Sayfalar
Şubat 2012
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Oca    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829  

Archive for the ‘Egitim’ Category

‘Zayıf karneye’ yaklaşım nasıl olmalı?

Perşembe, Ocak 19th, 2012

Bir öğrenim dönemi daha sona ererken, karnelerin durumu sadece öğrencilerin değil, aile ve öğretmenlerin performansını da ortaya koyuyor. Peki zayıf bir karneyle eve gelen çocuğa neler söylemelisiniz?

Başarısızlığa tepki nasıl olmalı, başarı nasıl ödüllendirmeli, yarıyıl tatili nasıl değerlendirilmeli? Bugünlerde birçok ailenin kafasını meşgul eden bu soruların cevabını Anadolu Sağlık Merkezi’nden Uzman Klinik Psikolog Sevil Usanmaz verdi.

Karnelerin sadece başarı göstergesi olarak yorumlanmaması gerektiğini söyleyen Sevil Usanmaz, “Karne, çocuğun öğrenme isteği, hangi dersleri sevdiği ve nelere ilgisi olduğunu gösterdiği gibi aile ve öğretmen tutumlarının da göstergesidir. Karnede sadece notlar üzerinde durmak yerine çocuklarımızın özelliklerini ve gerçekten neye ihtiyacı olduğunu keşfetmeliyiz” dedi.

BAŞARISIZLIK, BAŞARININ ÖNÜNE GEÇMEMELİ

“Bir çocuğun başarısızlığı, başarılarının önüne geçmemelidir. Öğrenmede amaç, karne odaklı değil de gelecek yıllara yönelik olduğunda sonuç mutluluk verici olacaktır” diyen Psikolog Usanmaz, ailelerin dikkatini şu noktalara çekti:

“Çocukla konuşmaya iyi notlarla başlamak, sonra düzelttiği notlar üzerinde durmak ve en son zayıf derslere geçmek en doğru yöntemdir. Sert yorumlar, tehdit ve yaralayıcı ifadeler, kişiliklerine yönelik konuşmalar çocukları psikolojik olarak etkileyerek tepki vermelerine yol açıyor. özellikle ergenlik dönemindeki öğrencilerde istenmedik olumsuz davranışlar ve sonuçlarla karşılaşılıyor. İlköğretim çocuklarında ise okula ve öğrenmeye karşı isteksizlik, dikkat sorunları, depresif duygulanım, kendine, kardeşine zarar verme davranışları görülebiliyor. Tüm bunları yaşamamak ve çocuklarımıza yaşatmamak için, karneye ait yorumlar iyi notlardan başlanarak, orta, zayıf notlar ve önümüzdeki dönem yapılacakları tespit ederek sonuçlanmalıdır. Ayrıca, çocukları arkadaşları ve kardeşleriyle kıyaslamamak, kendi içinde değerlendirmek de olumlu gelişime katkı sağlayarak, kaygıları ve başarısızlığı azaltabilir.”

Bazı çocuklar matematik, sayısal öğrenmelerde daha başarılı iken bazıları sözel öğrenmelerde başarılı oluyor. Ayrıca öğrenme birbirini takip eden bir süreç olduğundan, bir dersteki başarısızlığın sadece bu yıl için değerlendirilmesi gerekir. İşin uzmanına göre, önceki yıllardaki başarı durumunu, okul ve öğretmen değişikliklerini dikkate almakta fayda var.

PAHALI HEDİYELER BAŞARIYI ARTIRMAZ

Karne hediyesi olarak bilgisayar, çok pahalı oyuncaklar, değerli takı, cep telefonu, evcil hayvan alımını da önermeyen Psikolog Sevil Usanmaz, pahalı hediyenin başarıya katkısı olmayacağını, öncelikle çocuğu öven konuşmaların yapılması gerektiğini söyledi ve çocuğun istediği, yaşı ve sınıfı ile uyumlu bir maddi ödülün ise daha sonra düşünülmesi gerektiğinin altını çizdi.

Ödülün maddi değerinden çok sembolik anlamının önemine değinen uzmanlar, özellikle ilkokul çocukları için karmaşık olmayan basit oyuncaklar, boya kalemleri, top, bisiklet, giysi, büyük ebeveynlerin ziyaretleri, deniz-kar tatili, köy ziyaretleri, sinema, tiyatro ve müze gezilerini yararlı buluyor.

ÇOCUKLAR NASIL TATİL YAPMALI?

Çocukların, tatilin başlamasıyla birlikte önce dinlenmeleri gerektiğini vurgulayan Psikolog Sevil Usanmaz, ders tekrarı gerekiyorsa bunun okul açılmasına yakın dönemde başlatılmasının daha yararlı olacağını belirterek, tatilin sadece dinlenmek ve eğlenmek için değil, hoş vakit geçirirken öğrenmeyi geliştirmek amaçlı kullanılmasını öneriyor. Usanmaz’a göre, santraç, fotoğraf çekmeyi öğrenmek, basket oynamak, bahçede olmak, kitapevi ya da markette çalışmak, basit ev işlerine yardımcı olmak gibi hayatı öğrenme biçimi de okul eğitiminin iyileşmesinde önem taşıyor…

Zayıf karneye yaklaşım nasıl olmalı?

