarlağı savunma uzaklaştırdı.

Karşılaşmanın ilk yarısında kalan dakikalarda önemli gol pozisyonu olmadı ve Fenerbahçe ilk yarıyı 1-0 önde kapadı.

49. dakikada Yobo’nun uzaklaştırmak istediği topu ceza alanı sağ çaprazında önünde bulan Furkan’ın şutunda, top yandan auta gitti.

54. dakikada Alex’den aldığı topla ceza yayına doğru ilerleyen Cristian’ın pasıyle ceza alanı içinde sol çaprazda topla buluşan Stoch’un yerden ortasında, içeriye hareketlenen Cristian’dan önce kaleci Navarro yatarak topu kontrol etti.

60. dakikada ceza alanı dışından serbest atış kullanan Alex’in ceza alanına gönderdiği topa, savunmanın arasından sıyrılan Gökhan Gönül’ün kaleciyle karşı karşıya kaldığı pozisyonda kafa vuruşunda, kaleci Navarro’dan dönen meşin yuvarlağı Eren uzaklaştırdı.

66. dakikada ceza alanı içinde sol çaprazda topla buluşan Stoch’un yerden ortasında, meşin yuvarlak altı pasta Eren’in eline çarpınca, hakem Bülent Yıldırım penaltı noktasını gösterdi.

67. dakikada penaltı atışını kullanan Alex, köşeden topu ağlara göndererek, kendisinin ve takımının 2. golüne imza attı: 2-0 76. dakikada ceza alanı dışından Mehmet Topuz’un şutunda, top yandan auta çıktı.

77. dakikada Alex’in pasıyla ceza alanı dışında sol çaprazda topla buluşan Stoch’un çaprazdan sert şutunda, meşin yuvarlak ’90’ diye tabir edilen iki kale direğinin birleştiği yerden filelere gitti: 3-0.

90. dakikada Stoch’un sağdan kullandığı korner atışında ön direkte Orhan’ın kafa vuruşunda, kale önünde Pekarik’in çıkardığı topu arka direkte Bienvenu kafayla ağlara göndererek, maçın skorunu belirledi: 4-0.

Stat: Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu
Hakemler: Bülent Yıldırım xx, Serkan Gençerler xx, Erdinç Sezertam xx
Fenerbahçe: Volkan Demirel xxx, Gökhan Gönül xxx, Bilica xxx, Yobo xxx, Ziegler xxx, Mehmet Topuz xxx, Cristian xxx, Emre Belözoğlu xxx (Dk. 79 Orhan Şam xx), Caner Erkıl xxx (Dk. 86 Özgür Çek x), Stoch xxxx, Alex xxx (Dk. 80 Bienvenu xx)
Kayserispor: Navarro x, Pekarik x, Eren Güngör x, Khizanishvili x, Hasan Ali Kaldırım x, Sefa Yılmaz xx, Furkan Özçal xx, Nunez xx, Troisi xx (Dk. 71 Engin Bekdemir x), Abdullah Durak xx, Gökhan Ünal x (Dk. 79 Nadir Çiftci x)
Goller: Dk. 11 ve 67 (penaltıdan) Alex, Dk. 77 Stoch, 90 Bienvenu (Fenerbahçe)
Sarı Kartlar: Dk. 43 Mehmet Topuz (Fenerbahçe), Dk. 59 Pekarik, 79 Gökhan Ünal, Dk. 84 Nunez (Kayserispor)

Fenerbahçe-Kayserispor maçından notlar

Fenerbahçe’nin Spor Toto Süper Lig’de Kayserispor ile yaptığı mücadelede sarı-lacivertli ekibin 11’inde forvet oyuncusu bulunmazken, Alex ve Stoch ileri uçta görev aldı.  Sakatlığı nedeniyle geçen hafta Manisaspor deplasmanında forma giyemeyen Alex, sakatlığının geçmesiyle Kayserispor maçında takıma dönerken, teknik direktör Aykut Kocaman Brezilyalı oyuncuyu orta alanın önündeki bölgede sahaya sürdü.  Ziraat Türkiye Kupası’nda Konya Torku Şekerspor, ligde de Manisaspor mücadelelerinde Alex’in bölgesinde görev yapan Stoch, Kayserispor karşısında Alex ile birlikte gol bölgesine yakın oynadı.  Manisaspor maçınında etkili performans ortaya koyan Caner Erkin ile Miroslav Stoch’a Kayserispor maçında da ilk 11’de yer veren Kocaman, o maçta forvette oynayan Bienvenu’yü yedek bıraktı.

Serdar Kesimal sakatlığı nedeniyle kadroda yok

Fenerbahçe’de, sol arka alt adalesinde sertleşme bulunan savunma oyuncusu Serdar Kesimal Kayserispor maçında kadroda yer almadı.  Serdar’ın yerine savunmada Bilica şans bulurken, Brezilyalı futbolcu Yobo ile birlikte görev yaptı. Sarı-lacivertli ekipte Serdar’ın yanı sıra sakatlıkları bulunan Sezer Öztürk, Semih Şentürk , Selçuk Şahin ve Bekir İrtegün de kadroda yer almayan isimler oldu.  Genç savunma oyuncusu Hasan Erbey, geçen hafta olduğu gibi sakat futbolcuların yokluğunda 18 kişilik kadroda yer alarak, yedekler arasında bulundu.  Kocaman, genç futbolculardan Recep Niyaz’ı da kadroya aldı.

Tribünden 58. madde mesajı

Fenerbahçeli taraftarlar, açtıkları pankartla Türk futbolunda son dönemde tartışılan 58. madde konusunda mesaj verdiler.  Türk Telekom tribününün alt ve üst tribünlerinin orta kısmında asılan pankartta, “Zeki Rıza’nın, Lefter’in Fenerbahçe’si pazarlık konusu yapılamaz. 58. madde değişmesin, eksi puan gerçekleşmesin” yazısı yer aldı.  Taraftarlar, maraton üst tribünde ise Fenerbahçe’nin hafta içinde çok sayıda maç oynamasına vurgu yapılarak, “Hafta sonu deplasmon  istiyoruz” pankartı açıldı.

“Lefter” unutulmad

Fenerbahçe Klübü’nün sponsorlarından Türk Telekom’un,vefat eden  ve Fenerbahçe’nin “Ordinaryüs” lakaplı efsane futbolcusu Lefter Küçükandonyadis’in anısına hazırladığı 25×30 metre boyutlarındaki dev Fenerbahçe forması, tribünde açıldı. Daha önce kulüp merkezinde taraftarların ve kulüp çalışanlarının imzasına açılan, daha sonra Fenerbahçe Can Bartu Tesisleri’nde futbol takımı oyuncuları ve teknik heyeti tarafından imzalanan, ardından çeşitli noktalarda taraftarların imzasına sunulan forma, son olarak Kayserispor maçında Türk Telekom Tribünü’ne kurulan düzenekle açıldı.  Tribünün diğer tarafında ise “Ver Lefter’e yaz deftere. Kalbimizdesin” yazılı, Lefter’in kupalı fotoğrafının bulunduğu dev pankart açıldı.  Karşılaşma öncesi yapılan seremonide, dev forma hazırlanan düzenekle aşağıdan tribün çatısına doğru açıldı. Bu arada, maç öncesi orta alanda açılan, gençlerin taşıdığı pankartta Lefter’in futbol topunu öpen fotoğrafı yer aldı.  Efsane futbolcunun, “Ben Fenerbahçe formasını sırtımda değil, başımda taşıdım” sözü pankart olarak tribünde yer aldı…

Saracoğlunda gol yağmuru