Sayfalar
Mayıs 2012
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Nis    
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031  

Archive for the ‘Sinema’ Category

Nefes

Çarşamba, Aralık 23rd, 2009
Sinemalarda gösterilmeye başlandığında büyük yankı uyandıran, çok tartışılan “Nefes: Vatan Sağolsun” filminin DVD’si 6 Ocak’ta satışa çıkıyor.
Güneydoğu’da Irak sınırına yakın bir ilçedeki komando tugayında bulunan ve Karabal Tepesi’ndeki röle istasyonunu korumakla görevlendirilen bir yüzbaşı komutasındaki 40 askerin hikayesini anlatan “Nefes: Vatan Sağolsun”, 16 Ekim 2009’da vizyona girmiş ve hayli ses getirmişti. Hayli geniş bir izleyici kitlesine ulaşan, yaklaşık 2.5 milyon kişinin sinemada izlediği filmin daha henüz vizyondan tam olarak kalkmadan DVD’si satışa çıkıyor. 6 Ocak’ta raflardaki yerini alacak DVD’sinin ne kadar ses getireceğinin önümüzdeki günlerde göreceğiz.
Filmin konusu:
Büyük çaplı bir sınır ötesi operasyonun başlamasıyla, telsiz röle istasyonunun bulunduğu Karabal Jandarma Karakolu’nun önemi daha da artmıştır. Çünkü operasyona katılan birliklerin haberleşmesi artık bu röle istasyonu ile sağlanacaktır. Güneydoğu’da Irak sınırına yakın bir ilçedeki Komando Tugayı’nda görevli Yüzbaşı ve emrindeki askerler, tipi ve karla mücadele ederek iki gün süren intikalin ardından karakola ulaşırlar.
Karakol’da bulunan Jandarma askerleri ile birlikte geçirdikleri günlerde acıyı, sevinci ve hasreti paylaşırlar; son güne kadar karakolu ve telsizi koruma görevlerini yerine getirmek için mücadele ederler.

“Görevimiz Tehlike 4” geliyor!

Salı, Haziran 23rd, 2009

 

Yakın zaman öncesine kadar imkansız gibi görünen “Görevimiz Tehlike 4” projesi Paramoun t’ta  şekillenmeye başladı….
Yakın   zaman öncesine kadar imkansız gibi  görünen “Görevimiz Tehlike 4” projesi Paramount’ta şekillenmeye başladı.Tom Cruise ile J.J. Abrams’ın, serinin dördüncü bölümünün 2011  yılında  gösterime  girmesi  için anlaşmaya vardığı bildiriliyor…..
2006 Ağustos’unda Paramount ’tan  zorunlu  olarak ayrılan  Tom  Cruise ’un  geri dönüşü başlıbaşına bir sürpriz olarak karşılandı . Bilindiği  üzere   Paramount’un  bağlı  bulunduğu Viacom’un başkanı Sumner Redstone, o günlerde aldığı bir kararla ünlü aktörün stüdyoyla 14 yıldır devam eden anlaşmasını feshetmişti. Cruise’un o günlerdeki menejeri Rick Nikita da, yaptığı açıklamada Redstone’un kararının “şok edici şekilde saldırgan ve acımasız bir karar ” olduğu yorumunu yapmıştı. Oluşan gerginlik  sonucunda  United  Artists’in başına geçen Tom  Cruise,  orada  prodüksiyon  kararlarında  daha aktif rol üstlendi. Bu arada Redstone da aktörle  ilişkiyi yeniden kurmanın çaresini arıyordu. Son günlerde katıldığı bir programda Tom Cruise için  ne  düşündüğü sorulunca “Büyük bir aktör ve iyi bir dost” şeklinde yorum yaptığı görüldü…..
“Görevimiz Tehlike 4” ün dördüncüsünün devreye  girmesiyle birlikte  Paramount’un elindeki  devam  filmlerinin  sayısı  üçe çıkmış  olacak.  Bilindiği  gibi  şu anda “Star Trek 2” ve “Transformers 3” projeleri üzerinde çalışılıyor. Ayrıca “Star  Trek 2”nin çalışmalarının devam ettiği günlerde Tom Cruise, 20th Century Fox  bünyesinde  başrolünü Cameron Diaz ile paylaşacağı bir filmde  oynayacak.  James  Mangold ’un yöneteceği bu filmin ismi “Wichita ” olarak  belirlenmişti, ancak sonradan vazgeçildi ve şu  an isimsiz proje olarak hazırlığına  devam  ediliyor . Öte yandan Tom Cruise ile Denzel  Washington, David Cronenberg imzalı “The  Matarese Circle” adlı bir  filmin  senaryosunun  yeniden yazımını beklemeye devam ediyorlar . MGM  bünyesinde  çekilecek bu gerilim filmi,  Robert Ludlum’un kitabından uyarlanacak……

