Sayfalar
Şubat 2012
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Oca    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829  

Posts Tagged ‘baş agrısı’

Migreni olanlarda ‘delik kalp’ şüphesi

Pazar, Aralık 11th, 2011

Uzmanlar, doğuştan kalpte delik bulunması halinde genellikle kanda bulunan toksik maddelerin, pıhtılar ve oksijensiz kirli olarak bilinen kanın, akciğerlerden filtre olmadan doğrudan temiz kan sistemine geçebildiğini, kalpteki delik kapatılan bazı hastalarda, migren şiddetinde belirgin bir azalma olduğunu, hatta tamamen iyileşme görülebildiğini belirtiyor.

baş ağrısının nöroloji kliniklerine en sık başvuru nedenlerinden biri olduğu söyledi.Halk arasında şiddetli baş ağrısı olarak bilinen migrenin orta veya ağır şiddette kişinin yaşam kalitesini düşüren bulantı ile beraber olan, kadınlarda üç kat daha sık görülen baş ağrısı tipi olduğunu belirten Önal, tipik migren ağrısının başın tek tarafında, zonklayıcı karakterde 4-72 saat kadar sürebilen ve beraberinde kusmaya yol açan, ışık ve sesten rahatsızlıkduymaya neden olan ve fiziksel aktivite ile artan bir ağrı tipi olduğunu anlattı.

Önal, hastaların yaklaşık üçte birinde “aura” denilen ağrı öncesi garip kokular, gözde ışık çakmaları ve garip hislerle başlayıp ağrı ile devam eden bir sürecin söz konusuolabildiğini ifade etti.

“Migrenli hastalarda kalpte doğuştan delik sıklığı 2 kat fazla”

Migren atağının 4 evresinin bulunduğunu bildiren Önal, her evrenin her zaman ve her hastada görülmesi gerekmediğini; ayrıca her hastada atakların da farklı olabildiğini söyledi. Önal, ağrı öncesi dönemin, ağrıdan saatler veya günler önce başlayabildiğini ve bunun ilk evre olarak gösterildiğini belirterek, “2. evre aura baş ağrısından hemen önceki, 3. evre ağrı fazı, atak dönemi ve 4. dönem ise ağrı sonrası görülen yakınmalardır” dedi.

Migren ağrısının kalp sağlığı ile ilgili olabileceği yönündearaştırmalar bulunduğunu dile getiren Önal, kalbin dört odacıklı bir organ olduğunu, üstteki iki odacığa kulakçık, alttaki iki odacığa karıncık adı verildiğini kaydetti. Önal, şöyle dedi: “Kalpte doğuştan delik (Patent foramen ovale -PFO-) kalp içinde kulakçıklar arasında yer alan, ince, zarımsı, esnek ve kapak benzeri doğuştan itibaren var olan, yatay bir tüneldir. Geçmişte masum fizyolojik bir bulgu olarak bilinen PFO’nun günümüzde migren, iskemik inme başta olmak üzere birçok nörolojik, kardiyolojik hastalıklarla ilişkili olduğu bildirilmektedir.

Son yıllarda yapılan çalışmalar ışığında PFO yakın takibi gereken kardivasküler ve diğer sistemik hastalıklara neden olabilen veya kliniğini kötüleştiren doğumsal bir patoloji olarak kabul edilmektedir. Migrenli hastalarda kalpte doğuştan delik sıklığı 2 kat fazla görülür. Migrenle PFO arasındaki ilişki, yapılan çalışmalarla da gösterilmiştir. Mekanizması açık değildir. Özellikle auralı migren ile sağdan sola şant arasında sıkı bir ilişki bulunmuştur. Şantın varlığı kirli ve temiz kanın karışmasına neden olmaktadır. Migrenli hastalarda PFO sıklığı yüzde 40-50 arasında değişmektedir.Kadın migrenli hastalarda PFO sıklığı 4,4 kat fazladır. Auralı migreni olan kadın hastalarda daha sık görülmektedir.”

“Kalpteki delik kapatılan hastalarda, migren şiddeti azalıyor”

Kalpte doğuştan delikte genellikle kanda bulunan toksik maddeler, pıhtılar ve oksijensiz kirli olarak bilinen kanın, akciğerlerden filtre olmadan doğrudan temiz kan sistemine geçebildiğine dikkati çeken Önal, “Kirli kandan gelen toksik aktif maddeler beyinde belirli bir konsantrasyona ulaştıktan sonra ise migren ataklarını başlattığı tahmin edilmektedir. Kalpte doğuştan deliği kapatılan bazı hastalarda, migren şiddetinde belirgin bir azalma olduğu görülmüştür. Hatta tamamen iyileşen hastalar bile vardır” diye konuştu.

