Sayfalar
Mayıs 2012
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Nis    
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031  

Archive for the ‘Kadin’ Category

Stres cildi de karartıyor

Cumartesi, Mart 31st, 2012

Stres altındaki insanların ciltleri lekelenmeye daha yatkın oluyor. Stres cildin de bağışıklık sistemini zayıflatıyor.

Stresin sadece ruhu değil, cildi de kararttığını söyleyen , stresin cildin bağışıklık  sistemini zayıflattığını belirtiyor. Bu durumun pek çok cilt sorununa yol açtığını vurgulayan Dr. Şengör, ayrıca son zamanlarda 30-45 yaş arasındaki kadınlarda görülme sıklığı artan Hashimoto tiroiditi hastalığına dikkat çekiyor.

“Bu hastalıkta ciltte hem kuruluk hem de akne görülebilirken, bazen de melasma isimli hormonal lekeler de gözlenebiliyor. Hashimoto tiroiditi hastalığı 30-45 yaş grubunda olan, evlilik, annelik, iş, şehir hayatı gibi nedenlerle sorumluluğu fazla olan kadınlarda daha sık görülüyor” diyor.

Stres akut veya kronik bir sorun olarak vücutta da ya kısa ya da uzun süreli problemleri beraberinde getiriyor. Psikolojik bir sorun cilt hastalıklarının da tetikçisi olabiliyor.  sadece ciltte değil, endokrin hastalıklar içinde de stresin önemli rol oynadığını söylüyor.

“Stresten asabi egzama olmuş, üzüntüden şeker hastası veya kanser olmuş gibi cümleleri sıkça duyarız. Örneğin uçuk virüsü dudaklarda sıklıkla gözlenir. Genellikle ya görülen bir kâbusun ertesi sabahı ya da ani bir stresle ortaya çıkar. Oysa sedef hastalığı veya alopesi areata dediğimiz özel saç dökülme türü daha kronik stres hallerinde sıklıkla gözlenir. Cilt hastalıkları başta olmak üzere tüm hastalıklarda vücudun savunma sistemi olumsuz etkilenir ve hem vücudun hem de cildin bağışıklığı azalır. Bu nedenle başta virüsler olmak üzere hücresel hasar yaratan tüm hastalıklar tetiklenebilir” diye konuşuyor.

STRES VÜCUTTA NELERİ DEĞİŞTİRİR?

stresin vücutta yarattığı değişimi şöyle anlatıyor: “Öncelikle merkezi sinir sisteminin stresi ilk algılayışı ile yani görmek, duymak, hissetmek ve düşünmek ile gelişen duruma beyin nörolojik ve hormonal yollardan cevap verir. Ya refleks olarak ya da düşünülmüş olarak bir vücut dili oluşur, eş zamanlı olarak ilk adrenalin (heyecan hormonu denebilir) salgılandığı an koşabilecek enerji ve güç oluşur. Asetil kolin (kas-sinir ilişkisi, aynı zamanda salgıların da düzenlenmesinde etkilidir) daha sonra kortizon seviyeleri değişir. Bu durumda kan basıncı ve kan şekeri değişikliğe uğrar, tüm vücut salgıları tepki verir, ağız kuruması, el, koltuk altı, yüz terlemesi, hatta bağırsak hareketlerinin artışı gibi belirtiler ortaya çıkar. Belli bir yaştan sonra stresle gelişen bu hormonal değişiklere karşı vücut savunmasını azaltabilir veya tepkisizlik geliştirebilir. Otoimmun hastalıklar dediğimiz vücudun kendi kendisine antikorlar ile savaş açması da stres ile tetiklenen durumlar arasında sayılır.”