Star Trek: Kaptanın Seyir Defteri, Sıfırdan

Salı, Haziran 16th, 2009

K. D . Yılmaz 12  Mayıs  2009 , Salı  10:38Sinemada  da iddialı olduğunu  kanıtlamaya çalışan J.J. Abrams,   günümüzde can çekişen ‘Star Trek’ efsanesini hayata döndürecek yaşam öpücüğünü  de vermeyi başarıyor. İçeriğindeki pek çok değişikliğe ve anlatımında kazandığı dinamikliğin  yanında bir yandan da eskiyle bağlarını tamamen koparmamaya da dikkat eden ‘Star Trek’ bir yandan  nostaljik diğer yandan da günümüzden olabilen ve tüm heyecanıyla eğlencesini seyircisine  de aktarabilen enfes bir yaz eğlencesi. …..

60’lardan beri her neslin bir şekilde maruz kaldığı ‘Star Trek’ efsanesi, pek çok alternatif öyküsü, kendine has nitelikleriyle beraber günümüze kadar yaşamasına rağmen özellikle son 10 yıl içerisinde iyiden iyiye paslanan yapısıyla beraber arkada bıraktığı azımsanmayacak bir – maalesef tam bir Türkçe karşılığı yok – ‘geek’ topluluğuna hizmet etmenin ötesine de geçemiyordu. Bu anlamda yaklaştığımızda belki de, son dönemde artık sıkıntı  boyutuna ulaşan ‘yeniden başlasın’ furyasına katılan en makul halka olduğunu da söylemek gerek….

Abrams’dan  alternatif bir   seyir  defteri
TV’deki hükümranlığını sinemaya  taşımaya çalışan J.J. Abrams’ın; senaryosunu ‘Alias’ ve ‘Fringe’deki suç ortakları Alex  Kurtzman ve Roberto Orci’ye; yapımcılığını ise ‘Lost’un efendisi Damon Lindelof’a teslim ettiği ‘Star Trek’in herşeyden önce büyük bir heyecanla ve hevesle hazırlandığı belli oluyor.  Zira, perdeden fışkıran enerji artık hantallığın doruklarına ulaşan bu koca evreni izlerken aynı  heyecanı seyirciye de hissettirmek konusunda çok başarılı. Başlangıç noktasını orijinal seriye göre  belirleyen filmde yine de alternatif bir seyir defteri tutuluyor. İşin içine giren zaman yolculuğu  gibi  temalar sayesinde sadece bilindik karakterlerin ilk yılları anlatılmakla kalmıyor,  aynı  zamanda  yeni bir tarih de yazılmış oluyor……

Bu bağlamda Abrams  ve  çetesinin , dokunulmazmış gibi duran – ki asıl fanatiklerin ne düşüneceğini tahmin etmek zor –  bir seriye hem içerik hem de görsel açıdan bir yenilik katmış olduğunu kolayca söyleyebiliriz.  Ancak Star Trek’in en önemli özelliklerinden birisi yarattığı radikal değişiklikler ve yeni görsel  cilanın yanında bir yandan da orijinal yapıya saygı duyarak işin ruhunu mümkün olduğunca  koruması elbette. Bu iki farklı yaklaşımın hiçbir şekilde kafa karışıklığı yaratmadığını aksine oldukça uyumlu bir şekilde filmin seyir zevkini üst noktalara çektiğini de eklemeliyiz. Öyle  ki  geçmişe yapılan saygı duruşları bir yandan eski hayranları mest ederken bir yandan bu  fenomene  daha önce tanık olmamış yeni bir nesli de peşinden sürükleyebilecek malzemeye sahip…..

Atılgan’da kişisel dertler
J.J. Abrams’ ın  köprüde  kaptan  koltuğuna  oturduğu ve kaptanın seyir defterinde yepyeni bir sayfa açtığı  bu halka , şüphesiz  Abrams’ın  tipik takıntılarının da yine ortaya çıkmasını sağlıyor . Yine Kurtzman ve Orci ile beraber kotardıkları ‘Alias’ta özellikle üstünde durdukları; aile ve kişisel  intikam gibi temaları ilk uzun metraj ortaklıkları ‘Görevimiz Tehlike 3’e (Mission: Impossible III, 2006) de taşıyan üçlü  bu  sefer de ana öyküyü yine kişisel sulara indiriyorlar. Aslında bu tercih belki de – özellikle  bir  başlangıç için – iyi bir tercih olabilir. Ancak 60’larda dönemin politik hareketlerini  ve  düşünsel akımlarını da metnin içine yerleştirmiş bir serinin devamı olarak biraz ‘ eksikmiş’ havası yaratmasına da sebep oluyor, ve kabul etmek gerekir ki arasak da günümüzdeki  koşulları aynalayan herhangi bir toplumsal alt metni filmde bulmak zor. Diğer yandan filmin;  ekip  ruhunu  ve  daha  kişisel  bağları aynı ölçüde, hatta belki biraz daha nostaljik bir hava katarak , yaşattığını  eklemek lazım….

