Sayfalar
Şubat 2012
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Oca    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829  

Archive for the ‘Kitap’ Category

Şu Fırat’ın Suyu

Cuma, Mart 4th, 2011

Özdemir Özbay, Dursun Yıldız
Truva Yayınları
Ocak 2011, 136 Sayfa, 10,00 TL

 

Sular içinde bir başka sudur Fırat.

Üstüne ağıtlar yakılır, senaryolar yazılır, büyük projeler yapılır.

O bütün bunlara aldırmaz, sadece akar…

Medeniyetin doğduğu topraklara can vermiştir.

Önemi hiç azalmamış, hikâyeleri, efsaneleri hiç eskimemiştir.

Şu Fırat’ın suyu herşeyi (daha fazla…)

Komutanin Supheli Olumu

Salı, Ocak 11th, 2011

Komutanın Şüpheli Ölümü
Yeniden Açılan Eşref Bitlis Kaza Dosyasının Öyküsü
Cüneyt Özdemir
Doğan Kitapçılık
Aralık 2010, 188 Sayfa, 12,00 TL

Jandarma Genel Komutanı Org. Eşref Bitlis’in uçağı kaza sonucu mu düştü, yoksa bir suikast mı söz konusuydu? “1990′lar, karanlık yıllar olarak tarihe geçti. Özellikle yolu Diyarbakır’dan geçen subaylar ya suikast sonucu ya (daha fazla…)

Mevsim Gibi Tüm Şiirleri

Cumartesi, Ocak 8th, 2011

Mevsim Gibi

Yayınevi: Kültür Ajans Yayınları

Yazar: Sami Aslan

Kategoriler: Edebiyat, Şiir


MEVSİM GİBİ

Sultan Süleyman’a bile kalmadı dünya!
Esersin rüzgar gibi hiddetin kime?
Olsan da padişah, olsan da köle;
Mevsim gibi gelip geçiyor insan.

Dünyada adalet verenlerden ol.
İbadeti doğru yapanlardan ol.
Mevla’nın rızasını alanlardan ol.
Mevsim gibi gelip geçiyor insan..

Yaradan var bizleri, kul hakkı yeme.
Aydınlık yolunu, karanlık etme.
Zalim olup da dünya, benimdir deme.
Mevsim gibi gelip geçiyor insan.

Allah’tır bu canı, veren de alan,
Bir dileğin varsa eğer, dile Allah’dan.
Korkmaz mısın mazlum ahı almakdan.
Mevsim gibi gelip geçiyor insan.

Mevla’nın yolunda, gidenlerden ol.
Resul için çöllere düşenlerden ol.
Yunus gibi bir çare, diyenlerden ol.
Mevsim gibi gelip geçiyor insan.

El açıp şükreden kullar gibi ol.
Allah’ı zikreden diller gibi ol,
Resullah’ı özleyen ümmet gibi ol .
Mevsim gibi gelip geçiyor insan.

Resul’ün aşkıyla yananlardan ol.
O gülün sünnetine uyanlardan ol.
Gönüller kıran değil, yapanlardan ol.
Mevsim gibi gelip geçiyor insan.

Her zaman veren el gibi ol.
Verdiğini söylemeyen dil gibi ol.
Allah’a koşan kul gibi ol.
Mevsim gibi gelip geçiyor insan.

(Arka Kapak Yazısından)

Doğal Makyaj Nasıl Yapılır?

Çarşamba, Aralık 15th, 2010

Dakikalar içinde hazırlanıp evden çıkmanız gerekiyor. Hem güzel hem de doğal görünmek istiyorsunuz… Bu durumda hızlı ve sade makyaj uygulamanız yeterli olacaktır.Doğal görünümlü makyajın püf noktaları MSN Kadın’da! Birkaç tekrar ettiğinizde eliniz alışacak ve hemen makyajınızı tamamlayacaksınız.

Makyaj malzemelerinin kolayca uygulanması, yüzünüzün pürüzsüz bir görünüm kazanması için ilk işlem cilt temizliğidir. Cilt türünüze uygun bir ürünle cildinizi temizleyip kuruması için bekleyin.

