Sayfalar
Mayıs 2012
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Nis    
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031  

İmkansızı başardı hamile kaldı

Mayıs 12th, 2012

19 yaşında İstanbul’a yerleşen Niran Ünsal (41) yıllar içinde güçlü sesi, yaratıcılığı, üretkenliği ve yorumuyla zirveye oturdu. Özel yaşamındaki beraberlikleri onu mutsuz kılarken kızları hayata bağladı.

Şimdiki hayat arkadaşından da üçüncü çocuğuna hamile. Hem de doktorların “Hamile kalamayacaksın” demesine rağmen… Tıbba inat bir kız çocugu daha dünyaya getirmeye hazırlanan Niran Ünsal yaşadıklarını paylaştı bizimle. Ve tabii sizinle…

Zinde ve neşeli gördük sizi. Bunun sebebi ne?

İç dünyamla alakalı olmalı. Herkesin içinde bir çocuk vardır. O çocuğun öldürülmemesi gerektiğine inanıyorum. Ben de neysem oyum. Ruhumu müzikle besliyor, kulağımı kirletmemeye çalışıyorum.

Başınızdan çok şey geçti. Sıkıntıları üzerinizden atabildiniz mi?

Her şeyden önemlisi annemin vefatıydı. 2,5 yıl süren kanser süreci yaşadık. Pek çok yakınımı kaybettim ama hiçbiri, annemin ölümüyle yaşadığım acının üstüne çıkamadı. O dönem kendimle hesaplaştığım bir süreç oldu. Babamı kaybettiğimde çok üzüldüm, perişan oldum. Ama annemi kaybettiğimde yıkıldım. En acı tarafı onunla bir daha konuşamamak, dertleşememek, ona dokunamamak.

İki kızınız var. İlki, Kaan Canbağ’dan olan Hande (18), ikincisi oyuncu Peker Açıkalın’dan olan Şeker (11). Şimdi İbrahim Gugu ile birliktesiniz ve üçüncü çocuğunuza hamilesiniz. Nasıl karar verdiniz?

Benimkisi, tıbbın onaylamadığı bir gebelikti. Şöyle ki; korunmadığım halde hamile kalamıyordum. Doktora gittik, yumurtalık kanallarımın tıkalı olduğu anlaşıldı. Doktorlar, ancak ameliyatla ya da tüple hamile kalabileceğimi söylediler. Bu sonucu beklemiyordum, o an yıkıldığımı hissettim. Sonra İbrahim’le düşündük, canımız ne zaman isterse tüp  bebek yaparız diye kararlaştırdık. Çocuk fikrini rafa kaldırıp kendimizi işimize verdik. Yani bu gebeliğimin nasıl olduğunu anlamadım. Hani denir ya “Allah’tan umut kesilmez” diye. Kesinlikle doğru. Her şey onun elinde. Bilimin dahi açıklayamadığı o kadar çok şey var ki! Onun varlığını ve kuvvetini anlamakla, bilmekle başlar aslında herşey. Hamile kaldığımı öğrendikten sonra kendime hep sordum, “Nasıl Yaratan’ı unutarak böyle bir gaflete düştüm” diye.

Doğumunuz, ilk albümünüz ve kızınızın doğumu ağustos. Bu bebeğiniz de ağustosta dünyaya gelecek. Enteresan değil mi?

Gerçekten enteresan. Hiç böyle düşünmemiştim.

Erkek mi yoksa kız mı istiyordunuz?

Önceleri erkek istiyorduk ama kız olduğunu öğrenince de havalara uçtuk. Hatta “Şanslı olanların çocukları kız olurmuş” diye de çok sevindik. Erkek olursa İbrahim Dera, kız olursa Liva Nur isimlerini koyacaktık. Liva ve Dera, peygamberimizin iki sancağının ismi. Nur ise annemin adı! İkisi bir araya gelince ortaya Liva Nur çıktı.

‘BELKİ DE EVLENMEYİZ’

Kızlarınız, hamilelik haberini nasıl karşıladı?

Şok geçirdiler. Çünkü onlar da benim hamile kalamayacağımı biliyorlardı. Bu olaya mucize gözüyle baktıkları için çok mutlu ve sevinçliler. Hande karnıma dokunarak “Miku ne yapıyor” diye soruyor. Şeker ise okuldan geldiğinde karnımın üzerine yatarak dinliyor. Çocuklarımın, eşim İbrahim ile de diyalogları çok güzel. Herkes birbirine nasıl istiyorsa öyle hitap ediyor.

