Sayfalar
Şubat 2012
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Oca    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829  

Posts Tagged ‘Ask’

Aşkın Büyüklüğü

Pazartesi, Haziran 15th, 2009

Bir zamanlar, bütün duyguların üzerinde yaşadığı bir ada varmış: Mutluluk, Üzüntü, Bilgi ve tüm diğerleri, Aşk dahil. Bir gün, adanın batmakta olduğu, duygulara haber verilmiş. Bunun üzerine hepsi adayı terk etmek için sandallarını hazırlamışlar.

Aşk, adada en sona kalan duygu olmuş çünkü mümkün olan en son ana kadar beklemek istemiş.Ada neredeyse battığı zaman, Aşk yardım istemeye karar vermiş. Zenginlik, çok büyük bir teknenin içinde, geçmekteymiş.Aşk, “Zenginlik, beni de yanına alır mısın?” diye sormuş.

Zenginlik, “Hayır, alamam. Teknemde çok fazla altın ve gümüş var, senin için yer yok.” demiş. Aşk, çok güzel bir yelkenlinin içindeki Kibir’den yardım istemiş. “Kibir, lütfen bana yardım et!”, Kibir “Sana yardım edemem, Aşk. Sırılsıklamsın ve yelkenlimi mahvedebilirsin.” diye cevap vermiş. Üzüntü yakınlardaymış ve Aşk yardım istemiş: “Üzüntü, seninle geleyim.” Üzüntü “Of, Aşk, o kadar üzgünüm ki, yalnız kalmaya ihtiyacım var.”

Mutluluk da Aşk’ın yanından geçmiş; ama o kadar mutluymuş ki Aşk’ın çağrısını duymamış. Aşk, birden bir ses duymuş. “Gel Aşk! Seni yanıma alacağım…” Bu Aşk’tan daha yaşlıca birisiymiş. Aşk o kadar şanslı ve mutlu hissetmiş ki, onu yanına alanın kim olduğunu öğrenmeyi akıl edememiş.

Yeni bir kara parçasına vardıklarında, Aşk’a yardım eden yoluna devam etmiş. Ona ne kadar borçlu olduğunu fark eden Aşk, Bilgi’ye sormuş: “Bana yardım eden kimdi?” Bilgi “O, Zaman’dı” diye cevap vermiş. “Zaman mı? Neden bana yardım etti ki?” diye sormuş Aşk.

Bilgi gülümsemiş: “Çünkü sadece Zaman Aşk’ın ne kadar büyük olduğunu anlayabilir”

Aşktan Kaçamassın Çünkü Aşk Yakalar Seni!!!

Pazartesi, Haziran 15th, 2009
SEN KAÇ İSTEDİĞİN KADAR, SINIRLAR KOY, DUWARLAR ÖR, EN KUYTU KÖŞKLERE PARDON KÖŞELERE SAKLAN, KapaT GÖZLERİNİ BAKMA HİÇ BİR YERE, ŞİDDETLE KARŞI KOY SANA UZATILAN ELE, KAZANAMAZSIN BU SAWAŞI AŞK GELMİŞSE BİR KEZ ELE GEÇİRECEKTİR SENİ……

Aşkı anlatabilmek kolay deil,farkındayım.Anlayabilmek daha zor.Ama aşk die bişey war. Önce bunu kabullenmelisin.’BEN AŞKA İNANMIORUM’ demek seni haklı çıkarmaz. Senin inanmaman aşkın war olduğu gerçeğinin üzerini kapatamaz. Hem inanmasan ne olacak ki? Üzerine bunca şey yazılmış olan we yazılmaya dewam eden ,buna rağmen hala tam olarak açıklanamayan yaşanmış we yaşanacak bu en güsel duygunun senn inanmana ihtiyacımı war sanıosun? Aşkosun yanii Aşk bir din. bir tanrı deil ki. inanıp inanmama özgürlüğü bulnsun… Aşk duygular bütünü. Sen o duyguları yok sayamazsın……

Televolelerde.barlarda.otellerde.motellrde yaşann şeylerden söz etmiorum. Aşk bir ustalıktır. Ustalığın ortaya koyduğu müthiş bir eserdir. Her eser gibi onada emek wereceksin. O eseri meydana getirebilmek için yateneğin olacak. Haritan pusulan olmadan düşeceksin aşkın yollarına. Kaybolmayı,çile çekmeyi,acıyı göze alacaksın we bunları bile bile o yolculuğa çıkacaksın. Şiddetini ,süresini hesaplayamazsın aşkın. O bilinmezlik çekecek zaten seni. Keşfe çıkacaksın kaşif olacaksın.

