Küçük jeton
Pazar, Mart 29th, 2009büyük jetona para verme , küçükten al büyüt.
| Beyzam.Net Güncel Blogu |
| seviyeli Sohbet Sitesi Blogu |
büyük jetona para verme , küçükten al büyüt.
ICME ASK SARABINDAN ACIDIR , AMAN DIKKAT ET KIZIN BABASI HOCADIR
Bir zamanlar aslandı. şimdi ise uslandı.
Hayir oqlum seni internetten indirmedim.. seni ben dogurdum
Damlaya damlaya göl olur. / Taşıma suyla değirmen dönmez.
İyi insan lafın üstüne gelir. / İti an çomağı hazırla!
Bir elin nesi var iki elin sesi var. / Nerde çokluk orda ..luk.
Fazla mal göz çıkarmaz. / Azıcık aşım ağrısız başım
Kervan yolda düzelir. / Balık baştan kokar.
Söz gümüşse,sükut altındır. / Sükut ikrardan gelir.
Harama uçkur çözülmez. / Güzele bakmak sevaptır.
İki gönül bir olunca samanlık seyran olur. / İki çıplak bir hamama yakışır.
Bülbülün çektiği dili belası../ Bilmemek ayıp değil öğrenmemek (sormamak) ayıp.
Eşeğe altın semer vursan, eşek yine eşektir. / Ye kürküm ye.
Eğri otur doğru konuş. / Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar.
Düşenin dostu olmaz. / Dost kara günde belli olur.
Ava giden avlanır. / Atın ölümü arpadan olsun.
Erken kalkan yol alır. / Acele işe şeytan karışır.
Birlikten kuvvet doğar. / Körler, sağırlar; birbirlerini ağırlar.
Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır. / Lafla peynir gemisi yürümez.
Gün ola harman ola. / Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir.
Ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol. / Hocanın dediğini yap, yaptığını yapma.
İyilik yap denize at. / Merhametten maraz doğar.
Zararın neresinden dönülse kardır. / Gelen gideni aratır.
Yüzü güzel olanın huyu da güzel olur. / Yüzü güzel olanı değil huyu güzel olanı sev.
Akıl akıldan üstündür. / Aklın yolu birdir.
El elden üstündür. / Alet işler el övünür.
Acı patlıcanı kırağı çalmaz. / Kurunun yanında yaş da yanar.
Zorla güzellik olmaz. _ Zora dağlar dayanmaz.
Öfke baldan tatlıdır. _Öfke ile kalkan zararla oturur.
İşleyen demir ışıldar. _ İnsan yedisinde neyse yetmişinde de odur.
Fazla mal göz çıkarmaz. _ Azı karar çoğu zarar.
İnsanın kıymetini insan bilir. _ İnsanoğlu çiğ süt emmiş.
Anasına bak kızını al, kenarına bak bezini al. / Beş parmağın beşi birbirine benzemez.
Olmaz olmaz deme. _ İş olacağına varır.
Eski dost düşman olmaz. _ Güvenme dostuna saman doldurur postuna..
Harama el uzatılmaz. _ Üzümü ye bağını sorma.
Paranın Anadolu topraklarında icat edildiği söylenir. Türk insanının parayı keşfi ise Özal sonrasına rastlıyor.
Kafesteki kuşların birinci ölüm nedeni strestir. Bizler de birer kafesin içinde yaşıyor sayılırız. Maddiyat kafesi bu. Stresin ve buna bağlı hastalıkların hızla artması bu yüzden.
Türkiye’yi şantiyeye çevirdiklerini söyleyenler, aslında Türkiye’yi rantiyeye çevirdiklerini de itiraf etmiş oluyorlar.
1 halı alana 10 halı bedava kampanyasını ilk gördüğünüzde nasılsanız, ben hala öyleyim. Şaşkın bir vaziyette, boş ve anlamsız gözlerle olan biteni seyrediyorum. Bir dilin son konuşanı gibi…
Sadece cebimizdeki paranın, meşhur markaların ya da çok satan kitapların değil, şeyhlerin bile sahtesi çıkıyor. Böyle bir devirde yaşıyoruz.
Boykot edilecek Yahudi mallarının listesini incelerken dikkatimi çekti. Türkiye’de bilinen ve kullanılan dört tane diş macunu markası var. Şu, şu, şu ve bu. Dördünün de sahibi veya sahiplerinden biri Yahudi imiş. Şimdi, insanımızın sapsarı dişlerine bakarak; bu durumu, “Yahudi mallarını protesto ediyorlar, aferin onlara” şeklinde yorumlayabilir miyiz?
Aslında politikacılarımızın durumu da biraz bu örneğe benziyor. Şunu veya bunu yapmıyorlar ya da yapıyorlar diye, onları İsrail’e karşı tavır alıyorlar sanıyoruz. Oysa durum hiç de öyle değil.
Eskiden, ne olursa olsun, ekonomi kötüye gitsin ya da vatan topraklarından bir kısmı işgal edilsin, sadık ve mütedeyyin Anadolu insanın kendinden emin bir şekilde söylediği hep şuydu: (Bu vatanın sahipleri var)
“Vatanın sahipleri”nden kasıt; kolluk kuvvetleri, eli silah tutan adamlar ya da bunlara benzer şeyler değildi.
Kastedilen şey, yerin üstünde yaşayanlar değil, yerin altında yatanlardı. Yani evliyalar, erenler, ulular, din büyükleri vs.