Stres anında kortizol ile birlikte prolaktin hormonunun da arttığını, prolaktindeki değişikliğin leke ve aknelerde artışa yol açtığını belirten Şengör, “Yani stres bizi basit veya komplike birçok hastalığa karşı savunmasız bırakabiliyor. Bu nedenle daha fazla spor yapın, yediklerinize ve içtiklerine dikkat edin, sevdiklerinizle daha fazla vakit geçirin” önerisinde bulunuyor…

Stres cildi de karartıyor

 

Düzenli çikolata yiyenler daha zayıf

Perşembe, Mart 29th, 2012

düzenli olarak çikolata yiyenlerin, nadiren yiyenlerden daha zayıf olduğu ortaya çıktı.

nadiren yiyenlerden daha zayıf olduğu ortaya çıktı. Bilim insanları, sonuçları “Archives of Internal Medicine” dergisinde yayımlanan araştırmalarında, 1000′in üzerinde kadın ve erkeğin verilerini inceledi.

Araştırmaya katılanların şeker, kalp veya diğer önemli hastalıklarının bulunmamasına dikkat edildi. Araştırmada, düzenli olarak çikolata yiyenlerin vücut kitle endeksinin daha düşük olduğu tespit edildi.

Bilim insanları, vücut kitle endeksi ile düzenli çikolata tüketimi arasındaki bu bağlantının büyük ihtimalle çikolatanın metabolizmayı canlandırıcı etkisinden kaynaklandığını belirtti.

Bilim insanları ayrıca, deneklerin düzenli, ancak makul ölçülerde çikolata yediklerinin altını çizdi…

Düzenli çikolata yiyenler daha zayıf

 

Açık tenliler acıya daha duyarlı

Pazartesi, Mart 26th, 2012

açık tenli insanların acı eşiklerinin daha düşük olduğunu açıkladı.

açık tenli ve kızıl saçlı insanların acıya dayanamadığı ortaya çıktı.

Açık tenli insanların, vücudun doğal ağrı kesicisi olarak bilinen endorfini daha az ürettiği belirtildi. Uzmanlar kızıl saçlı kadınların,esmer hemcinslerine oranla yüzde 19 oranında daha fazla ağrı kesici kullandığını açıkladı…

Açık tenliler acıya daha duyarlı

İnatçı yağlara çözüm olabilir

Cuma, Mart 16th, 2012

Fazla kilolardan kurtulmak için diyet ve düzenli egzersiz yapmak şart. Ancak ne kadar uğraşılırsa uğraşılsın, inatçı bölgesel yağlanmalardan kurtulmak kolay olmayabilir.

Özellikle karın, bel ve kalçalarda toplanan yağlar nedeniyle ideal kiloya ulaşılsa bile vücuttaki orantısızlık devam edebiliyor. Bu sorunların giderilmesi için de dirençli bölgelere yönelik çözümlere ihtiyaç duyuluyor. Ultrashape yöntemi, ‘inatçı bölgesel yağları’, herhangi bir cerrahi işleme gerek bırakmadan yok ederek, 3 seansta 7-10 santim incelme vaat ediyor. hiçbir yan etkiye yol açmayan yöntemin hemen ardından günlük yaşama dönülebildiğini söylüyor. yöntemin nasıl uygulandığını ve avantajlarını şöyle anlattı:

İNATÇI YAĞ HÜCRELERİNİ YOK EDİYOR

“Ultrashape; odaklı ultrasound teknolojisi ile vakum yardımlı radyo frekansın yararlı etkilerinin birleştirilmesiyle oluşturulmuş bir yöntem. Hamileler, hormon bozukluğu olanlar, ciddi karaciger ile böbrek hastaları dışında herkese uygulanabiliyor. Ultrashape cihazı ile yağ kırma yöntemi, ultrasonla böbrek taşı kırma tekniği ile hemen hemen aynı prensibe dayanıyor.

Önce işlem görecek olan bölgeler işaretleniyor, ardından kişi yatar pozisyonundayken cihazdaki ses dalgaları, hedeflenen cilt altındaki yağ hücre zarlarına odaklanıyor. Cihazın başlığı hedeflenen bölgede gezdirilirken oluşan güçlü titreşim, kan damarlarını ve sinirleri zedelemeden, yağ hücrelerini parçalıyor. İşlem sırasında parçalanarak sıvılaşan yağlar da 2-4 hafta içinde normal vücut metabolizmasında olduğu gibi güvenli bir şekilde vücuttan atılıyor. Tedavinin etkinliği işlem sonrasındaki 14-28 gün arasında elde ediliyor.