Başarma hırsı olacak içinde. Ççünkü aşkda bir iştir eylemdir. Üzerine gideceksin,çalışacaksın ,didineceksin,sabredeceksin,tartışacaksın… Bütün bunların sonucunda da başarmaınn o müthiş hazzını yaşayacaksın…
İnsan aşkısız olabilir mi? İnsan aşk yaşamadan kendisi olabilir mi? Aşkta her insani insan kılan tüm öğeler çalışır. Bedeni,duygularıidüşünceleri,çewresiyle bağlantıları… Aşk insan olma olanağıdır. Başarılır yada başarılamaz;ama,bir hamledir. Aşk seni insan olmaya çağırır. Ama pişmanlık yakışmaz aşka. Neden yaptım? sorularını keşke ile başlayan cümleleri aşk asla kabul etmez. O zman aşk deildir yaşadığın. Ozman onun adınıda sen koy…
Bir maceraya çırılçıplak,sawunmasız atılmaktır aşk. Tedirgin,mahçupişewkatli… Bazende acımasız,öfkeli,şiddetli… Bütün bu duyguları aynı anda yaşayabilirsin. En küçük bir binayı bile yaparken yıkılma ihtimali her zzamn wardır. Ama bu ihtimal yüzünden yapılmıcakmı binalar?Yıkılmaktan,kırılmaktan,burulmaktan bıkmamak gerek. Üstelik önce onun yüreğini göreyim,beni sewdiğine inanırsam bende sewrimde diyemezsiniz. Bu hesaptır we aşkın hesaba tahhammülü yoktur.
Bütün bunlardan kaçman hiç bişeyi değiştirmez AŞK SENİ KOVALAMAZ ZATEN. Sende kimsenn üstüne giderek kendine aşık edemezsin. öyleyse,bu anlamsız bu beyhude çekişmeye bir son wermelisin. Ben bunca zman aşık olmadım. bundn sonrada olmam dmeek kurtaramaz seni, Hep zmansız gelir aşk. Seni nerede bulacağı belli olmaz. Aşk dizginlenemz azgın tutkulardan ibaret deildir. Çılgınlığı barındırır,ama;sadece çılgınlık sözcüğüyle açıklanamaz Aşk. Aşk gelip kapına dayandığı zman çılgınlık bu! ifadesini kullnma özgürlüğün war tabi…sırf bu yüzden itmaya kalkabilirsin aşkı; ama,bir süre sonra bu çılgınlğın ne olduğunu merak edeceksin.

ÇÜNKÜ İNSANSIN.ÇÜNKÜ AŞKTAN KAÇAMAZSIN.’/(ÇÜNKÜ AŞK YAKALR SENİ’/)

Gökyüzü Aşkına Ağlıyor!

