Türk zevk ve estetiğinin, hayatı algılama ve yaşama biçiminin zirve noktası olan, asırlarca her şeyin en güzelinin, en zarifinin, en latifinin kendisine aktığı, belki de bu yüzden Yahya Kemal’in ‘Medeniyetimizin muhassalası’ (daha fazla…)
Ara 23
Posted on Çarşamba, Aralık 23, 2009 in Kitap
| |
| |
Kayıp Sembol
Yazar(lar) : Dan BrownSayfa Sayısı : 527
ISBN : 978-975-21-1192-9
Çevirmen : Peter Demir
Özelliği : 135×215mm, 2.Hamur
Fiyatı : 30,00 TLDan Brown; Da Vinci Şifresi, Melekler ve Şeytanlar’dan sonra Kayıp Sembol’de insanlığın yüzyıllardır beklediği bir gerçeğin peşinde… Harvard Simgebilim Profesörü Robert Langdon, Kongre Binası’nda konferans vermesi için yakın bir arkadaşından davet alır. Ancak, Washington’a varır varmaz oldukça garip bir durumla karşı karşıya kalan profesör, kendini korkunç bir oyunun ortasında bulur. Kongre Binası’na bırakılmış olan bir sembolün –yakın arkadaşı Peter Solomon’ın kesik eli– varlığını haber veren bir telefon, Langdon’ı hiç de yabancısı olmadığı bir dünyaya davet etmektedir. Antikçağlarda kullanılan bu sembolik çağrı, daveti alan kişiyi ezoterik bilgeliğin hüküm sürdüğü, çok eskilerde kalmış kayıp bir dünyaya sürükleyecektir. Sonu belli olmayan bu mistik daveti arkadaşını kurtarmak için kabul eden Langdon, bir anda masonik sırların, saklı kalmış tarihin ve o güne dek görmediği yerlerin gizli dünyasında inanılmaz bir gerçekle yüzleşmek zorunda kalır. Artık cevaplanması gereken sorular vardır: İnsanlığın Altın Çağı, açılmaması gereken bir kapının aralığından sırlarıyla birlikte yok mu olacak, yoksa hikmetin ışığında tüm soruların cevapları mı bulunacaktır?… |
Eki 24
Posted on Cumartesi, Ekim 24, 2009 in Kitap
|
|
Ya ortasındasındır Aşk’ın merkezinde; ya da dışındasındır, hasretinde..Ella Rubinntain (40) Amerikalı bir ev kadınıdır. Tipik burjuva değerlerinin hâkim olduğu oldukça varlıklı bir ailesi, düzenli ve görünüşte “sorunsuz” bir evliliği vardır. Üç çocuğunu da büyüttükten sonra bir yayınevinde editör-asistanı olarak iş bulur; görevi A. Z. Zahara adlı tanınmamış bir yazarın tasavvuf felsefesini konu alan tarihi romanını değerlendirmektir.
Ancak hayatının kritik bir döneminde eline aldığı bu kitap, hiç beklemediği bir şekilde Ella’yı derinden sarsacak, dünyevi aşkı keşfetmek adına zorlu ve tehlikeli bir yolculuğa çıkmasına neden olacaktır.
Hayatlarımızın durgun gölünü dalgalandıran taş misali, yüzleşmek zorunda olduğumuz sıkıntılar, acılar… ve aşkın peşinde katetmek zorunda olduğumuz zorlu yollar, ödediğimiz bedeller…
Aşk… kitap içinde bir kitap, hayatın anlamı peşinde bir aşk macerası…
Aşk… Elif Şafak’tan arayışa, gerçeğe ve keşfetmeye dair bir roman.
|
Haz 15
Posted on Pazartesi, Haziran 15, 2009 in Kitap
Akın, konusunu İslamiyet öncesi Türk Tarihinden almaktadır. Anayurt’taki iç denizin kuruması olayı, şiir-piyes biçiminde, destan olarak anlatılmaktadır. Yıllarca süren kuraklığın sona ermesi için, yasa gereğince, İhtiyar Hakan İstemi Han’ın kurban edilmesi gerekmektedir.
İstemi Han’ın hedefi ise, suyu, yeşili, ağacı bol bereketli topraklara akınlar düzenleyerek, yerleşmek için yeni yurtlar ele geçirmektir. Gün, Batı ve Doğu beyleri bu hükmü yerine getirmek için İstemi Han’a gelirler. Bu üç beyin oğullan da devlet yönetimini Öğrensinler diye İstemi Han’m yanındadırlar. Üç başbuğ, kuraklık devam edeceği ve kurban edilme sırası İstemi Han’dan sonra kendilerine geleceği için hileye başvururlar ve İstemi Han yerine kızı Suna’nın öldürülmesi için baş bakıcıyı kandırırlar. Gün Başbuğunun oğlu Demir ise Suna’yı sevmektedir. Hileyi meydana çıkarır. Mertliğe sığmayan bu tutumları yüzünden, halk üç başbuğu öldürür. Bunların oğullan Bumin, Bayan ve Demir başbuğ olur ve İstemi Han’ın “Akın” ülküsünü gerçekleştirirler.