Kalpte delik olup olmadığına ilişkin tanının “Transkraniyal Doppler Sonografi” ile konulabildiğini belirten Önal’ın verdiği bilgiye göre, Transkraniyal Doppler ile beyin damarları ve akım yönleri rahatlıkla görüntülenebiliyor. Transkraniyal doppler güvenilir, hastaya rahatsızlık vermeyen, iyi tolere edilebilen ve kolay uyum sağlanabilen bir tanı yöntemi olarak gösteriliyor…

Migreni olanlarda delik kalp şüphesi

 

Uzmanlar uyarıyor felç yapabilir

Pazartesi, Temmuz 11th, 2011

insanın yapısındankaynaklanan migrenin ihmal edilmemesi gereken bir hastalık olduğunu ifade etti.
Günlük tekrar eden baş ağrılarının yüzde30′undan fazlasının migren  olduğunu belirten Erdoğan, şunları kaydetti:
“Migren biraz ihmal edilen bir baş ağrısı. Sürekli olarak tedavisi erteleniyor. Ağrının alınan ağrı kesicilerle geçebileceği düşünülerek doktora başvurulmuyor. Ağrı geçer düşüncesiyle beklemek doğru bir çözüm değil. Çünkü, ağrı giderek artıyor ve dayanılmaz bir hal alıyor. Migren hastalarının bazılarında ağrının geleceği, öncü dediğimiz belirtilerle tespit edilebilir. Bu hastalarımız diğer hastalarımıza göre daha şanslı, önlemini önceden alabileceği için. Mesela ışık çarpmaları ve çizgiler gelmeye başlar.”

Migren hastalarında başlayan baş ağrısının yüksek ışık ve seste daha da arttığını ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Eğer rahatsızlık başladıysa hastanın ışıktan ve sesten kendisini izole etmesi gerekiyor. Bir anda başlayan ağrı şiddetini artırarak devam edeceği için uyumayı öneriyoruz. Sürekli ağrı kesici kullanılmasını istemiyoruz. Koruyucu tedaviyle günlük ihtiyaçmış gibi kullanılan ağrı kesici bağımlılığını azaltmaya çalışıyoruz.”
Migrenin sonradan oluşabilecek bir hastalık olmadığını dile getiren Erdoğan, “Bir insanda migren varsa vardır, yoksa yoktur ama bunu tetikleyen kişisel özellikler vardır.Yiyecekler, hava sıcaklığı, yorgunluk sıklığını tetikler. Migren sonradan ortaya çıkan bir şey değil. Genetik  olmasa dayapısal bir şey, bir insanda olup olmayacağı bellidir” dedi.

Migrenin baş ağrısı dışında uyku bozukluğu, psikiyatrik hastalıklara ve iş gücü kaybına neden olacağını vurgulayan Erdoğan, “Migren olarak adlandırılan günlük tekrar eden baş ağrısının bazı hastalarda baş dönmesine ve görme kayıplarına neden olurken, bazı hastalarımızı da  felç yapabiliyor” diye konuştu…

Uzmanlar uyarıyor felç yapabilir

Migren ağrısı

Salı, Mart 22nd, 2011

Alın asansörler genellikle, ama kaşları çatıldı düzeltmek için yapılır şimdi ameliyat migren tedavisi için kullanılmakta olan, Catherine Saint Louis son Skin Deep sütununda raporlar.

Ameliyat arkasındaki teori olduğu bazı migren hassas sinir dallarının sıkılmış zaman ve kaslar tarafından rahatsız, uzun süreli rahatlama getirebilir bu kaslar kapatma kaynaklanır çünkü. migren için Botox etiket dışı kullanım olarak, bu aynı kaslar – Botox enjeksiyonları ile felç – kabaca üç ay için bazı hastalarda baş ağrısı hafifletti var. Alın kaldırıcı … acılara daha uzun süreli, belki de kalıcı, hafifletilmesi neden olabilir…

Baş ağrısı nasıl geçer?

