Nefes
Çarşamba, Aralık 23rd, 2009
| Beyzam.Net Güncel Blogu |
| seviyeli Sohbet Sitesi Blogu |



K. D . Yılmaz 12 Mayıs 2009 , Salı 10:38Sinemada da iddialı olduğunu kanıtlamaya çalışan J.J. Abrams, günümüzde can çekişen ‘Star Trek’ efsanesini hayata döndürecek yaşam öpücüğünü de vermeyi başarıyor. İçeriğindeki pek çok değişikliğe ve anlatımında kazandığı dinamikliğin yanında bir yandan da eskiyle bağlarını tamamen koparmamaya da dikkat eden ‘Star Trek’ bir yandan nostaljik diğer yandan da günümüzden olabilen ve tüm heyecanıyla eğlencesini seyircisine de aktarabilen enfes bir yaz eğlencesi. …..
60’lardan beri her neslin bir şekilde maruz kaldığı ‘Star Trek’ efsanesi, pek çok alternatif öyküsü, kendine has nitelikleriyle beraber günümüze kadar yaşamasına rağmen özellikle son 10 yıl içerisinde iyiden iyiye paslanan yapısıyla beraber arkada bıraktığı azımsanmayacak bir – maalesef tam bir Türkçe karşılığı yok – ‘geek’ topluluğuna hizmet etmenin ötesine de geçemiyordu. Bu anlamda yaklaştığımızda belki de, son dönemde artık sıkıntı boyutuna ulaşan ‘yeniden başlasın’ furyasına katılan en makul halka olduğunu da söylemek gerek….
Abrams’dan alternatif bir seyir defteri
TV’deki hükümranlığını sinemaya taşımaya çalışan J.J. Abrams’ın; senaryosunu ‘Alias’ ve ‘Fringe’deki suç ortakları Alex Kurtzman ve Roberto Orci’ye; yapımcılığını ise ‘Lost’un efendisi Damon Lindelof’a teslim ettiği ‘Star Trek’in herşeyden önce büyük bir heyecanla ve hevesle hazırlandığı belli oluyor. Zira, perdeden fışkıran enerji artık hantallığın doruklarına ulaşan bu koca evreni izlerken aynı heyecanı seyirciye de hissettirmek konusunda çok başarılı. Başlangıç noktasını orijinal seriye göre belirleyen filmde yine de alternatif bir seyir defteri tutuluyor. İşin içine giren zaman yolculuğu gibi temalar sayesinde sadece bilindik karakterlerin ilk yılları anlatılmakla kalmıyor, aynı zamanda yeni bir tarih de yazılmış oluyor……
Bu bağlamda Abrams ve çetesinin , dokunulmazmış gibi duran – ki asıl fanatiklerin ne düşüneceğini tahmin etmek zor – bir seriye hem içerik hem de görsel açıdan bir yenilik katmış olduğunu kolayca söyleyebiliriz. Ancak Star Trek’in en önemli özelliklerinden birisi yarattığı radikal değişiklikler ve yeni görsel cilanın yanında bir yandan da orijinal yapıya saygı duyarak işin ruhunu mümkün olduğunca koruması elbette. Bu iki farklı yaklaşımın hiçbir şekilde kafa karışıklığı yaratmadığını aksine oldukça uyumlu bir şekilde filmin seyir zevkini üst noktalara çektiğini de eklemeliyiz. Öyle ki geçmişe yapılan saygı duruşları bir yandan eski hayranları mest ederken bir yandan bu fenomene daha önce tanık olmamış yeni bir nesli de peşinden sürükleyebilecek malzemeye sahip…..
