RSS Feed
Haz 1

Sanal aşk

Posted on Pazartesi, Haziran 1, 2009 in Ask

Çok uzun süre sevgilisi olmadan yaşayanlar, ailesinin baskısı yüzünden kimseyle flört edemeyenler, çok uzun, kötü ve heyecansız bir evliliği yeni bitirmiş olanlar… Böyle yaşamış kişiler mutlaka bir aşka ihtiyaç duyar. Uzun süre heyecandan uzak kalmak insanın doğasına aykırıdır ve en çok aranan heyecan da aşktır.

Temel ihtiyaçların en önemlileri nasıl yemek içmekse, beğenilmek, sevilmek, iltifat görmek, cilveleşmek, bakışmak, öpüşmek, el ele tutuşmak, aramak, aranmak, özlemek, aşk ilan etmek ve ilan-ı aşkın muhatabı olmak da öyle önemli temel ihtiyaçlardandır. Bir kadının, beğendiği erkeğin bakışı, iltifatları karşısında mahcup mahcup başını eğip, hafifçe gülümsemesi kadar keyifli bir başka durum olabilir mi? Ya da bir kadının bir erkeğe iltifat edişi, özlediğini söylemesi diğerinden az keyifli bir durum mudur?

Ancak bu aşki meşki durumlarda insanı üzecek bir yan var ve buna çok dikkat etmek gerekiyor. Okurlarımın bana anlattıkları hayat öykülerinde zaman zaman “sanal aşk”lar yaşadıklarını görüp, üzülüyorum. Şunu demek istiyorum; şu veya bu nedenle aşk ihtiyacı olan kimseler, aslında aşk olmayan bir durumu, kendi yarattıkları senaryolar içinde aşk diye yorumlayıp, buna göre davranıyorlar. Hani böyle davranıp da eğlenseler, diyecek bir şey yok elbette. Ama karşı taraf bir aşk ve bir aşk senaryosu içinde olmadığından, sanal aşkları bu kez acı veren aşk şekline dönüşüyor. Yani karşılığını alamıyorlar, alamayınca da yanlış üstüne yanlış yapıp üzülüyorlar.

Aşk ihtiyacı içinde olanların yanılgıları, ilişkinin hayallerine uymayan biçimi kadar karşısındaki kişilerle de ilgili oluyor. Bir de bakıyorsunuz, çok hoş, çok akıllı, kariyer sahibi bir kadın, hiç de kendisine denk olmayan birine kaptırıyor aklını. Adam belki kaba saba, belki sevimsiz, belki karacahil, belki eciş bücüş… Kadın önce bunların hiçbirini görmüyor, çünkü o adamın ilgisinden etkilenmiş yalnızca. O ilgiyi bir aşka dönüştürmüş, kafasında şekillendirmiş, çünkü kadın aşka âşık, o adama filan değil. Ama aşkı o adamda gördüğünü sandığından ve ne yazık ki adam da kadının kafasındaki aşk meleğine hiç benzemediğinden; yaptıklarıyla, söyledikleriyle kadının aşk senaryosuna hiç uymadığından, yavaş yavaş mutsuzluklar, acılar başlıyor.

Ve işin kötüsü kadın bunun aşk olmadığını, tamamen aşk ihtiyacından doğan bir sanal gerçek olduğunu anlayıncaya kadar epey vakit geçmiş oluyor…

Adamın kusurlarını anlayıncaya kadar, bir de ilişkinin kusurları var elbette can sıkan. Adam, gerektiği gibi kadını aramıyor, kadın gibi coşkulu değil, özlemiyor, aşkını dile getirmiyor, onunla gezmiyor, ona iltifat etmiyor, onu okşamıyor, elini tutmuyor, kırk yılda bir yapacak bir işi yokken buluşuyor… Eh, bunlar da adama âşık olduğunu sanan kadını üzüyor.

Onun için ben de diyorum ki, karşınızdakinde aynı elektriği bulamıyorsanız hemen önleminizi alın, duruma el koyun, hiçbir şeyi ciddiye almayın.

Biliyorum, bu aşk meşk konularında söylenenlere hak verse de, pek kolay uygulayamaz insan. Ama en azından başkalarının yazdıkları, söyledikleri bir kulaktan girip ötekinden çıkmamalı… Biz de kafadan atmıyoruz bütün bu yazdıklarınız herhalde değil mi? Bir şeyleri gördük, duyduk, yaşadık da öyle yazıyoruz!…

En azından böyle bir durumdaysanız, üzülmemek için bazı şeyleri yapmayı deneyin… Ben de zor durumda kaldığımda ilk size başvuracağım elbette… O zaman siz de bana yardım edersiniz herhalde değil mi?