Temizlenmiş cildinize, makyajın kalıcı olmasını sağlarken cilt sağlığını da koruyacak türde cildinize uygun nemlendirici bir krem sürün. Kremin cilt tarafından emilmesi için bekleyin.

Cildinizdeki kusurları gizlemek, renk farklılıklarını kapatmak için yüz ve boyun bölgenize sünger yardımıyla fondöten sürün. Fondöten renginde seçim yaparken cilt renginizden bir ton açık ya da bir ton koyu olmasına özen gösterin. Fondöteni gözaltlarına, burun çevresine ve çene çizgisine dikkatlice sürün. Eğer makyajınızda göz farkı kullanacaksanız kalıcı olmasını sağlamak için göz kapaklarınıza fondöten uygulayın.

Göz makyajı yaparken amacınız gözlerinizi olduğundan daha büyük göstermekse siyah, gri ya da kahverengi tonlarında göz kalemini; . Gözlerinizi olduğundan küçük göstermek istiyorsanız; sadece gözlerinizin alt bölümüne, kirpik çizgisinden içeri göz kapağınızda kirpik çizgisinin hemen üstüne kalın bir çizgi halinde çekin ince bir çizgi halinde sürün.

Göz kaleminin doğal ve sade görünmesi için küçük bir fırçayla üzerinden birkaç kez geçin. Bu sayede gözlerinizin buğulu görünmesini de sağlamış olacaksınız.

Göz kapaklarınızın üzerine açık kahverengi tonlarında far sürüp dağıtın.

Göz makyajının son adımını rimelle tamamlayın. Kirpik diplerinden başlayarak dikkatlice rimel uygulayın. Rimel fırçasının temiz olmasına dikkat edin. Kirpik uçlarında biriken topaklanmış rimeli temizlemek için temiz, kuru bir diş fırçasından yardım alabilirsiniz.

Elmacık kemikleri, burun ve alnınıza pembe tonlarında allığı büyük fırçayla uygulayın. Boyun bölgenizle renk farklılıklarını yok etmek için az miktarda allık sürüp dikkatlice dağıtın.

Ruj fırçası yardımıyla allığınızla aynı tonlarda ruju dudaklarınızı uygulayın. Allıkla aynı tonlarda ruj kullanmak makyajınıza doğallık kazandıracaktır. Eğer dudaklarınızı vurgulamak istiyorsanız; kırmızı, fuşya gibi canlı renkleri tercih edebilirsiniz…

Darbe

Cumartesi, Aralık 11th, 2010

13 Kasım 1960 / Ondörtler Olayı
Erol Maraşlı
Bilgeoğuz Yayınevi
Temmuz 2010, 179 Sayfa, 11 TL

On dörtler olayı cumhuriyet tarihinin bir dönemine damgasını vuran, beklide gidişatını değiştiren bir evre! Bir devrin, darbe ile gelen krallarının bir iç hesaplaşması bu! Kısacası darbe içinde darbe; ihtilalin değişmez kuralı olarak bir noktada “ihtilalcilerin; ayaklarına bağ olacağına inandıkları arkadaşlarını yeme” olayıdır ki, önce omuzlarına basarak yükseldikleri kader arkadaşlarını yemişler, daha sonraları da başkaları onları yemek için teşebbüs etmişlerdir…

Kimdi bu On dörtler?

Bunlar: ihtilalin genç ateşli (daha fazla…)

Tarihin Yapilari

Cumartesi, Aralık 11th, 2010

Tarihin Yapıları
Tarihsel Materyalizme Giriş
Bernhard Brosius
Yordam Kitap
Ekim 2010, 192 Sayfa, 9,00 TL

Dünyamızı nasıl bir gelecek bekliyor? İnsanlık mı yok olacak, yoksa bu yok oluş sürecinin mi sonu gelecek? Bizimkini izleyecek dünya üzerine neler söyleyebiliriz? Dönüşüm olanakları nelerdir? Marx’ın tarihsel – mantıki yönteminin yardımıyla tarihte, bütün tarihsel süreçlerin temelinde yatan yapılar buluyoruz. Bu kitap tarihsel materyalizme yoğun bir giriştir. Kitapta diyalektik yöntem de ayrıntılı olarak (daha fazla…)