Türklerin Anayurt’tan göç etmelerinin en Önemli sebebi olan kuraklıktan dolayı yeşile, suya ağaca olan özlem, Demir’in sevgilisi Suna’ya hediye ettiği çiniye bakılarak, İstemi Han tarafından işte böyle anlatılmaktadır:
“Yeşilde ne arar da bulamaz insan oğlu?
Yeşil bu.. .Varlık dolu, gök dolu, umman dolu!
Bir ucu gözlerinde, bir ucu engindedir,
Meyve veren ağaçlar bu çini rengindedir,
Bu çini rengindedir bahar, deniz, kır, orman
Bana Tanrım gözükür yeşil dediğin zaman.
Toplanmış bütün bunlar yeşil çininde senin,
Gizli arzulan var bunda bütün ülkenin.
Bunu ancak biz duyar, biz anlarız bu dilden…
Kızı Suna, babasının bu kadar üzülmesine dayanamaz ve:
“Yeter, baba, bu kadar içlendiğin yeşilden ” der. İstemi Han, nasıl İçlenmesin, nasıl özlem duymasın ki yeşile? Şu dizeler çektiği acıları gayet net bir şekilde açıklamaktadır:
“Tanrım, nasıl kesildi köpüren, taşan
sular? Dağlar mı yassûaşii? Ovalar mı
delindi? Neden coşkun suların sesi
gittikçe dindi?
Yıllarca bulutlara bakarak derin derin
Bekledik hiç gelmeyen yağmurunu
göklerin, Başaklar yandı gitti boyunu
gösterirken Koyunlar can çekişti
yavrusunu verirken Meyveler
kızarmadan dalı üstünde soldu, Irmak
yatağı kumsal, kırlar dikenlik oldu.
Eskiden güneş derdim bereketin eşidir
Bugün başucumuzda Tanrı’nın ateşidir,
O da susuz kalınca benzedi kudurmuşa,
Şimşek gibi çarpıyor aslana,
kurda,kuşa… İrmak bugünün yolu,
deniz yarının çölü… Tarlalar yangın
yeri.. .sürüler canlı ölü..
Dağlarının başından bulutu eksilmeyen,
Yılın dört mevsiminde susuzluk ne
bilmeyen Rüzgârlı ülkelere göç etmeli,
akmalı.. Yalnız bu anayurdu kimlere bırakmalı?
Yurdunda bir dikili ağaç kalmadığı gün
Yerinde durduğunu görürler gene Türk’ün..
Ayırmağa çalışmak ikisini boş etmek:
Türk demek yurt demektir, yurt demek de Türk demek!
Sizdedir bu varlığı kurtaracak son
büyü. Sîzin göç etmenizdir diriltecek
ölüyü… Bekçisi kalsın artık bu yurdun
ihtiyarlar, Koç yiğitler arasın başka
güzel diyarlar,
Bilgi bir elinizde, san’at bir elinizde,
Altınızda yağız at, dal kılıç belinizde,
Okları hiç şaşmayan yayınızla
yürüyün, Akın alaylarını arkanızdan
sürüyün. Kulağınızda kalsın ölürsem
vasiyetim: Gençleri yollamaktı sağa
sola niyetim.
Kitabın Adı :Akın
Yazarı : Faruk Nafiz Çamlıbel
Haz 1
Posted on Pazartesi, Haziran 1, 2009 in Kitap
İnsan düşüyor kalkıyor kendisine bir hikâye kuruyor. Kendi hikâyesine çok inanıyor az inanıyor hiç inanmıyor. Başkalarının hikâyesine inanıyor. Kendisine inanılacak değişik hikâyeler buluyor. Bir ömrü bir hikâyenin parçası olmak için tüketiyor.
Bana diyorsun ki “Bu dünya anlamsız; ben burada olmayı kendim seçmedim.” Bu sözcüklerde burası ile orası arasında asılı duran bir hayatın izleri var. Yokluk ve varlık arasında yürüyen bir ip cambazının hüneri.
Şimdi diyorum ki ben sana her şeyin bir anlamı var. Çiçeğin böceğin dalları eğen rüzgârın ağzımızdan çıktıktan sonra yüzyıllarca uzayda asılı duran sözcüklerin bir anlamı var.