 

Okul heyecanı

Çarşamba, Eylül 21st, 2011

İlk günler zor olur her zaman. İyinin ilk günü de, kötünün ilk günü de, ortanın ilk günü de… Ne olursa olsun, karşılaşılan bir ‘ilk’ olunca bir adım geri çekilir insan. Okulun ilk günleri de işte böyle. Çocuktan çocuğa değişse de ilk gün, bütün çocuklar üzerinde olumsuz etki yaratıyor bence. Büyük kızım Derin dünyanın en girişken, en rahat çocuklarından biri olmasına rağmen ilk gün elimi sıkı sıkı tutmuş, bana “Gitme” dememiş ama ayrılırken öyle bir sarılmıştı ki ‘kapıda beni beklesen iyi olur’ havasındaydı.

Küçük kızıma gelince; o zaten hep anneci, annesinin kolu kanatı altında durmaya alışkın, hafif utangaç mizaçlı olduğundan ilk gün ağlamaklı bir veda yapmıştı bize. Ablası gibi vücut diliyle değil, ağız diliyle “Gitmeyin, beni burada bırakmayın” demişti. Şimdi biri 3. sınıfa, diğeri 6. sınıfa gidiyor ama eminim ikisinde de hafif bir ilk gün tedirginliği yine yaşanacak. Derin için bizim zamanımızın ortaokuluna başlama heyecanı… Sınıfların karışması, yeni arkadaşlar, yeni öğretmenler merakı var.

Duru içinse durum bu yıl da aynı: ‘Ya annemle ne güzel takılıyorduk, şimdi yine tek başıma okula… Üstelik ders, kitap falan’ sendromu. 3 aydır alıştığı konfordan uzaklaşmanın verdiği hüzün. Ama çok değil, 1 hafta sonra eminim ikisi de alışacak bu duruma. Peki ama nasıl olsa da çocuklar bu ilk gün sendromunu yaşamasalar, her şeyi olağan karşılasalar?.. Bununla ilgili uzman pedagog Nuray Erdemli’nin sözlerine kulak vermek lazım. Bakın ne diyor: “Okula başlama fikri abartılmamalı.

Çocuğa hayatında çok önemli bir değişiklik olacağını düşündürmemek için evde okula başlama konusu çok fazla konuşulup abartılmamalı. Aksine, okula başlamanın hayatın normal süreci olduğu duygusu yaratılmalı. Çocuk okula başladığında ise onu yüreklendirmek için yapılan övgü ve verilen ödüllere de dikkat etmeli. Durum abartılmamalı. Belki de evde ‘Aaa bizim çocuk okula başlıyor, artık koca adam oldu, artık öyle oyun oynamak yok, kitap okuyacaksın’ gibi klasik laflara fazlaca yer vermemek gerek. Büyük hazırlıklarla ‘olağandışı bir durum var’ havası yaratmamalı”. Bütün çocuklara başarılar, anne ve babalara da kolaylıklar diliyorum…

Üniversiteler Akademik Personel Alacak.

Cuma, Mart 4th, 2011

Samsun Ondokuz Mayıs ve Giresun Üniversitesi Rektörlüğü, Çeşitli Birimlerde İstihdam Edilmek Üzere Profesör,  ve Doçent Yardımcı Alacak.

Haber: Üniversiteler Akademik Personel Alacak

Ondokuz Mayıs Üniversitesinin duyurusu Resmi Gazetenin bugünkü sayısında, Giresun Üniversitesinin duyurusu ise 20 Şubat Pazar günlük Resmi Gazetede yayımlandı.
Resmi Gazetenin bugünkü sayısında yer alan duyuruya gör,e Ondokuz Mayis Üniversitesi Rektörlüğü, devamlı statüde çalıştırılmak üzere toplam 13 profesör alımında bulunacak.

Profesör adayları başvurularını 15 gün içinde şahsen rektörlüğe yapacaklar. Geniş bilgi (http://www.omu.edu.tr) adresinden temin edilebilecek.

Alınacak olan profesörlerin görev yapacağı okullar şöyle:

“Diş hekimliği fakültesi (protetik diş tedavisi) 1 profesör

Diş hekimliği fakültesi (ağız diş ve çene cerrahisi) 1 profesör,

Tıp fakültesi (genel cerrahi, çocuk sağlığı ve hastalıkları (nefroloji), tıbbi mikrobiyoloji, anesteziyoloji ve reanimasyon, aile hekimliği, nöroloji, tıbbi patoloji (7 profesör),

Fen-edebiyat fakültesi (Analitik kimya) 1 profesör,

Eğitim fakültesi (resim-iş eğitimi) 1 profesör,

İlahiyat fakültesi (din felsefesi) 1 profesör),

Mühendislik fakültesi (gıda bilimleri) 1 profesör)”

GİRESUN ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ

Öte yandan Giresun Üniversitesi Rektörlüğü 1 profesör, 2 doçent ve 26 yardımcı doçent alacak. Profesör ve doçent kadrosuna müracaat edecek adaylar daimi statüde çalıştırılacak.

Doçent kadrosuna profesörler, yardımcı doçent kadrosuna da doçentler müracaat edemeyecek. Ayrıca yardımcı doçentlik için Giresin Üniversitesinde yabancı dil sınavı yapılacak. Adaylarda söz konusu yabancı dil sınavından en az 60 puan almış olmaları şartı aranacak. Başvurular 15 gün içinde şahsen Giresin Üniversitesi Rektörlüğünün ilgili birimlerine yapılacak.