Nikah yapacak mısınız?

Buna tam karar vermedik. İbrahim “Doğumdan önce de doğumdan sonra da evlenebiliriz” diyor. Karar verdiğimiz tek şey, evimizin bahçesinde ailelerimiz ve çok sevdiğimiz dostlarımızla sade bir törenle evlenecek olmamız.

Daha önceki evlilikleriniz sizin için ne anlam ifade ediyor?

Hiçbiriyle ilgili konuşmak istemiyorum. Hepsi benim için kapanmış defterler.

Çocuklarınız yaşadıklarınızdan etkilendi mi?

Yaşadığım olumsuzluklara çocuklarımı dahil etmedim. Koruma kalkanımla her zaman onları uzak tutmaya çalıştım. Hande de Şeker de fazla etkilenmediler, şükürler olsun. Zaten babalarıyla ilgili olumsuz konuşmadım hiç. Ben ne kadar anneleri isem, onlar da babaları. Elimden geldiği kadar çocuklarıma yarı anne, yarı baba oldum yıllarca. Bundan hiç de gocunmadım. Aksine, daha da güçlendim.

‘Biyolojik babalığın anlamı yok’

Çocuklar babalarını görüyorlar mı?

Tabii. Anne-baba ayrılığını yaşamış bir insan olarak “Babanızla görüşmeyeceksiniz” diyebilir miyim? Asla söylemem. Hande babasıyla görüşmek için çok çaba sarf etti ama iletişim sıkıntısı yaşadılar. Hande de kendi kararıyla görüşmüyor artık. Şeker ile babasının arasında herhangi bir sıkıntı yok. İbrahim ağabeyleri, yani eşim de zaten onlara yarı babalık yapıyor. Bir baba sorumluluklarını yerine getirmiyorsa,biyolojik baba olması anlam ifade etmez bence.

“Bir daha dünyaya gelsem…” dediğiniz oluyor mu?

Yine sanatçı olur, annemin, babamın ve çocuklarımın olmasını isterdim. Çocuklarımı hiçbir zaman hata olarak görmedim, onlar benim hayata tutunma sebeplerim.

Yeni albümünüzden konuşalım biraz da.

“Az olsun, öz olsun” diye ‘İnce Ayar’ adlı dört şarkılık maxi single’ı çıkardım. Hamileliğimin de bu sürece denk gelmesi bana ayrı bir mutluluk verdi. Albüm 1 ay önce çıktı, şu ana kadar yakaladığımız rakam 40 bin. 15 gün sonra müzik marketlere vereceğiz. Bundan sonraki albümüm ‘Best Off’ olacak. Bir de bu yılın sonunda Avrupa Ortadoğu için bir albüm yapacağız. İlahi boyuttaki şarkılar yer alacak. Türkçe Arapça ve İngilizce’den oluşan evrensel bir albüm düşünüyoruz…

İmkansızı başardı hamile kaldı

Mayıs 11th, 2012

Galatasaray teknik direktörü Fatih Terim, kariyerinde 31. derbiye çıkarken, Aykut Kocaman ise 13. derbisine çıkacak.

Terim ve Kocamanın derbi karnesi

Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim, şampiyonun belirleneceği Spor Toto Süper Final Şampiyonluk  Grubu’nda yarın oynanacak Fenerbahçe-Galatasaray maçıyla  birlikte, Türkiye kariyerinde 31. lig derbisine çıkacak.

Galatasaray, Terim döneminde ligde rakipleriyle oynadığı 30 derbi maçın 9′unu kazandı, 11′inde berabere kaldı, 10′unu ise yitirdi. Sarı-kırmızılı futbol takımı, Terim yönetiminde Beşiktaş ve Fenerbahçe ile oynadığı derbilerde toplam 41 gol atarken, 46 gol yedi.

Terim yönetimindeki Galatasaray, Fenerbahçe ile ligde yaptığı 15 derbiden sadece 4′ünü kazandı, 4′ünde berabere kaldı, 7 kez de yenildi. Terim yönetimindeki Galatasaray, bu sezon derbilerde sadece 1 kez mağlup olmadı.

GALATASARAY’IN DERBİ KARNESİ

Galatasaray, Süper Lig’de Fenerbahçe ve Beşiktaş ile son 10 sezonda yaptığı derbilerde ezeli rakiplerinin gerisinde kaldı. Sarı-kırmızılı futbol takımı, Fenerbahçe ve Beşiktaş ile yaptığı son 10 sezondaki 43 lig maçından 13′ünü kazanırken, 21 kez yenildi, 9 kez de eşitliği bozamadı.