Pazartesi, Mayıs 11th, 2009

Yorgun bir günün ardından ya da kötü bir haber veya uykusuz bir gecenin ertesinde beliren baş ağrısı hayatı çekilmez hale getirir çoğu zaman. Gözleriniz yeşerir, görmekte zorlanır, hiçbir şey düşünmek veya yapmak istemez ve en önemlisi de başınızı koparmak istersiniz. Aslında baş ağrıları vücudun verdiği birer işarettir. Çoğu zaman fiziksel veya ruhsal bir yükün ifadesidir. Ağrının nasıl ve nereden başladığına göre de çeşitlere ayrılır; Basit baş ağrısı, baş bölgesine darbeler vurarak ve artarak belli eder kendisini. Beynin içinde sanki sesler yankılanır. Basit baş ağrısının nedeni daha çok stress, hava durumu, tansiyon ve kanda oksijenin azalmasıdır. En sık görülen baş ağrısı tipi, gerilim tipi baş ağrısı’dır. Sabit olmaktan çok zonklayıcı bir ağrı sözkonusudur. Ağrı genellikle boyundan veya alın bölgesinden başlayarak yukarı doğru çıkar ve tüm başa yayılır. Bu baş ağrısına etken daha çok gerilimli ortamlar ve strestir.

Küme baş ağrısı, en ağır ve nadir görülenidir. Yılın belirli zamanlarında, sonbahar veya ilkbahar gibi ve kümeler halinde ortaya çıktığı için küme baş ağrıları denilir. Oldukça şiddetli ve delici bir ağrı türüdür. Genellikle tek göz çevresinde veya alnın sadece bir tarafında belirir. Gözde belirdiği takdirde, kızarıklık, göz yeşermesi veya göz bebeklerinin küçülmesi gibi belirtiler oluşabilir. Nedeni tam olarak bilinmemektedir.

Migren, tek taraflı bir ağrıdır. Yani başın tüm bölgesinde hissedilmekten çok sadece bir bölgesinde hissedilir. Bir migren krizi, geleceğini bazı öncü işaretlerle haber verebilir. Örneğin yorgunluk, sinirli olmak veya yerinde duramama migren krizinin belirtileri olabilir. Migren ortaya çıkarken de kusma, bulantı, gürültü ve ışığa karşı aşırı hassasiyet tepkiler ortaya çıkabilir. Kusma durumundan sonra ağrıda bir azalma olması migrene has bir belirtidir. Migreniniz tuttuğu sırada karanlık ve sessiz bir odada yatarak krizin atlatmayı tercih etmelisiniz.

Tedavi olanakları

Baş ağrısıyla savaşırken mümkünse ilaç kulanmamaya ya da olabildiğince geç ilaç almaya çalışın. Baş ağrısını yenmek için doğal yöntemleri deneyin. Gevşeme hareketleri, masajlar ve bitki kürleri en etkili yöntemlerdir.

Çok önemli; ağrı ne oranda ve nasıl ortaya çıkarsa çıksın onu ciddiye alın! Bunun vücudunuzdan gelen bir işaret olduğunu ve bir şeylerin eksikliğini haber verdiğini unutmayın. Bu eksiklik sadece kısa bir süre dinlenmek bile olsa önemsemez ve hayatınıza aynı şekilde devam ederseniz baş ağrınız kronikleşebilir.

Gevşeme: Gerilimden uzak bir ortamda dinlenmeye çalışın. Odanızı iyice havalandırın, ardından tüm ışıkları kapatın. Gürültüden olabildiğince uzaklaşarak sessiz ve karanlık odanızda yoga yaparak gevşeyin.

Masaj: Her iki kulak memenizi de iyice ovun. Baş ve işaret parmağı ile burun deliklerinin üzerinden başlayarak göz kenarlarına kadar cildi gererek masaj yapın.

Ayak banyosu: 35°C sıcak suda ayaklarınızı dinlendirin. Ayaklarınızı suda 5 dakika kadar tutun ve ardından su ılık olana kadar soğuk su ekleyin. Ayak banyosundan sonra yün çoraplar giyip, en az 20 dakika kadar dinlenmek üzere yatın. Beyinde yükselen kan akışı bu şekilde ayaklara aktarılır. Bu da baş ağrısının sonu olabilir.

Serinletici kompres: Bir bezi soğuk suyla hafifçe ıslatın ve üzerine 2 damla nane yağı damlatıp, 15 dakika kadar ağrıyan bölgenin üzerinde tutun. Ya da bez olmadan sadece nane yağını ağrıyan bölgeye damlatmak da ağrıya iyi gelebilir.

Dayanıklı midelere: Acı kahveye bir iki damla taze limon suyu damlatıp, karıştırıp için. Her ne kadar kötü bir tadı olsa da büyük ihtimalle ağrınızın geçmesinde faydalı olcaktır…