Öğretim üyelerinin görev yapacağı bölümler ve sayıları şöyle:

“Eğitim fakültesinin ilköğretim bölümü sınıf öğretmenliği anabilim dalı (beden eğitimi ve spor öğretmenliği konusunda doktora yapmış) 1 yardımcı doçent,

Eğitim fakültesinin ilköğretim bölümü fen bilgisi eğitimi anabilim dalı (fen bilgisi eğitimi alanında doktora yapmış) 2 yardımcı doçent,

Eğitim fakültesinin ilköğretim bölümü fen bilgisi eğitimi anabilim dalı (fen bilgisi eğitiminde yazmanın öğretime olan etkisi konusunda doktora yapmış) 1 yardımcı doçent,

Eğitim fakültesinin ilköğretim bölümü sosyal bilgiler eğitimi anabilim dalı (beşeri coğrafya alanında çalışma yapmış) 1 doçent,

Eğitim fakültesinin ilköğretim bölümü sosyal bilgiler eğitimi anabilim dalı (coğrafya eğitimi alanında doktora yapmış) 1 yardımcı doçent,

Eğitim fakültesinin ilköğretim bölümü sosyal bilgiler eğitimi anabilim dalı (inkılap tarihi eğitimi alanında doktora yapmış) 1 yardımcı doçent,

Eğitim fakültesinin ilköğretim bölümü sosyal bilgiler eğitimi anabilim dalı (küreselleşme konusunda doktora yapmış) 1 yardımcı doçent,

Eğitim fakültesinin eğitim bilimleri bölümü rehberlik ve psikolojik danışmanlık anabilim dalı (eğitim psikolojisi alanında doktora yapmış) 1 yardımcı doçent,

Eğitim fakültesinin Türkçe Eğitimi bölümü Türkçe Eğitimi anabilim dalı (Türkçe eğitimi alanında doktora yapmış) 1 yardımcı doçent,

Sağlık bilimleri fakültesinin ebelik bölümü (moleküler mikrobiyoloji alanında çalışma yapmış) 1 doçent,

Sağlık bilimleri fakültesinin ebelik bölümü (tıp fakültesi fizyoloji anabilim dalında anksiyete konusunda doktora yapmış) 1 yardımcı doçent,

Sağlık bilimleri fakültesinin hemşirelik bölümü (Oral ve dermal yara iyileşmesi konusunda doktora yapmış) 1 yardımcı doçent,

Sağlık bilimleri fakültesinin hemşirelik bölümü (iç hastalıklar hemşireliği alanında doktora yapmış) 1 yardımcı doçent,

Sağlık bilimleri fakültesinin hemşirelik bölümü (moleküler mikrobiyoloji ve dizi analizi konusunda doktora yapmış) 1 yardımcı doçent,

İktisadi ve idari bilimler fakültesinin işletme anabilim dalı (muhasebe – finansman konusunda doktora yapmış) 1 yardımcı doçent,

İktisadi ve idari bilimler fakültesinin uluslararası ilişkiler (insan kaynakları yönetimi alanında doktora yapmış) 1 yardımcı doçent,

Fen edebiyat fakültesinin biyoloji bölümü (hayvan fizyolojisi ve biyokimya alanında çalışma yapmış (1 profesör),

Fen edebiyat fakültesinin tarih bölümü (İslam Tarihi ve sanatları anabilim dalında doktora yapmış) 1 yardımcı doçent,

Fen edebiyat fakültesinin kimya bölümü (triazol içeren poliheterosiklik bileşikler konusunda çalışma yapmış) 1 yardımcı doçent,

Fen edebiyat fakültesinin kimya bölümü (vinil grubu içeren kompleksler ve polimerleri konusunda çalışma yapmış) 1 yardımcı doçent,

Fen edebiyat fakültesinin sosyoloji bölümü (felsefe alanında doktora yapmış) 1 yardımcıdoçent,

Fen edebiyat fakültesinin sosyoloji bölümü (suç sosyolojisi alanında doktora yapmış) 1yardımcı doçent,

Fen edebiyat fakültesinin Türk Dili ve Edebiyatı bölümü (toplumcu Türk şiiri konusunda çalışma yapmış) 1 yardımcı doçent,

Fen edebiyat fakültesinin Türk Dili ve Edebiyatı bölümü (Çağatay Özbek Türkçeleri ve Edebiyatları konusunda çalışma yapmış) 1 yardımcı doçent),

Fen edebiyat fakültesinin matematik bölümü (topoloji alanında doktora yapmış) 1 yardımcıdoçent,

Fen edebiyat fakültesinin coğrafya bölümü (fiziki coğrafya alanında doktora yapmış) 1yardımcı doçent,

Fen edebiyat fakültesinin coğrafya bölümü (beşeri coğrafya alanında doktora yapmış) 1 yardımcı doçent,

Meslek yüksekokulu teknik programlar bölümü (mimari tasarımda taklit konusunda doktora yapmış) 1 yardımcı doçent)”

Üniversite adayları dikkat

Salı, Ocak 25th, 2011

Üniversiteye girişte uygulanan birinci aşama olan Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) için 19 Ocak Çarşamba günü sona eren başvurular, 26-27 Ocak tarihlerinde de yapılabilecek.

ÖSYM’den yapılan açıklamada, 2011 Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sistemine (ÖSYS) başvuru işlemlerinin, 19 Ocak 2011′de tamamlandığı anımsatıldı.

