Haz 29
Hoca bir gün köyden eşekleri almış şehre satmaya gidiyormuş.Eşeğin birisine binen hoca ikide bir eşekler kaybolmasın diye sayarmış.Yine sayacağı zaman altındaki eşeği saymayarak 9 eşek olduğunu görmüş.İnmiş eşekten yine saymış bu sefer 10 muş.Hoca şaşırmış ve ;
-9 mu 10 mu kara verin artık ! demiş
Haz 29
Nasreddin Hoca ya yapılan sataşmalar tükenip bitmez. Akşehirliler bir gün Hoca ya takılır ve sorarlar:
- Hocam senin evliyalar katında ulu bir kişi olduğun söylenir aslı var mıdır? Hoca nın böyle bir iddiası elbette yoktur ama bir kere soruldu ya cevaplar:
- Her halde öyle olmalı.
- Böyle kişiler zaman zaman mucizeler göstererek bu özelliklerini herkese kanıtlar. Hoca madem kabullendin göster bir mucize de görelim!
Hoca:
- Pekala şimdi size bir numara yapalım der.. Karşısında durmakta olan çınar ağacına;
- Ey ulu çınar çabuk yanıma gel! der. Tabii ne gelen ağaç var ne giden. Hoca yürümeye başlar ağacın yanına varır.
AkÅŸehirliler:
-Ne oldu Hoca ağacı getiremedin, kendin oraya gittin! diye gülünce
Hoca:
-Bizde kibir yoktur, dağ yürümezse abdal yürür, der.
Haz 14
nasrettin hoca birgün camın önünde havaya bakıp hanımına yarın hava iyi olursa tarlaya gidip tarlayı süreceğini kötü  olursada evde kalıp evi boyayacağını söylemiş. bunun üzerine hanımı hocaya;
bey;deki inşallah
hoca hanıma;
ya inşallahı maşallahımı var demiş
iyi olursa tarlaya kötü olursa boyaya.
sabah olmuş hava çok güzel hoca tarlanın yolunu tutmuş .derken karşıdan gelen bir jandarma ekibi görmüş .jandarma hocaya yaklaşıp bi köyü sormuş. hocada;
orası çok uzak ancak 2 günde gidebilirsiniz ve oraya araba işlemez demiş..bunun üzerine jandarma hocayı da alıp köyün yolunu tutmuş .hoca istemesede mecburen yola koyulmuş .jandarmayı götüren hoca 2 günde eve gelmek için yollarda çile çekmiş.derken kanter içinde eve ulaşmış.
kapıyı çalmış.
hocanın karısı;kim o demiş
hoca;
benim inÅŸallah…
Haz 14
Hoca bir gün Timur’un huzurundaymış. Aralarında tam iki arşın uzaklık varmış. Timur sormuÅŸ birden :
- Söyle bakalım Hoca, eşekle senin aranda ne fark var?
Hoca lafı yapıştırmış :
- Tam iki arşın efendimiz..
Haz 14
Bir gun Hoca, yol ustu bir hana inmis. Nuh Nebi ‘den mi kalmis , Kaalubela ‘dan mi? Her ne ise.. Her tarafi delik desik olmus; adeta cokmeye bir basi kalmis. Hoca ‘nin yuregine bir korkudur dusmus ama, ne desin? Nihayet bir soz arasinda:
“Yahu, bu senin tavan da ne kadar gicirdiyor be, besik mi mubarek!” diyecek olmus ama, hanci baba hic orali olmamis ; sozu sakaya bogarak;
“Agzini hayra ac Hoca, bu gicirti besik gicirtisi degil; tavan tahtalari Hak’ ka tesbih cekiyor!” demis.
Hoca’nin kozu kullenirmi? Gozlerini hancinin gozune dikerek;
“Peki ama , demis; ya bu tavan boyle tesbih ceke ceke aska gelip de secdeye kapanirsa, bizim halimiz nice olacak!”
Haz 14
Bir gün Nasreddin hocaya bir mektup gelmiş. Mektup arapçaymış. Mektupu ters çevirmiş düz çevirmiş okuyamamış.Yoldan geçen birine  sormuş:
-Yahu şu mektubu okusana bana demiş. Adamda okuyamamış.3 kişiye daha sormuş onlarda okuyamamış .Sonuncu kişi Hocaya şöyle demiş:
-Yaşından başından utan. Çok bilirim diye kavukla gezersin,sonrada bir mektup bile okuyamazsın yuh sana! Hocada sinirlenmiş:
-Çok biliyosan al bu kavuÄŸu tak kafana  hoca ol sen oku bakalım! demiÅŸ……..