Salı, Haziran 9th, 2009
İstanbul’a bardaktan boşalırcasına yağmur yağıyor. Saat sabah 8 suları ve ben uyanığım. Tek sebebi henüz uyumamış olmam elbette. Tam uyumaya hazırlanıyordum ki, yağmur başladı. Eh, şimdi bu manzara bırakılır da yatılır mı?
Gökyüzü Aşkına Ağlıyor!
Gökyüzü
Aşkı destekleyen, aklına aşk denildiğinde gelenler listemde ilk sıradakiler, yağmur, tango ve lila olurdu. Yağmur, doğada hüzne dek gelir mi bilmiyorum ama bünyemdeki tam karşılığı hüzündür. Her hüzün de içinde acıtan şeyler barındırmaz. Bende tuhaf bir coşkuyla beraber  yaşarlar. Kurtlar puslu havayı severmiş ya, öyle bir durum.
Çocukken, ne zaman yağmur yağsa, gökyüzü ağlıyor sanırdım. Fiziksel oluşumunu bilmeme rağmen, hala ağladığını düşünmek ve inanmak hoşuma gidiyor. Çok şiddetli yağışlarda içimi basan hüznün sebebi, yukarının haline üzülmemden kaynaklanıyor sanırım. Kim bilir diyorum, neye üzülmüştür? Güneşle kavga etmişler, Güneş almış başını babasının evine gitmiş. Gökyüzü de oturmuş bir masaya, bir duble rakı, biraz beyaz peynir, fonda acılı bir arabesk ile kahrediyor gibi geliyor. “Ah Güneş, ah, bunu bana nasıl yaparsın?” diyerek, gözlerinden yaşlar boşalıyor.
Güneş’in durumu daha kötü. Yanında iki parça eşya ile gitmiş baba ocağında küskün küskün oturuyor. Babası da, evlilikte böyle şeyler olabileceğini, fazla uzatmaması gerektiğini, birkaç gün içinde evine dönmesini öğütlüyor. Güneş eğer inat eder de uzun kalırsa, biz kış diye bir mevsim yaşıyoruz. Güneş olmadığından, Gökyüzü’nün uyurken üstünü örtecek kimsesi olmuyor. Üşüyor zavallıcık, çok üşüdüğü zaman akan gözyaşları kara dönüşüyor.
Bir müddet bekliyor Gökyüzü, bakıyor ki, biricik aşkı gelmiyor, hüznü sinire dönüşüyor. Evi, barkı kırıp geçiriyor. Eşyaları, masaları deviriyor. Yalnızlığın intikamını alıyor, suçu olmayan eşyalardan. Bir de okkalı küfür savuruyor, bağıra bağıra kaderine. İşte, o zaman bizler fırtınayı yaşıyoruz aşağıda. Rüzgarda zorlukla yürüyoruz, deniz coşuyor, dalgalar boyu geçiyor.
Sonunda dayanamıyor evrenin sonsuz aşıkları, zaten Güneş’in babası araya giriyor, barışıyorlar. Güneş eve dönünce, ışığı yayılıyor evrene, bizim de gönüllerimize umut serpiliyor. Eve dönen Güneş, öyle hemen yelkenleri suya indirmiyor tabii, biraz nazlanıyor. Bir anda her şey güllük gülistanlık olmuyor. Arada suratlar asılıyor evde yine, kavga ettikleri konu neyse, masaya yatırılıyor. Ortalık geriliyor biraz ama düzeliyorlar. Bizim tam da o zaman, aşağıda dengemiz bozuluyor. Sıcak diye dışarı ince çıktığımız zaman, hava bir bozuyor, donuyoruz. Sonra tekrar açıyor. Böyle zamanlara da bahar deniyor.
Dertler ve naz yapma süresi bitince Güneş’in, evde aşk zamanı başlıyor. Güneş, evin içinde şen sesiyle şarkılar söyleyerek salınıyor. Gökyüzü’nün keyfinden geçilmiyor. Yukarıda bir neşe, bir huzur sormayın gitsin. Biz de aşağıda yaz yaşıyoruz. Doğa bütün hediyelerini evrenin sonsuz aşıkları için sunuyor. Ağaçlar, kuşlar, denizler, bu aşkın şerefine coşuyorlar. Dünyaya renk geliyor. Bizim de ruhumuzdan aşk fışkırıyor. Yaz aşkları herkesin hayatına bir tebessüm ekliyor. Ta ki, Güneş ve Gökyüzü yeniden kavga edene kadar!
Aşkın döngüsü yukarıda başlıyor, bize de yansıyor. Kişiler değişse de aşk kendi tarihini tekrarlıyor. Ben her şeye rağmen, yağmuru seviyorum. Bir gün yağmur yağmazsa, Gökyüzü sevdasından vazgeçmiş olacak diye korkuyorum. Yağmur, aşkın görünen yüzüdür, gözyaşı gibi, arada yağan yağmur sevdayı dengeler, sevginin değerini ve kaybetmemeyi hatırlatır. Yağmur yağsın, yağsın ki aşk, hüznüne rağmen var olmaya devam etsin…