Konuşuyoruz seninle. Yavaş yavaş iyileştiğini hissediyorum. Öfken azalıyor. Artık Tanrı’ya kızmıyor gibisin. Ve artık şükür ki yaralarından ibaret değilsin. Hayatın çiçek tozları gibi oradan oraya neşe içinde uçuşuyor. Varoluşuna sinen ıstırap sanki daha derinlere kımıldadığında hissetmeyeceğin bir yerlere iniyor. Onunla da başın hoş olsun çünkü bir anlamı var.
Haz 1
Posted on Pazartesi, Haziran 1, 2009 in Kitap
Doç. Dr. Davut Dursun
ŞEHİR YAYINLARI
12 Eylül 1980 Darbesi , Türk siyasi hayatında bir milat ve bir dönüm noktası olmuştur. Bu tarihte Silahlı Kuvvetlerin emir - komuta zinciri içinde gerçekleştirdiği darbe, sadece hükümeti silah zoruyla görevden uzaklaştırmak ve seçilmiş Meclisi feshederek her türlü siyasi faaliyeti yasaklamakla kalmamış; ayrıcı 1961 Anayasası’ nı ve onun kurduğu siyasi sistemi de ortadan kaldırmıştır.
May 24
Posted on Pazar, Mayıs 24, 2009 in Kitap
Zarlar hayatınızı belirlemeye başladığında artık her şey mümkün olmaktadır.
Unutulmayacak bir kitap. Zamanımızın uluslararası kült bestseller kitaplarından biri.
Dünyada Rekor ilgi gördü… 30 ülkede yayınlandı. Şimdi Türkçe’de….
Gündelik hayatından monotonluğundan sıkılmış psikiyatrist Luke Rhinehart Manhattan’da eşi ve iki çocuğuyla yaşamaktadır. Hem Batı hem de Doğu felsefelerinin hayatın anlamı alternatiflerinden tatminsizlik yaşayarak basit zar atışlarıyla kendi dinini oluşturarak hayatını sonsuza kadar değiştirir. Rhinehart ve hastaları kısa zaman içinde ebedi kurtuluşlarının tek yolunun her şeyi zarların kararına bırakmak olduğuna inanmaya başlarlar. Luke, seks, uyuşturucu ve terapi hakkındaki zar atışlarıyla yeni dinini muhafazakar davranış ve ahlak çöküntüsünün esprili bir birleşimine dönüştürür. O bu düşünceyle kendi yaşantısını ve dünyayı değiştirmeyi amaçlamaktadır..
Amerikan psikoanalitik kültürünün fütursuz bir parodisi ve rahat okunan Zar Adam kitabı eğlenceli, mizahi, şok edici ve altüst edici…
“Hafızalardan silinmeyecek bir kitap… çok ince kurgulanmış.”
—Time Out
“Olağanüstü eğlenceli… gelecekte hayatınızı değiştirebilecek kışkırtıcı fikirlerle dolu… çok tehlikeli.”
—Forth Star- Telegram
“Etkileyici bir şekilde yazılmış olağandışı bir roman… Ancak o tehlikeli bir roman olabilir. Okuyucular gözlerinden yaş gelene kadar gülecekler.”
—David Slavitt
“Çok sayıda eğlenceli öğenin olduğu bir cehennem… Rhinehart bir yazar olarak üstün bir performans sergilemiş.”
—New York Herald
“Eğlenceli ve iyi yazılmış… Yalnızca ilk 30 sayfası çağdaş nihilizm düşüncesinin zekice bir özeti. Zarla yaşamın belirlenmesinin popüler olacağına kuşku yok.”
May 23
Posted on Cumartesi, Mayıs 23, 2009 in Kitap
Bir Arap, Bir Yahudi ve Ortadoğu’nun Kalbi
Dalia ve Beşhir’in muhteşem öyküsü
“Bu büyüleyici kitap bir ülkede bitip tükenmeyen merhamet, ıstırap ve umudun resim gibi dokunmuş halidir. Bugüne kadar dünyada en acımasızca tartışılan ve en yoğun irdelenen İsrail-Filistin anlaşmazlığının insani boyutlarını çok az kitap bu kadar dürüst ve detaylı bir şekilde ortaya koymuştur. Bu acı verecek kadar güzel öykü, kitap bittikten sonra bile insanın aklında kalmaya devam ediyor.”
—ELİF ŞAFAK, Yakın Doğu Araştırmaları Profesörü, Arizona Üniversitesi
1967 yılının yaz aylarında, Altı Gün Savaşı’ndan uzak olmayan bir tarihte, genç bir Filistinli adam ve iki arkadaşı İsrail’in Ramla kasabasına giderler. Onlar kuzendir ve yaklaşık yirmi yıl önce ailelerinin terk etmek zorunda kaldığı, çocukluklarının geçtiği evi görmek isterler. Bir kuzenin yüzüne kapı kapanır, diğerinin ailesinin evi okula dönüştürülmüştür fakat öbür kuzen olan Bashir, kendisini içeri davet eden Dalia tarafından karşılanır.