Bu tarihler arasında 2011-ÖSYS’ye başvurusunu yapamayan adaylar, 26-27 Ocak 2011 tarihlerinde 2011-ÖSYS Kılavuzda belirtilen kurallara uygun olarak, 2011-ÖSYS başvurularını yapabilecekleri belirtilen açıklamada, bu sürenin kesinlikle uzatılmayacağı bildirildi…                                                                                                                                                                                                                                                                                   Üniversite adayları dikkat

Matematikte bilinmeyen formülü buldu

Pazar, Haziran 13th, 2010

Geçen yıla kadar bir köy okulunda eğitim gören ilköğretim 8. sınıf öğrencisi, 3′ün doğal sayı kuvvetlerinin basamak sayısını hesaplamaya yarayan ”Üçleme Kuralı” adlı formülü buldu.İzmit Atatürk İlköğretim Okulu öğrencisi Ayvaz, ”Üçleme Kuralı” adlı formülle Milli Eğitim Bakanlığı ve TÜBİTAK iş birliği ile Türkiye genelinde düzenlenen ”Bu Benim Eserim” adlı matematik ve fen bilimleri proje yarışmasında birinci olan öğrenciler arasında yer aldı.

Ayvaz, ”Üçleme Kuralı” adını verdiği projesiyle üçün doğal sayı kuvvetinin kaç basamaklı olduğunun rahat bir şekilde bulunabildiğini söyledi.

3 üzeri 40′ın kaç basamaklı bir sayı olduğunu tespit edebilmek için 3′ü 40 defa yan yana yazıp, çarpmak gerektiğini, bu işlemin de büyük zaman kaybına neden olduğunu ifade eden Ayvaz, 10′un doğal sayı kuvvetine 1 ilave ederek kuvvetinin basamak sayısının hesaplanması formülünden yola çıkarak, diğer sayılar için de bir formül bulunabileceğini düşündüğünü ve buradan hareket ettiğini anlattı.

Düşüncesini matematik öğretmeni Mustafa Kızıl ile paylaştığını dile getiren Ayvaz, ”Üslü sayıları çok sever, sürekli üslü sayılar üzerinde çalışırdım. 10′un doğal sayı kuvvetinin basamak sayısının belirlenmesine kolaylık sağlayan formülün diğer sayılar için de geçerli olup olmadığını düşünüyordum. Öğretmenimin de yönlendirmesiyle 3′ün doğal sayı kuvvetlerinin basamak sayısını hesaplamaya yarayan  ’1 10.(n-1) m’ formülünü buldum” diye konuştu.

”Üçleme Kuralı” adını verdiği formülle söz konusu yarışmaya katıldığını ifade eden Ayvaz, 33 bine aşkın proje arasından ilk 50′lik bölüme girdiğini söyledi.

Yarışmada ilk 50′ye giren projelerin birinci sayıldığını vurgulayan Ayvaz, ”Birinciler arasında bulunmak beni çok mutlu etti. Matematik alanında bundan sonra da çalışmalarım devam edecek” dedi.

Bu arada, Ayvaz’ın geçen yıl kaydını Kandıra’nın Araban köyünde bulunan ilköğretim okulundan halen eğitimine devam ettiği Atatürk İlköğretim Okulu’na aldırdığı ve özel bir yurtta kaldığı öğrenildi.

Matematik Öğretmeni Mustafa Kızıl ise matematikte bulduğu formülle Türkiye birincisi olan öğrenciler arasında giren Ayvaz’la gurur duyduğunu söyledi.

Daha önce 3 sayısıyla ilgili benzer bir formülün bulunmadığını ifade eden Kızıl, çalışmaların ürünü olarak elde edilen başarının okullarındaki diğer öğrenciler arasında büyük bir istek uyandırdığını, şimdiden gelecek yıl ki yarışmaya hazırlandıklarını sözlerine ekledi…

basınç yaşayan ücret ödemek altında Üniversiteler

Cuma, Mayıs 7th, 2010

Londra üniversitelerinde öğrenciler ve toplum gruplarının baskısı bir kampanya süpürgeleri bir “yaşama ücreti ödemek için destek altındadır.

sermaye Altı üniversitelerin artık yaşayan bir ücret ödemek £ 7,60 saatte.

King’s College savunucuları ile temaslarda bulunmak üzere gelecek hafta ayarlanabilir – University College London da “hayır planları” yaşama ücreti benimsemek zorunda savunuyor.

Öğrenciler yüksek ücretli üniversite patronlar ve düşük ücretli temizleyiciler arasındaki farkın olduğunu söylüyorlar “şok edici”.

£ 5,80 olan asgari ücretin üzerinde bir temizleyici, 40 saat, haftada çalışma, 52 haftalık bir yıl, University College London dekan yıllık ödeme paketi kazanmak için daha 33 yıl çalışma gerekir.

SurviveLondra Üniversitesi Birliği ve Londra Vatandaşlarının 7,60 £ saat başına yaşam ücret temizleyicileri için üniversitelerde sermaye ödenecek kampanya vardırOnlar yaşama ücreti pahalı bir şehirde hayatta kalmak için gerekli olan eşik olduğunu söylemek Londra gibi – ve yasal asgari daha yüksektir.

Bu London School of Economics, Birkbeck, Kuyumcular, Okul Doğu ve Afrika Araştırmaları tarafından kabul edilmiş, London School Hijyen ve Tropikal Tıp ve Queen Mary.

King’s College bu konuda öğrenci ve Londra Vatandaş temsilcileri ile bir “ilk toplantısı” tutmak olduğunu söyledi.