Hoşcakal

Cuma, Haziran 5th, 2009

........hoscakal dunyam....
sen bana git demedin..ben  sana  tutunamadım…en tuhaf uzakta kalışım oldun…”hoşçakal ” bile değildi son sözüm..mesafeler hep büyüdü. o onu dedi..bu bunu  dedi..şuydu..buydu.. ve de..
ve  de bitti..
bitti..
bitti  işte..
vedasız
acısız ağrısız bir ayrılık oldu..
sen orada kaldın..ben  burada
şimdi de oturmuş  yazıyorum.. sadece sana değil..
ona
........hoscakal dunyam.... buna........hoscakal dunyam.... şuna........hoscakal dunyam.... herkese..
en güzeli de bu ..yazmak..
kimbilir hangi eve girdim  şu an
hangi otobüs  yolculuğunun cam kenarındayım..
tut ki ekmek  kırıntıları  yere dökülmesin diye  açılmış bir sayfayım..
bir bakkal  tezgahında  ucuz  şarap  sarmak i çin hazır tutuluyor da olabilirim…..
bir  yatağın  başucunda da..
peki sen…..
belki hayali  bir  sevgilisin bir okur için..
ama olsun..düşlerken sınırsız olmanın bir mahkumiyeti varmı ki?..
kime ne..
kara  tahtaya tebeşirle yazılmış kelimeleri silmenin ne güç olduğunu hatırlıyormusun…..
evet silinirdi..ama  mutlaka kalırdı izi…..
ben de seni siliyorum yar..
hem de  iz kalmamacasına.. bastı ra bastıra silgiyi..
ama ne  gam..kara tahta  iz  tutuyor…..
..
senden sonra yemek yemedim…..
senden sonra dışarı çıkarken hep şemsiyemi aldım..ilk defa saçlarım ıslanırsa başımın  ağrayabileceği ihtimalini göze aldım…
senden sonra daha sıkı giyindim..
hiç üşümedim  senden sonra..
sen den sonra hep saatin ziliyle uyandım sabahlara
senden sonra  televizyon kumandasının 6 aydır ihtiyaç duyduğu pilleri aldım…..
kahvaltıda  gazete  okumuyorum  senden  sonra..ev yapımı çilek reçelinin içine dalan ekonomi sayfaları artık şerbetsiz pür’u pak…
senden sonra kokulu mum aydınlığını satın almadım mağazadan…
ayraç yoksunluğundan”okuna n yer kolay bulunsun” diye yüzüstü yatırılmış
........hoscakal dunyam.... yarım kalmış kitaplarımın hepsini bitirdim senden sonra..
hiç kar yağmadı senden sonra bu gri kente…..
senden sonra ben sarıyer’i sevdim..istinye’yi.. yeniköy’ü..
emek kafe’de sabah kahvaltılarında buldum defalarca..
istiklal caddesi
........hoscakal dunyam.... taksim..bu kadar kalabalıkmıydı o zamanlar…..
..
ben senden sonra yatarken  anahtarı kapının üzerinden almadım……
sıkı sıkı da kilitledim…ve beni  uyandıran kapı zilin de yoktu artık….
senden sonra
senden sonra…..
senden
sonra..
..

ben  de  yoktum aslında..
ben senden  sonra  düş oldum..
HOŞÇAKAL…….

&__A_S_P_A_V_A__&

Sanal aşk

Pazartesi, Haziran 1st, 2009

Çok uzun süre sevgilisi olmadan yaşayanlar, ailesinin baskısı yüzünden kimseyle flört edemeyenler, çok uzun, kötü ve heyecansız bir evliliği yeni bitirmiş olanlar… Böyle yaşamış kişiler mutlaka bir aşka ihtiyaç duyar. Uzun süre heyecandan uzak kalmak insanın doğasına aykırıdır ve en çok aranan heyecan da aşktır.

Temel ihtiyaçların en önemlileri nasıl yemek içmekse, beğenilmek, sevilmek, iltifat görmek, cilveleşmek, bakışmak, öpüşmek, el ele tutuşmak, aramak, aranmak, özlemek, aşk ilan etmek ve ilan-ı aşkın muhatabı olmak da öyle önemli temel ihtiyaçlardandır. Bir kadının, beğendiği erkeğin bakışı, iltifatları karşısında mahcup mahcup başını eğip, hafifçe gülümsemesi kadar keyifli bir başka durum olabilir mi? Ya da bir kadının bir erkeğe iltifat edişi, özlediğini söylemesi diğerinden az keyifli bir durum mudur?

Ancak bu aşki meşki durumlarda insanı üzecek bir yan var ve buna çok dikkat etmek gerekiyor. Okurlarımın bana anlattıkları hayat öykülerinde zaman zaman “sanal aşk”lar yaşadıklarını görüp, üzülüyorum. Şunu demek istiyorum; şu veya bu nedenle aşk ihtiyacı olan kimseler, aslında aşk olmayan bir durumu, kendi yarattıkları senaryolar içinde aşk diye yorumlayıp, buna göre davranıyorlar. Hani böyle davranıp da eğlenseler, diyecek bir şey yok elbette. Ama karşı taraf bir aşk ve bir aşk senaryosu içinde olmadığından, sanal aşkları bu kez acı veren aşk şekline dönüşüyor. Yani karşılığını alamıyorlar, alamayınca da yanlış üstüne yanlış yapıp üzülüyorlar.