Bir Arap ve bir Yahudi ailesinin ilişkilerinin başlangıç noktası budur. Bashir babasının dikmiş olduğu limon ağacında bir sahipsizlik ve işgal duyguları içinde olur. 1948 yılında küçük bir çocuk iken Bulgaristan’dan kaçak olarak gelmiş olan Dalia Soykırım tarafından yok edilen bir umut ışığı görür. Onlar kaçınılmaz olarak kendi yazgılarını yaşamışlardır ve bu İsrail-Filistin tarihinin bir küçükevrenini oluşturmaktadır.
İki genç insanın başlattığı diyalog bölgenin barış umudunu ortaya koymaktadır. Limon ağacı simgesel olarak bölgede huzurun mümkün olduğunu anlatmaktadır.
Olağanüstü bir öykü ve kurgusal olmayan bir anlatıma sahip olarak sizi saracak.
—Sunday Times
Dalia ve Bashir’in zorluklarla dolu arkadaşlıklarını izleyerek, okuyucular dünyanın en inatçı çatışmasının birinci elden deneyimini yaşayacaklar.
—Publishers Weekly
Hiçbir kitap daha zorlayıcı olamaz . . . ve bu kitap kesinlikle bu yıl okuyacağınız en iyi kurgu-olmayan çalışma olacak.”
—Christian Science Monitor
Yüzyılın yarısı boyunca İsrail-Filistin çatışmasının öyküsünü taşıyan tek bir ağaç varsa, o budur… Sandy Tolan bu ağacı bulmuştur ve onun aracılığıyla iki halkın acı ve tutkusunu gözler önüne sermiştir.”
—Milwavkee Journal Sentinel
May 21
Posted on Perşembe, Mayıs 21, 2009 in Kitap
ETKİLEYİCİ BİR FANTASTİK DÜNYA, BİTMEK BİLMEYEN BİR AKSİYON
AÇLIK OYUNLARI’NDA BİR SONRAKİ SAYFAYA GEÇMEK İÇİN SABIRSIZLANACAKSINIZ
ETRAFINIZDAKİ BAŞKA HERKES SABAHI GÖREMEYECEĞİNİZDEN EMİNKEN VAHŞİ BİR ORTAMDA KENDİ BAŞINIZA HAYATTA KALABİLİR MİSİNİZ?
“Bu kitaba o kadar bağımlı kaldım ki, yemeğe çıktığımda bile kitabı yanımda taşıdım ve masanın altında okumaya devam ettim. Hikayesi beni birçok gece uykusuz bıraktı çünkü bitirdiğimde bile, yatakta bu kitabı düşünmeye devam ettim. Açlık Oyunları kesinlikle büyüleyici.”
—Stephenie Meyer
“Elimden bir türlü bırakamadım… Bağımlısı oldum.”
—Stephen King
KAZANMAK ÜN VE TALİH , KAYBETMEK İSE KESİN ÖLÜM ANLAMINA GELİR.
BU OYUNUN GALİBİNİN KARNI DOYACAK KAYBEDEN İSE ÖLÜMLE TANIŞACAK…
AÇLIK OYUNLARI BAŞLASIN . . .
İddia ediyoruz Açlık Oyunları ’nın bağımlıs ı olacaksınız ve bir sonraki kitabı sabırsızlıkla bekleyeceksiniz…
May 15
Posted on Cuma, Mayıs 15, 2009 in Kitap
Yaşamdan bahsetmeyen, içerisinde gerçek hayattan kareler olmayan bir eser, yaşama sanatı ve sosyal yaşam becerileri ile ilgili yararlı olamaz. Bu nedenle elinizdeki kitapta, sosyal yaşamdan çok sayıda gözleme dayalı enstantaneler bulacaksınız.
Bu kitapta, dış kaynaklı öykülerin yanı sıra, içinde yaşadığımız topluma dair öyküler ve gerçek yaşam öyküleri sizleri bekliyor. Yüreğinize dokunan öykülerden yola çıkarak, sosyal yaşam becerilerinizi, kendinizle ve çevrenizle iletişiminizi, ruhsal sağlığınızı geliştirecek mesajlar da bu öykülere eşlik ediyor.
Sayfalar arasında gezinirken bazen uzaklara dalıp hayaller kuracaksınız, bazen de gözlerinizin buğulandığını fark edeceksiniz. Belki öykülerdeki kahramanların yerine kendinizi koyacaksınız, belki de kahramanlarla kavga edeceksiniz.
Önce avuçlarınızı, sonra içinizi ısıtacak bu kitap yaşamınıza yepyeni bir soluk getirecek.
Liste Fiyatı: 6,00 TL. Kitapyurdu Fiyatı: 3,31 TL.
|