Bu süre içindeki derbilerde 46 gol atan Galatasaray, kalesinde ise 61 gol gördü. Sarı-kırmızılılar, son 10 sezonda Fenerbahçe ile yaptığı 21 lig maçından sadece 4′ünü kazandı, 13′ünü yitirdi, 4′ünde de berabere kaldı. ”Cim Bom”, Beşiktaş ile yaptığı son 22 lig maçından ise 9′unu kazandı, 8′ini yitirdi, 5′inde eşitliği bozamadı.

AYKUT KOCAMAN’IN 13. DERBİSİ

Sarı-lacivertlilerde ikinci sezonunu geçiren Aykut Kocaman, takımının başında sahaya çıktığı 12 derbide 2 kez kaybetti Kadıköy’de Kocaman yönetiminde lig maçı kaybetmeyen Fenerbahçe, Galatasaray’ı ise kendi evinde yenemedi…

 

Tüp bebekte bahar farkı

Mayıs 11th, 2012

İlkbahar aylarında östrojen daha fazla salgılandığı için hamile kalmanın daha kolay olduğunu “Gün ışığı ve hava sıcaklığının artması östrojen hormonunu da artırıyor” dedi.Tüp  bebek tedavisinde mevsimlere göre başarı oranlarına dikkat çeken , bir araştırmada yumurtaların döllenme oranının ilkbahar aylarında diğer aylara göre 1.5 kat yüksek bulunduğunu söyledi.

Gün ışığı ve hava sıcaklığının östrojen hormonunun salgılanmasını arttırdığını belirten Tosun östrojen ile mevsim iliksi hakkında şunları söyledi: ”Östrojen hormonu kadın yumurtasının olgunlaşması ve embriyo gelişimi için çok önemlidir. Yardımcı üreme tekniklerinde (in-vitro fertilizasyon, mikroenjeksiyon) mevsimlere göre istatistiksel olarak başarı oranlarına bakıldığında,1932 çiftin dahil olduğu bir araştırmada gelişen yumurta sayısı, olgunlaşmış yumurta oranı, embriyonun rahme tutunma oranı (implantasyon) ve gebelik oranları açısından anlamlı bir fark bulunmamıştır.” Ancak yumurtaların döllenme oranının ilkbaharda diğer aylara göre 1.5 kat daha yüksek olduğu bulunmuştur.”

“Tüp bebek tedavisinde bahar aylarının tercih edilmesi çiftler için moral verici ve yüz güldürücü sonuçları beraberinde getirebilir. Aynı zamanda daha çok döllenmiş yumurta bize embriyo dondurma ve gerekirse daha sonra kullanabilme şansı sağlamaktadır. Yine de bilinmelidir ki yardımla üreme teknikleri yılın her döneminde başarı ile uygulanmaktadır” dedi…

Tüp bebekte bahar farkı

 

Kanserin nedeni enfeksiyonlar

Mayıs 10th, 2012

Dünyada 6 kanserden birine, çoğunlukla tedavi edilebilir veya önlenebilir enfeksiyonlar neden oluyor.

dünyada 6 kanserden birine (yılda 2 milyon), tedavi edilebilir ya da önlenebilir enfeksiyonların yol açtığı, 184 ülkede 27 kanserin vaka oranlarına bakıldığında, bunlardan, belli başlı 4 enfeksiyonun sorumlu olduğu belirtildi.

Haberde, söz konusu 4 enfeksiyon, insanlarda görülen “papillom virüsühelikobakter pilorihepatit B ve C virüsleri” olarak sıralanırken, bu enfeksiyonların, yılda 1,9 milyon rahim ağzı, mide ve karaciger kanseri vakasının nedeni olduğu kaydedildi.

Vakaların çoğunun, gelişmekte olan ülkelerde görüldüğü, enfeksiyonla bağlantılı kanser oranlarının, “Doğu Asya” gibi dünyanın gelişmekte olan kesimlerinde, gelişmiş ülkelere göre yaklaşık 3 kat fazla olduğu ifade edildi. Bu tür vakaların yaklaşık üçte birinin, 50 yaşından küçük insanlarda görüldüğü, kadınlar arasında, rahim ağzı kanserinin, enfeksiyonla bağlantılı kanserlerin neredeyse yarısına tekabül ettiği, erkeklerde yüzde 80’inden fazlasının karaciğer ve mide kanserleri olduğu bildirildi.

aşı, güvenli enjeksiyon ya da antimikrobiyal tedavilerin, gelecekte hastalık üzerinde önemli etkisi olabileceğini söyledi..

