May 04
İlk karşılştığımız gün… Acele ile evden çıkmıştım.önüme bakmadan yürüyordum. Sonra birisi hızla bana çarptı.Tabi o anda ağzıma geleni saydım.Sonra giderken arkasına döndü ve bana “oğlan çocuğu gibisin.Sen ne biçim bir kızsın.”dedi.Bende ona “dangalak” diye bağırdım.İşe gittim. Aslında böyle yapmamalıydım.Çok ayıp oldu edim kendi kendime. ertesi gün tekrar gördüm onu ama daha sakin davrandım.Ama sonra ne olduysa oldu ve kavga ettik.Sonra anladım ki değil özür dilemek neredeyse kavga edecektik.Sonra telefon numaramı bulmuş ve beni aradı.”buluşabilir miyiz?” dedi. Bende kabul ettim.Buluştuk. Bana kız kulesinin hikayesini anlattı.Sonra da bak kral bile kaderden kaçamadı dedi. biz neden birbirimizden kaçalım bizim biraraya gelmemizde kader değil mi?Biz birbirimizin kaderiyiz.”dedi.Sonra o sıcacık gülümsemesiyle bana doğru yaklaştı ve beni öptü.”Benimle evlenir misin?Hayırdan başka bir cevap duymak istemiyorum.”dedi.Evlendik.Çok mutluyduk.Bana hep ilk taıştığımızdaki gibi oğlan çocuğu derdi.Sonra kaza geçirdi.Yatalak kaldı.Hayata küstü.Bakkala gittim.Eve döndüğümde onu ölü buldum.Yatalak kaldığından beri bana hiç oğlan çocuğu dememişti.Yastığının altında bir zarf buldum.Üzerinde”oğlan çocuğuna” yazıyordu.Açtım. ” Bak oğlan çocuğu önce bana asla ağlamayacağına söz ver.Seni ilk tanıştığımız andan son nefesimi verinceye kadar sevdim.Ölmek istedim çünkü asla sana yük olmak istemedim.Beni sevdiğini biliyorum.ve hep seveceğini de… senden birşey rica edebilir miyim?lütfen ağlama ve beni hep sev.Seni çok seviyorum ve hep seveceğim.gittiğim yerden seni izliyor olucam.Seni seviyorum be oğlan çocuğu” yazıyordu mektupta.Şimdi ne mi yapıyorum?Bir şirkette çalışıyorum.Ve onun beni izlediğini düşünerek mutlu oluyorum…Ve ona sesleniyoru: Bu oğlan çocuğu seni çok seviyor…
May 04
Çok eski, diyarlarda uzaklarda bir yerlerde yeşilin ve mavinin birlikte ahenkle dans ettiği küçük ve şirin bir köyde kalbinin temizliği ve saflığını köyünün güzelliklerinden alan bir dev yaşarmış, bu devin birde büyük aşkı varmış ama hikaye bu ya dev bu büyük aşkını kıza birtürlü söyleyemezmiş neyse gel zaman git zaman bu devin köyünde bir gün bi şenlik olmuş devde bunu fırsat bilip kıza açılmaya içinde ki aşkı onada söylemeye karar vermiş ve ogün akşama kadar kız çıkar, diye kapısını beklemiş bir saat iki saat derken kız geceyi aydınlatan yıldızları kıskandıran bir güzellikle evinden çıkmış ve şölen yerine ,doğru yol almış tabi devde arkasından… kız gitmiş dev takip etmiş tam uygun fırsatı bulup kıza açılacakmışki devrilen ulu çınarlar gibi dizleri üzerine yığılı vermiş, çünkü kız komşu köyün cücesiyle konuşmaktaymış, bunu kendine yediremeyen dev, avına atılan bir aslan gibi cünenin üzerine atılmış cüceye tam vuracakken cüce deve sen bu kızın nesi oluyosun ki hesap soruyorsun dediği anda aklı başına gelmiş ve o köyden uzaklaşmış bir dahada o kızın yüzünü görmemiş ama o uzaklarda olsada o kızı ,şimdi bile çok seviyor ve hala unutamadı… hani devlerin aşkı büyük olur derlerya işte bu devin aşkıda öyle birşey.
Nis 30
Ali okula başlamıştır. Akşam okuldan dönünce, babası sorar:
-Okul nasıl geçti bakalım?
-Sorma baba, daha ilk günden sahtekarlığı öğrettiler. Bizim sınıfın kapısında 1. sınıf yazıyor , ama sıraların hepsi tahtadan……
Nis 25
Temel otobüse binmiş . Sormuşlar,
- Ne yaptın, pilet aldın mi?…..
- Piletci sankim pilet almamuşum gibi paga manali manali paktu….
- Peki sen ne yaptın?
- Pen de sankim pilet almişum gibi ona manali manali paktum….
Nis 25
Akşehirde otururken ,Nasrettin Hoca ‘nın evine,dostlarından biri konuk olarak gelmiş. Nasrettin Hoca bu konuğuna çeşitli yemekler hazırlatarak ikramlarda bulunmuştu. Tam yatacakları sırada, durmaksızın yemek yiyen bu obur konuk,bir mâni söylemeye başlamıştı:
“Bizim iller ,bizim iller,
Yatarken üzüm yerler……”
Nasrettin Hoca,konuğun ne demek istediğini hemen anlamıştı. Ona bu saatte üzüm ikram etmeyi uygun bulmadığı için, hemen bir karşı mâni söyledi:
“Bizde böyle adet yoktur,
Saklarlar da güzün yerler…”
Nis 19
Temel satilik papaganlari inceliyormus.En pahali papaganin onunde durmus:
-”Abi bunlar nece konusuyor?”
-”Ingilizce , Fransizca , Almanca”
-”Kac paradir…”
-”On milyon”
-”Lazca biliyomu?”
-”Bilmiiyo”
Temel papaganin burnunu oksamis;
-”Bu buruna yazuk!.”:)
Mar 21
Goz Doktoru:
- Su tablodaki harfleri okur musunuz?..
Cafer:
- Siz bana okur musunuz rica etsem?.Benim gozlerim bozuk da..
Mar 20
Vinç operatörünün yanlış bir hareketi yüzünden vinç zincirlerine bağlı bulunan kocaman, köklerinden sökülmüş bir ağaç
birden kayar ve yol üzerinde harekete hazır bekleyen otomobilin kenarına çarpar. Otomobildeki sarışın hışımla dışarı
fırlar ve bağırır :
- Benimle birlikte gelin ve bu olayı kocama anlatın!
Sarışın yatıştırılmaya çalışılır. Vinç sahibi şirketin gerekli sigorta ödemesini yapmaya hazır olduğu anlatılmaya çalışılır
ama sarışın ısrar eder :
- Olmaz.. Her şeyen önce, kocamın karşısına bu kez benim bir ağaca değil, ağacın bana çarptığını doğrulayacak bir tanık götürmeliyim.