Tematik  tercihleri  bir  yana, Abrams’ın kaptan koltuğunda teknik anlamda gayet yetkin bir iş çıkardığını  da   hatırlatmak  gerek  . Dinamik  yapısı  ve  artık janrların birbirine girmesine iyice alıştığımız günümüzde   Abrams ;  komediden romansa , bilim  kurgudan aksiyona filmin içine sokuşturduğu her türü zevkle   izlenecek forma sokuyor. Aynı  zamanda  yepyeni ve genç kadrosundan aldığı performansın  da filmin teknik özellikleri kadar  önemli olduğunu belirtelim. Zira  Atılgan’ ın  bu yeni  ekibinin tamamı olması gerektiği gibi bir  portre  çiziyor ve bireysellikten önce bir  takım halinde  beyaz  perdede  arz-ı  endam  ediyor….

Sonuç  olarak, burada birşeyleri sıfırdan alma anlayışı gayet iyi  bir  tercih gibi gözüküyor. Yakaladığı  enfes görsel özellikleri, tam performans aldığı oyuncuları,  nostaljik olmanın yanında  yenilikten korkmayan yaklaşımı ve türlerin karışımını iyi  bir  şekilde idare etmesiyle ‘Star  Trek ’in  bu yazın en iyi gişe canavarlarından birisi olacağını tahmin  etmek  zor  değil….

Ask Atesi

Salı, Haziran 16th, 2009

Vizyon tarihi:

12 Haziran 2009

 

“Babil”in senaristi Guillermo Arriaga‘nın ilk yönetmenlik deneyimi olacak olan filmde Oscar ödüllü aktris Charlize Theron Sylvia adlı bir karakteri canlandıracak. Sylvia çalkantılı bir çocukluk sonrası ebeveynleriyle ortak bir noktada buluşmaya çalışacak.

Bir restoranda   işletmeci  olan Sylvia gizemli bir kadındır. Maria ise Meksika’da babası ve en yakın arkadaşıyla   mutlu  mesut bir

haya t  sürmektedir . Ancak trajik bir kaza  her  şeyi  değiştirir . Mariana ve Santiago, beklenmedik   bir  şekilde aşık  olurlar.  Terk edilmiş bir karavanda, Gina ve  Nick arasında yaşanan  yasak   aşkın  fırtınası,   Sylvia  ve diğer karakterlerin hayatlarını bambaşka  bir  şekle sokar….

Adamim benim

Cumartesi, Haziran 13th, 2009


Peter , Zooey  ile  evlenmek   üzeredir   ancak   nikâhında sağdıçlık yapacak erkek arkadaşı olmadığını  fark eder . Bunun üzerine  bir  sürü  erkekle  dostluklar kurmaya çalışır. Sonunda Sydney  ile  arasında sağlam bir dostluk ortamı oluşur.  Ancak iki erkeğin birbirine yakınlaşması hızlandıkça  Peter’in Zooey ile ilişkisinde sorunlar başlar.  Peter bir tercih yapmak zorundadır. Ya nişanlısını,  ya da yeni bulduğu “kardeşini” seçecektir…

Sokaklarin krali romeo

Çarşamba, Haziran 3rd, 2009

Vizyon tarihi:

29 Mayıs 2009

Internet adresi:

Romeo, bu  hayatta   her  şeye  sahiptir: Kocaman  bir malikane, bir sürü araba ve onu çok seven bir aile. Hayattan   anladığı  sadece  bunlardır .  Ancak bir gün ailesi onu Mumbai sokaklarında tek başına bırakıp   Londra’ya  taşınınca  Romeo  , kendisini başka bir dünyanın  içinde bulur. Sevimliliğiyle  kısa  zamanda  yeni  arkadaşlar   edinir  ve hayatında gördüğü  en güzel kız Laila ile tanışır….

Donmus irmak

Çarşamba, Haziran 3rd, 2009

Kanada’nın Amerika sınırına

yakın bir yerde, hayatlarını güçlükle yürütebilen iki kadın, ayakta  kalabilmek için yasadışı göçmen taşıma işine  bulaşırlar. Sınırı oluşturan  ve kışları  donan bir  ırmağı, eski bir kamyonetle geçerek zor durumda  göçmenleri  taşıyan  iki  kadın karşı kıyıya yaptıkları  her  seyahatın, son seyahat olacağına  kendilerine  söz   verirler ancak işler plânladıkları  gibi gitmez….