Kanserin nedeni enfeksiyonlar

 

Çalışan annelerin işi daha zor

Mayıs 10th, 2012

Annelik, kadına güzel duygular yaşatırken ağır görevler de yüklüyor. Günümüz kadınları artık hem iyi bir anne, iyi bir eş, iyi bir ev kadını hem de iş hayatında başarılı olmak için çabalıyor. Psikologlara göre bu durum ‘yetememe’ duygusuna yol açabiliyor.

13 Mayıs Anneler Günü öncesinde, son yıllarda anneliğin değişen : “Bir kadın, gebeliğinin ilk günlerinden itibaren artık sadece birisinin eşi ya da kızı değil, birisinin annesi olmaya hazırlanıyor.

Dolayısıyla artık hem duygusal hem de sosyal olarak farklı bir rol üstleniyor. Gebelik; kadının, bir çocuğun, fiziksel ihtiyaçlarının ve korunmasının sağlanması kadar, birey olarak topluma kazandırılmasından sorumlu kişi olacağı anlamına geliyor.”

GEBELİK KADININ ANNESİYLE OLAN İLİŞKİSİNİ GÜÇLENDİRİYOR

Uzman Psikolog Aylin Sezer, gebelikle birlikte kadınların annelik rolünü üstlenmeye başladıklarını belirterek, “Anne olmak, bir kadının annesiyle ilişkisini daha iyi bir noktaya taşıması için de önemli bir fırsattır. Çünkü hem anne hem de kızı, anne olarak ortak bir noktada buluşmaktadırlar. Bunu empati olarak da düşünebiliriz. Bir kişinin kendisini karşısındakinin yerine koyabilmesinin en iyi yolu, benzer roller edinebilmesidir. Bu süreç, anneyle daha önce yaşanan olumsuzlukların gözden geçirilmesi için de büyük bir fırsattır” diyor.

KADIN ÇALIŞMA HAYATINDA DAHA AKTİF

Modern yaşamın anne olan kadınların yükünü artırdığını belirten Sezer, şunları söylüyor: “Eskiden kadınlardan evlenerek çocuk sahibi olmaları, çocuklarını büyütmeleri ve ev işlerini yapmaları beklenirdi. Son yıllarda kadının çalışma hayatında daha aktif roller almasıyla, bu görevlere bir de başarılı iş kadını olmak eklendi.

Günümüzde çocuk sahibi bir kadın hem iyi bir anne, iyi bir eş, hem iyi bir ev kadını, hem de iş hayatında başarılı olmak zorunda. Ama tüm bu görevleri gerçekleştirmesi için gereken sürede herhangi bir artış olmadı. Kadınlar, günümüzde artık aynı süre içinde çok daha fazla iş yapmak zorunda. Bu da kadınlarda ‘yetememe’ duygusuna yol açabiliyor.”

BAŞARILI OLAMAMA KAYGISI…

Sezer’e göre, yetememe duygusu, özellikle yeni annelerde, çocuğuna yeterli eğitim verememe, çocuğunu iyi yetiştirememe korkusu ile günümüzde sıkça söz edilen “süper anneliğe” yol açıyor. Bu kaygıları taşıyan anne, kendisinin veremeyeceğini dışarıdan sağlama çabası içerisine girerek, çocuğu taşıyamayacağı yükün altına sokabiliyor.

Bu durum çocuğu çok zorlamadığı sürece olumlu bir düşünce şekli olabiliyor. Ancak çocuğun kapasitesinin, yapabilip yapamayacaklarının, her zaman göz önünde bulundurulması gerekiyor. Çünkü ağırlaşan koşullar nedeniyle annede ortaya çıkan huzursuzluk, bir süre sonra çocuğu da olumsuz yönde etkileyebiliyor…

Çalışan annelerin işi daha zor

 

Şahan ortalığı karıştırdı

Mayıs 9th, 2012

Şahan Gökbakar’a, gittiği barda bir grup “Gece vakti güneş gözlüğüyle oturmuş, artistlik yapıyor” şeklinde bağırınca ortalık karıştı.