Ama University College London da “hayır” Ücret Kampanya Living Londra gelmeyi planladığını söyledi.

Bu doğrudan çalışan personel yaşayan ücret yukarıda kendi öder diyor, ama bu başka bir şirket aracılığıyla istihdam edilmesini temizleyiciler için geçerli değildir.

“UCL kendisi adil bir işveren ve kriterlerin ücret ve istihdam koşullarını rakip örgütlere karşı kendi oranları, ilgili oldukları cazip düşünüyor,” üniversite diyor.

Üniversitenin başkanı ve belediye başkanı, Malcolm Grant, İngiltere’nin en iyi ödenen üniversite liderleri arasında yer alıyor.

UCL o £ 303,492 2008-09 yılında – emeklilik ve faydaları toplam idi para aldığını söyledi 404.742 £.

Kamu tarafından finanse edilenÖğrenciler üniversitelerinde üst düzey personel için bir isteksizlik düşük ücretli personel için daha fazla ödeme ile ödeme ve yüksek kontrastlı var.

Bir rapor bu yılın başlarında bu 19 üniversite kafaları fazla 300.000 £ kazanç bulundu.

“Kamu tarafından finanse edilen kuruluşlar için ek bir sorumluluk vicdan çeşit olmasıdır” ULU başkan yardımcısı, Mazdak Alizadeh diyor.

“Orada alt ve üst düşük ücret yüksek ödeme arasında açık bir paralellik gösteriyor.

“Bunlar altındaki yeterince elde etmek değil, yaşamak için gereken ve yoksulluk içinde iş,” dedi.

olarak ödemek boşluk nitelendiren “şok edici”, dedi: “Bu üst kısmında zaman iş için insanlar ailelerini beslemek için mücadele çok ödemeyi haklı olamaz.”

Yaşam ücret savunucuları, düşük ücret yoksulluk bir öğütme hayata işçiler kınamaktadır çok iki veya üç işleri yapmak, sınırlı bir süre ile kendi aileleri görmek zorunda söylüyorlar.

Bir seçim olay Vatandaşlar İngiltere’de toplum kuruluşu tarafından organize – ve yaşam ücretin rehberleri – Pazartesi günü üç büyük siyasi parti liderleri tarafından ele alındı.

Bunlar 14 yaşındaki Tiari Sanchez bir aile daha temiz olarak annesinin gelir hayatta kalmak için çalışmakla zorluklar açıklanan tanıklık duydum.

O gözyaşları içinde ve bozuldu o yiyecek ve seyahat temelleri için para yokluğu tarif edildiği gibi İşçi Partisi lideri Gordon Brown tarafından teselli edildi.

Bir Hazine de temiz olarak çalıştı Annesi, orada tüp seyahat göze değil çünkü 03:30 evde bırakmak zorunda kaldı.

“Eğer onlar yaşayan bir ücret öder, annem tüp gücü yeten ve ben üç saat daha her gün onu görmek istiyorsunuz,” diye söylendi…

‘Dershaneleri kaldıracağız’

Pazar, Mayıs 2nd, 2010

Erdoğan, AKP İstanbul Milletvekili İncekara’nın kızıyla yaptığı sohbette söyledi.

 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AKP İstanbul Milletvekili Halide İncekara’nın küçük kızı Ülkü Emre’ye yaptığı sohbette, dershanelerin kaldırılacağını, sınav sisteminin (SBS) de değişeceğini söyledi.

Erdoğan, İncekara’nın kızına derslerinin nasıl olduğunu sordu.

Ülkü Emre, ders yoğunluğundan şikayet ederek, “Okula gidiyorum, SBS’e sınavlarına hazırlanıyorum, derhaneye gidiyorum? Annem bana SBS sınavlarının kalkacağını söyledi. Ben de okulda söyledim herkes çok şaşırdı” dedi.Bu sözler üzerine Başbakan Erdoğan’da, “Çocuktan al haberi. Merak etme, zaten öyle bir çalışmamız var, dershaneleri kaldıracağız, sınav sistemini de değiştireceğiz” şeklinde yanıt verdi…

Sınavsız geçiş nasıl olacak?

Cuma, Nisan 16th, 2010

Özcan, Üniversiteler Birliğince hazırlanan Türkiye Bilinçli Gençlik Projesi’nin tanıtımı amacıyla düzenlenen toplantıda, gazetecilerin sorularını yanıtladı.YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, YÖK Genel Kurulu’nun katsayı konusunda son aldığı kararla ilgili Danıştaya iki dava açıldığını belirtti.

”Bu itirazlar oldukça önceden yapıldı, ama bunu ne Danıştaydan duydunuz, ne de bizden. İki kurum da kendilerine yakışır şekilde, bu ayın 11′inde yapılan YGS imtihanı öncesinde kamuoyundan gizli tuttular ki bu, öğrencilerimizin morali için son derece önemliydi.

“İKİ İTİRAZ YAPILDI”
Bir gazetecinin, YÖK Genel Kurulu’nun son aldığı katsayıya ilişkin karara yönelik Danıştaya yeniden dava açıldığını anımsatarak, yeni bir planın olup olmadığını sorması üzerine Özcan, şunları kaydetti.

”Bizim yeni yaptığımız düzenleme için iki itiraz yapıldı. Bunlar iki şahıs tarafından yapılan itirazlardır. İstanbul Barosu, bu sefer itiraz etmedi. Şimdiye kadar Danıştayın gösterdiği olgunluk ve bizim olaya gösterdiğimiz olgunluğa bakılırsa meseleyi bu sefer çözeceğimizi zannediyorum.