Haz 1

SANAL AŞK

Posted on Pazartesi, Haziran 1, 2009 in Siir

Sanal aşk dedikleri
Ne ismi, ne adresi belli
İş, okul, sorma sakın mesleğini
Kesinkes üniversiteli

Atar bir isim, der ismim Ali
Yaşını da doğru sözlemez ki
Yirmi beşindedir her dem, olsa da elli
Acaba bekar mıdır, evli mi
Bekarım diyecek tabi ki
Olsa da torun sahibi

Dostça başlar herşey önceleri, sizli bizli
Başbaşa kalınca kaçınılmaz sevda sözleri
Canısı, aşkısı,göz görmez başka kimseleri
Aşık olursun sözlerine, o birtanesi
En güzelidir şaşı da olsa gözleri

Belki de kaba saba biri, bilemezsin ki
Görmek istersin şeklini, şemalini
Gönderir katalogtan bir mankenin resmini
Ateş düşer yüreğe bir kere, neylemeli

O’da sever ALLAH için, dört eder iki kere iki
Gün gelir kesilir ses soluk, acaba nerdedir ki
Her gece yanındayken, yoktur artık eseri
O şimdi, yepyeni nik’li

Tümüyle değiştirmiş kimliğini
Sen günlerce bekle gelir belki
Uğrar arada sana da canı istedimi
Atar bir sürü geçersiz bahaneleri

Bilirsin, yalandır her kelimesi
Yine anlatır bir sürü aşk hikayeleri
Seninleyken bile başka masada aklı fikri
Ya mesaj yazar ya, açmıştır msn’i

Sakın ha sakın sitem etmemeli
Anında vurur en iğneli sözleri
Ah sanal alem ah, sana ne demeli
Seninle yaşanıyor aşk’ların en güzeli

Acılar senden gelir bal kaymak misali
Her tatlı söz bozduruyor tüm tövbeleri
Kimin eli kimin cebinde belli değil ki
Bu gün sen, yarın gelecek başka birileri
Senin de ondan farkın ne ki

Aşk böyle değildi, kim icat etti ekranda sevmeleri
Ah sanal alem ah, sana ne demeli
Kabul eyle sitemlerimizi.

May 11

sanal aşk

Posted on Pazartesi, Mayıs 11, 2009 in Oyku

Bu cok, guzel ilkbahar sabahinda deniz kenarina, park ettigi arabasinda bu sarkiyi mirildanarak denize bakiyordu kadin.. Arabadan cani inmek istememisti.. Oysa hava ne guzeldi.. Kara kis bitmis ilkbahar gelmisti iste. Onun oralara karakis geliyordur su aralar diye gecirdi aklindan.Sonra ne guzel bir sarki bu diye dusundu. Insanin icini burkarken ayni zamanda dudaklarin iradesizce sarkiya katiliyor..

Neydi ,onu bu kadar melankolik yapan. sevdigi terketmisti. Bu gune kadar kac sefer terk edilip terk etmisti.. Neydi onu bu terkediste bu kadar cok yikan? Onun yazdiklarini hatirladi.. ici burkuldu gene.. Daha ilk satirda hissetmisti onun bir ayrilik mektubu oldugunu..

Nasil kanmisti yalanlarina? Hani gelecekti? Hani uzakliklar onun icin sevgisini kamcilayan bir kirbacti.. Yollar uzadikca onun sevgisi artiyordu hani.. Nasil inanmisti bu yalanlara?.. Neden bu kadar muhtacti sevilmeye.. Neden kanmisti.. Adinin bile O oldugundan emin olmadigi birine.. Tum bunlari hak edecek ne yapmisti?Acaba adam kadinin ona oldugu kadar durust muydu? Yoksa hepsi koca bir hic miydi?Bombos hayallerle dolu birbucuk yilini dusundu.. Kalemi aldi eline ve yazmaya basladi…

Bir gun ask biter..
Anilarda tadi kalir..
Yarim kalan askin tadi..
Damaklarda saklanir..
Belki de yasanmayan asklar..
Bu yuzden hep tatlidir..

Siiri ,gozyaslari icinde okudu. Kalemi ,elinden birakti arabadan cikti. Bu ara, ne cok kilo verdim bu ask sadece kilo vermeme yaradi diye dusunup gulumsedi.. Hayir dedi 7 yil sonra siir yazmama yaradi 7 yil sonra kalbim oldugunu hissetmeme 7 yil sonra birini sevmenin ve 7 yil sonra sevilmenin ne guzel oldugunu hatirlamama ilk defa adima yazilmis bir sarkida mutluluktan aglamama yaradi diye dusundu..

Arabaya gitti ,cep telefonunu eline aldi.. Bir an oyle kaldi.. Arayip aramamak arasinda bocaladi.. Cep telefonunu birakti ve kalemini alip yazmaya basladi.

Neye yarar yuregimiz dolu olmazsa askla
Neye yarar bu dunya ask olmasa…
Yazilabilir miydi siir?
Cizilebilir miydi resim?
Sarkilar yurekten soylenir miydi boylesine?
Dusebilir miydik..?
Suzulen bir yaprak gibi sevginin kucagina..
Acilabilir miydik?
bir yelkenli gibi..
ask denizinin koynuna..
ask olmasa..

Gozlerindeki ,yaslari tekrar sildi arabasini calistirdi eve dogru surdu.. Belki bir e-mail ,daha gelmistir diye dusundu.. Affet diyen.. Yuzunu bir gulumseme sardi.. ASK SANAL BILE OLSA GUZELDI…