Şahan Gökbakar’ın geçtiğimiz gün bir kavgaya karıştığı iddia edilmişti. Hatta iddiaya göre Bebek Lucca’da oturan bir grup Gökbakar’a “Havaya bak, gece vakti güneş gözlüğüyle oturmuş, artistlik yapıyor” diyerek sataştı. Gökbakar da bunun üzerine yanıt verince olay tartışmaya dönüştü.

Bir diğer iddiaya göre de Fenerbahçeli olduğu iddia edilen grubun komedyene “Hem kıro hem de Galatasaraylı” diye laf atmasıyla ortalığın karışması.

Gökbakar, konuyla ilgili ’dan bir açıklama yaptı.

“Siz bir yerde otururken, yan masadaki zırtapoz “Ya o gözlükler falan ne iş” derse. “Sana ne?” dersiniz değil mi? Ben de öyle dedim aynen. Sonra bela kovalayan zırtapoz size bir de “Ya sana sadece f…o… diyorum” derse siz normalde dalarsnız, ben maalesef mekânı terk ediyorum. Ben onların mekândan atılmasını istemedim. Olayın Galatasaray’la alakası yok” dedi…

Şahan ortalığı karıştırdı!

 

Öyle Gelip Giremezsin Hayatıma

Mayıs 9th, 2012

Elini kolunu sallayarak giremezsin hayatıma, elini kolunu sallayarak gelip geçemezsin yaşamımdan… Küstahlık bu, hadsizlik hatta.

Öyle Gelip Giremezsin Hayatıma

Geçmişin tozlu raflarından kop gel, ben geldim de! İyi, eyvallah, geldin de nereye gidiyorsun arkadaşım? Hani bir dur bakalım; bir selam ver önce, bir bak bakalım aynı yerde duruyor mu eskiden baktığın pencere?

Sular aksın geçsin hayatından, insanlar gelip geçsin, sev birilerini, sevme veya, ihanet et, ihanet gör, yaşa ne yaşanacaksa… Tutkuyu, aşkı, sevişmeyi, sevilmeyi, sevmeyi bir yerlerde yaşa, tüket hepsini, kendini; sonra çık gel? Niye?

Efendim ben bir zamanlar seni sevmiştim, hala seviyorumdur diye; böyle elini kolunu sallayarak gel. Oldu! Kendini bunca kirletip, sahip olabileceğin ne varsa harcadıktan sonra, yaşamının posası kalmış halini, en renksiz, en keyifsiz yerlerini al eline; çık gel!

Üstelik bunu da hak gör kendinde!

Bir zamanlar sevildiğinde kıymet bilme, harca hatta bütün sevgileri, kendini bir yerlerde törpüle; sonra düşün bakalım, bir zamanlar birileri beni sevmişti, acaba neredeler diye!

Ara, tara, bul, çık gel kapının önüne! Eskimişliğin kalsın dilinde, samimiyetini ukalalığa çevirmiş sahte bir gülücük kondur sesine, çık gel elini kolunu sallayarak!

Bütün duvarlar kendine dönüp yalnız kaldığında, artık kendini satacak halin olmadığında, bir gece duvarlarla yapayalnız kalıp konuştuğunda, aklın başına gelsin… Bir zamanlar birileri beni sevmişti, onlar neredeler de; çık gell!

Eskiden sevildiğin için hak gör kapıyı çalmaya, sorgulamaya, deşelemeye ve hatta bir anda üstüne oturmaya koca bir ömrün…

Kahvenin hatırını say şimdi, yüzüme vur hatta bir bardak kahveyi 40 yıl hesabına… Ama kendine sorma; canını yakarken seni sevenlerin, o kahvelerde hatır taşınmıyor muydu acaba?

 

Mucize diyet yoktur

Mayıs 8th, 2012

Kişiyi kısa zamanda istenmeyen kilolarından kurtaracak mucize diyet veya ürün olmadığını belirten uzmanlara göre birinci ve temel kural; düzenli, dengeli ve zamanında beslenmek.