3 SEANTSA 7-10 SANTİM İNCELME SAĞLIYOR

Ultrashape ortalama 40-60 dakika süren tek seans sonrasında, karın, bel veya kalça gibi hedeflenen bölgelerde yaklaşık 2-3 santimlik incelme sağlayarak vücudu şekillendiriyor. İncelme, araları 15-20 gün arasında değişen 3 seanslık işlem sonrasında 7-10 santim gibi oldukça yüksek bir rakama ulaşıyor. Morarma ve şişme gibi yan etkiler görülmediği için işlemden hemen sonra günlük yaşama dönmek mümkün olabiliyor.

BİLİNÇLİ BESLENMELİ, BOL EGZERSİZ YAPMALI

Ultrashape seansları sırasında düşük yağlı, rafine karbonhidratlı yiyeceklerden kaçınılması, yeterli ve dengeli beslenilmesi öneriliyor. Ayrıca tatlılardan, yağlı yiyeceklerden, şeker ile beyaz undan ve alkolden uzak durulması isteniyor. Günde en az 20-30 dakika egzersiz yapmak da metabolizmayı hızlandırarak yağların vücuttan daha hızlı atılmasını sağlanıyor.

YÖNTEMİN AVANTAJLARI

- İşlem için ön hazırlık gerekmiyor,
- Hiçbir yan etkisi yok,
- İşlem sırasında ağrı  duyulmuyor,
- Vücut içine herhangi bir cihaz yerleştirilmiyor, tamamen dışarıdan uygulanıyor,
- Uygulama bilgisayar sistemiyle programlanıyor ve bu sayede yağlar orantılı olarak parçalanıyor, – İşlem yapıldıktan hemen sonra günlük yaşama dönülebiliyor.”

İnatçı yağlara çözüm olabilir

 

Bir erkeğin evlenmek istemediği nasıl anlaşılır?

Çarşamba, Mart 14th, 2012

Uzun süredir birlikte olduğunuz erkekle sorunsuz, güzel bir ilişkiniz var. Fakat “evlilik çanları”nız çalmaya başladı ve onun her hareketinden geleceğe yönelik bir anlam çıkarmaya başladınız.

Birlikte olduğunuz insanla artık gelecek planları yapmak istiyorsunuz. Ondan böyle bir talep gelmese de siz her hareketini yorumlamaya başladınız.

Siz hiç yorulmayın ilişki uzmanları hayatınızdaki erkeğin sizinle sonsuza kadar birlikte olma planları kurmadığını belirten ipuçlarını sizin için derledi.

-Bu gece ya da hafta sonu için hiç düşünmeden plan yapıp uyguluyor. Fakat uzun vadeli planlara sıcak bakmıyor. Örneğin yaz tatili için erken rezarvasyon  yaptırarak tatile gitmek istediğinizi söylediğinizde size: “Kulağa harika geliyor ama tarih biraz yaklaşınca otel rezervasyonumuzu yapalım.” diyor.

-Arkadaşlarıyla ya da ailesiyle bir araya geldiğinizde sürekli onlara anlatmadığı özelliklerinizi sayıp sizi övüyorlar. En yakın arkadaşı sizi gördüğünde “Sen ne kadar güzel ve yetenekli bir kızmışsın” diyorsa bu sevgilinizin sizin hakkınızda çok fazla konuşmadığını gösteriyor.

-Arkadaşlarınızla sohbet ederken konu evliliğe ve çocuğa geldi. Hemen konuyu değiştiriyor ya da dikkatinizi başka yere çekmeye çalışıyor. Bu davranışı onun evlilikle ilgili gelecek olan herhangi bir soruya cevap vermek istemediğini gösteriyor.

-Her görüşmenizde size iltifat ediyor. Bu hiç de kötü bir davranış şekli değil. Fakat bu iltifatlara kendisini katmıyorsa ve daha da önemlisi “Seninle olduğum için çok şanslıyım” gibi cümleler kurmuyorsa sizi bağımsız ve tek olarak görüyor bir çift olduğunuzu kabul etmek istemiyor.