Aşk ihtiyacı içinde olanların yanılgıları, ilişkinin hayallerine uymayan biçimi kadar karşısındaki kişilerle de ilgili oluyor. Bir de bakıyorsunuz, çok hoş, çok akıllı, kariyer sahibi bir kadın, hiç de kendisine denk olmayan birine kaptırıyor aklını. Adam belki kaba saba, belki sevimsiz, belki karacahil, belki eciş bücüş… Kadın önce bunların hiçbirini görmüyor, çünkü o adamın ilgisinden etkilenmiş yalnızca. O ilgiyi bir aşka dönüştürmüş, kafasında şekillendirmiş, çünkü kadın aşka âşık, o adama filan değil. Ama aşkı o adamda gördüğünü sandığından ve ne yazık ki adam da kadının kafasındaki aşk meleğine hiç benzemediğinden; yaptıklarıyla, söyledikleriyle kadının aşk senaryosuna hiç uymadığından, yavaş yavaş mutsuzluklar, acılar başlıyor.

Ve işin kötüsü kadın bunun aşk olmadığını, tamamen aşk ihtiyacından doğan bir sanal gerçek olduğunu anlayıncaya kadar epey vakit geçmiş oluyor…

Adamın kusurlarını anlayıncaya kadar, bir de ilişkinin kusurları var elbette can sıkan. Adam, gerektiği gibi kadını aramıyor, kadın gibi coşkulu değil, özlemiyor, aşkını dile getirmiyor, onunla gezmiyor, ona iltifat etmiyor, onu okşamıyor, elini tutmuyor, kırk yılda bir yapacak bir işi yokken buluşuyor… Eh, bunlar da adama âşık olduğunu sanan kadını üzüyor.

Onun için ben de diyorum ki, karşınızdakinde aynı elektriği bulamıyorsanız hemen önleminizi alın, duruma el koyun, hiçbir şeyi ciddiye almayın.

Biliyorum, bu aşk meşk konularında söylenenlere hak verse de, pek kolay uygulayamaz insan. Ama en azından başkalarının yazdıkları, söyledikleri bir kulaktan girip ötekinden çıkmamalı… Biz de kafadan atmıyoruz bütün bu yazdıklarınız herhalde değil mi? Bir şeyleri gördük, duyduk, yaşadık da öyle yazıyoruz!…

En azından böyle bir durumdaysanız, üzülmemek için bazı şeyleri yapmayı deneyin… Ben de zor durumda kaldığımda ilk size başvuracağım elbette… O zaman siz de bana yardım edersiniz herhalde değil mi?

HER SABAH

Pazar, Mayıs 3rd, 2009

HER sabah hüzünle karışık bir umut var içimde. sensizliğin hüznünü yeni bir günün seni getireceği umuduyla bastırıyorum. her gün yeni bir umut yeni bir arayış benim için belki sana kavuşacağım zamana bir günün daha yaklaşıyorum . bugün değilse yarın kim bilir belki de yalnızca kendimi avutuyorum . gittiğinden beri yalnızlık şiirlerine takılıyor gözüm ,bir başıma değilim sensizlikten ylnızım terk edilip gitmek en çok nasıl koyar insana bir ben bilirim!..gitmelerin gidenlerin arkalarından bıraktığı çaresizlikleri en koyu özlemleri senin gidişinde ateş gibi çöktü yüreğime ,hiçbir yağmur yetmedi senin özlemini gidermeye ,ben her sabah beni sana getirecek yollardan yürüdüm ,senin duyacağın şarkıları söyledim,yalnızca ve gelmeyişinin he rakşamında aslında doğduğunu hiç anlamadığım güneşle beraber bende battım bir kez daha,geceleri hep uyudum ,uyudum….gün boyu çektiğim hasretini rüyalarımda biras olsun giderebilmek için…her şeye iyi gelen yaraları iyileştiren zaman hiç bu kadar acıtmamıştı yüreğimi. binvir umuda sarıldığım sabahlar artık hiç doğmaz oldu benim günümde gecemde karanlık şimdi ne ay uğruyor gecelerime ne de sana benzettiğim yıldızlar parlıyor, ,,elimde kaldı umutlarımsensizlik öyle kötü bir yara oldu ki artık içimde öyle büyük boşluk açtın ki bir gün olurda geri dönersen kendi yaptığın boşluğa sen bile yetmeyeceksin . orası hep bomboş paramparça kalacak büsbütün cam kırıklarıyla kaplı kalbim ne zaman seni düşünürsem seni hatırlayacak en ufak birşey görsem o kırıklarıyla dolu yeri batmaya başlyor yüreğime. artık sabahları yalnızca hüzünle uyanıyorum hiç bir şey beklemiyorumgünden senden bile varlığından.SENSİZLİĞİ YAŞAMAKTANSA İÇİMDEKİ BOŞLUKLARDA KIRIKLARLA BOŞ UMUTLARIMLA SENSİZLİĞE ALIŞIRIM….ALIŞMAYA ÇALIŞIRIM YOKLUĞUNA DA!!!!…….