Yaz ayları yaklaştıkça fazla kilosu olanlarda kilo verme telaşı başlar. Aynaya bakınca kendini beğenme psikolojisiyle harekete geçen kişi önce öğün sayısını düşürür ki; diyet uzmanlarına göre bu, yapılan en büyük hatadır. Çünkü vücudun çalışması için gerekli olan besin aynı zamanda yakıt kaynağıdır.

uzun süre aç kalmanın metabolizma hızını düşürdüğünü ve kilo vermeyi zorlaştırdığını belirtti. Çok eskilerden bilinen‘Kahvaltıyı kral gibi, öğle yemeğini prens gibi ve akşam yemeğini fakir gibi yiyin’ sözünün geçerliliğini koruduğunu belirten Aksu şunları söyledi:

“Zayıflamak  isteyen kişi önce kendini açlığa mahkûm eder. Zanneder ki aç kalırsam ya da öğün atlarsam daha çabuk zayıflarım. Oysa öğün atlandığında metabolizma yavaşlar. Uzun süre aç kalmış hücreler, açlık sinyallerini vererek koruma kalkanlarını oluşturur ve yenilenler yağ olarak depolamaya başlar. Vücudun çalışması yavaşladığı için kilo verme hızı düşer. Bir süre sonra tamamen durur. Uzun aralıklarla beslenme kan şekerinde dengesizlikler oluşturup iniş–çıkışlara sebep olur. Özellikle tek öğün akşam yemeği ise, sıkıntı biraz daha artar. Akşam metabolizma hızı ve aktivitesi azalacağı için sindirme oranı da azalır. Uzun vadede kas kayıpları görülür. Bilinçli kilo vermek için güne mutlaka güzel bir kahvaltı ile başlanmalıdır.”

BİLİNÇLİ KİLO VERMENİN SIRRI

Yiyeceklerin vücutta depolanma süresi 4-5 saat kadardır. Kişi ne kadar yemiş olursa olsun en fazla 5 saat sonra depoları boşalır ve acıkır. Kilo vermenin sırrının az, sık ve her şeyden kararınca yemek olduğunu vurgulayan Müge Aksu sözlerine şöyle devam etti:

“Vücut ihtiyacı olan enerjiyi kas hücrelerinden karşılamaya çalışır. Diyetisyenler tarafından günde 4-6 öğün yenmesi önerilir. Son ara öğün yatmadan 2 saat önce tüketilmelidir. Ara öğünler, tokluk hissini uzatarak metabolizmayı hızlandırır. Böylece sonraki öğünde porsiyon kontrolü sağlanır. Aç kalmak demek; yağ hücrelerinin artması ve kilo vermenin yavaşlamasıdır. Uygun besini, gerekli miktar ve doğru zamanda yemek esas alınmalıdır. Dengeli beslenmenin temel kuralı, gün içinde her besin grubundan tüketmeye çalışmaktır.

Et, süt, ekmek, sebze ve meyve gruplarını porsiyon miktarlarına dikkat ederek yemelidir. Doğru kilo kaybı için ihtiyaç altında beslenmemek şart olmalıdır. Azı karar, çoğu zarar mantığı ile hiçbir besini sınırsız yemek doğru olmadığı gibi tamamen günlük beslenmemizden çıkarmak da doğru olmayacaktır.”

SAĞLIKLI ZAYIFLAMANIN GÖSTERGESİ: YAĞ KAYBI

Kilo azalması, gerçek zayıflamanın göstergesi sayılmıyor. Gerçek zayıflama vücuttaki yağ oranının azalması olarak kabul ediliyor. Diyetisyen Müge Aksu, “ Kilo sudan ya da kaslardan verilmiş olabilir; örneğin bel çevresi aynı ölçülerde ise bu gerçek anlamda kilo vermenin göstergesi değildir. Hızlı verilen kilolar genelde kas ve su kayıplarına neden olduğu için kesinlikle önerilmez. Normal yaşantıya dönüldüğünde de verilen kilolar fazlası ile geri gelir. Bu nedenle mutlaka yavaş yavaş ve kişiye özgü bir programla kilo verilmelidir.” dedi.

5 GÜNDE 5 KİLO VERMEK MÜMKÜN MÜ?

Yaza girerken aynalarla barışmak için kiloların acele verilmek istendiğini belirten Aksu dünyada yaklaşık 22bin çeşit diyet olduğunu, İsveç, Dukan, Kan Grubu, Karpuz Diyeti veya ‘5 günde 5 kg’ gibi şok diyetlerle kilo vermenin mümkün olmadığını hatırlattı ve şunları söyledi:

“Şok Diyetler adı üstünde şok etki yapabilir. Çok düşük kalorili diyetler; metabolizma hızınızın altında kalacak ve kilo vermeye çalışırken vücut çalışma hızınızın azalmasına neden olacaktır. Yağı kesilmiş bir diyet de uzun vadede kötü sonuçlar doğurur. Yağda eriyen vitaminlerin ‘A-D-E-K’ emilimi azalır. Doku hasarları, gözde gece körlüğü – körlüğe kadar giden kusurlar, kemiklerde yumuşama gibi hastalıklara sebep olabilir. Yüksek protein içeren diyetlerde; gut, kan yağlarında artış,böbrek fonksiyonlarında bozulma, kabızlık gibi sorunlarla karşılaşılabilir.”