-İş yerinde çok stresli günler geçirdiğini söylüyor ve gelecek planlarına ayıracak vakti olmadığını her fırsatta dile getiriyor. Bu erkeğin geleceğe yönelik endişeleri var ve henüz planları içinde siz yoksunuz…

Bir erkeğin evlenmek istemediği nasıl anlaşılır?

 

Gözyaşı, romantizmin bittiğinin kanıtı

Salı, Mart 13th, 2012

“gözyaşı araştırması” kadın-erkek ilişkilerinde romantizmin bittiğini ortaya çıkardı.

“Weizmann Bilim Enstitüsü”ndeki bilim insanları bir grup kadını bir odaya alarak onlara acıklı bir film izlettirdi. Ağlayan kadınların gözyaşlarını toplayan araştırmacılar bu sıvıyı erkeklere koklattı.

Kadınların gözyaşlarını koklayan erkeklerin cinsel isteklerinde ve testosteren seviyelerinde düşüş olduğunu kaydedildi.

Çalışmanın sonuçlarını değerlendiren bilim insanları insanların koku duyusuyla birbirlerinin en ilginç yanlarını algılayabildikleri gerçeğinin su yüzüne çıktığını belirtti…

Gözyaşı, romantizmin bittiğinin kanıtı

 

Ciltteki ben iyi korunmazsa…

Pazartesi, Mart 12th, 2012

ciltdeki benlerin güneş ışınlarının etkisiyle veya tahriş edilmesiyle kansere dönüşebileceği söyledi.

Derideki benlerin sonradan ya da doğuştan olabileceğini ifade eden , benlerin güneşten korunması gerektiğini söyledi. Benlerin banyoda kese yapılırken ya da tıraş olunurken de tahriş edilmemesi için dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan , şunları söyledi:

“Tahriş edilen benler, ilerde oluşabilecek olumsuz tranformasyonlara (bir hücrenin içine yabancı bir DNA’nın girmesi) yol açabilir. Bununla birlikte güneş  ışınlarıda benler üzerinde olumsuz etki yaratır. Bir ’ben’ güneş ışınlarının etkisiyle kansere dönüşebilir. Birçok deri tümörü, deri kanserleri, ölümcül sonuçlar doğurabilir. O nedenlede ’benler’ güneşten korunmalıdır. Uzun süreli güneş ışınlarının etkisi altında kalınmamalıdır.”

Risk unsuru bulunan benlerin özekliklerini anlatan Doç. Dr. Tol, 4 önemli bulgunun olduğunu belirtti. Doç. Dr. Tol, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Birincisi deri tümörü çok hızlı bir büyüme periyoduna girmiş olabilir. Bunun çok hızla büyümesi bir uyarıcı işaret olabilir. İkincisi ise bizim rutin işlerimiz arasında çok küçük tramvalarla benlerimizin kanamasıdır. Üçüncüsü, boyun ve boğaz çevresi, koltuk altı ile kasıklarda halk arasında beze denilen şişikler yapmasıdır. Dördüncüsü de, hızlı ve ani renk değişmesidir.

Örneğin, ’ben’ açık renkte ise hızlı bir değişimle daha koyu bir hale gelmesidir. Bu dört önemli sinyal, mutlaka halkımız tarafından bilinmeli bunlardan biri dahi gerçekleşmiş olsa hiç vakit kaybetmeden doktara başvurması gerekir. Bu tip belirtiler kanserin habercisi olabilir.  O takdirde o benlerin alınması zorunludur.”

Ciltteki ben iyi korunmazsa...

 

Bu da ameliyatsız estetik

Perşembe, Mart 8th, 2012

Japan Trend Shop adlı firmanın ürettiği mekanizmalar, gerçekten ilgi çekici. Örneğin “Hana Tsun” adlı ürün, burun deliklerine sokuluyor ve günde 20 dakika burada tutuluyor. Böylece burna daha estetik  bir görünüm veriliyor.

Göz altı torbalarını yok etme iddiasındaki, yaklaşık 100 Euro ’ya çıkartılan ürün de, göz altına yerleştirilen iki  pedden oluşuyor. Elektrikle çalışan bu pedler, titreşimlerle torbaları ortadan kaldırıyor.