Istanbulun 100 yazari ” Istanbulun yuzleri serisi 4

Salı, Aralık 29th, 2009
Türk zevk ve estetiğinin, hayatı algılama ve yaşama biçiminin zirve noktası olan, asırlarca her şeyin en güzelinin, en zarifinin, en latifinin kendisine aktığı, belki de bu yüzden Yahya Kemal’in ‘Medeniyetimizin muhassalası’ (daha fazla…)

Kayip Sembol

Çarşamba, Aralık 23rd, 2009
 
  Kayıp Sembol
Yazar(lar) : Dan BrownSayfa Sayısı : 527
ISBN : 978-975-21-1192-9
Çevirmen : Peter Demir
Özelliği : 135x215mm, 2.Hamur
Fiyatı : 30,00 TLDan Brown; Da Vinci Şifresi, Melekler ve Şeytanlar’dan sonra Kayıp Sembol’de insanlığın yüzyıllardır beklediği bir gerçeğin peşinde… Harvard Simgebilim Profesörü Robert Langdon, Kongre Binası’nda konferans vermesi için yakın bir arkadaşından davet alır. Ancak, Washington’a varır varmaz oldukça garip bir durumla karşı karşıya kalan profesör, kendini korkunç bir oyunun ortasında bulur. Kongre Binası’na bırakılmış olan bir sembolün –yakın arkadaşı Peter Solomon’ın kesik eli– varlığını haber veren bir telefon, Langdon’ı hiç de yabancısı olmadığı bir dünyaya davet etmektedir. Antikçağlarda kullanılan bu sembolik çağrı, daveti alan kişiyi ezoterik bilgeliğin hüküm sürdüğü, çok eskilerde kalmış kayıp bir dünyaya sürükleyecektir. Sonu belli olmayan bu mistik daveti arkadaşını kurtarmak için kabul eden Langdon, bir anda masonik sırların, saklı kalmış tarihin ve o güne dek görmediği yerlerin gizli dünyasında inanılmaz bir gerçekle yüzleşmek zorunda kalır. Artık cevaplanması gereken sorular vardır: İnsanlığın Altın Çağı, açılmaması gereken bir kapının aralığından sırlarıyla birlikte yok mu olacak, yoksa hikmetin ışığında tüm soruların cevapları mı bulunacaktır?…

ELİF ŞAFAK / AŞK

Cumartesi, Ekim 24th, 2009


Ya ortasındasındır Aşk’ın merkezinde; ya da dışındasındır, hasretinde..Ella Rubinntain (40) Amerikalı bir ev kadınıdır. Tipik burjuva değerlerinin hâkim olduğu oldukça varlıklı bir ailesi, düzenli ve görünüşte “sorunsuz” bir evliliği vardır. Üç çocuğunu da büyüttükten sonra bir yayınevinde editör-asistanı olarak iş bulur; görevi A. Z. Zahara adlı tanınmamış bir yazarın tasavvuf felsefesini konu alan tarihi romanını değerlendirmektir.

Ancak hayatının kritik bir döneminde eline aldığı bu kitap, hiç beklemediği bir şekilde Ella’yı derinden sarsacak, dünyevi aşkı keşfetmek adına zorlu ve tehlikeli bir yolculuğa çıkmasına neden olacaktır.

hayatlarımızın durgun gölünü dalgalandıran taş misali, yüzleşmek zorunda olduğumuz sıkıntılar, acılar… ve aşkın peşinde katetmek zorunda olduğumuz zorlu yollar, ödediğimiz bedeller…

Aşk… kitap içinde bir kitap, hayatın anlamı peşinde bir aşk macerası…

Aşk… Elif Şafak’tan arayışa, gerçeğe ve keşfetmeye dair bir roman.

Akın

Pazartesi, Haziran 15th, 2009

Akın, konusunu İslamiyet öncesi Türk Tarihinden almakta­dır. Anayurt’taki iç denizin kuruması olayı, şiir-piyes biçiminde, destan olarak anlatılmaktadır. Yıllarca süren kuraklığın sona er­mesi için, yasa gereğince, İhtiyar Hakan İstemi Han’ın kurban edilmesi gerekmektedir.