Çünkü bütün bu itirazlar oldukça önceden yapıldı, ama bunu ne Danıştaydan, ne de bizden duydunuz. İki kurum da kendilerine yakışır şekilde, bu ayın 11′inde yapılan YGS imtihanı öncesinde kamuoyundan gizli tuttular ki bu, öğrencilerimizin morali için son derece önemliydi. Eğer sınavdan önce böyle bir haber duyulsaydı sınava girecek arkadaşlarımızda önemli bir moral bozukluğu olabilirdi. Her iki kurumun böyle bir yaklaşımı meselenin çok fazla uzamayacağını bana söylüyor.

Ama herhangi bir şekilde uzama içine girerse tabii ki bizim de ona karşılık çözümlerimiz vardır. Biz B planını geçtik, C oldu, D de var, E de var. Pek çok çözüm var, ama inşallah o çözümlere ihtiyaç olmaz.”

SINAVSIZ GEÇİŞ NASIL OLACAK?
Bir gazetecinin ”Üniversitelerin bazı bölümlerine sınavsız geçiş yapılabilmesi” ile ilgili sorusu üzerine Özcan şunları söyledi:

”Bu sorunun bana yöneltiliş şeklini söyleyeyim. ‘Sayın ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan son demeçlerinden bir tanesinde bazı bölümlere sınavsız girileceğini söyledi. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?’ Ben de aynen şöyle söyledim. ‘Sayın Yarımağan son derece haklıdır. Bu iyi bir sistemdir. Biz de bundan iki sene önce bu türden hususları kendi aramızda düşünmüştük. Hatta bir iki defa da böyle bir şeyin mümkün olabileceğini gazetecilere söylemiştim.

Sistem de şöyle işleyecektir; ‘sınavsız’dan herkes, elini kolunu sallayarak, hiçbir belgesi olmadan belli bir bölüme gireceğini zannediyor. Sistem öyle çalışmıyor. Çok seçici bir şekilde çalışıyor. Dışarıdaki uygulamalarına bakarsanız bunu görürsünüz. Almanya’da bunu hukuk fakültesinde uyguluyorlar.

Bunu düşünmemizdeki ilk amaç eğer, böyle bir dolmayan, tercih edilmeyen bölümleri açarsak, belki o bölümlerin dolmasına yardım ederiz, şeklindeydi.
        
“ELİNİZ CEBİNİZDE BU OKULLARA GİREMEZSİNİZ”     
Bunu sadece ‘üniversite sınavı olmadan giriş’ diye düşünebilirsiniz. O şekilde, mesela bu bölümlere girmek için sizin not ortalamanıza veya hocalardan alınacak referans mektupları gibi kriterlere bakılabilir. Eliniz cebinizde bu okullara giremezsiniz. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey yok.

İnsanlar işte elindeki belgelerle ÖSS türündeki bir sınava girmeden istedikleri bölümlere müracaat etme, üniversitenin de bu öğrencilerin arasından istediği öğrencileri kabul etme imkanı olabilirdi. En iyi sistem budur. Öğrencinin gideceği üniversiteyi seçmesi, üniversitenin kabul edeceği öğrenciyi seçmesidir en iyi sistem. Ben bazı bölümlere ÖSS’siz girilmesini bu yüzden çok arzuluyorum. Sonunda bizim gitmek istediğimiz ana sonuca götürecek diye istiyorum.”
        
”HEMEN UYGULANAMAZ”       
Bazı bölümlere üniversiteye giriş sınavı olmaksızın girmenin hemen uygulanabilir bir şey olmadığını da belirten Özcan, şöyle devam etti:

”Bu, arz ve talebin eşit olduğu zamanda en iyi şekilde uygulanabilecek bir sistemdir. Biz henüz o noktaya gelmedik. O noktaya gelebilmek için birkaç yılımız daha var. Ne zaman o aşamaya gelirsek o zaman bu türden tedbirleri, açılımları deneyebiliriz. O zaman deneyebileceğimiz başka şeyler de var. Mesela, üniversite sınavını senede iki defa yapabiliriz. Bu sınavda başarısız olan öğrencilere bir şans daha veririz, altı ay sonra bir daha sınava alabiliriz. Bunlar olmayacak şeyler değil. Ama bunların hepsi arz ve talebin denkleşmesine bağlı olan çözümlerdir.”

Bir gazetecinin ”İki sınav yapılmasında da arz ve talep dengesi şart mıdır?” sorusu üzerine Özcan, ”İyi olur. O kadar insana sınav vermek kolay bir iş değil. Oldukça da maliyetli bir şey bu. O kadar öğrenciyi motive etmekte zorlanabilirsiniz diye düşünüyorum. Ama sayı az olursa o insanlara yıl içerisinde birkaç sınav vermek daha kolay olabilir” dedi.
       
”YÖNLENDİRME TÜRKİYE’DE ÇOK İYİ İŞLEMİYOR”        
Özcan, ”Yatay Geçiş Yönetmeliği”nde yapılan değişikliğin sorulmasına karşılık,  üniversiteden önce gençlere gitmek istedikleri yerlere gitme imkanının verilmediğini söyledi.       

”Yönlendirme” denilen sürecin Türkiye’de çok iyi işlemediğini belirten Özcan, ”Diyorlar ki ‘lisede insanlar ayrılıyor, Türkçe, Sosyal diye, bu bir yöneltmedir’. Bu bir yöneltme değildi” dedi.       