DARBE

Pazartesi, Haziran 1st, 2009

Yönetmen

Paul McGuigan

Tür:

Bilim Kurgu, Gerilim

Yapım:

ABD 2009 (Renkli)

Dil:

İngilizce

Hong Kong’ta yaşayan bir grup genç, Amerikan hükümetinin el altından yürüttüğü bir projenin çalışanlarından kaçmaktadır. Kendi çıkarları için kullanılmak üzere onların silaha dönüştürülmesini isteyen bu kişilerden tamamen kurtulmak için güçlerini birleştirmeleri gerekir. Bu amaçla da insanların düşüncelerini istediği gibi kontrol eden Alyssa English’e ulaşmaları ve birlikte savaşmaları gerekmektedir….

kutsal damacana

Çarşamba, Mayıs 27th, 2009

Yönetmen: Kamil Aydın, Ahmet Yılmaz
Oyuncular: Şafak Sezer, Eyşan Özhim, Ercan Saatçi, Yıldırım Memişoğlu

Senaryo: Ahmet Yılmaz
Görüntü Yönetmeni: Varol Şahin
Müzik: Ercan Saatçi
Tür: Komedi
Süre: 140 Dk.
Yapım: 2007 – Türkiye
Dağıtımcı: Özen Film www.ozenfilm.com.tr

Gösterim tarihi: 21 Aralık 2007

Editörün Notu: Sahte bir papazın kahkahalarla dolu, komik macerası…

Konu: Fikret hayatını gemilerde tayfalık yaparak geçirmiş, her limanda bir sevgili felsefesiyle yaşamış ve nihayet yerleşik bir hayatta karar kılıp İstanbul’a yerleşmiştir… Zenginlik hayalleri kuran ve at yarışlarından birgün çok büyük servet kazanacağını düşleyen Fikret, semtin ganyan bayisinin daimi üyesidir.

Geçmiş hayatının alışkanlıklarından kopamadan aylak bir hayat sürmeye başlayan Fikret, yaşadığı semtte bulunan bir kilisenin rahibi olan Artin’in Vatikan’a gitmesini fırsat bilerek kilise imkanlarını kullanmaya başlamıştır… Kilise mahzeninde ki pahalı şarapları satarak yolunu bulmakta ve geceleri de gizlice girdiği Artin’in odasında kalmaktadır… Geri kalan vaktinin çoğunu ya ganyan bayisinde at yarışı oynayarak geçirmekte ya da hayatta ki en büyük ve tek hayranı Asım’la takılmaktadır…

Fikret ve Asım kendi çaplarını hayatlarına devam ederlerken, bir gün hayatlarını değiştirecek olan fırsatla karşılaşırlar!

Kardeşi Selen’e büyü yapıldığını düşünen zengin ve dul işkadını Deniz’in yolu bir gün Fikret’le kesişir! Kardeşini kurtarmak uğruna tüm servetini gözden çıkardığını öğrenen Fikret, bu durumu da kendi lehine kullanmaya karar verir ve Rahip Artin’in yerine geçerek Asım’a birlikte büyü bozmaya Deniz’in evine gider!

Gerçi gerçek elbette bu değildir!

Hadigari Cumhur

Çarşamba, Mayıs 27th, 2009

Yönetmen

Harun Özakıncı

Senaryo

Harun Özakıncı

Yapımcı

Fırat Uğurlu

Müzik

Barış Kırımşelioğlu, Bazuki Orhan

Görüntü yönetmeni

Bünyamin Başar

Tür:

Komedi

Yapım:

Türkiye 2008 98 dakika (Renkli)

Dil:

Türkçe

Internet adresi:

www.hadigaricumhur.com/

*
*
*
*
*
*
*

Cumhur’un babası tek geçim kaynağı olduğu için, Mandalina ve Zeytin bahçesini Cumhur’a, bataklık olduğu ve işe yaramadığı içinde deniz kenarındaki araziyi Cumhur’un ablasına miras bırakmıştır. Seksenli yıllardan sonra yörede patlayan turizm, Cumhur’un ablası Asiye ile evlenen damat Ethem’in kaderini değiştirmiş, ve Cumhur’u delirtmiştir…

Turizm acenteleri ile anlaşan damat Ethem, işe yaramaz diye bırakılan eşine ait denize sıfır araziyi mütevazi üç yıldızlı otel haline getirmiş, hayatına devam etmektedir. Cumhur’ un tek varlığı ise narenciye bahçesi ve bahçe içindeki evden bozma pansiyon işletmeciliği, birde Bodrum’un en işlek yerinde küçücük berber dükkanıdır… Cumhur, ablasına bırakılan araziyi eline geçirmeyi namus davasından farksız görmektedir….