Firmanın ayrıca dudak kalınlaştırmak için de bir ürünü var adlı firmanın ürettiği mekanizmalar, gerçekten ilgi çekici. Örneğin “Hana Tsun” adlı ürün, burun deliklerine sokuluyor ve günde 20 dakika burada tutuluyor. Böylece burna daha estetik bir görünüm veriliyor.

Göz altı torbalarını yok etme iddiasındaki, yaklaşık 100 Euro’ya çıkartılan ürün de, göz altına yerleştirilen iki pedden oluşuyor. Elektrikle çalışan bu pedler, titreşimlerle torbaları ortadan kaldırıyor. Firmanın ayrıca dudak kalınlaştırmak için de bir ürünü var…

Bu da ameliyatsız estetik

Karlı ve kuru havada cildi koruyacak öneriler

Cumartesi, Mart 3rd, 2012

cildin nem oranının mevsimlere göre değiştiğini belirterek, yaz aylarında UV ışınlardan etkilenen cildin kış geldiğinde renginin koyulaştığını, kuruyup, kırıştığını ve cildin içerdiği su miktarının hızla düştüğünü söyledi. Derici, rüzgarın soğuk havanın etkisini artırarak egzama gelişmesine de yol açtığını anlattı.

Soğuk havanın olumsuz etkisini azaltmak için cilt  bakımına önem verilmesi gerektiğini vurgulayan Derici, su bazlı nemlendiriciler yerine yağ içeriği ve onarıcı özelliği yüksek ürünlerin kullanılması gerektiğini anlattı. Derici, bu mevsimde ciltte kırışmanın artmaması için gün içinde nemlendirmenin ve haftalık bakımın ihmal edilmemesi gerektiğine işaret etti.

Yaşlanmış ya da kırışmış ciltler için antioksidan özellikli gece kremlerinin, maske ürünlerinin ve cilt kalınlığını azaltmak için tedavi yöntemlerinin tercih edilmelidir. Derici, cilt kalınlığını azaltmada en etkili yöntemin peeling tedavisi olduğunu ve kimyasal peeling yapılması gerektiğini ifade etti.

Kimyasal peelingin kırışıklıkları, güneş ışınlarıyla oluşmuş pigmantasyonları ve akneyi azalttığını, cilde canlı şeffaf bir görüntü verdiğini anlatan Derici, ”Her mevsim öncesi, cildi etkileyen hava koşullarına göre gerekli tıbbi ve kozmetik tedavi yöntemlerini uygulamak ve uygulatmak, hem oluşabilecek hasarları önler hem de sürekli sağlıklı ve genç bir cilde sahip olunmasını sağlar” dedi.

-”Vücut sıcak suyla yıkanmamalı”-

karlı ve soğuk havalarda, ısınmak amacıyla vücudun sıcak suyla yıkanmasının ”yanlış” olduğunu vurgulayarak, ”Çok sıcak suyla yıkamak yüzü kurutarak matlaştırır. Cilt sağlının yanı sıra sıcak su saç kırılganlığını da artırır, saçı kurutur ve matlaştırır” diye konuştu.

Banyodan sonra aloe vera, hindistan cevizi ve susam yağı içerikli nemlendiriciler kullanılmasını, cildi nemlendirilirken gece krem ya da balsam, gündüz ise losyon tercih edilmesini öneren Deveci, şunları kaydetti:

”Cilt fırçası kullanılarak ölü cilt hücrelerinden arınılmalı, kan dolaşımı hareketlendirilmeli. Cilt fırçasıyla dairesel hareketler yapılarak ayaklardan başlanarak tüm vücut fırçalanmalı. Sabunlu sıcak su ciltteki doğal yağları tükettiğinden su mutlaka ılık olmalı, kimyasal içeren köpük banyoları kullanılmamalı.