Öğrencilerin seçimlerinin yakınlarının görüşleri doğrultusunda yapıldığını ifade eden Özcan, ”Benim oğlum şu an aranızda. Belli bir bölüme gitti. Onun oraya gitmesine sebep herhalde bizizdir. ‘Oğlum burayı seç, burası senin için daha hayırlıdır’ demişizdir. O da oraya gitmiştir” diye konuştu.        

Danıştayın katsayı ile ilgili yapılan itirazlarda yöneltme konusunu çok ele aldığını söyleyen Özcan, yöneltmenin Almanya’da çok iyi uygulandığını anlattı.        

Özcan, ”Öğrenciler kendi özelliklerine göre yönlendirilmeyince, bizim sonradan da olsa bir şey yapmamız gerekiyordu. Bu sene onun bir kısmını gerçekleştirdik. Üniversite sınavında test sayısını 18′e çıkartarak, öğrencilerin hiç olmazsa istedikleri mesleğe gitmelerini kolaylaştırıcı yönlendirme süreci koyduk. Sistemin içinde var bu” diye konuştu.       

Bunun yeterli olmadığını belirten Özcan, başka bir mekanizmanın daha kullanılması gerektiğini söyledi. Bu amaçla yatay geçiş yönetmeliğinde değişikliğe gittiklerini anlatan Özcan, değişiklikle bölümler arası geçişin kolaylaştırıldığını belirtti.        

Yatay geçişle ilgili öğrencilerin şikayetleri olduğunu ifade eden Özcan, bazı üniversitelerin yatay geçiş kontenjanlarını ilan etmediğini, üniversitelerin bazen daha az, bazen de daha fazla kişi alabildiklerini anlattı. Özcan, mevcut sistemde de bazı hataların olduğunu ifade ederek, bu nedenle yönetmelikte değişiklik yaptıklarını sözlerine ekledi.
                
”HİÇ KİMSE MARDİN’DEN KIBRIS’A YOLLANMIYOR”      
”YGS’de iki sorunun hatalı olduğu iddia ediliyor, bu konuyu ÖSYM Başkanı ile konuştunuz mu?” sorusuna karşılık Özcan, bu konuyu konuşamadığını ancak konuşmayı düşündüğünü söyledi.
Bazı adayların tercihleri dışında merkezlerde sınava girmesi ile ilgili konuyu ÖSYM Başkanı Ünal Yarımağan ile konuştuğunu belirten Özcan, üniversiteye girişte öğrencilerin sınav yeri için iki tercih yaptıklarını anımsattı.

Bu seneki uygulamada sadece 25 bin adayın birinci tercihlerinde sınava giremediğini, bunlardan 7 bin tanesinin ikinci tercihlerinde sınava girebildiğini belirten Özcan, 17 bin öğrencinin de yakın illerde sınava girdiğini söyledi.

Özcan, ”Ama hiç kimse Mardin’den Kıbrıs’a, Mardin’den Edirne’ye yollanmıyor. Kesin böyle bir şey yok. Bunlar sadece provokatörlerin ortaya attığı sözlerdir” dedi.

Bir gazetecinin ”Katsayı ile ilgili açılan davaya yönelik sizi daha sakin gördük” demesi üzerine, Özcan, şöyle devam etti:

”Rahatlık, daha önce Danıştayın bizden talep ettiği hususların yerine getirilmiş olmasından geliyor. İki ana husus vardı. Bir tanesi alanların tanınmamış olmasıydı. Biz bu alanları tanıdık. İkincisi de alanlar için uygulanan katsayıların yeterince farklı olmamasıydı. Biz bunu da yaptık. Biz Danıştayın bizden istediği her iki noktada tatminkar bir düzenleme getirdik. Güven oradan geliyor. Danıştayda da çok iyi hukukçular var. Zannediyorum ki bunu takdir edeceklerdir. Ne istenildiyse mahkeme tarafından, biz onları makul seviyede, herkesçe kabul edilebilir seviyede yerine getirdik. Rahatlığım oradan geliyor.”

Dershane ve özel okullarda yeni dönem

Cumartesi, Nisan 10th, 2010

Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB) yapılan düzenlemeyle, dershanelerde en az 3 yerine 6 derslik olması, dershanelerin bütün birimlerinin, aynı binanın birbirine bitişik daire veya bitişik alt ve üst katlarında veya bitişik binaların birbirine bağlantılı aynı katlarında olması şartı getirildi.

Edinilen bilgiye göre, MEB, Özel Öğretim Kurumları Standartları Yönergesini günümüz şartlarına göre, değişen, gelişen yöntem ve tekniklere uygunluk sağlaması için yeniden düzenledi.

Bu yönergenin yürürlüğe girmesiyle, 17 Kasım 2004 tarihli Özel Öğretim Kurumlarına Ait Standartlar Yönergesi” yürürlükten kaldırıldı.

Yetkililer, yeni yönergenin teknolojiye ve günümüz şartlarına uygun olmasının amaçlandığını kaydetti.

Buna göre yönergede, özel öğretim kurumlarının yerleşim planı, derslik sayıları, dersliklerde öğrencinin kullanım alanı, kurumlarda bulunması gereken bölümler ile ilgili hususlar yer alıyor.

Özel okullardaki dersliklerin pencere alanları, dersliklerde öğrenci için kullanım alanları, merdivenler ile ilgili yeni düzenlemeler yapıldı.