Aşkın İlkbaharı

Pazar, Mart 22nd, 2009

Asik olmak ilkbahar gibidir. Sonsuza dek mutlu olacakmisiz gibi birduyguya kapiliriz. Eşimizi sevmemek aklimizin ucundan bile gecmez. Bu bir saflik donemidir. Ask olumsuz gibi gorulur. Her seyin kusursuz sanildigi ve tikir tikir isledigi buyulu bir donemdir bu. Esimiz tipatip bize uygun gorunur. Hic caba harcanmaksizin, uyum icinde dans ederiz ve sansimizin yuzumuze gulmesinin tadini cikaririz

Aşkin Kış Mevsimi

Pazar, Mart 22nd, 2009

Sonra hava yeniden degisir ve kis bastirir. Kisin o soguk, verimsiz aylari boyunca doga kendini tumuyle icine ceker, kapanir. Bu bir dinlenme, dusunme ve yenilenme zamanidir. Ilıskilerde de cozumlenmemis acilarimizla veya golge benligimizle yuzlesme zamandir. Kapagimizin acilip aci dolu duygularimizin ortaya döküldügü zamandir. Ask ve doyum icin esimizden cok, kendimize bakmaya gereksinme duydugumuz, kendi kendine gelisim zamanidir. Yaralarin iyilesmesi, acilarin dindirilmesi zamanidir. Erkeklerin magaralarina cekilip kisladiklari ve kadinlarin kuyularin dibine indikleri zamandir..

ASKİM

Cuma, Mart 13th, 2009

Kim demiş ki benim sana hiç ihtiyacım yok diye
Benim sana havadan sudan daha çok ihtiyacım var

Gözyaşların akmasın sakın, sakın canın sıkılmasın
Ver bana tüm hüzünlerini senin kalbin kırılmasın

Dök bana bütün kederini güzel gözlerin dolmasın

Sen bambaşka bir güzelsin bu canıma can verirsin
Her anımda her günümde beni baştan fethedersin

& SEN YOKSUN &

Perşembe, Mart 12th, 2009

Sen  yoksun ya  şimdi yarım kalmışım….
Gözyaşım  var gözlerimde artık içime, akmıyo gözyaşlarım gülen gözlerimde ,yaş var sadece sen yoksun yaa canım umrumda mı .?ölsem dünya yıkılsa umrumda mı.?Sana söyleyemediklerim  söyliyemiceklerim  şeylerr hep içimde saklı kalıcak, o sözler gelsende söyleyemem  benim sevgim dilimde degil yüregimde…..
Sözlerin kulagımdan  hiç çıkmıyorum…düşünüyorum gerçekten sevebilir mi gerçekmidir  diye ama sorularıma yine  cevap alamıyorum her soru yeni soruyu meydana  getiriyo aslında….
Yoksun ya güneş dogmuyor artık  her şarkıda hüzün var…her yerde yüzün o sözlerin var ne  tarafa  baksam ismin var sanki  her yere seni yazmışım ben sanki sanki sen sen……..
Ama  yoksun artık her yer dahada karanlık sen yoksun ya çıldırmış bunalmışım sen yoksun  ya ben  o şarkıyı çalmışım sen yoksun gelmiyorsun, gelmiyorsun nerdesin….
Gülen gözlerimde yaş  var  pişmanlıklar ,var belkide bu gözyaşlarında söyleyemediklerim var ve söyleyemiceklerim, göremediklerin var yüregimde göremiceklerin….Kar düştü ,artık umudlara artık yarınlardan korkuyorum çünkü her yer, karanlık ,bomboş herşey sen yoksun yaa canım ne önemi varr…
Ben ben  yüregimde  saklıcam seni hep kimse bilmicek içimdeki seni sende bilmiceksin yoksun  olmıcaksında YOKSUN yoksun Yoksun…..