İstemi Han’ın hedefi ise, suyu, yeşili, ağacı bol bereketli topraklara akınlar düzenleyerek, yerleşmek için yeni yurtlar ele geçirmektir. Gün, Batı ve Doğu beyleri bu hükmü yerine getirmek için İstemi Han’a gelirler. Bu üç beyin oğullan da devlet yönetimini Öğrensinler diye İstemi Han’m ya­nındadırlar. Üç başbuğ, kuraklık devam edeceği ve kurban edilme sırası İstemi Han’dan sonra kendilerine geleceği için hileye başvu­rurlar ve İstemi Han yerine kızı Suna’nın öldürülmesi için baş bakıcıyı kandırırlar. Gün Başbuğunun oğlu Demir ise Suna’yı sevmektedir. Hileyi meydana çıkarır. Mertliğe sığmayan bu tu­tumları yüzünden, halk üç başbuğu öldürür. Bunların oğullan Bumin, Bayan ve Demir başbuğ olur ve İstemi Han’ın “Akın” ülküsünü gerçekleştirirler.
Türklerin Anayurt’tan göç etmelerinin en Önemli sebebi olan kuraklıktan dolayı yeşile, suya ağaca olan özlem, Demir’in sevgi­lisi Suna’ya hediye ettiği çiniye bakılarak, İstemi Han tarafından işte böyle anlatılmaktadır:

“Yeşilde ne arar da bulamaz insan oğlu?
Yeşil bu.. .Varlık dolu, gök dolu, umman dolu!
Bir ucu gözlerinde, bir ucu engindedir,
Meyve veren ağaçlar bu çini rengindedir,
Bu çini rengindedir bahar, deniz, kır, orman
Bana Tanrım gözükür yeşil dediğin zaman.
Toplanmış bütün bunlar yeşil çininde senin,
Gizli arzulan var bunda bütün ülkenin.
Bunu ancak biz duyar, biz anlarız bu dilden…

Kızı Suna, babasının bu kadar üzülmesine dayanamaz ve:
“Yeter, baba, bu kadar içlendiğin yeşilden ” der. İstemi Han, nasıl İçlenmesin, nasıl özlem duymasın ki yeşile? Şu dizeler çektiği acıları gayet net bir şekilde açıklamaktadır:

“Tanrım, nasıl kesildi köpüren, taşan
sular? Dağlar mı yassûaşii? Ovalar mı
delindi? Neden coşkun suların sesi
gittikçe dindi?

Yıllarca bulutlara bakarak derin derin
Bekledik hiç gelmeyen yağmurunu
göklerin, Başaklar yandı gitti boyunu
gösterirken Koyunlar can çekişti
yavrusunu verirken Meyveler
kızarmadan dalı üstünde soldu, Irmak
yatağı kumsal, kırlar dikenlik oldu.

Eskiden güneş derdim bereketin eşidir
Bugün başucumuzda Tanrı’nın ateşidir,
O da susuz kalınca benzedi kudurmuşa,
Şimşek gibi çarpıyor aslana,
kurda,kuşa… İrmak bugünün yolu,
deniz yarının çölü… Tarlalar yangın
yeri.. .sürüler canlı ölü..

Dağlarının başından bulutu eksilmeyen,
Yılın dört mevsiminde susuzluk ne
bilmeyen Rüzgârlı ülkelere göç etmeli,
akmalı.. Yalnız bu anayurdu kimlere bırakmalı?

Yurdunda bir dikili ağaç kalmadığı gün
Yerinde durduğunu görürler gene Türk’ün..
Ayırmağa çalışmak ikisini boş etmek:
Türk demek yurt demektir, yurt demek de Türk demek!

Sizdedir bu varlığı kurtaracak son
büyü. Sîzin göç etmenizdir diriltecek
ölüyü… Bekçisi kalsın artık bu yurdun
ihtiyarlar, Koç yiğitler arasın başka
güzel diyarlar,

Bilgi bir elinizde, san’at bir elinizde,
Altınızda yağız at, dal kılıç belinizde,
Okları hiç şaşmayan yayınızla
yürüyün, Akın alaylarını arkanızdan
sürüyün. Kulağınızda kalsın ölürsem
vasiyetim: Gençleri yollamaktı sağa
sola niyetim.

Kitabın Adı :Akın
Yazarı : Faruk Nafiz Çamlıbel