Özel okullarda bedensel özürlü bireyler için okulun bahçe ve bina girişi ile zemin katının merdiven bulunan bölümlerinde rampa bulunacak.

Özel öğretim kurumları, mevcut tuvalet ve lavabolarının birini 1 yıl içerisinde bedensel özürlü bireylerin kullanımına uygun hale getirecek.

-EN FAZLA 30 ÖĞRENCİYE BİR DERSLİK-

Okulların seviyesine göre en az öğretim süresi kadar derslik bulunacak. Derslikler, okul öncesi eğitim kurumlarında en çok 20 öğrenciye, fen liseleri ve sosyal bilimler liselerinde en fazla 24 öğrenciye, diğer sınıflarda en fazla 30 öğrenciye bir derslik olacak şekilde hesaplanacak.

Okullarda bedensel özürlü bireylerin kullanımına uygun şekilde düzenlenmiş tuvalet ve lavabo bulunacak.

İlköğretim okullarında ayrıca teknoloji ve tasarım dersliği de bulunması gerekecek.

Yönergede, laboratuvar konusunda da bir düzenleme yapıldı. Buna göre, aynı bina veya kampüs içinde birden fazla program uygulayan ortaöğretim kurumlarında her program için ayrı laboratuvar istenmeyecek. Bundan sonra aynı kampüs içindeki kurumlar ortak laboratuvar kullanabilecek.

Özel okullarının büro hizmetleri, rehberlik ölçme ve değerlendirme odalarında, öğretmenler odasında ve yemekhanede Atatürk resmine ek olarak İstiklal Marşı ve Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’nin de bulunması gerekecek.

Özel ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarında sağlık odası bölümü bulunması zorunluluğu kaldırıldı.

-ÖZÜRLÜLER İÇİN RAMPA-

Bedensel özürlü bireylere ait öğretim programı uygulayan özel eğitim rehabilitasyon merkezlerinin merdivenlerinin her iki tarafında da özürlülerle ilgili Türk Standartları Enstitüsü standartlarına uygun korkuluk ve küpeşte yapılacak.

Özel eğitim okullarının merdivenleri için gerekli standartlarda rampa olacak. Bedensel özürlü bireyler için asansör bulunacak.

-”DERSHANE AÇMAK ZORLAŞACAK”-

Özel dershanelerle ilgili hükümlerin de yer aldığı yönergeye göre, dershanelerin dersliklerinde en az 6 derslik olacak. En az 20′şer metre kare olacak dersliklerde en çok 30 öğrenci bulunabilecek.

Yetkililer yapılan değişiklikle dershane açmanı zorlaştırıldığını, dershanelerin eskiden 3 derslikle açılabilirken, şimdi en az 6 derslikle açılabileceğini belirtti.

Özel dershanelerin nerelerde açılabileceğinin düzenlendiği yönergede, özel dershanelerin bütün birimleri aynı binanın birbirine bitişik daire veya bitişik alt ve üst katlarda; bitişik binaların birbirine bağlantılı aynı katlarında ve aynı bahçe içerisinde tamamı kuruma ait binalarda olacak.

Dershanelerin kurucu, müdür ve müdür yardımcısı odalarında, rehberlik servisi odasında, öğretmenler odasında, laboratuvarlarda Atatürk resminin yanı sıra İstiklal Marşı ve Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi yer alacak.

Yönergede, hizmet içi eğitim merkezleri ve uzaktan öğretim ve Özel Motorlu Taşıt sürücü kurslarıyla ilgili de düzenlemelere yer verildi..

Öğretmenlere 7 yıl zorunlu hizmet

Cumartesi, Nisan 10th, 2010

Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmenlerin tabi olacağı atama ve yer değiştirme yönetmeliğinde radikal değişikliklere gidiyor.
NTV’nin haberine göre hazırlanan yönetmelik taslağı, öğretmenlerin fiziki özelliklerinden zorunlu çalışma sürelerine kadar bir değişiklik öngörüyor. Taslağa göre, öğretmen atamaları yılda bir kez, Ağustos ayında yapılacak.

Zorunlu hizmet
Taslak Türkiye’yi üç çalışma bölgesi ve altı hizmet alanına ayırıyor. Zorunlu hizmet alanları sadece il ve ilçe bazında olmayacak. Örneğin, bir mahalle ya da aynı ilçe içindeki bir başka okul da zorunlu hizmet alanı olabilecek.

3 ila 5 yıl arasında değişen zorunlu hizmet sürelerinde de üst sınır 7 yıla çıkarılıyor.

Yüzdeki yara öğretmenliğe engel
Taslakta, öğretmenlerin fiziki özelliklerine dair düzenlemeler de var. Yüzde 50′den fazla görme bozukluğu olanların sınıf ve okul öncesi öğretmen olamayacak. Engellilik düzeyi yüzde 40′dan fazla olanların öğretmenlik yapabileceğine ilişkin sağlık kurulu raporu getirecek. Genel yüz hatlarını bozan ve yüz ifadesini engelleyen kalıcı yara ve yanığı bulunanlar özürlü sayılacak ve okul öncesi ve sınıf öğretmeni olamayacak.

Taslak, olimpiyatlarda, uluslararası şampiyonalarda ilk üçe giren ve 10 kez milli takım forması giymiş sporcular için KPSS şartı aranmadan beden eğitimi öğretmenliğine başvurabilme kolaylığı da getiriyor…