KİLO VERİRKEN NE ZAMAN DESTEK ÜRÜN ALINMALIDIR?

Diyet tedavisinde esas amaç yaşam tarzı değişikliği yaratmaktır. Egzersiz, tedavinin diğer ayağıdır. sağlıklı bir bireyin günde 10 bin adım atmasını ön görüyor. Zor kilo veren kişilerin de olduğunu söyleyen Müge Aksu, “Yeşil çay, kırmızıbiber, yaban mersini, brüksel lahanası, çilek, kiraz, mısır püskülü, defne veya avakoda yaprağı kilo vermeye yardımcı besinlerdir. Son yapılan klinik çalışmalarda kaktüs ve yosunun da bu özelliği açıklandı. Klinik çalışmalarla desteklenmiş ürünler doktor ve/veya diyetisyen kontrolünde tedaviye destek olarak kullanılabilir. İçeriği bilinmeyen ürünleri kullanmak vücut için zararlı olabilir. Sonuçlar maalesef ölüme yol açabilir. Hiçbir beslenme desteğinin mucizevi etki yapmayacağı ve tek başına zayıflatma etkisinin olmadığı bilinmelidir” dedi.

KAKTÜS VE YOSUNUN KİLO VERMEDE ROLÜ VAR MI?

yosun ve kaktüs ikilisinin özellikle göbek, basen ve kalçadaki yağ dokusunun erimesinde aktif rolünün tespit edildiğini belirten , bu konuyla ilgili olarak da şunları söyledi:

“Kaktüsün yağ tutucu özelliği ile yosunun metabolizma hızını artırması kilo vermede yardımcı olabilir. Kaktüs, lif özelliği ile yağın vücuttan atılmasını sağlayarak kilo yönetimine yardımcı olur. Yapılan klinik çalışmalarda kaktüsün alerjiye yol açmadığı, GDO içermediği ve zayıflamada etkin olduğu belirlendi. Yenilebilir kahverengi deniz yosunu ise yağ yakma potansiyeliyle bilinen doğal bir moleküldür. Metabolizma hızını arttırarak vücutta birikmiş yağların yakılmasını sağladığı özellikle bel, kalça ve basenlerdeki bölgesel fazla kilolardan kurtulmaya yardımcı olduğu klinik çalışmalarla desteklenmiştir.”

Mucize diyet yoktur!

Köri kansere deva olacak

Mayıs 8th, 2012

Köri yapımında kullanılan hintsafranı adlı baharatta bulunan kurkumin adlı kimyasal daha önce de başka faydaları nedeniyle gündeme gelmişti.

köride bulunan kimyasalları kanser tedavisinde kullanmayı umuyor. Köride bulunan bir kimyasalın bağırsak kanseri tümörlerini ortadan kaldırmakta etkili olduğu iddia ediliyor.

Araştırmalar şimdiden kimyasalın laboratuvarda geliştirilmiş kanser hücrelerini ortadan kaldırabildiğini gösterdi. Ayrıca kurkuminin bunama ve felç hastalarına da iyi geldiği biliniyor. Şimdi, İngiltere’nin Leicester kentindeki hastanelerde kurkuminin kemoterapi ile birlikte yarattığı etkiler test ediliyor.

İngiltere’de her yıl 40 bin kişiye bağırsak kanseri teşhisi konuluyor. Kanserin bağırsaktan vücudun öteki organlarına sıçraması durumunda hastalara üç farklı kemoterapi ilacı bir arada veriliyor, ancak vakaların yarısında ilaçlar etkili olmuyor.

Leicester Royal Infırmary ve Leicester General Hospital’da gerçekleştirilecek deneyde hastalara kemoterapi tedavisine başlamadan yedi gün önce kurkumin tabletleri verilecek ve kimyasalın hastalığın gelişimindeki etkisi ölçülecek.

‘TEDAVİ ETMESİ ZOR’

hayvanlarda yapılan testlerde kurkumin ile kemoterapinin bir arada uygulandığı deneklerin tedaviye çok daha olumlu yanıt verdiğini gördüklerini söyledi.