Atılgan’da kişisel dertler
J.J. Abrams’ ın köprüde kaptan koltuğuna oturduğu ve kaptanın seyir defterinde yepyeni bir sayfa açtığı bu halka , şüphesiz Abrams’ın tipik takıntılarının da yine ortaya çıkmasını sağlıyor . Yine Kurtzman ve Orci ile beraber kotardıkları ‘Alias’ta özellikle üstünde durdukları; aile ve kişisel intikam gibi temaları ilk uzun metraj ortaklıkları ‘Görevimiz Tehlike 3’e (Mission: Impossible III, 2006) de taşıyan üçlü bu sefer de ana öyküyü yine kişisel sulara indiriyorlar. Aslında bu tercih belki de – özellikle bir başlangıç için – iyi bir tercih olabilir. Ancak 60’larda dönemin politik hareketlerini ve düşünsel akımlarını da metnin içine yerleştirmiş bir serinin devamı olarak biraz ‘ eksikmiş’ havası yaratmasına da sebep oluyor, ve kabul etmek gerekir ki arasak da günümüzdeki koşulları aynalayan herhangi bir toplumsal alt metni filmde bulmak zor. Diğer yandan filmin; ekip ruhunu ve daha kişisel bağları aynı ölçüde, hatta belki biraz daha nostaljik bir hava katarak , yaşattığını eklemek lazım….
Tematik tercihleri bir yana, Abrams’ın kaptan koltuğunda teknik anlamda gayet yetkin bir iş çıkardığını da hatırlatmak gerek . Dinamik yapısı ve artık janrların birbirine girmesine iyice alıştığımız günümüzde Abrams ; komediden romansa , bilim kurgudan aksiyona filmin içine sokuşturduğu her türü zevkle izlenecek forma sokuyor. Aynı zamanda yepyeni ve genç kadrosundan aldığı performansın da filmin teknik özellikleri kadar önemli olduğunu belirtelim. Zira Atılgan’ ın bu yeni ekibinin tamamı olması gerektiği gibi bir portre çiziyor ve bireysellikten önce bir takım halinde beyaz perdede arz-ı endam ediyor….
Sonuç olarak, burada birşeyleri sıfırdan alma anlayışı gayet iyi bir tercih gibi gözüküyor. Yakaladığı enfes görsel özellikleri, tam performans aldığı oyuncuları, nostaljik olmanın yanında yenilikten korkmayan yaklaşımı ve türlerin karışımını iyi bir şekilde idare etmesiyle ‘Star Trek ’in bu yazın en iyi gişe canavarlarından birisi olacağını tahmin etmek zor değil….
Vizyon tarihi:
12 Haziran 2009
“Babil”in senaristi Guillermo Arriaga‘nın ilk yönetmenlik deneyimi olacak olan filmde Oscar ödüllü aktris Charlize Theron Sylvia adlı bir karakteri canlandıracak. Sylvia çalkantılı bir çocukluk sonrası ebeveynleriyle ortak bir noktada buluşmaya çalışacak.
Bir restoranda işletmeci olan Sylvia gizemli bir kadındır. Maria ise Meksika’da babası ve en yakın arkadaşıyla mutlu mesut bir
Peter , Zooey ile evlenmek üzeredir ancak nikâhında sağdıçlık yapacak erkek arkadaşı olmadığını fark eder . Bunun üzerine bir sürü erkekle dostluklar kurmaya çalışır. Sonunda Sydney ile arasında sağlam bir dostluk ortamı oluşur. Ancak iki erkeğin birbirine yakınlaşması hızlandıkça Peter’in Zooey ile ilişkisinde sorunlar başlar. Peter bir tercih yapmak zorundadır. Ya nişanlısını, ya da yeni bulduğu “kardeşini” seçecektir…
Vizyon tarihi:
29 Mayıs 2009
Internet adresi:
Romeo, bu hayatta her şeye sahiptir: Kocaman bir malikane, bir sürü araba ve onu çok seven bir aile. Hayattan anladığı sadece bunlardır . Ancak bir gün ailesi onu Mumbai sokaklarında tek başına bırakıp Londra’ya taşınınca Romeo , kendisini başka bir dünyanın içinde bulur. Sevimliliğiyle kısa zamanda yeni arkadaşlar edinir ve hayatında gördüğü en güzel kız Laila ile tanışır….
Kanada’nın Amerika sınırına
Yönetmen
Paul McGuigan
Tür:
Bilim Kurgu, Gerilim
Yapım:
ABD 2009 (Renkli)
Dil:
İngilizce
Hong Kong’ta yaşayan bir grup genç, Amerikan hükümetinin el altından yürüttüğü bir projenin çalışanlarından kaçmaktadır. Kendi çıkarları için kullanılmak üzere onların silaha dönüştürülmesini isteyen bu kişilerden tamamen kurtulmak için güçlerini birleştirmeleri gerekir. Bu amaçla da insanların düşüncelerini istediği gibi kontrol eden Alyssa English’e ulaşmaları ve birlikte savaşmaları gerekmektedir….