Ama şimdi durum değişti. Ülkenin sahipleri deyince, akla artık başka adresler geliyor.
Şok edici bir olaydan sonra, mikrofonu kime uzatırsanız uzatın, ister bir profesöre, ister bir çiftçiye,, hep aynı cevap veriliyor. Eller, çaresizlik ifadesi olarak iki yana açılıyor ve burası Türkiye deniliyor.
Yani, olan biten hiçbir şeye şaşırmıyor, yaşananlar karşısında afallamıyoruz.
“Burası Türkiye” demek, bir bakıma, “Türk insanından her şey beklenir” anlamına da geliyor.
Mesela bazı soygun çeteleri ortaya çıkartılıyor. Hiçbir konuda birleşemeyenler, milli mutabakat sağlayamayanlar, iş hırsızlık olunca nasıl da birleşmişler, görüyorsunuz. Çetenin içinde yargı da var, yasama da… Doğal olarak “yürütme” de…
Sadece ilin ya da ilçenin belediye başkanı ve başkanın tüm adamları değil, mülki erkândan bazıları da çetenin içinde. Onların canı can da, alay komutanının canı patlıcan mı? O da işin bir ucundan tutuveriyor.
Böyle bir sürü örnek: Balığı boyayandan görevini kötüye kullanana kadar…
Para ile imtihana giren insanların büyük çoğunluğu, maalesef o imtihanı kaybediyor.
Seçim atmosferine girdik gireli, yolsuzluklar daha bir ayyuka çıkmış görünüyor. Birbirlerini yıpratmak isteyen partiler, el altından ya da üstünden, dosyaları birbiri ardına piyasaya sürüyor.
Koskoca siyasilerin komisyonculuk yapması, zimmete geçirilen arsalar, fesat karıştırılan ihaleler, adam kayırmalar, bacak kadar çocukların sahip olduğu milyon dolarlık şirketler ve daha neler.
Peki, yolsuzluk, yani hırsızlık yaptığı için seçimi kaybeden kaç siyasi var?
Gel de “Burası Türkiye” deme!
Sıklıkla “paranın dini ve ideolojisi olmaz” deniliyor. Ruh halimize göre, bu söze bazen katılıyor, bazen katılmıyoruz. Ama aynı gün, yolsuzluk yaptıkları ve çete kurdukları için hem iktidar partisinden hem de ana muhalefet partisinden belediye başkanları gözaltına alınıyor. Demokrasilerde, muhalefetin bir görevi de iktidar partisine göz kulak olmakmış. Öyle diyorlar. Fakat bizdeki, hırsızı hırsıza emanet etmek gibi bir şey…
Hani, “askerlikte dayak yemedim diyen yalan söyler.. şeklinde hayli yaygın bir kanaat vardır ya, bu da öyle. Bir yerlere gelip de “yemedim” diyeni alnından öpmek lazım.
“Başkaları yiyeceğine bizimkiler yesin yaklaşımının ne anlama geldiğini ise önceki yazılarımızdan birinde yazmıştım.
Temel Karayolları Müdürlüğünde işe alınmıştır; görevi ise yollardaki çizgileri çekmektir. Temel’e bir kutu boya ve fırça verilir.
Temel çizgileri çekmeye başlar.
Bir gün amiri gelir ve çizelgeye bakar;
“1. gün 500 metre, 2. gün 300 metre, 3. gün 150 metre, 4. Gün 100 metre..”
“Temel”, der “her gün gittikçe tembelleşiyorsun galiba
Temel cevap verir: “Aksine amirum daha çok çalışayrum lakin gün geçtikçe boya kutusundan daha fazla uzaklaşayrum.
Kadınların erkekleri reddederken söyledikleri bahaneler..
Erkeklerin kadınları reddederken söyledikleri bahaneler..
1- Seni ağabeyim gibi severim.(Saz heyetinde 14. keman)
2- Aramızda bu kadar yaş farkı olmasaydı keşke. (Babam yaşındasın)
3- Seni düşünemiyorum. (Çirkinsin)
4- Hayatım şu anda karmakarışık. (eve gideceğiz ve eski erkek arkadaşım gelecek,olay çıkacak)
5- Bir başkasını seviyorum. (Evde kedimi okşar,pasta börek yerim)
6- Aynı işyerinde çalıştığım biriyle çıkamam. (Aslında sadece aynı güneş sisteminde olsak da seninle olmam)
7- Sorun senden değil,benden kaynaklanıyor. (sorun senden kaynaklanıyor)
8- Şu sıralar kariyerime konsantreyim.(iş yapmak bile seninle olmaktan daha ilginç)
9- Sözlüm var. (Seninle beraber olmaktansa her yalanı söylerim)
10- Arkadaş kalalım. (Benim yanımda ol da erkek arkadaşlarımın neler yaptıklarını anlatacak bir adamım olsun)
1- Seni kızkardeşim gibi severim(çirkinsin)
2- Aramızda bu kadar yaş farkı olmasaydı keşke (çirkinsin)
3- Seni düşünemiyorum (çirkinsin)
4- Hayatım şuanda karmakarışık (çirkinsin)
5- Bir başaksını seviyorum (çirkinsin)
6- Aynı işyerinde çalıştığım biriyle çıkamam (çirkinsin)
7- Sorun senden değil benden (çirkinsin)
8- Şu sıralar kariyerime konsantreyim (çirkinsin)
9- Sözlüm var (çirkinsin)
10- Arkadaş kalalım (çok ama çok çirkinsin
|
||||||
|
|
||||||