Steward ”Bağırsak kanseri vücuda bir kez yayıldımı tedavisi çok zor çünkü kemoterapinin yan etkileri hastaların uzun süre ilaçları almasına imkan vermiyor. Kurkumin’in kanser hücrelerinin kemoterapi ilaçlarına karşı olan hassasiyetini artırıyor oluşu önemli çünkü bu sayede daha düşük dozda kemoterapi ile hastaları daha uzun süre tedavi etmek mümkün olabilecek” dedi.

sözlerine ”Bu araştırma henüz başlangıç aşamasında ancak kanser tedavisinde bitkileri kullanmak çok umut vadeden bir tedavi. Bu sayede gelecekte etkili ilaçlar yaratmayı planlıyoruz” diye devam etti.

“Böyle bir klinik deneme yaparak kurkuminin faydaları hakkında daha fazla bilgi edinmiş olacağız. Ayrıca bu yeni tedavi yönteminin hastalarda yan etkilere neden olup olmadığını da görebileceğiz” dedi…

Köri kansere deva olacak

Havalar nasıl olacak?

Mayıs 7th, 2012

Yapılan son değerlendirmelere göre; Ülkemizin doğu kesimlerinde görülecek olan sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışların; Adıyaman, Diyarbakır, Malatya, Elazığ, Tunceli, Erzincan, Erzurum, Kars, Ardahan ve Bayburt çevrelerinde kuvvetli (yer yer dolu yağışı ve yağış anında lokal kısa süreli fırtına) olacağı tahmin ediliyor.

HAVA SICAKLIĞI: Önemli bir değişiklik olmayacağı, mevsim normallerinin üzerinde seyredeceği tahmin ediliyor.
RÜZGAR: Genellikle kuzeyli, Akdeniz kıyıları ve Güneydoğu Anadolu’da güneybatılı yönlerden hafif, arasıra orta kuvvette, yağış alan yerlerde yağış anında yer yer kuvvetli ve kısa süreli fırtına şeklinde esmesi bekleniyor.

UYARILAR

KUVVETLİ YAĞIŞ UYARISI
: Yağışların; Adıyaman, Diyarbakır, Malatya, Elazığ, Tunceli, Erzincan, Erzurum, Kars, Ardahan ve Bayburt çevrelerinde kuvvetli (yer yer dolu yağışı ve yağış anında lokal kısa süreli fırtına) olacağı bekleniğinden yaşanabilecek olumsuzluklara karşı (Su baskını, Ani sel, lokal dolu yağışı vb.) dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir.

BÖLGELERİMİZDE HAVA

MARMARA: Az bulutlu ve açık, öğle saatlerinde parçalı bulutlu geçeceği tahmin ediliyor.

EGE
: Az bulutlu ve açık, öğle saatlerinde parçalı bulutlu geçeceği tahmin ediliyor.

AKDENİZ: Batısı parçalı ve az bulutlu, doğusu çok bulutlu, Hatay, Kahramanmaraş, Osmaniye ile Adana ve Mersin’in iç kesimlerinin kısa süreli sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.

İÇ ANADOLU: Parçalı ve çok bulutlu, doğusunun (Yozgat, Nevşehir, Niğde, Kayseri, Sivas) kısa süreli sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.

BATI KARADENİZ
: Parçalı, zamanla iç kesimlerinin çok bulutlu geçeceği tahmin ediliyor.

ORTA ve DOĞU KARADENİZ: Parçalı ve çok bulutlu, Doğu Karadeniz ile Samsun dışında Orta Karadeniz geneli sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların öğle saatlerinden sonra Bayburt çevrelerinde yer yer kuvvetli olması bekleniyor. Kıyı kesimlerinde gece ve sabah saatlerinde yer yer sis bekleniyor.

DOĞU ANADOLU: Parçalı ve çok bulutlu, Şırnak ve Hakkari dışında bölge genelinin aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların; Malatya, Elazığ, Tunceli, Erzincan, Erzurum, Kars ve Ardahan çevrelerinde kuvvetli (yer yer dolu yağışı ve yağış anında lokal kısa süreli fırtına) olacağı tahmin ediliyor. Bölgenin güneydoğusunda hafif toz taşınımı bekleniyor.

GÜNEYDOĞU ANADOLU: Parçalı ve çok bulutlu, bölge genelinin kısa süreli sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların öğle saatlerinden sonra Adıyaman ve Diyarbakır çevrelerinde kuvvetli olması bekleniyor. Bölgenin doğusunda hafif toz taşınımı bekleniyor…

Havalar nasıl olacak?