Dışarıya çıkmadan önce ellere nemlendirici, geceleri de ayaklara nemlendirici sürülmeli. Dudaklara nem vermek için nemlendirici özellikli dudak balsamı kullanılmalı. Dudaklardaki ölü deriyi atmak için haftada bir kez diş fırçasıyla fırçalanmalı.”

-”Hava koşulları cildin çatlaması ve kanamasına yol açar”-

cilt sağlının korunmasında düzenli bakım yapılmasının önemine dikkati çekerek, ”Periyodik cilt bakımı yapılmadığında hava koşulları zamanla ciltte çizgilerin ve kırışıklıkların belirginleşmesine neden olur. Cildin çatlaması, kabuklaşması, kuruması hatta kanamasına yol açar” diye konuştu.

Özellikle soğuk ve rüzgarlı havada cildin iyi korunması ve bakımının artırılması gerektiğini belirterek, şu önerilerde bulundu:

”Her gün 5-10 dakika duş alınmalı; daha fazlası cildin kurumasına yol açar. Banyo yaparken ortamdaki nemin artması için kapı kapalı tutulmalı. Temizleyici olarak sabun, deodorant ve alkol içeren ürünler cildi kurutacağından tercih edilmemeli, kokusuz hassas temizleyiciler kullanılmalı. Banyo veya duştan 3 dakika sonra nemlendirici kullanılmalı. Havayı nemlendiren cihazlar kullanılmalı. Yünlü ve sert dokulu kumaşlar giyilmemeli. Nemin azalmasına engel olmak için özellikle kışın dışarıda eldiven, kaşkol, bere kullanılmalı.”

-”Vitamin ve mineral desteğiyle cildi güçlendirin”-

cilt sağlının korunmasında beslenmenin önemine işaret ederek, özellikle mineral ve vitamin desteğinin cildin pürüzsüz ve parlak görünmesine yardımcı olduğunu söyledi.

A, C, E vitaminleriyle taze havuç, kayısı ve domateste bolca bulunan Beta karotenin özellikle kış aylarında bol tüketilmesini tavsiye eden Çelik,”Antioksidan değeri yüksek vitaminler, soğuk havadan tahriş olan cildi onarır” dedi.

Uzman hekimlerin önerdiği ürünlerin kullanılması ve duruma göre ilaç içerikli kremler sürülmesini öneren Çelik, ayrıca çeşitli laser uygulamalarının, kanın içindeki yenileyici faktörlerin ayrıştırılıp serum haline getirilen PRP’nin, radyofrekans yönteminin, hazır dolgular veya yağ enjeksiyonun da cildin sıkılaşması ve yenilenmesi için kullanılabileceğini kaydetti…

Karlı ve kuru havada cildi koruyacak öneriler

 

Kozmetik tehlike saçıyor

Pazar, Şubat 26th, 2012

Makyaj ürünlerini mercek altına alan bilim insanları bazı kozmetik ürünlerinde sağlığı tehdit eden nikel, civa ve arsenik buldu.

Güzelleşmek için kullanılan kozmetik  ürünler, sağlığa zarar veriyor. ‘environmental defense fund’ Çevre Koruma Vakfı”nın hazırladığı raporda bu  çarpıcı sonucuna ulaşıldı.

makyaj  ürünleriyle ilgili yapılan araştırmada aralarında dünyaca ünlü markaların da bulunduğu firmaların zehirli kimyasal maddeler kullandığı belirlendi.

Aralarında pudra, allık, rimel, far,göz, kalemi, parlatıcı ve rujun da bulunduğu 49 ürün testten geçirildi. Ürünlerde sağlık  riski oluşturan arsenik , kadmiyum, kurşun, civa nikel ve selenyumun maddelerinin oranları araştırıldı.

Sonuçta kozmetik ürünlerinde cıva dışındaki tüm diğer maddelerin bulunduğu tespit edildi. Tüm ürünlerde nikele rastlanırken kurşun ikinci sırada yer aldı.

Kozmetiklerde rastlanılan kimyasal ürünlerin saç dökülmesi, baş ağrısı, kusma, böbrek veya hafıza sorunları gibi pek çok ciddi rahatsızlığa yol açabileceğine dikkat çekiliyor..

Kozmetik tehlike saçıyor