Haz 14
Nasreddin Hoca AkÅŸehir ‘de kadılık vazifesini yürütürken karşısına iki adam çıkmış. Birisi öteden beri cimriliÄŸi ile tanınmış bir aşçı, diÄŸeri de boynu bükük bir fakir. Aşçı sözü almış : - Hocam demiÅŸ, ben bu adamdan davacıyım. Dükkanın  önünde fasulye piÅŸiriyordum. Tencerenin kenarından buÄŸusu çıkıyordu yemeÄŸin. Bu adam elinde somunla geldi. Kopardığı lokmaları yemeÄŸin buÄŸusuna tutup baÅŸladı atıştırmaya. Nihayet koca bir ekmeÄŸi bitirdi. Ondan fasulye buÄŸusunun parasını istedim, vermedi . Nasreddin Hoca anlatılanları dikkatlice dinledikten sonra fakire dönüp :- DoÄŸru mu bunlar ? diye sormuÅŸ.  - Evet, demiÅŸ fakir adam. - Öyleyse para kesesini çıkar bakalım. Zavallı  fakir kadı efendiye karşı gelememiÅŸ. İçinde üç beÅŸ akçe bulunan para kesesini Hoca’ ya uzatmış.  Bu sefer aşçıyı çağırmış yanına. Keseyi kulağına yaklaÅŸtırarak şıngırdatmaya baÅŸlamış. Sonra da : - Haydi demiÅŸÂ aldın iÅŸte alacağını. Aşçı : - Nasıl olur ? diye ÅŸaÅŸkınlığını belli etmiÅŸ. Paramı vermediniz  henüz . Hoca cevap vermiÅŸ : - Fazla uzatma, yemeÄŸin buÄŸusunu satan akçenin de sesini alır  elbet !
Haz 14
Mahallenin bencil kasabı, göle düşmüş. BaÅŸlamış çırpınmaya. Hemen koÅŸup köylüler:-”Elini ver, elini ver” diye bağırmışlar. Ama adam elini uzatmamış. Tam göz göre göre boÄŸuluyormuÅŸ ki Hoca seslenmiÅŸ:- Yahu! o vermeyi bilmez.” Elimi  al “ diye bağırsanıza….
Haz 14
Timurlenk, AkÅŸehir’de karargah kurulunca şehir halkı adına Nasrettin Hoca ile eÅŸraftan iki zat hatır sormaya gittiler. Kahveler içilip sohbet edildikten sonra, Timur sormuÅŸ :
- Karargahımı nasıl  buldunuz?
Beylerden biri cevap  vermiş :
- Çok güzel ama fena bir koku var!
Timur fena halde kızmış, yanındakilere ” Alın ÅŸu adamı, boynunu vurun” demiÅŸ ve öteki beye dönmüş :
- Koku var mı?
Adam korkusundan :
- Ne münasebet  efendimiz, misk-ü amber kokuyor, deyince Timur gene kızmış :
- Neresi misk kokuyor dalkavuk herif! Alın şununda boynunu vurun!
Sonra ayn ı soruyu Hoca’ya sormuÅŸ. Hoca bakmış pabuç pahalı yapıştırmış cevabını :
- Vallahi hükümdarım ne diyeyim , nezleyim burnum koku almıyor….
Haz 12
Aksak Timur, Hocanın köyüne uğrar.
Köylü,padişahı layıkıyla ağırlar.
Padişah da giderken bu konukseverliğe karşılık;Köyünüze bir
Fil hediyem olsun der,ve gider.
Fil bu zamanla bağ bahçe koymaz her yanı talan eder.Köylü naapsın
Çaresiz padişahın hediyesi diye ses çıkaramaz.
Hoca ya ,hocam periÅŸan olduk bizi kurtar,biz bu file biÅŸey yapsak padiÅŸah
Kellemizi alır derler.
Hoca benimle gelin padiÅŸaha durumu arz edeyim der.
Köylüyü arkasına alır huzura çıkar.
Timur; hoca niye geldin,filim nasıl diye sorar.
Hoca ; padişahım bu filiniz derken bi bakar ,korkudan arkasında kimse kalmamış kaçmış
Eeee der.padiÅŸah.
Hoca : PadiÅŸahım hediyeniz olan fil den çok memnun kaldık.Yalnız kalıyor bi tane daha istiyoruz …