Yönetmen: Kamil Aydın, Ahmet Yılmaz
Oyuncular: Şafak Sezer, Eyşan Özhim, Ercan Saatçi, Yıldırım Memişoğlu
Senaryo: Ahmet Yılmaz
Görüntü Yönetmeni: Varol Şahin
Müzik: Ercan Saatçi
Tür: Komedi
Süre: 140 Dk.
Yapım: 2007 – Türkiye
Dağıtımcı: Özen Film www.ozenfilm.com.tr
Gösterim tarihi: 21 Aralık 2007
Editörün Notu: Sahte bir papazın kahkahalarla dolu, komik macerası…
Konu: Fikret hayatını gemilerde tayfalık yaparak geçirmiş, her limanda bir sevgili felsefesiyle yaşamış ve nihayet yerleşik bir hayatta karar kılıp İstanbul’a yerleşmiştir… Zenginlik hayalleri kuran ve at yarışlarından birgün çok büyük servet kazanacağını düşleyen Fikret, semtin ganyan bayisinin daimi üyesidir.
Geçmiş hayatının alışkanlıklarından kopamadan aylak bir hayat sürmeye başlayan Fikret, yaşadığı semtte bulunan bir kilisenin rahibi olan Artin’in Vatikan’a gitmesini fırsat bilerek kilise imkanlarını kullanmaya başlamıştır… Kilise mahzeninde ki pahalı şarapları satarak yolunu bulmakta ve geceleri de gizlice girdiği Artin’in odasında kalmaktadır… Geri kalan vaktinin çoğunu ya ganyan bayisinde at yarışı oynayarak geçirmekte ya da hayatta ki en büyük ve tek hayranı Asım’la takılmaktadır…
Fikret ve Asım kendi çaplarını hayatlarına devam ederlerken, bir gün hayatlarını değiştirecek olan fırsatla karşılaşırlar!
Kardeşi Selen’e büyü yapıldığını düşünen zengin ve dul işkadını Deniz’in yolu bir gün Fikret’le kesişir! Kardeşini kurtarmak uğruna tüm servetini gözden çıkardığını öğrenen Fikret, bu durumu da kendi lehine kullanmaya karar verir ve Rahip Artin’in yerine geçerek Asım’a birlikte büyü bozmaya Deniz’in evine gider!
Gerçi gerçek elbette bu değildir!
Yönetmen
Harun Özakıncı
Senaryo
Harun Özakıncı
Yapımcı
Fırat Uğurlu
Müzik
Barış Kırımşelioğlu, Bazuki Orhan
Görüntü yönetmeni
Bünyamin Başar
Tür:
Komedi
Yapım:
Türkiye 2008 98 dakika (Renkli)
Dil:
Türkçe
Internet adresi:
www.hadigaricumhur.com/
*
*
*
*
*
*
*
Cumhur’un babası tek geçim kaynağı olduğu için, Mandalina ve Zeytin bahçesini Cumhur’a, bataklık olduğu ve işe yaramadığı içinde deniz kenarındaki araziyi Cumhur’un ablasına miras bırakmıştır. Seksenli yıllardan sonra yörede patlayan turizm, Cumhur’un ablası Asiye ile evlenen damat Ethem’in kaderini değiştirmiş, ve Cumhur’u delirtmiştir…
Turizm acenteleri ile anlaşan damat Ethem, işe yaramaz diye bırakılan eşine ait denize sıfır araziyi mütevazi üç yıldızlı otel haline getirmiş, hayatına devam etmektedir. Cumhur’ un tek varlığı ise narenciye bahçesi ve bahçe içindeki evden bozma pansiyon işletmeciliği, birde Bodrum’un en işlek yerinde küçücük berber dükkanıdır… Cumhur, ablasına bırakılan araziyi eline geçirmeyi namus davasından farksız görmektedir….